Ат-ТавбаДжуз 10 · Страница 200

Ат-Тавба 9:80

Покаяние · Джуз 10 · Страница 200

ٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ أَوۡ لَا تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ إِن تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ سَبۡعِينَ مَرَّةٗ فَلَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ ٨٠

Будешь ли ты просить прощения для них или не будешь делать этого, Аллах все равно не простит их, даже если ты попросишь для них прощения семьдесят раз, ибо они не уверовали в Аллаха и Его Посланника. Аллах не ведет прямым путем нечестивых людей.

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 9:79–80

79- Mü’minlerden gönülden bağışta bulunanları (verdikleri fazla) sadakalar hakkında ayıplayanlar ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamay(ıp az sadaka veren) kimselerle de alay edenler var ya, Allah da onlarla alay eder. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. 80- O (münafıklar) için ister mağfiret dile, ister dileme (fark etmez). Onlar için yetmiş defa mağfiret dilesen bile yine de Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Çünkü onlar, Allah’ı ve Peygamberi inkar edip kafir olmuşlardır. Allah fâsıklar topluluğuna hidâyet vermez.

79. İşte bu da münafıkların rezil davranışlarından biridir. Onlar -kahrolasıcalar- İslâm ve Müslümanlar hakkında aleyhte bir şeyler söyleyecek bir fırsat buldular mı mutlaka söyleceklerini söyler, haksızca ve haddi aşarak onlara dil uzatırlardı. İşte Yüce Allah ve Rasûlü, sadaka vermeye teşvik edince müslümanlar bu işe yöneldiler ve herkes kendi durumuna göre mallarından bir şeyleri cömertçe feda etti. Çok verenler olduğu gibi az verenler de oldu. Münafıklar da çok veren kimseleri bu sadakasını riya olsun ve işitilsin diye verdiğini söyleyerek ayıplıyor, az miktarda sadaka veren fakirler hakkında da: Şüphesiz Allah bunun sadakasına muhtaç değildir, diyorlardı. Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurdu:“Mü’minlerden gönülden bağışta bulunanları (verdikleri fazla) sadakalar hakkında ayıplayanlar” onları ayıplayarak tenkid edenler ve: Bunlar, övünme ve riya maksadı ile sadaka veren riyakarlardır, diyenlerle “güçlerinin yettiğinden başkasını bulamay(ıp az sadaka veren)” ancak güç yetirebildikleri kadarını sadaka olarak veren “kimselerle de alay edenler” ve: Allah’ın bunların sadakalarına ihtiyacı yoktur, diyenler “var ya, Allah da” yaptıklarına karşılık olarak davranışlarının benzeri bir ceza olmak üzere “onlarla alay eder. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.” Çünkü onlar bu sözleri ile birçok sakıncalı hususları bir arada işlemiş oluyorlardı: 1. Mü’minlerin hallerini araştırıyorlar ve haklarında iler geri konuşup tenkid edecek bir taraf bulmaya çalışıyorlardı. Halbuki Yüce Allah:“Şüphe yok ki mü’minler arasında hayasızlıkların yayılmasını arzulayanlara dünyada da âhirette de çok acı bir azap vardır”(en-Nur, 24/19) buyurmaktadır. 2. Bir diğer sakıncalı husus ise imanları sebebi ile mü’minlere -Yüce Allah’ı inkâr ve dine buğz ederek- dil uzatıp onları tenkid etmeleridir. 3. İnsanları ayıplamak, onlara dil uzatıp tenkit etmek haramdır. Hatta bu, dünyevî hususlarda büyük günahlar arasında yer alır ki dini hususlarda bu, çok çok daha çirkindir. 4. Allah’a itaat ederek herhangi bir hayır yolunda bağışta bulunan kimseye yardımcı olmak ve onu bu ameline teşvik etmek gerekir. Bunlar ise bu kimseler hakkında söyledikleri sözleri ile onların gayret ve maneviyatlarını kırmak istediler ve onları bundan dolayı ayıpladılar. 5. Çok miktarda mal infak eden kimse hakkında onun riyakâr olduğuna dair hüküm vermeleri çok büyük bir yanlıştır. Ayrıca gayb olan bir konuda hüküm vermek ve zanna dayanarak karanlığa kurşun sıkmaktır. Bundan daha büyük bir kötülük olabilir mi? 6. Diğer taraftan onların az miktarda sadaka veren kimse hakkında:“Allah’ın bunun sadakasına ihtiyacı yoktur” demeleri, batıl bir maksat ile söylenmiş bir sözdür. Çünkü Allah, az sadaka verenin de çok verenin de sadakasına muhtaç değildir. Hatta O, göklerde ve yerde bulunanların hiçbirine muhtaç değildir. Aksine O, kullarına kendilerinin muhtaç oldukları emirleri vermiştir. O nedenle Yüce Allah, her ne kadar verdiği emirlere muhtaç değil ise de onların, o emirlere ihtiyacı vardır. Zira “kim zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onu görecektir.”(ez-Zilzal, 99/7) Böyle bir sözün ise hayra karşı şevki kırdığı açıkça ortadadır. Bundan dolayı da onların cezaları, Allah’ın da onlarla alay etmesi, onları maskaraya çevirmesi olmuştur. Ayrıca onlar için can yakıcı bir azap vardır.

80. “O (münafıklar) için ister mağfiret dile, ister dileme (fark etmez). Onlar için yetmiş defa” bu, mübalağa kastı ile kullanılmış bir ifadedir. Aksi takdirde hiçbir anlamı olmazdı “mağfiret dilesen bile yine de Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır.” Nitekim bir başka âyet-i kerimede Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlar için mağfiret dilesen de dilemesen de haklarında birdir. Allah onlara asla mağfiret etmez.”(el-Münafıkûn, 63/6) Daha sonra da Allah, onların günahlarını bağışlamasını engelleyen sebebi söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Çünkü onlar, Allah'ı ve Peygamberi inkar edip kafir olmuşlardır.” Kâfire ise mağfiret dilemenin de kendi amelinin de -kâfir kaldığı sürece- hiçbir faydası olmaz. “Allah fâsıklar topluluğuna hidâyet vermez.” Yani fâsıklık, onu başkasını tercih etmeyecek ve onu başkaları ile değiştirmeyecek şekilde ayrılmaz bir nitelikleri olan ve kendilerine gelen apaçık hakkı reddeden yoldan çıkmışları, Allah hidâyete iletmez ve hakka muvaffak kılmamak suretiyle onları cezalandırır.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 200

Ат-ТавбаДжуз 10 · Страница 200

9:80

ٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ أَوۡ لَا تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ إِن تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ سَبۡعِينَ مَرَّةٗ فَلَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ ٨٠

Будешь ли ты просить прощения для них или не будешь делать этого, Аллах все равно не простит их, даже если ты попросишь для них прощения семьдесят раз, ибо они не уверовали в Аллаха и Его Посланника. Аллах не ведет прямым путем нечестивых людей.

9:81

فَرِحَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ بِمَقۡعَدِهِمۡ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓاْ أَن يُجَٰهِدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُواْ لَا تَنفِرُواْ فِي ٱلۡحَرِّۗ قُلۡ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرّٗاۚ لَّوۡ كَانُواْ يَفۡقَهُونَ ٨١

Оставшиеся позади (не принявшиеся участие в походе на Табук) радовались тому, что они остались позади Посланника Аллаха. Им было ненавистно сражаться своим имуществом и своими душами на пути Аллаха, и они говорили: «Не отправляйтесь в поход в такую жару». Скажи: «Огонь Геенны еще жарче!». Если бы они только понимали!

9:82

فَلۡيَضۡحَكُواْ قَلِيلٗا وَلۡيَبۡكُواْ كَثِيرٗا جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٨٢

Пусть они мало смеются и много плачут в воздаяние за то, что они приобретали!

9:83

فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٖ مِّنۡهُمۡ فَٱسۡتَـٔۡذَنُوكَ لِلۡخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخۡرُجُواْ مَعِيَ أَبَدٗا وَلَن تُقَٰتِلُواْ مَعِيَ عَدُوًّاۖ إِنَّكُمۡ رَضِيتُم بِٱلۡقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٖ فَٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡخَٰلِفِينَ ٨٣

Если Аллах возвратит тебя к некоторым из них, и они попросят у тебя дозволения отправиться в поход, то скажи: «Вы никогда не отправитесь со мной в поход и никогда не будете сражаться вместе со мной против врага. Вы были довольны тем, что отсиделись в первый раз. Посему отсиживайтесь вместе с теми, кто остается».

9:84

وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٖ مِّنۡهُم مَّاتَ أَبَدٗا وَلَا تَقُمۡ عَلَىٰ قَبۡرِهِۦٓۖ إِنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُواْ وَهُمۡ فَٰسِقُونَ ٨٤

Никогда не совершай намаз по кому-либо из них и не стой над его могилой, ведь они не уверовали в Аллаха и Его Посланника и умерли нечестивцами.

9:85

وَلَا تُعۡجِبۡكَ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَأَوۡلَٰدُهُمۡۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِي ٱلدُّنۡيَا وَتَزۡهَقَ أَنفُسُهُمۡ وَهُمۡ كَٰفِرُونَ ٨٥

Пусть не восхищают тебя их имущество и дети. Аллах желает только подвергнуть их мучениям имуществом и детьми в этом мире, дабы они расстались со своими душами неверующими.

9:86

وَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٌ أَنۡ ءَامِنُواْ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُواْ مَعَ رَسُولِهِ ٱسۡتَـٔۡذَنَكَ أُوْلُواْ ٱلطَّوۡلِ مِنۡهُمۡ وَقَالُواْ ذَرۡنَا نَكُن مَّعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ ٨٦

Когда была ниспослана сура с повелением уверовать в Аллаха и сражаться вместе с Его Посланником, обладающие богатством среди них стали просить тебя позволить им остаться и сказали: «Оставь нас, мы будем в числе тех, кто остался сидеть».

Ас-СаадиТафсир · 9:80

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English