Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish
الحج
Al-Hajj
The Pilgrimage · Medinan · 78 ayahs
22:1Page 332
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيمٞ ١
O mankind, fear your Lord. Indeed, the convulsion of the [final] Hour is a terrible thing.
Ey İnsanlar! Emrettiklerini yerine getirerek ve yasakladıklarından kaçınarak Rabbinizden korkun. Şüphesiz ki, yeryüzünün sarsıntısı ve diğer dehşet veren şeyler kıyamete eşlik edecek büyük işlerdir. Yüce Allah'ı razı edecek amel ile o güne hazırlanmak gerekir.
22:2Page 332
يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٞ ٢
On the Day you see it every nursing mother will be distracted from that [child] she was nursing, and every pregnant woman will abort her pregnancy, and you will see the people [appearing] intoxicated while they are not intoxicated; but the punishment of Allāh is severe.
Onu göreceğiniz gün her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutur. Korkunun şiddetinden dolayı her hamile kadın karnındaki bebeğini düşürür. Akıllarının gitmesinden dolayı insanları sarhoş gibi görürsün. Bunun sebebi durumun dehşetinin büyüklüğüdür. Onlar içki içmekten sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı şiddetlidir. Onlara, akıllarını kaybettirmiştir.
22:3Page 332
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيۡطَٰنٖ مَّرِيدٖ ٣
And of the people is he who disputes about Allāh without knowledge and follows every rebellious devil.
İnsanlardan bazısı dayandığı bir ilim olmadan Allah'ın ölüleri diriltmeye kadir olması hakkında tartışır. Rabbine karşı isyankâr şeytanların ve sapık önderlerin itikat ve sözlerine tabi olur.
22:4Page 332
كُتِبَ عَلَيۡهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهۡدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ ٤
It has been decreed for him [i.e., every devil] that whoever turns to him - he will misguide him and will lead him to the punishment of the Blaze.
Kim insanlardan ve cinlerden olan isyankâr şeytanlara tabi olur ve onu tasdik ederse, bu şeytanlar o kimseyi haktan saptırır, küfür ve günahlarla ve cehennem azabına sürükler.
22:5Page 332
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبٖ مِّنَ ٱلۡبَعۡثِ فَإِنَّا خَلَقۡنَٰكُم مِّن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٖ ثُمَّ مِن مُّضۡغَةٖ مُّخَلَّقَةٖ وَغَيۡرِ مُخَلَّقَةٖ لِّنُبَيِّنَ لَكُمۡۚ وَنُقِرُّ فِي ٱلۡأَرۡحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى ثُمَّ نُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلٗا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡۖ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡلَا يَعۡلَمَ مِنۢ بَعۡدِ عِلۡمٖ شَيۡـٔٗاۚ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ هَامِدَةٗ فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡ وَأَنۢبَتَتۡ مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٖ ٥
O people, if you should be in doubt about the Resurrection, then [consider that] indeed, We created you from dust, then from a sperm-drop, then from a clinging clot, and then from a lump of flesh, formed and unformed1 - that We may show you.2 And We settle in the wombs whom We will for a specified term, then We bring you out as a child, and then [We develop you] that you may reach your [time of] maturity. And among you is he who is taken in [early] death, and among you is he who is returned to the most decrepit [old] age so that he knows, after [once having] knowledge, nothing. And you see the earth barren, but when We send down upon it rain, it quivers and swells and grows [something] of every beautiful kind.
Ey İnsanlar! Öldükten sonra sizi yeniden diriltmeye kadir oluşumuzda şüpheniz var ise yaratılışınızı düşünün. Babanız Âdem'i topraktan yarattık. Zürriyetinden gelen insanları ise erkeğin hanımının rahmine bıraktığı meniden yarattık. Ardından bu meni bir kan pıhtısına ve daha sonra da bu kan pıhtısı çiğnenmiş et parçasına benzer hale dönüşür. Sonra bu et parçası sağlıklı bir şekilde rahimde yaşayan bir çocuk olarak dünyaya gelene kadar kalıp, bekler ya da sağlıklı olmayan bir bebek olarak rahim onu düşürür. Bütün bunlar sizi evreler halinde yaratış kudretimizi açıklamak içindir. Rahimlere belirli bir vakitte doğana kadar dilediğimiz ceninleri yerleştiririz, bunun vakti dokuz aydır. Sonra analarınızın karınlarından bebek olarak çıkarır, sonra da kuvvetin ve aklın en kamil olduğu yaşa kadar ulaşırsınız. Kiminiz de bu vakit gelmeden önce vefat eder. Bazınız da aklının ve gücünün zayıfladığı ihtiyarlık yaşına kadar yaşar. Hatta çocuktan bile kötü halde olur ve bildiği şeyleri bilmez hale gelir. Yeryüzünü bitkisi olmayan bir halde görürsün, üzerine yağmur suyunu indirdiğimizde bitkiler açar. Bitkilerinin büyümesi ile yükselir ve bitkilerden her bir çeşit güzel manzaralar oluşturur.
22:6Page 333
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّهُۥ يُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَأَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ٦
That is because Allāh is the True Reality and because He gives life to the dead and because He is over all things competent
Sizlere zikretmiş olduğumuz bu şeyler -yaratılışınızın başlangıcı ve sizden dünyaya gelenlerin yaratılış evreleri- sizleri yaratan ve kendisi hakkında hiç bir şüphe bulunmayan, tek hak ilah olan Yüce Allah'a iman etmeniz ve O'nun ölüleri dirilteceğini, her şeye kadir olduğunu ve hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağını kabul etmeniz içindir. Müşriklerin ibadet ettikleri putlar ise asla böyle değildir.
22:7Page 333
وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٞ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡعَثُ مَن فِي ٱلۡقُبُورِ ٧
And [that they may know] that the Hour is coming - no doubt about it - and that Allāh will resurrect those in the graves.
Şüphesiz ki kıyamet gelecektir ve gelmesinde hiçbir şüphe yoktur. O halde iman edin. Muhakkak ki Yüce Allah amellerinin karşılığını vermek için ölüleri kabirlerinden diriltecektir.
22:8Page 333
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَلَا هُدٗى وَلَا كِتَٰبٖ مُّنِيرٖ ٨
And of the people is he who disputes about Allāh without knowledge or guidance or an enlightening book [from Him],
Bazı kâfirler kendilerini hakka ulaştıracak ilimleri olmadan, Allah Teâlâ'nın birliği hakkında münakaşa ederler. Onları hakka götürecek ne tebaaları ve ne de Allah katından indirilmiş aydınlatıcı bir kitapları vardır.
22:9Page 333
ثَانِيَ عِطۡفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۖ لَهُۥ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞۖ وَنُذِيقُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ ٩
Twisting his neck [in arrogance] to mislead [people] from the way of Allāh. For him in the world is disgrace, and We will make him taste on the Day of Resurrection the punishment of the Burning Fire [while it is said],
İnsanları imandan ve Yüce Allah'ın dinine girmekten alıkoymak için kibirlenerek boynunu çevirir. Durumu böyle olan kimse kendisini yakalayacak olan ceza ile dünyada zelil olur ve ahirette yakıcı ateşin azabını ona tattırırız.
22:10Page 333
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ يَدَاكَ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّٰمٖ لِّلۡعَبِيدِ ١٠
"That is for what your hands have put forth and because Allāh is not ever unjust to [His] servants."
Ona şöyle denilir: "Bu tatmış olduğun azap küfür ve masiyetler işleyip onları yüklenmen sebebiyledir. Allah Teâlâ kuluna ancak günahları sebebiyle azap eder."
22:11Page 333
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَعۡبُدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ حَرۡفٖۖ فَإِنۡ أَصَابَهُۥ خَيۡرٌ ٱطۡمَأَنَّ بِهِۦۖ وَإِنۡ أَصَابَتۡهُ فِتۡنَةٌ ٱنقَلَبَ عَلَىٰ وَجۡهِهِۦ خَسِرَ ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِينُ ١١
And of the people is he who worships Allāh on an edge.1 If he is touched by good, he is reassured by it; but if he is struck by trial, he turns on his face [to unbelief]. He has lost [this] world and the Hereafter. That is what is the manifest loss.
Bazı insanlar vardır ki şaşkındır, Allah Teâlâ'ya şüphe ile ibadet eder. Eğer kendisine sağlık, zenginlik gibi hayır isabet ederse iman etmeye ve Allah'a ibadet etmeye devam eder. Eğer hastalık, fakirlik gibi bir musibet isabet ederse dininde karamsar olur ve dinden çıkar. Dünyası hüsrana uğramıştır. İçinde bulunduğu küfrü dünyada kendisi için yazılmış olan nasibinden bir şeyi arttırmaz. Karşılaşacağı Allah'ın azabı ile ahireti de hüsrana uğrar. İşte apaçık gerçek hüsran budur.
22:12Page 333
يَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُۥ وَمَا لَا يَنفَعُهُۥۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَٰلُ ٱلۡبَعِيدُ ١٢
He invokes instead of Allāh that which neither harms him nor benefits him. That is what is the extreme error.
Allah'ı bırakıp da karşı geldiği zaman kendisine zarar veremeyecek ve ona itaat ettiği zaman fayda sağlayamayacak olan putlara ibadet ediyor. Putlara yapılan dua ne fayda verir ne de zarar. İşte haktan uzak gerçek sapıklık budur.
22:13Page 333
يَدۡعُواْ لَمَن ضَرُّهُۥٓ أَقۡرَبُ مِن نَّفۡعِهِۦۚ لَبِئۡسَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَلَبِئۡسَ ٱلۡعَشِيرُ ١٣
He invokes one whose harm is closer than his benefit - how wretched the protector and how wretched the associate.
Bu kâfir; zararı kesin, faydası ise olmayan putlara dua edip, ibadet eder. Zararı faydasından daha yakın olan bu ilah ne kötüdür. O, kendisinden yardım talep eden kimse için ne kötü bir yardımcı, arkadaşlık eden kimse için de ne kötü bir arkadaştır.
22:14Page 333
إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ ١٤
Indeed, Allāh will admit those who believe and do righteous deeds to gardens beneath which rivers flow. Indeed, Allāh does what He intends.
Şüphesiz ki Yüce Allah kendisine iman eden ve salih amelleri işleyenleri saraylarının altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Şüphesiz Yüce Allah rahmet ettiğine rahmeti, cezalandırdığı kimseye cezası ile dilediğini yapar. Kimse Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya zorla bir şey yaptıramaz.
22:15Page 333
مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لۡيَقۡطَعۡ فَلۡيَنظُرۡ هَلۡ يُذۡهِبَنَّ كَيۡدُهُۥ مَا يَغِيظُ ١٥
Whoever should think that Allāh will not support him [i.e., Prophet Muḥammad (ﷺ)] in this world and the Hereafter - let him extend a rope to the ceiling, then cut off [his breath],1 and let him see: will his effort remove that which enrages [him]?
Kim Yüce Allah'ın dünyada ve ahirette peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yardım etmeyeceğini zannediyorsa, evinin tavanına bir ip gersin sonra da yerden kendini keserek o iple kendini assın. Sonra nefsinde hissettiği öfkesi geçmiş mi bir baksın. İnat eden kimse ister razı olsun isterse de razı olmasın Yüce Allah peygamberine yardım edecektir.
22:16Page 334
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَٰهُ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتٖ وَأَنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يُرِيدُ ١٦
And thus have We sent it [i.e., the Qur’ān] down as verses of clear evidence and because Allāh guides whom He intends.
Size yeniden dirilmeyi apaçık delillerle açıkladığımız gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an'ı apaçık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, lütfu ile dilediğini doğru yola yönlendirir ve muvaffak kılar.
22:17Page 334
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلۡمَجُوسَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ ١٧
Indeed, those who have believed and those who were Jews and the Sabeans and the Christians and the Magians and those who associated with Allāh - Allāh will judge between them on the Day of Resurrection. Indeed Allāh is, over all things, Witness.1
Bu ümmetten Allah'a iman edenler, Yahudiler, Sâbiiler (bazı peygamberlere tabi olan topluluklar), Hristiyanlar, ateşe ve putlara tapanlar hakkında Yüce Allah kıyamet gününde hükmedecek, Mümin olanlar cennete diğerleri ise cehenneme gireceklerdir. Şüphesiz ki Yüce Allah, kullarının bütün söz ve fiillerine şahittir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre onlara karşılıklarını verecektir.
22:18Page 334
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسۡجُدُۤ لَهُۥۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلۡجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٞ مِّنَ ٱلنَّاسِۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيۡهِ ٱلۡعَذَابُۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكۡرِمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ۩ ١٨
Do you not see [i.e., know] that to Allāh prostrates whoever is in the heavens and whoever is on the earth and the sun, the moon, the stars, the mountains, the trees, the moving creatures and many of the people? But upon many the punishment has been justified.1 And he whom Allāh humiliates - for him there is no bestower of honor. Indeed, Allāh does what He wills.
-Ey Resul- Bilmez misin ki, gökyüzünde bulunan melekler, yeryüzündeki insanlardan ve cinlerden Mümin olanlar itaat ederek Yüce Allah'a secde ederler. Güneş, Ay, gökteki yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve yeryüzünde yaşayan hayvanlar da itaat ederek secde ederler. İnsanların bir çoğu itaat ederek secde eder. Bir çoğu da Yüce Allah'a secde etmekten imtina eder. Onlar küfürlerinden dolayı Allah'ın azabını hak etmişlerdir. Yüce Allah, kimin hakkında küfründen dolayı zillet ve alçaklığa hükmetti ise kimse onu değerli kılamaz. Yüce Allah dilediğini yapar. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı kimse bir şey yapmaya zorlayamaz.
22:19Page 334
۞ هَٰذَانِ خَصۡمَانِ ٱخۡتَصَمُواْ فِي رَبِّهِمۡۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قُطِّعَتۡ لَهُمۡ ثِيَابٞ مِّن نَّارٖ يُصَبُّ مِن فَوۡقِ رُءُوسِهِمُ ٱلۡحَمِيمُ ١٩
These1 are two adversaries who have disputed over their Lord. But those who disbelieved will have cut out for them garments of fire. Poured upon their heads will be scalding water
Bu ikisi Rableri hakkında tartışan iki topluluktur. Hangisi daha hak sahibidir? İman eden topluluk mu yoksa küfür topluluğu mu? Elbisenin insanı kuşattığı gibi küfür topluluğunu da cehennemde ateş kuşatır. Başlarından aşağı son derece sıcak olan bir su dökülür.
22:20Page 334
يُصۡهَرُ بِهِۦ مَا فِي بُطُونِهِمۡ وَٱلۡجُلُودُ ٢٠
By which is melted that within their bellies and [their] skins.
Bu suyun sıcaklığından karınlarındaki iç organlar erir. Derilerine ulaşır ve bunun akabinde onu da eritir.
Cehennemde onlar için demirden topuzlar vardır. Melekler bunlarla başlarına vurur.
22:22Page 334
كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا مِنۡ غَمٍّ أُعِيدُواْ فِيهَا وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ ٢٢
Every time they want to get out of it [i.e., Hellfire] from anguish, they will be returned to it, and [it will be said], "Taste the punishment of the Burning Fire!"
Cehennemde karşılaştıkları sıkıntının şiddetinden dolayı oradan çıkmayı her denediklerinde ona geri döndürülürler. Onlara:" Yakıcı ateşin azabını tadın!" denir.
22:23Page 334
إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ يُحَلَّوۡنَ فِيهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٖ وَلُؤۡلُؤٗاۖ وَلِبَاسُهُمۡ فِيهَا حَرِيرٞ ٢٣
Indeed, Allāh will admit those who believe and do righteous deeds to gardens beneath which rivers flow. They will be adorned therein with bracelets of gold and pearl, and their garments therein will be silk.
İman topluluğu, Allah'a iman eden ve salih amelleri işleyenlerdir. Yüce Allah onları saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Yüce Allah onları altın bilezikler ve inci takılar ile süsler. Oradaki elbiseleri ise ipektir.
22:24Page 335
وَهُدُوٓاْ إِلَى ٱلطَّيِّبِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَهُدُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡحَمِيدِ ٢٤
And they had been guided [in worldly life] to good speech, and they were guided to the path of the Praiseworthy.
Yüce Allah dünya hayatında onları Lâ ilâhe illâllah, tekbir getirmek ve hamt etmek gibi güzel sözlere yönlendirmiştir. Aynı zamanda övgüye layık olan İslam yoluna sevk etmiştir.
22:25Page 335
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ ٱلَّذِي جَعَلۡنَٰهُ لِلنَّاسِ سَوَآءً ٱلۡعَٰكِفُ فِيهِ وَٱلۡبَادِۚ وَمَن يُرِدۡ فِيهِ بِإِلۡحَادِۭ بِظُلۡمٖ نُّذِقۡهُ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٖ ٢٥
Indeed, those who have disbelieved and avert [people] from the way of Allāh and [from] al-Masjid al-Ḥarām, which We made for the people - equal are the resident therein and one from outside - and [also] whoever intends [a deed] therein1 of deviation [in religion] by wrongdoing - We will make him taste of a painful punishment.
Şüphesiz ki Allah Teâlâ'yı inkâr edenlere, İslam'a girmek isteyen diğer kimseleri engelleyenlere ve Hudeybiye yılında müşriklerin yaptığı gibi Mescid-i Haram'dan insanları alıkoyanlara elem verici azabı tattıracağız. Biz o mescidi, insanlar için namazlarında kıble, hac ve umrenin eda edildiği bir yer kıldık. Orayı Mekke'de ikamet eden ile Mekke ehli dışındakiler için eşit kıldık. Kim orada haktan meylederek günahlardan birini kasıtlı olarak işlemek isterse ona elem dolu azabı tattırırız.
22:26Page 335
وَإِذۡ بَوَّأۡنَا لِإِبۡرَٰهِيمَ مَكَانَ ٱلۡبَيۡتِ أَن لَّا تُشۡرِكۡ بِي شَيۡـٔٗا وَطَهِّرۡ بَيۡتِيَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلۡقَآئِمِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ ٢٦
And [mention, O Muḥammad], when We designated for Abraham the site of the House, [saying], "Do not associate anything with Me and purify My House for those who perform ṭawāf1 and those who stand [in prayer] and those who bow and prostrate.
-Ey Resul!- Hani İbrahim -aleyhisselam-'a Kâbe'nin yerini ve önceden bilinmeyen sınırlarını belirlediğimizde bana ibadette hiçbir şeyi ortak koşma, bilakis yalnızca bana ibadet et ve evimi tavaf edenler ve orada namaz kılanlar için hissi ve manevi pisliklerden temizle diye vahyettik.
22:27Page 335
وَأَذِّن فِي ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَجِّ يَأۡتُوكَ رِجَالٗا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرٖ يَأۡتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٖ ٢٧
And proclaim to the people the ḥajj [pilgrimage]; they will come to you on foot and on every lean camel; they will come from every distant pass -
Sana inşa etmeni emrettiğimiz Beyti hac etmeleri için insanlar arasında yüksek sesle seslen. Yürüyerek ya da seferden dolayı zayıflayan develer üzerinde sana gelsinler. Develer onları her uzak yoldan taşıyarak getirsinler.
22:28Page 335
لِّيَشۡهَدُواْ مَنَٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِيٓ أَيَّامٖ مَّعۡلُومَٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ ٢٨
That they may witness [i.e., attend] benefits for themselves and mention the name of Allāh on known [i.e., specific] days over what He has provided for them of [sacrificial] animals.1 So eat of them and feed the miserable and poor.
İnsanlar günahlardan bağışlanma, sevaplar elde etme ve tek bir ümmet olma gibi faydalarına olan şeylere tanık olmak için hacca gelsinler. Belirli günlerde, Zilhicce'nin onuncu günü ve sonrasındaki üç günde kesecekleri hac kurbanlarını keserken Yüce Allah'ın ismini zikretsinler. Bunu koyun, inek ve develer ile kendilerini rızıklandıran Yüce Allah'a şükür olsun diye yapsınlar. Bu hac kurbanlarından yiyin ve çok fakir olan ihtiyaç sahiplerine yedirin.
22:29Page 335
ثُمَّ لۡيَقۡضُواْ تَفَثَهُمۡ وَلۡيُوفُواْ نُذُورَهُمۡ وَلۡيَطَّوَّفُواْ بِٱلۡبَيۡتِ ٱلۡعَتِيقِ ٢٩
Then let them end their untidiness and fulfill their vows and perform ṭawāf around the ancient House."
Hac ibadetlerini yaparken üzerlerinde kalan kirlerinden arınsınlar ve saçlarını tıraş ederek, tırnaklarını keserek ve ihramlı olmaları sebebiyle üzerlerinde biriken kirlerini temizleyerek ihramdan çıksınlar. Hac, umre ve kurbanlardan kendi üzerlerine zorunlu kıldıkları ibadetleri yerine getirsinler. Allah Teâlâ'nın zorbaların elinden kurtardığı Kâbe'nin etrafında ifada tavafını (hac tavafını) yapsınlar.
22:30Page 335
ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ حُرُمَٰتِ ٱللَّهِ فَهُوَ خَيۡرٞ لَّهُۥ عِندَ رَبِّهِۦۗ وَأُحِلَّتۡ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَٰمُ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡۖ فَٱجۡتَنِبُواْ ٱلرِّجۡسَ مِنَ ٱلۡأَوۡثَٰنِ وَٱجۡتَنِبُواْ قَوۡلَ ٱلزُّورِ ٣٠
That [has been commanded], and whoever honors the sacred ordinances of Allāh - it is best for him in the sight of his Lord. And permitted to you are the grazing livestock, except what is recited to you.1 So avoid the uncleanliness of idols and avoid false statement,
Size emrolunanlar - başlarınızı tıraş etmek, tırnaklarızı kesmek, pisliklerden arınmak, ihramdan çıkmak, adakları yerine getirmek ve Kâbe'yi tavaf etmek- Yüce Allah'ın üzerinize farz kıldığı şeylerdir. Allah Teâlâ'nın üzerinize farz kıldıklarını tazim edin. Kim ihramda iken Yüce Allah'ın sınırlarını tazim ederek Allah'ın sakınılmasını emrettiği şeylerden kaçınır ve haram kıldığı şeyleri de helal görmeden sakınırsa, bu o kimse için Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ- katında daha hayırlıdır. -Ey İnsanlar!- Koyun, inek ve deve gibi hayvanlar size mübah kılınmıştır. Bunlardan Hâmi, Bahîra ve Vasîle olarak isimlendirdiklerinizi sizlere haram kılmamıştır. Kur'an'da zikredilen leş, kan ve bu ikisi dışındaki haram kılınanlardan başka bir şeyi haram kılmamıştır. İğrenç ve pislik olan putlardan uzak durun. Yüce Allah adına ya da yarattıkları adına söylenmiş yalan ve her batıl sözden uzak durun.
22:31Page 336
حُنَفَآءَ لِلَّهِ غَيۡرَ مُشۡرِكِينَ بِهِۦۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَتَخۡطَفُهُ ٱلطَّيۡرُ أَوۡ تَهۡوِي بِهِ ٱلرِّيحُ فِي مَكَانٖ سَحِيقٖ ٣١
Inclining [only] to Allāh, not associating [anything] with Him. And he who associates with Allāh - it is as though he had fallen from the sky and was snatched by the birds or the wind carried him down into a remote place.
Yüce Allah'ın razı olduğu tek din İslam hariç bütün dinlerden uzak durarak, yönünüzü (İslam'a) çevirin. İbadette O'na hiçbir kimseyi ortak koşmayın. Yüce Allah'a şirk koşan kimse sanki gökten aşağı düşen, etlerini ve kemiklerini kuşların kaptığı veya rüzgârın uzak bir yere attığı kimseye benzer.
22:32Page 336
ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ فَإِنَّهَا مِن تَقۡوَى ٱلۡقُلُوبِ ٣٢
That [is so]. And whoever honors the symbols [i.e., rites] of Allāh - indeed, it is from the piety of hearts.
Yüce Allah tevhidi, kendisine ihlasla (ibadet edilmesini), putlardan ve yalan sözden sakınmayı emreder. Kim dinin nişanelerini tazim ederse -Hac ibadetleri ve hac kurbanı bundandır- elbette bu, Rabbine karşı kalplerin takvasından ileri gelir.
22:33Page 336
لَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى ثُمَّ مَحِلُّهَآ إِلَى ٱلۡبَيۡتِ ٱلۡعَتِيقِ ٣٣
For you therein [i.e., the animals marked for sacrifice] are benefits for a specified term;1 then their place of sacrifice is at the ancient House.2
Mekke'de kestiğiniz hac kurbanlarında binek olarak kullanma, yünleri, doğurmaları ve sütleri gibi sizin için birçok faydalar vardır. Sizin bu faydalanmanız Yüce Allah'ın zalimlerin hükmünden arındırdığı Beytullah'ın civarında kurbanlarınızı belirli bir vakitte kesene kadar devam eder.
22:34Page 336
وَلِكُلِّ أُمَّةٖ جَعَلۡنَا مَنسَكٗا لِّيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۗ فَإِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞ فَلَهُۥٓ أَسۡلِمُواْۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُخۡبِتِينَ ٣٤
And for every [religious] community We have appointed a rite [of sacrifice]1 that they may mention the name of Allāh over what He has provided for them of [sacrificial] animals. For your god is one God, so to Him submit. And, [O Muḥammad], give good tidings to the humble [before their Lord]
Geçmiş her ümmete de kurban kesme ibadetini meşru kıldık ki, Allah'a yakınlaşmak için kan akıtsınlar. Böylece Allah'ın kendilerine bahşettiği koyun, inek ve develeri Yüce Allah'a şükretmek için O'nun adını anarak keserler. -Ey İnsanlar!- Hak olan ilahınız tektir, O'nun hiçbir ortağı yoktur. Yalnızca O'na itaat ve bağlılık ile boyun eğin. -Ey Resul!- İtaatkâr olan ihlaslı kullara onları mutlu edecek şeyleri haber ver.
22:35Page 336
ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَٱلصَّٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمۡ وَٱلۡمُقِيمِي ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٣٥
Who, when Allāh is mentioned, their hearts are fearful, and [to] the patient over what has afflicted them, and the establishers of prayer and those who spend from what We have provided them.
Yüce Allah anıldığında O'nun azabından korkarlar, emrine muhalefet etmekten uzak dururlar. Kendilerine bir musibet isabet ettiğinde sabrederler, namazı tam bir şekilde eda ederler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiğinden hayır yolunda infak ederler.
22:36Page 336
وَٱلۡبُدۡنَ جَعَلۡنَٰهَا لَكُم مِّن شَعَٰٓئِرِ ٱللَّهِ لَكُمۡ فِيهَا خَيۡرٞۖ فَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا صَوَآفَّۖ فَإِذَا وَجَبَتۡ جُنُوبُهَا فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡقَانِعَ وَٱلۡمُعۡتَرَّۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرۡنَٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٣٦
And the camels and cattle We have appointed for you as among the symbols [i.e., rites] of Allāh; for you therein is good. So mention the name of Allāh upon them when lined up [for sacrifice]; and when they are [lifeless] on their sides, then eat from them and feed the needy [who does not seek aid] and the beggar. Thus have We subjected them to you that you may be grateful.
Beytullah'a hediye olarak gönderilen deve ve ineği sizin için dinin alameti ve nişanesi kıldık. Onlarda sizler için dünyevi ve uhrevi faydalar vardır. Kaçmaması için ön bacağı bağlanıp ayakta dururken kesmek istediğinizde "Bismillah" diyin. -Ey bu kurbanı kesenler!- Kesildikten sonra yanı üzerine düştüğünde ondan yiyin, istemekten çekinen fakire ve ondan kendisine verilmesini isteyen fakire de verin. O hayvanları taşıma amaçlı kullanmayı ve binmeyi hizmetinize sunduysak, onları Allah'a yakınlaşmak için kesmek istediğinizde de size teslim olmaları için hizmetinize sunduk. Umulur ki, Yüce Allah'ın onları sizin hizmetinize verme nimetine şükredersiniz.
22:37Page 336
لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقۡوَىٰ مِنكُمۡۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمۡ لِتُكَبِّرُواْ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمۡۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٣٧
Their meat will not reach Allāh, nor will their blood, but what reaches Him is piety from you. Thus have We subjected them to you that you may glorify Allāh for that [to] which He has guided you; and give good tidings to the doers of good.
Kesmiş olduğunuz kurbanların etleri de kanları da Allah'a ulaşmaz. Ancak bu hayvanları kesme emrine uymanızdan dolayı itaatinizdeki takvanız Allah Teâlâ'ya yükseltilir. Aynı zamanda Yüce Allah kendisini tekbir edip sizi hakka muvaffak kıldığına şükretmeniz için bu hayvanları hizmetinize sunmuştur. -Ey Resul!- Rablerine ibadetlerinde ve kulları ile muamelelerinde ihsanda bulunanları kendilerini mutlu edecek şeyler ile müjdele.
22:38Page 336
۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُدَٰفِعُ عَنِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٖ كَفُورٍ ٣٨
Indeed, Allāh defends those who have believed. Indeed, Allāh does not like everyone treacherous and ungrateful.
Yüce Allah kendisine iman edenleri, düşmanlarının şerrinden muhafaza eder. Şüphesiz Yüce Allah, emanetine ihanet eden ve nimetlerine karşı nankörlük edenleri sevmez. Onlar bu nimetlerden dolayı Allah'a şükretmez, bilakis buğuz eder.
22:39Page 337
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَٰتَلُونَ بِأَنَّهُمۡ ظُلِمُواْۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ نَصۡرِهِمۡ لَقَدِيرٌ ٣٩
Permission [to fight] has been given to those who are being fought,1 because they were wronged. And indeed, Allāh is competent to give them victory.
Yüce Allah, düşmanları tarafından kendilerine zulüm edildiğinde müşriklere karşı savaşmaları için Müminlere izin verdi. Şüphesiz Allah, düşmanlarıyla savaşmadan da Müminlere yardım etmeye kadirdir. Fakat hikmeti kâfirlerle savaşarak Müminleri sınamayı gerektirmektedir.
22:40Page 337
ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعٞ وَصَلَوَٰتٞ وَمَسَٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرٗاۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ ٤٠
[They are] those who have been evicted from their homes without right - only because they say, "Our Lord is Allāh." And were it not that Allāh checks the people, some by means of others, there would have been demolished monasteries, churches, synagogues, and mosques in which the name of Allāh is much mentioned [i.e., praised]. And Allāh will surely support those who support Him [i.e., His cause]. Indeed, Allāh is Powerful and Exalted in Might.
Kâfirlerin zulümle diyarlarından çıkardığı kimselerin bir suçu yoktu. Zulme uğrayanlar şöyle demişlerdi: "Bizim Rabbimiz Allah'tır. Ondan başka Rabbimiz yoktur." Yüce Allah peygamber ve Müminlere düşmanlarına karşı savaşmayı meşru kılmamış olsaydı; o kâfirler ibadet edilen yerlere saldırırlar, ruhbanların manastırlarını, Hristiyanların kiliselerini, Yahudilerin ibadethanelerini ve Müslümanların namaz kılmak için hazırlayıp içinde Yüce Allah'ı çokça andıkları mescitleri yerle bir ederlerdi. Şüphesiz Yüce Allah, dinine ve peygamberine yardım edenleri muzaffer kılar. Muhakkak ki Yüce Allah dinine yardım edenlere yardım etmeye kadirdir. Kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz olandır.
22:41Page 337
ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواْ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاْ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۗ وَلِلَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ ٤١
[And they are] those who, if We give them authority in the land, establish prayer and give zakāh and enjoin what is right and forbid what is wrong. And to Allāh belongs the outcome of [all] matters.
Muzaffer kılınmak ile vadolunan bu kimseleri, yeryüzünde düşmanlarına karşı zaferle desteklesek, namazı en kamil şekilde eda eder, mallarının zekâtlarını verir, dinin emrettiğini emreder ve yasakladığını da yasaklardı. İşlerin sevap ve ceza olarak karşılığı yalnızca Yüce Allah'a aittir.
22:42Page 337
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَعَادٞ وَثَمُودُ ٤٢
And if they deny you, [O Muḥammad] - so, before them, did the people of Noah and ʿAad and Thamūd deny [their prophets],
-Ey Resul!- Kavmin seni yalanlarsa sabret, kavimlerinin resullerini yalanladığı ilk peygamber sen değilsin. Ant olsun ki senin kavminden önce de Nuh'un kavmi Nuh'u, Ad kavmi Hûd'u ve Semûd kavmi de Salih'i yalanlamışlardı.
İbrahim'in kavmi İbrahim'i, Lût'un kavmi de Lût'u yalanlamıştı.
22:44Page 337
وَأَصۡحَٰبُ مَدۡيَنَۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰۖ فَأَمۡلَيۡتُ لِلۡكَٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ ٤٤
And the inhabitants of Madyan. And Moses was denied, so I prolonged enjoyment for the disbelievers; then I seized them, and how [terrible] was My reproach.
Ve Medyen halkı da Şuayb'ı yalanladı. Firavun ve kavmi de Musa -aleyhisselam-'ı yalanladı. Azgınlıklarında devam etmeleri için bu peygamberlerin kavimlerinden cezayı erteledim. Sonra onları azap ile yakalayıverdim. Düşün bakalım; benim onları cezalandırmam nasılmış. Onları küfürlerinden dolayı helak ettim.
22:45Page 337
فَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَا وَهِيَ ظَالِمَةٞ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئۡرٖ مُّعَطَّلَةٖ وَقَصۡرٖ مَّشِيدٍ ٤٥
And how many a city did We destroy while it was committing wrong - so it is [now] fallen into ruin1 - and [how many] an abandoned well and [how many] a lofty palace.2
Küfür içinde yaşayan ve zalim olan nice beldeleri helak ederek, yok ettik. Böylece onların yaşadıkları yurtları içinde sakinleri olmayan harabe yerlere, insanların helak olması nedeniyle nice kuyular kuru ve boş bir hale gelmiştir. Nice süslerle bezenmiş yüksek saraylar, içinde oturanları gönderilen azaptan koruyamamıştır.
22:46Page 337
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوبٞ يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَانٞ يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ ٤٦
So have they not traveled through the earth and have hearts by which to reason and ears by which to hear? For indeed, it is not eyes that are blinded, but blinded are the hearts which are within the breasts.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiğini yalanlayan bu kimseler helak edilmiş bu beldelerin eserlerini görmek için yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Böylece akılları ile tefekkür edip ibret alırlar, onlara ait kıssaları öğüt almak için kulak verip, dinlerler. Asıl körlük, gözlerin kör olması değildir. Bilakis helak eden asıl körlük basiret körlüğüdür. Öyle ki, bu durumda olan kimse ne ibret ve ne de öğüt alırlar.
22:47Page 338
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَلَن يُخۡلِفَ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥۚ وَإِنَّ يَوۡمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلۡفِ سَنَةٖ مِّمَّا تَعُدُّونَ ٤٧
And they urge you to hasten the punishment. But Allāh will never fail in His promise. And indeed, a day with your Lord is like a thousand years of those which you count.
-Ey Resul!- Kavminden kâfir olanlar kendisi ile korkutuldukları azabın dünyada kendilerine hemen gönderilmesini ve ahiret azabının başlarına gelmesini istemektedirler. Yüce Allah onlara vadettiği bu vaadinden asla dönmez. Acele ettikleri azabın bir kısmı Bedir günü başlarına gelmiştir. İçinde azap olan ahiretteki bir gün dünyadaki hesabınıza göre bin sene gibidir.
22:48Page 338
وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَمۡلَيۡتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٞ ثُمَّ أَخَذۡتُهَا وَإِلَيَّ ٱلۡمَصِيرُ ٤٨
And for how many a city did I prolong enjoyment while it was committing wrong. Then I seized it, and to Me is the [final] destination.
Küfür içinde yaşayan ve zalim olan nice beldelere helak edici azabı hemen göndermeyerek mühlet verdim. İçinde bulundukları küfrün artması için üzerlerine gönderilen azabı hemen göndermedim. Başlarına gelen yok edici azap ile onları aniden yakaladım. Kıyamet gününde onların dönüşü yalnız bana olacaktır. Küfürlerinden dolayı daimî bir azap ile onları cezalandırırım.
22:49Page 338
قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَآ أَنَا۠ لَكُمۡ نَذِيرٞ مُّبِينٞ ٤٩
Say, "O people, I am only to you a clear warner."
De ki: Ey İnsanlar! Ben gönderildiğim şeyi size ulaştırmakla görevlendirilmiş bir uyarıcıyım. Benim uyarım apaçıktır.
22:50Page 338
فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةٞ وَرِزۡقٞ كَرِيمٞ ٥٠
And those who have believed and done righteous deeds - for them is forgiveness and noble provision.
İşte Yüce Allah'a iman edip salih ameller işleyenlere, Rableri katından günahları için bir bağışlanma ve cennette kesintisiz bir rızık vardır.
22:51Page 338
وَٱلَّذِينَ سَعَوۡاْ فِيٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ ٥١
But the ones who strove against Our verses, [seeking] to cause failure1 - those are the companions of Hellfire.
Yüce Allah'ı aciz bırakacaklarını düşünerek, ayetleri unutup, Allah'ın kendilerine azap etmeyeceğini zannedenler ve ayetlerimizi yalanlamak için çaba sarf edenler var ya, işte onlar cehennem ehlidir. Dostun dostla birlikteliği nasıl ise onların da cehennem ile birlikteliği öyle olacaktır.
22:52Page 338
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٖ وَلَا نَبِيٍّ إِلَّآ إِذَا تَمَنَّىٰٓ أَلۡقَى ٱلشَّيۡطَٰنُ فِيٓ أُمۡنِيَّتِهِۦ فَيَنسَخُ ٱللَّهُ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ ثُمَّ يُحۡكِمُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٥٢
And We did not send before you any messenger or prophet except that when he spoke [or recited], Satan threw into it [some misunderstanding]. But Allāh abolishes that which Satan throws in; then Allāh makes precise His verses.1 And Allāh is Knowing and Wise.
-Ey Resul!- Senden önce hiçbir resul ve peygamber göndermedik ki, o Allah'ın kitabını okumak istediği zaman şeytan onun bu okumasına şüphe atarak insanların zihinlerini karıştırmış olmasın. Yüce Allah şeytanın attığı bu şüpheyi iptal eder ve ayetlerini sağlamlaştırıp pekiştirir. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaratmasında, takdir etmesinde ve yönetmesinde hikmet sahibidir.
22:53Page 338
لِّيَجۡعَلَ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِي شِقَاقِۭ بَعِيدٖ ٥٣
[That is] so He may make what Satan throws in [i.e., asserts] a trial for those within whose hearts is disease1 and those hard of heart. And indeed, the wrongdoers are in extreme dissension.
Şeytan peygamberin okuyuşuna şüphe atar, Allah Teâlâ da onun attığı bu şüpheyi münafıklara ve müşriklerden kalpleri kaskatı kesilmiş kimselere imtihan olması için bir fitne sebebi kılar. Şüphesiz ki müşrik ve münafıklardan zalim olan kimseler, Allah'a ve resulüne düşmanlık içinde olup hak ve doğruluktan uzaktırlar.
22:54Page 338
وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٥٤
And so those who were given knowledge may know that it is the truth from your Lord and [therefore] believe in it, and their hearts humbly submit to it. And indeed is Allāh the Guide of those who have believed to a straight path.
Yüce Allah'ın kendilerine ilim verdiği kimseler, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen Kuran'ın hak olduğuna kesin olarak iman etsinler. Öyle ki -Ey Resul!- Allah ona karşı imanları artsın ve kalpleri ona boyun eğip huşu içinde olsun diye onu sana vahyetmiştir. Şüphesiz Yüce Allah Kur'an'a iman edenleri ona olan teslimiyetlerinin karşılığı olarak eğriliğin bulunmadığı dosdoğru olan hak yola iletecektir.
22:55Page 338
وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي مِرۡيَةٖ مِّنۡهُ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةً أَوۡ يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَقِيمٍ ٥٥
But those who disbelieve will not cease to be in doubt of it until the Hour comes upon them unexpectedly or there comes to them the punishment of a barren Day.1
Allah'a iman etmede küfre düşen ve rasûlünü yalanlayanlar Yüce Allah'ın sana indirdiği Kur'an hakkında şüphe içindedirler. Kıyamet günü yani içinde rahmet ve hayrın bulunmadığı günün azabı ansızın onlara gelene kadar bu hal üzere olmaya devam ederler. Kıyamet günü onlar için hayır ve rahmet yoktur.
22:56Page 339
ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٖ لِّلَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٥٦
[All] sovereignty that Day is for Allāh;1 He will judge between them. So they who believed and did righteous deeds will be in the Gardens of Pleasure.
Kıyamet günü mülk yalnızca Yüce Allah'a aittir. O gün onlar tehdit edildikleri azap için tekrardan dirilirler. Bu konuda itiraz edecek hiçbir kimse yoktur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Müminler ve kâfirler arasında hükmeder. Herkese hak ettiğinin karşılığını verir. Yüce Allah'a iman edip, salih ameller işleyenler için büyük mükâfat olarak kesintisiz nimetleri olan Naim cennetleri vardır.
22:57Page 339
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٞ مُّهِينٞ ٥٧
And they who disbelieved and denied Our signs - for those there will be a humiliating punishment.
Allah Teâlâ'ya iman etmede kafir olup, resulüne indirdiği ayetleri yalanlayanlara gelince, Allah'ın cehennemde onları zelil kıldığı alçaltıcı bir azap vardır.
22:58Page 339
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوٓاْ أَوۡ مَاتُواْ لَيَرۡزُقَنَّهُمُ ٱللَّهُ رِزۡقًا حَسَنٗاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ ٥٨
And those who emigrated for the cause of Allāh and then were killed or died - Allāh will surely provide for them a good provision. And indeed, it is Allāh who is the best of providers.
Yüce Allah'ın rızasını kazanmak ve dinini izzetli kılmak için vatanlarını, beldelerini terk eden sonra Allah yolunda cihat ederken öldürülen ya da ölen kimseleri Yüce Allah kesintisiz daimî güzel bir rızık ile cennetinde rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah -Subhanehu ve Teâlâ- rızık verenlerin en hayırlısıdır.
22:59Page 339
لَيُدۡخِلَنَّهُم مُّدۡخَلٗا يَرۡضَوۡنَهُۥۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٞ ٥٩
He will surely cause them to enter an entrance with which they will be pleased, and indeed, Allāh is Knowing and Forbearing.
Muhakkak Allah onları razı olacakları bir yere koyacaktır ve orası cennettir. Şüphesiz Yüce Allah onların niyet ve amellerini hakkıyla bilendir. Halîm, işlemiş oldukları hatadan dolayı onları cezalandırmada acele etmeyendir.
22:60Page 339
۞ ذَٰلِكَۖ وَمَنۡ عَاقَبَ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيۡهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٞ ٦٠
That [is so]. And whoever responds [to injustice] with the equivalent of that with which he was harmed and then is tyrannized - Allāh will surely aid him. Indeed, Allāh is Pardoning and Forgiving.1
Allah yolunda hicret eden muhacirlerin cennete sokulacağı ve kişinin kendisine yapılan eziyete misli ile mukabelede bulunmasına izin verilmesi ve bundan dolayı günahkâr olmayacağı zikredilmiştir. Bu eziyeti eden, eziyetini tekrarlarsa şüphesiz Yüce Allah eziyete uğrayana yardım eder. Şüphesiz Yüce Allah, Müminlerin günahlarını affeden ve onları bağışlayandır.
22:61Page 339
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٞ ٦١
That1 is because Allāh causes the night to enter the day and causes the day to enter the night and because Allāh is Hearing and Seeing.
Eziyete uğrayana Yüce Allah yardım eder. Çünkü Allah Teâlâ, dilediğini yapmaya kadirdir. Birini arttırıp diğerini azaltarak geceyi gündüze, gündüzü de geceye katmak O'nun kudretindendir. Şüphesiz Yüce Allah, kullarının söylediklerini hakkıyla işiten, yaptıklarını hakkıyla bilendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre onlara karşılıklarını verecektir.
22:62Page 339
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلۡبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡكَبِيرُ ٦٢
That is because Allāh is the True Reality, and that which they call upon other than Him is falsehood, and because Allāh is the Most High, the Grand.
Yüce Allah'ın geceyi gündüze katması ve gündüzü geceye katması böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Dini haktır, vaadi haktır, Müminlere yardımı haktır. Müşriklerin Allah'tan başkasına ibadet ettikleri putlar ise aslı olmayan birer batıldır. Şüphesiz Allah, zatı ile mahlukatının üstünde, şanı yüce ve mutlak galip olan; celal, azamet ve ululuğu ile büyük olandır.
22:63Page 339
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَتُصۡبِحُ ٱلۡأَرۡضُ مُخۡضَرَّةًۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٞ ٦٣
Do you not see that Allāh has sent down rain from the sky and the earth becomes green? Indeed, Allāh is Subtle1 and Aware.2
-Ey Resul!- Şüphesiz Yüce Allah'ın gökten yağmuru indirdiğini görmedin mi? Böylece yağmur indikten sonra bitkilerin bitmesi ile yeryüzü yemyeşil oldu. Yüce Allah yağmuru indirerek ve yeryüzünden bitkiyi bitirerek kullarına karşı lütufta bulunan, onların faydalarını en iyi bilendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
22:64Page 339
لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ٦٤
To Him belongs what is in the heavens and what is on the earth. And indeed, Allāh is the Free of need, the Praiseworthy.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkü yalnızca Allah’ındır. Şüphesiz Yüce Allah mutlak zengindir, yaratmış olduğu hiçbir mahlukatına muhtaç olmaz. Her halukârda kendisine hamt edilendir.
22:65Page 340
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡفُلۡكَ تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦ وَيُمۡسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٞ ٦٥
Do you not see that Allāh has subjected to you whatever is on the earth and the ships which run through the sea by His command? And He restrains the sky from falling upon the earth, unless by His permission. Indeed Allāh, to the people, is Kind and Merciful.
- Ey Resul!- Allah'ın, faydalanmanız ve ihtiyaçlarını görmeniz için yeryüzündeki hayvanları ve cansız varlıkları senin ve insanların hizmetine sunduğunu görmez misin? Denizde emri ile hareket eden ve bir beldeden başka bir beldeye gitmenizi kolaylaştıran gemileri sizin hizmetinize sunmuştur. Göğü de kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmemesi için tutar. Eğer düşmesi için izin verse hemen düşerdi. Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir. Öyle ki, kendi içlerindeki zulme rağmen bu şeyleri onların hizmetine sunmuştur.
22:66Page 340
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَحۡيَاكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡۗ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَكَفُورٞ ٦٦
And He is the one who gave you life; then He causes you to die and then will [again] give you life. Indeed, mankind is ungrateful.
Allah, sizi yoktan var ederek hayat verendir. Sonra ömürleriniz tükendiğinde sizi öldürecek, öldükten sonra amellerinizden dolayı hesaba çekmek için sizi yeniden diriltecektir. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir. Şüphesiz insan, Allah'ın nimetleri -apaçık olmasına rağmen- başkasına ibadet ederek çokça nankörlük eder.
22:67Page 340
لِّكُلِّ أُمَّةٖ جَعَلۡنَا مَنسَكًا هُمۡ نَاسِكُوهُۖ فَلَا يُنَٰزِعُنَّكَ فِي ٱلۡأَمۡرِۚ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدٗى مُّسۡتَقِيمٖ ٦٧
For every [religious] community We have appointed rites which they perform. So, [O Muḥammad], let them [i.e., the disbelievers] not contend with you over the matter but invite [them] to your Lord. Indeed, you are upon straight guidance.
Biz her bir millete şeriat verdik. Onlar kendi şeriatları ile amel ederler. -Ey Resul!- Müşrikler ve başka dinlere mensup olanlar senin şeriatin hakkında seninle tartışmasınlar. Sen tartışmaya onlardan daha hak sahibisin. Çünkü onlar batıl ehlidir. İnsanları ihlasla Allah'ı birlemeye çağır. Şüphesiz sen hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yol üzeresin.
22:68Page 340
وَإِن جَٰدَلُوكَ فَقُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ ٦٨
And if they dispute with you, then say, "Allāh is most knowing of what you do.
Hüccet kendilerine ikame edildikten ve işleri Allah'a havale edildikten sonra hâlâ seninle tartışmaya devam ederlerse onları tehdit ederek şöyle de: "Allah yaptığınız her ameli hakkıyla bilir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığınızı verecektir.
22:69Page 340
ٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ ٦٩
Allāh will judge between you on the Day of Resurrection concerning that over which you used to differ."
Yüce Allah kıyamet günü, din ile alakalı ayrılığa düştükleri meselelerde Mümin ve kâfir bütün kulları arasında hükmedecektir.
22:70Page 340
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّ ذَٰلِكَ فِي كِتَٰبٍۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٞ ٧٠
Do you not know that Allāh knows what is in the heaven and earth? Indeed, that is in a Record.1 Indeed that, for Allāh, is easy.
-Ey Resul!- Şüphesiz ki Yüce Allah'ın, gökte ve yerde olan her şeyi hakkıyla bildiğini bilmez misin? Göklerde ve yerde olan hiç bir şey O'na gizli kalmaz. Bütün bunların ilmi Levh-i Mahfuz'da kaydedilmiştir. Bütün bunların ilmi Yüce Allah için çok kolaydır.
22:71Page 340
وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنٗا وَمَا لَيۡسَ لَهُم بِهِۦ عِلۡمٞۗ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٖ ٧١
And they worship besides Allāh that for which He has not sent down authority and that of which they have no knowledge. And there will not be for the wrongdoers any helper.
Müşrikler, Allah'ın kendilerine ibadet edileceğine dair kitaplarında hiçbir hüccet indirmediği Allah'tan başka putlara taparlar. Bu hususta onların ilmi hiçbir delili yoktur. Onların tek dayanağı babalarını körü körüne taklit etmeleridir. Zalimler için Allah'ın azabından onları koruyacak hiçbir yardımcıları yoktur.
22:72Page 340
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٖ تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡمُنكَرَۖ يَكَادُونَ يَسۡطُونَ بِٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَاۗ قُلۡ أَفَأُنَبِّئُكُم بِشَرّٖ مِّن ذَٰلِكُمُۚ ٱلنَّارُ وَعَدَهَا ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ٧٢
And when Our verses are recited to them as clear evidences, you recognize in the faces of those who disbelieve disapproval. They are almost on the verge of assaulting those who recite to them Our verses. Say, "Then shall I inform you of [what is] worse than that?1 [It is] the Fire which Allāh has promised those who disbelieve, and wretched is the destination."
Onlara, Kur'an'dan apaçık ayetlerimizi okunduğunda kâfirlerin asık suratlı yüzlerinden, o ayetleri işittikleri zaman inkâr ettiklerini anlarsın. Öfkelerinin şiddetinden neredeyse ayetlerimizi kendilerine okuyanların üzerine atlarlar. -Ey Resul!- Onlara de ki: Sizlerin öfkesi ve yüzlerinizin asıklığından daha şiddetli bir şeyi haber vereyim mi? O, Allah'ın kâfirleri içine gireceğini vadettiği cehennemdir. Onların varacağı bu yer ne kötü bir yerdir.
Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences