Ат-ТавбаДжуз 11 · Страница 202

Ат-Тавба 9:97

Покаяние · Джуз 11 · Страница 202

ٱلۡأَعۡرَابُ أَشَدُّ كُفۡرٗا وَنِفَاقٗا وَأَجۡدَرُ أَلَّا يَعۡلَمُواْ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٩٧

Бедуины оказываются самыми упорными в неверии и лицемерии. Они больше других не признают ограничений, которые Аллах ниспослал Своему Посланнику. Воистину, Аллах - Знающий, Мудрый.

Тафсир · на турецком

Ас-Саади

Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.

Вся сура

Изменить

Комментарий к аятам 9:97–99

97- Bedevîler, küfür ve nifâk bakımından daha beterdirler. Allah’ın, Rasûlüne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye de daha yatkındırlar. Allah Alîmdir, Hakîmdir. 98- Bedevîlerden öyleleri vardır ki yaptıkları infakı zarar sayarlar ve başınıza türlü belalar gelmesini gözlerler. Belânın kötüsü kendi başlarındadır. Allah her şeyi işitendir, bilendir. 99- Bedevilerden öyleleri de vardır ki Allah’a ve âhiret gününe iman eder, yaptıkları infakı Allah’a yakın olmaya ve Peygamberin dualarını almaya vesile edinirler. İyi bilin ki bu (infakları), onlar için gerçekten bir yakınlık vesilesidir. Allah, onları rahmetine alacaktır. Şüphesiz ki Allah Ğafurdur, Rahimdir.

97. “Bedeviler” çölde ve meskûn olmayan yerlerde yaşayan Araplar “küfür ve nifâk bakımından” aralarında küfür ve nifak ehli bulunan şehir sakinlerine göre “daha beterdirler.” Bunun pek çok sebebi vardır. Dinî ve şer’î hükümleri, ameli ve ahkâmı bilmekten uzak olmaları bunlardan bazılarıdır. Bundan dolayı onlar, “Allah’ın, Rasûlüne” iman esasları, emir ve yasaklara dair hükümler kabilinden “indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye de daha yatkındırlar.” Oysa şehir ve kasabalarda yaşayanlar böyle değildir. Zira onların Allah’ın, Rasûlüne indirdiklerinin sınırlarını bilme imkânları ve ihtimalleri daha çoktur. Bu bilgi dolayısı ile de onlar, güzel düşüncelere sahip olurlar ve çölde yaşayanlara nispetle -çöldekiler bilme imkânını bulamadıkları için- daha çok hayır yapmak istekleri söz konusu olur. Yine onların, çölde yaşayanlara göre huyları daha yumuşak ve davetçiye itaat etme ihtimalleri de daha fazladır. Yine onlar, çöldekilere nispetle iman ehli kimselerle daha çok oturur kalkar ve onlarla daha fazla içli dışlı olurlar. Bu sebepten ötürü onlar, çölde yaşayanlara göre hayır işlerine daha yatkındırlar. Her ne kadar hem çölde yaşayanlar arasında hem de şehirlerde yaşayanlar arasında kâfir ve münafıklar bulunmakta ise de çöldekilerin küfür ve nifakı, şehirlerde yaşayanlara göre daha çok ve daha ileridir.

98. Bedevî Arapların bu özelliklerinden biri de mala karşı daha tutkun ve daha cimri olmalarıdır. Bu nedenle “bedevilerden öyleleri vardır ki yaptıkları infakı” verdikleri zekâtı, Allah yolunda yaptıkları tasaddukları vb. “zarar sayarlar” Bunu bir ziyan ve malı eksilten bir sebep olarak kabul ederler. Ondan dolayı ecir beklemez ve bu infakı ile de Allah’ın rızasını gözetmezler. Hemen hemen bu gibi bütün infaklarını istemeye istemeye, zorla yerine getirirler. “Ve başınıza türlü belalar gelmesini gözlerler.” Mü’minlere olan düşmanlıkları ve kinleri dolayısı ile onların başına çeşitli musibetlerin gelmesini ve türlü facialarla karşı karşıya kalmalarını arzularlar. Ancak bu, kendi aleyhlerine dönecektir. Böylelikle “belânın kötüsü kendi başlarına” gelecektir. Mü’minlere gelince onlar, düşmanlarına karşı güzel sonuçlar elde ederler ve güzel âkıbet onlarındır. “Allah her şeyi işitendir, bilendir.” Kullarının niyetlerini, ihlaslı olsun olmasın yaptıkları tüm işleri bilir.

99. Bedevilerin tamamı yerilmeyi hak etmiş kötü kimseler değillerdir. Aksine “bedevilerden öyleleri de vardır ki Allah’a ve âhiret gününe iman eder” Böylelikle küfür ve münafıklıktan esenliğe kavuşur, imanın gereğini yaparlar. “yaptıkları infakı Allah’a yakın olmaya ve Peygamberin dualarını almaya vesile edinirler” İnfakının ecrini Allah’tan bekler, onunla Allah’ın rızasını gözetir ve O’na yakın olmayı isterler. Aynı şekilde o infakları vesilesiyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kendileri için dua etmesi ve bereket dilemesini arzularlar. Yüce Allah da Peygamberinin dualarının fayda sağlayacağını beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“İyi bilin ki bu (infakları), onlar için gerçekten” kendilerini Allah’a yakınlaştıran “bir yakınlık vesilesidir.” Ayrıca bu, mallarını daha da artırır, onlara bereket ihsan edilmesine vesile olur. “Allah, onları” salih kulları arasına katarak “rahmetine alacaktır. Şüphesiz ki Allah Ğafurdur, Rahimdir.” Tevbe ederek kendisine yönelenlerin, büyük de olsa günahlarını bağışlar. Her şeyi kuşatan rahmeti ile kullarını merhametle kuşatır. Mü’min kullarına da kendilerini hayırlara muvaffak ettiği, emirlerine muhalefetten koruyup türlü mükâfatlara mazhar kıldığı özel rahmetini tahsis eder. Bu son âyet-i kerimelerde şu hususlara delil vardır: 1- Şehirlerde yaşayanlar arasında da bedeviler arasında da yerilmeyi hak eden kimseler olduğu gibi övülmeye değer kimseler de vardır. Yüce Allah bedevileri yalnızca bedevi oldukları ve çöllerde yaşadıkları için yermemektedir. Aksine onları Allah’ın emirlerini terk ettiklerinden ve bu şekilde davranmalarının daha kuvvetle muhtemel olduğundan dolayı yermektedir. 2- Küfür ve münafıklık duruma göre artar, eksilir, ağırlaşır ve de hafifler. 3- İlmin ne kadar faziletli olduğu ve ilim sahibi olmayanın ilim sahibine oranla kötülüğe daha yakın olduğu da bu ayetlerden anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah bedevileri yermekte, onların küfür ve nifaklarının daha ileri olduğunu bildirmekte, ardından da bunu gerektiren sebebi de onların Allah’ın, Rasûlüne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye daha yatkın oldukları şeklinde bildirmektedir. 4- Bütün ilimler arasında en faydalı bilgi Allah’ın, Rasûlüne bildirdiklerinin sınırlarını, dinin aslî ve fer’î hükümlerini bilmektir. Mesela imanın, İslâm’ın, ihsanın, takvanın, felâhın, itaatin, iyiliğin, akrabalık ve yakınlık bağlarını gözetmenin, iyilikte bulunmanın, küfrün, münafıklığın, fasıklığın, isyanın, zinanın, içkinin, faizin vb. şeylerin sınırlarını bilmek gibi. Çünkü bunları bilen bir kimse, eğer söz konusu olan, yapılması gereken şeyler ise onları yapma imkânını elde eder. Şâyet yapılmaması emredilmiş yahut yasaklanmış şeyler ise onları terk etme imkânına sahip olur. 5- Mü’minin, üzerindeki hakları gönül hoşluğu içinde ve razı bir kalple yerine getirmesi, bu hakları eda etmeyi bir ganimet bilmesi ve onları bir külfet ve yük olarak görmemesi gerekir.

Эльмир Кулиев · Ас-Саади · Quranic Universal Library (Tarteel), через spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Страница 202

Ат-ТавбаДжуз 11 · Страница 202

9:94

يَعۡتَذِرُونَ إِلَيۡكُمۡ إِذَا رَجَعۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡۚ قُل لَّا تَعۡتَذِرُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكُمۡ قَدۡ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنۡ أَخۡبَارِكُمۡۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٩٤

Когда вы возвратитесь к ним, они станут оправдываться. Скажи: «Не оправдывайтесь, мы все равно не поверим вам. Аллах уже сообщил нам вести о вас. Аллах и Его Посланник увидят ваши деяния. А потом вы будете возвращены к Ведающему сокровенное и явное, и Он сообщит вам о том, что вы совершали».

9:95

سَيَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمۡ إِذَا ٱنقَلَبۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡ لِتُعۡرِضُواْ عَنۡهُمۡۖ فَأَعۡرِضُواْ عَنۡهُمۡۖ إِنَّهُمۡ رِجۡسٞۖ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٩٥

Когда вы вернетесь к ним, они будут клясться Аллахом, чтобы вы отвернулись от них. Отвернитесь же от них, ибо они - нечисть. Их пристанищем будет Геенна. Таково воздаяние за то, что они приобретали.

9:96

يَحۡلِفُونَ لَكُمۡ لِتَرۡضَوۡاْ عَنۡهُمۡۖ فَإِن تَرۡضَوۡاْ عَنۡهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرۡضَىٰ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ ٩٦

Они станут вам клясться, чтобы вы остались довольны ими. Но даже если вы останетесь довольны ими, Аллах все равно не будет доволен людьми нечестивыми.

9:97

ٱلۡأَعۡرَابُ أَشَدُّ كُفۡرٗا وَنِفَاقٗا وَأَجۡدَرُ أَلَّا يَعۡلَمُواْ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٩٧

Бедуины оказываются самыми упорными в неверии и лицемерии. Они больше других не признают ограничений, которые Аллах ниспослал Своему Посланнику. Воистину, Аллах - Знающий, Мудрый.

9:98

وَمِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغۡرَمٗا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَۚ عَلَيۡهِمۡ دَآئِرَةُ ٱلسَّوۡءِۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٩٨

Среди бедуинов есть и такие, которые считают свои пожертвования убытком и выжидают, когда вас постигнут превратности судьбы. Их самих постигнут превратности судьбы. Воистину, Аллах - Слышащий, Знающий.

9:99

وَمِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ مَن يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِۚ أَلَآ إِنَّهَا قُرۡبَةٞ لَّهُمۡۚ سَيُدۡخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِي رَحۡمَتِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٩٩

Среди бедуинов есть и такие, которые веруют в Аллаха и Последний день и считают, что их пожертвования приблизят их к Аллаху и помогут заслужить молитвы Посланника. Воистину, они (пожертвования) действительно являются средством приближения. Аллах введет их в Свою милость, ведь Аллах - Прощающий, Милосердный.

Ас-СаадиТафсир · 9:97

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Режим

Read in English