Ат-Тавба 9:14
Покаяние · Джуз 10 · Страница 189
قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٖ مُّؤۡمِنِينَ ١٤
Сражайтесь с ними. Аллах накажет их вашими руками, опозорит их и одарит вас победой над ними. Он исцелит груди верующих людей
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 9:12–15
12- Eğer ahitlerinden sonra yeminlerini bozarlar ve dininize dil uzatırlarsa siz de o küfür önderleriyle savaşın. Çünkü onların yeminleri yoktur. Olur ki vazgeçerler. 13- Yeminlerini bozan, Peygamber’i (yurdundan) çıkarmaya kalkışan, üstelik sizinle ilk olarak kendileri (savaşmaya) başlayan bir toplulukla savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü’min iseniz asıl korkmanız gereken Allah’tır. 14- Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size zafer versin ve mü’min bir topluluğun gönüllerini ferahlatsın… 15- Kalplerindeki öfkeyi de gidersin. Allah dilediğine tevbe nasip eder. Allah Alimdir, Hakîmdir.
12. Yüce Allah, daha önce müşrikler arasından antlaşmalı olanların antlaşmalarına bağlı kalıp dürüst davranmaları halinde müminlerin de onlara karşı dürüst davranıp anlaşmaya bağlı kalmalarını emrettikten sonra burada şöyle buyurmaktadır:“Eğer ahitlerinden sonra yeminlerini bozarlar” yeminlerine uymaz, bağlılıklarını sürdürmezler yahut da size karşı savaşanlara yardım eder ya da ahitlerinin gereğini tam anlamı ile yerine getirmeyecek olurlarsa “ve dininize dil uzatırlarsa” onu ayıplar ve onunla alay edecek olurlarsa -bunun kapsamına dine ya da Kur’an’a yönelik bütün eleştiri türleri de girmektedir- “siz de o küfür önderleriyle” Rahman olan Allah’ın dinine dil uzatıp şeytanın dinine yardımcı olan küfür önderleri ve elebaşları ile “savaşın.” Özellikle önderlerin söz konusu edilmesi, işledikleri cinâyetlerin büyüklüğünden ve başkalarının bu hususta onlara tâbi olmalarından dolayıdır. Ayrıca bu, dine dil uzatan ve onu reddetmeye kalkışan kimselerin, küfrün önderlerine dahil olduğuna da delildir. “Çünkü onların yeminleri yoktur” Yani bunların bağlı kalmayı sürdürdükleri ve riâyet ettikleri ahitleri de antlaşmaları da yoktur. Aksine bunlar her zaman için hain, ahdi bozan ve kendilerine hiçbir şekilde güven duyulmayan kimselerdir. “Olur ki” sizin onlarla savaşmanız dolayısı ile dininize dil uzatmaktan “vazgeçerler.” Ve hatta dininize girerler.
13. Daha sonra Yüce Allah, böyleleri ile savaşmayı teşvik etmekte, o düşmanların yaptıkları işleri ve onlarla savaşmayı gerektiren nitelikleri söz konusu ederek mü’minleri gayrete getirmek üzere şöyle demektedir:“Yeminlerini bozan” kendisine saygı duyulması, ta’zim edilmesi gereken “Peygamber’i (yurdundan) çıkarmaya kalkışan” onu yurdundan çıkartarak sürmeye yeltenen ve bu hususta bütün imkânlarını ortaya koyan “üstelik” antlaşmalarını bozup size karşı düşmanlarınıza yardım etmek suretiyle “sizinle ilk olarak kendileri (savaşmaya) başlayan bir toplulukla savaşmayacak mısınız?” Zira Kureyşliler, müslümanlarla antlaşmaları bulunduğu halde Allah Rasûlü ile antlaşması bulunan Huzâa oğullarına karşı kendi antlaşmaları bulunan Bekroğullarına yardım etmişler ve onların yanında yer alarak birlikte savaşmışlardı. Niteki bu konu, sîret kitaplarında genişçe anlatılmıştır. “Yoksa” böyleleri ile savaşmayı terk ederek “onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü’min iseniz asıl korkmanız gereken Allah’tır.” Çünkü onlarla size savaşma emrini veren, bunu oldukça kesin ve pekiştirici ifadeler ile size buyuran Allah’tır. Sizler gerçek mü’minler iseniz Allah’ın emrine uyun, onlardan korkarak Allah’ın emrini terk etmeye kalkışmayın.
14-15. Daha sonra Yüce Allah, onlarla savaşma emrini yineleyerek savaşın sağlayacağı faydaları da zikretmektedir. Bütün bunlar mü’minlerin onlara karşı savaşmaya teşvik edilmesi ve gayrete getirilmesi içindir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle” onları öldürmek sureti ile “onlara azap etsin.” Size onlara karşı zafer nasip ederek “onları rezil etsin.” Çünkü onlar gerçekten rezil olmayı hak eden düşmanlarınızdır. “onlara karşı size zafer versin.” Bu da Yüce Allah’ın bir vaadi ve bir müjdesi olup O, bunu gerçekleştirmiştir. “Ve mü’min bir topluluğun gönüllerini ferahlatsın. Kalplerindeki öfkeyi de gidersin.” Çünkü müminlerin kalplerinde onlara karşı öyle bir kin ve öfke vardır ki onlarla savaşmak ve onları öldürmek, adeta mü’minlerin kalplerindeki keder ve üzüntüyü gideren bir şifadır. Zira onlar bu düşmanların Allah ve Rasûlüne karşı savaştıklarını, Allah’ın nurunu söndürmek için gayret edip durduklarını görmekteler. İşte onlarla savaşmak ve onları öldürmek, kalplerinizdeki kin ve öfkeyi gideren bir iştir. Bu da Yüce Allah’ın mü’minleri sevdiğini ve onların hallerine ne kadar ihtimam gösterdiğini ortaya koymaktadır. Zira Yüce Allah, onların kalplerinin ferahlamasını ve öfkelerinin gitmesini, şeriatın maksatları arasında zikretmektedir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah” size karşı savaşan bu kimseler arasından “dilediğine” İslâm’ı kalplerinde süslemek, küfür, fasıklık ve isyandan da tiksindirmek suretiyle İslâm’a girmeye muvaffak kılarak “tevbe nasib eder. Allah Alimdir, Hakîmdir.” Her şeyi yerli yerine koyar. Kimin iman etmeye elverişli olduğunu bilir ve ona hidâyet verir. Kimin de imana elverişli olmadığını bilir, onu da sapıklığı ve azgınlığı içerisinde bırakır.
Страница 189
9:14
قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٖ مُّؤۡمِنِينَ ١٤
Сражайтесь с ними. Аллах накажет их вашими руками, опозорит их и одарит вас победой над ними. Он исцелит груди верующих людей
9:15
وَيُذۡهِبۡ غَيۡظَ قُلُوبِهِمۡۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ١٥
и удалит гнев из их сердец. Аллах прощает, кого пожелает, ибо Он - Знающий, Мудрый.
9:16
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تُتۡرَكُواْ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ مِنكُمۡ وَلَمۡ يَتَّخِذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَلِيجَةٗۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١٦
Неужели вы полагали, что вас оставят (что вы не будете подвергнуты испытанию), пока Аллах не распознает тех из вас, которые сражались и не избирали себе помощников, кроме Аллаха, Его Посланника и верующих? Воистину, Аллах ведает о том, что вы совершаете.
9:17
مَا كَانَ لِلۡمُشۡرِكِينَ أَن يَعۡمُرُواْ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلۡكُفۡرِۚ أُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ وَفِي ٱلنَّارِ هُمۡ خَٰلِدُونَ ١٧
Не полагается многобожникам оживлять мечети Аллаха, свидетельствуя о собственном неверии. Тщетны их деяния, и они вечно пребудут в Огне.
9:18
إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَۖ فَعَسَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ ١٨
Только тот оживляет мечети Аллаха, кто уверовал в Аллаха и в Последний день, кто совершает намаз, выплачивает закят и не боится никого, кроме Аллаха. Возможно, они окажутся на верном пути.
9:19
۞ أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَجَٰهَدَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٩
Неужели утоление жажды паломника и содержание Заповедной мечети вы приравниваете к деяниям тех, кто уверовал в Аллаха и в Последний день и сражался на Его пути? Они не равны перед Аллахом, и Аллах не ведет прямым путем несправедливых людей.
9:20
ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ أَعۡظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ٢٠
Те, которые уверовали, совершили переселение и сражались на пути Аллаха своим имуществом и своими душами, выше пред Ним. Они являются преуспевшими.