Аш-Шамс 91:13
Солнце · Джуз 30 · Страница 595
فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَا ١٣
Посланник Аллаха (Салих) сказал им: «Берегите верблюдицу и питье ее!».
Тафсир · на турецком
Ас-Саади
Средний · Ясно и по существу: что взять для себя.
Изменить
Комментарий к аятам 91:1–15
1- Andolsun güneşe ve aydınlığına, 2- Onu takip ettiği zaman aya, 3- Yeryüzünü açığa çıkardığı zaman gündüze, 4- Onu bürüdüğü zaman geceye, 5- Göğe ve onu bina edene, 6- Yere ve onu yayıp döşeyene, 7- Nefse ve yaratılışını düzgün kılana, 8- Ona hem isyan hem de ondan sakınma (takvâ) özelliğini ilham edene ki; 9- Nefsini (iyiliklerle) arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. 10- Onu (kötülüklerle) örten de kesinlikle ziyana uğramıştır. 11- Semûd, azgınlığı nedeniyle yalanladı. 12- Hani onların en azılıları (deveyi kesmek üzere) öne atılmıştı. 13- Allah’ın rasûlü (Salih) ise onlara: “Allah’ın devesine zarar vermekten ve su hakkını engellemekten sakının!” demişti. 14- Fakat onlar onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri de günahları sebebi ile onlara bir azap gönderdi de birini bile ayırt etmeden hepsini helak etti. 15- O, bunun akıbetinden korkacak değil ya!
(Mekke’de inmiştir. 15 âyettir)
Yüce Allah, kurtuluşa eren nefis ile bunun dışında kalan günahkâr nefisler hakkında bu pek büyük âyetlere/delillere yemin ederek şöyle buyurmaktadır: 1. “Andolsun güneşe ve aydınlığına” güneşin nuruna ve ondan meydana gelen menfaatlere; 2. “Onu takip ettiği zaman aya” yani konak ve aydınlığında onun arkasından giden aya. 3. “Yeryüzünü açığa çıkardığı zaman” yeryüzünde bulunanları aydınlatıp açık seçik hale getirerek gösteren “gündüze;” 4. “Onu bürüdüğü zaman” yeryüzünü örterek üzerindekileri karanlığa gömen “geceye.” Böylelikle karanlık ve aydınlık, güneş ve ay, bu âlemde gâyet düzenli ve sağlıklı bir şekilde arka arkaya gelmekte, bu yolla kulların maslahatına olan pek çok husus gerçekleşmektedir. İşte bu, Yüce Allah’ın her şeyi bildiğine, her şeye kadir olduğuna ve yegane mabud olduğuna, O’nun dışındaki bütün mabudların ise batıl olduğuna en büyük delildir. 5-6. “Göğe ve onu bina edene” buradaki ifadenin: Semâya ve semâyı bina eden Yüce Allah’a yemin olması manasına gelmesi ihtimal dahilinde olduğu gibi semâya ve semânın son derece sağlam, mükemmel ve güzel yapısına yemin olma ihtimali de vardır. Aynı ihtimaller, Yüce Allah’ın:“Yere ve onu yayıp döşeyene” buyruğu hakkında da geçerlidir. Yüce Allah, yeri yayıp döşemiş ve genişletmiştir. Böylelikle oradaki varlıklar da bütün yollarla yeryüzünden istifade edebilme imkânını elde etmişlerdir.
7-8. “Nefse ve yaratılışını düzgün kılana” buyruğunda maksadın, genel ifadenin desteklediği üzere bütün canlı mahlukların nefsi olma ihtimali olmakla birlikte bundan sonra gelecek olan ifadelerin delili ile yalnızca mükellef olan insan nefsine yemin olma ihtimali de vardır. Hangisi olursa olsun nefis/ruh, Allah’ın âyetlerinden adına yemin edilmeye layık olan pek büyük bir âyettir/delildir. Çünkü nefis, son derece latif, hafif, hızlıca yer değiştirip hareket eden, değişen, etkilenen, niyet, irade, maksat, sevgi gibi pek çok ruhi etkileşimleri bulunan bir varlıktır. Eğer nefis olmasaydı beden hiçbir faydası bulunmayan cansız bir heykelden ibaret olurdu. Nefsin bu şekilde düzenlenmiş olması, elbetteki Allah’ın pek büyük âyetlerinden/delillerinden biridir.
9. “Nefsini (iyiliklerle) arındıran” Nefsini günahlardan temizleyip kusurlardan arındıran, Allah’a itaat ile onu yücelten, faydalı bilgi ve salih amel ile onu yükselten kimse “elbette kurtuluşa ermiştir.” 10. “Onu (kötülüklerle) örten” yani kirletilmeye layık olmayan o değerli nefsini bayağı davranışlarla, günah ve kusurlarla içli dışlı olmak, onu kemâle erdirip geliştirecek şeyleri terk etmek, onu çirkinleştiren ve güzelliklerini örten işler yapmak suretiyle örten kimse “de kesinlikle ziyana uğramıştır.”
11. “Semûd, azgınlığı nedeniyle” azgınlaşmaları, hakka karşı büyüklük taslamaları ve rasûllerine karşı direnmeleri sebebi ile “yalanladı.” 12. “Hani onların en azılıları” o dişi deveyi kesmesi için üzerinde ittifak ettikleri şahıs olan kabilenin en bedbaht kişisi Kudâr b. Sâlif deveyi esmek üzere “öne atılmıştı” kabilesi ona bunu yapmasını söylemiş o da dediklerini yerine getirmişti. 13. “Allah’ın rasûlü” Salih aleyhisselam onları sakındırmak üzere “onlara: Allah’ın devesine zarar vermekten ve su hakkını engellemekten sakının, demişti.” Yani Allah’ın sizin için pek büyük bir mucize olarak yaratmış olduğu o deveyi kesmekten sakının. Allah’ın size ihsan etmiş olduğu onun sütünü içme nimetine onu kesmekle karşılık vermeyin. 14. Ancak onlar peygamberleri Salih aleyhisselam’ı “yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri de günahları sebebi ile onlara bir azap gönderdi.” Onların yurtlarını yıktı, gönderdiği azap onların hepsini kuşattı. Üzerlerine uğultulu esen fırtınayı, altlarından da sarsıntı ve zelzeleyi azap olarak gönderdi de hepsi yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Onlardan ses seda çıkmaz oldu. “birini bile ayırt etmeden hepsini helak etti.” Verdiği bu cezayı hepsine eşit olarak tattırdı. 15. “O, bunun akıbetinden korkacak değil ya!” Kâhir (her şeye emrini geçiren), hiçbir mahlukun kahır ve tasarrufunun dışında olmadığı, bütün hükümlerinde hikmeti sonsuz olan Allah, nasıl olur da bundan korkar ve çekinir ki?
Şems Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yardımı dolayısı ile Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun.
***
Страница 595
سورة الشمس
Аш-Шамс
Солнце · мекканская · 15 аятов
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
91:1
وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا ١
Клянусь солнцем и его утренним сиянием!
91:2
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا ٢
Клянусь луной, когда она следует за ним!
91:3
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا ٣
Клянусь днем, когда он делает его (солнце) ясным!
91:4
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰهَا ٤
Клянусь ночью, когда она скрывает его (солнце)!
91:5
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا ٥
Клянусь небом и Тем, Кто его воздвиг (или тем, как Он воздвиг его)!
91:6
وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا ٦
Клянусь землей и Тем, Кто ее распростер (или тем, как Он распростер ее)!
91:7
وَنَفۡسٖ وَمَا سَوَّىٰهَا ٧
Клянусь душой и Тем, Кто придал ей совершенный облик (или тем, как Он сделал ее облик совершенным)
91:8
فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا ٨
и внушил ей порочность ее и богобоязненность!
91:9
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَا ٩
Преуспел тот, кто очистил ее,
91:10
وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا ١٠
и понес урон тот, кто скрыл ее (опорочил, облек в несправедливость).
91:11
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآ ١١
Самудяне сочли лжецом пророка Салиха из-за своего беззакония,
91:12
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَا ١٢
и тогда самый несчастный из них вызвался убить верблюдицу.
91:13
فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَا ١٣
Посланник Аллаха (Салих) сказал им: «Берегите верблюдицу и питье ее!».
91:14
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا ١٤
Они сочли его лжецом и подрезали ей поджилки, и за этот грех Господь их подверг их наказанию, которое было одинаковым для всех (или сровнял над ними землю).
91:15
وَلَا يَخَافُ عُقۡبَٰهَا ١٥
И не опасался Он последствий этого.
سورة الليل
Аль-Ляйль
Ночь · мекканская · 21 аят
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
92:1
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ ١
Клянусь ночью, когда она покрывает землю!
92:2
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ ٢
Клянусь днем, когда он проясняется!
92:3
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ ٣
Клянусь Тем, Кто создал мужчину и женщину!
92:4
إِنَّ سَعۡيَكُمۡ لَشَتَّىٰ ٤
Ваши стремления различны.
92:5
فَأَمَّا مَنۡ أَعۡطَىٰ وَٱتَّقَىٰ ٥
Тому, кто отдавал должное (или раздавал милостыню) и был богобоязнен,
92:6
وَصَدَّقَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ ٦
кто признавал наилучшее (свидетельство единобожия или Рай),
92:7
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡيُسۡرَىٰ ٧
Мы облегчим путь к легчайшему (к праведным деяниям).
92:8
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسۡتَغۡنَىٰ ٨
А тому, кто был скуп и полагал, что ни в чем не нуждается,
92:9
وَكَذَّبَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ ٩
кто счел ложью наилучшее (свидетельство единобожия или Рай),
92:10
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡعُسۡرَىٰ ١٠
Мы облегчим путь к тягчайшему (к злу и наказанию).
92:11
وَمَا يُغۡنِي عَنۡهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ ١١
Не спасет его достояние, когда он падет (в Геенну или погибнет).
92:12
إِنَّ عَلَيۡنَا لَلۡهُدَىٰ ١٢
Воистину, Нам надлежит вести прямым путем.
92:13
وَإِنَّ لَنَا لَلۡأٓخِرَةَ وَٱلۡأُولَىٰ ١٣
Нам же принадлежат жизнь Последняя и первая.
92:14
فَأَنذَرۡتُكُمۡ نَارٗا تَلَظَّىٰ ١٤
Я предостерег вас от пылающего Огня.