Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish
آل عمران
Ali 'Imran
Family of Imran · Medinan · 200 ayahs
Elif, Lâm, Mîm: Huruf-u Mukatta'adır. Bunun aynısı daha önce Bakara suresinde geçmiştir. Araplar, bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek hususunda aciz kalmışlardır. Hâlbuki Kur'an, surenin kendisi ile başladığı ve Arapların da sözlerini kendisi ile meydana getirdiği bu harflerden oluşmaktadır.
3:2Page 50
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُ ٢
Allāh - there is no deity except Him, the Ever-Living, the Self-Sustaining.1
Allah, O'ndan başka ibadete layık hiçbir hak ilah yoktur. O, ölümsüz olan ve kendisinde hiçbir eksikliğin de olmadığı, kemal bir hayat sahibidir. O; Kayyûm'dur: Kendi nefsi ile kaimdir, kullarından hiç kimseye muhtaç değildir. Bütün mahlukat O'nun ile kaimdir. Her hallerinde O'ndan müstağni değillerdir.
3:3Page 50
نَزَّلَ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ ٣
He has sent down upon you, [O Muḥammad], the Book in truth, confirming what was before it. And He revealed the Torah and the Gospel
Ey Peygamber! Haberleri doğru, hükümleri adaletli ve önceki ilahi kitaplara da uygun olan Kur'an'ı sana indiren O'dur. Bu kitapların arasında bir çelişki yoktur. O, Kur'an'ı sana indirmeden önce Tevrat'ı, Musa, İncil'i de İsa -aleyhimesselam-'a indirendir. Bu ilahi kitapların hepsi insanların din ve dünyalarının iyi olması hususunda hidayet ve irşat eder. O; Hak ile batılın, hidayet ile sapıklığın kendisi ile bilindiği Furkan'ı indirdi. Allah'ın sana indirdiği ayetleri inkâr eden kâfirler var ya işte onlar için çetin bir azap vardır. Allah; hiç bir şeyin O'na üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Peygamberlerini yalanlayanlardan ve emrine karşı gelenlerden intikam alandır.
3:4Page 50
مِن قَبۡلُ هُدٗى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلۡفُرۡقَانَۗ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابٞ شَدِيدٞۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٞ ذُو ٱنتِقَامٍ ٤
Before, as guidance for the people. And He revealed the Criterion [i.e., the Qur’ān]. Indeed, those who disbelieve in the verses of Allāh will have a severe punishment, and Allāh is Exalted in Might, the Owner of Retribution.1
Ey Peygamber! Haberlerinin doğru, hükümlerinin adaletli olduğu ve önceki ilahi kitaplara da uygun olan Kur'an'ı sana indiren O'dur. Bu kitapların arasında bir çelişki yoktur. O, Kur'an'ı sana indirmeden önce Tevrat'ı, Musa, İncil'i de İsa -aleyhimesselam-'a indirendir. Bu ilahi kitapların hepsi insanların din ve dünyalarının iyi olması hususunda hidayet ve irşat eder. O; Hak ile batılın, hidayet ile sapıklığın kendisi ile bilindiği Furkan'ı indirdi. Allah'ın sana indirdiği ayetleri inkâr eden kâfirler var ya işte onlar için çetin bir azap vardır. Allah; hiç bir şeyin O'na üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Peygamberlerini yalanlayanlardan ve emrine karşı gelenlerden intikam alandır.
3:5Page 50
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخۡفَىٰ عَلَيۡهِ شَيۡءٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِ ٥
Indeed, from Allāh nothing is hidden in the earth nor in the heaven.
Allah’a yer ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz. O'nun ilmi gizli ve açık her şeyi kuşatmıştır.
3:6Page 50
هُوَ ٱلَّذِي يُصَوِّرُكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡحَامِ كَيۡفَ يَشَآءُۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦
It is He who forms you in the wombs however He wills. There is no deity except Him, the Exalted in Might, the Wise.
O, annelerinizin rahminde size erkek ya da dişi, güzel ya da çirkin, siyah ya da beyaz olmak üzere dilediği gibi şekil verendir. O'ndan başka ibadete layık hak ilah yoktur. O, hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Yaratmasında, idare etmesinde ve şeriatında hikmetli olandır.
3:7Page 50
هُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ مِنۡهُ ءَايَٰتٞ مُّحۡكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلۡكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰتٞۖ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمۡ زَيۡغٞ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنۡهُ ٱبۡتِغَآءَ ٱلۡفِتۡنَةِ وَٱبۡتِغَآءَ تَأۡوِيلِهِۦۖ وَمَا يَعۡلَمُ تَأۡوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُۗ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِي ٱلۡعِلۡمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلّٞ مِّنۡ عِندِ رَبِّنَاۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٧
It is He who has sent down to you, [O Muḥammad], the Book; in it are verses [that are] precise - they are the foundation of the Book - and others unspecific.1 As for those in whose hearts is deviation [from truth], they will follow that of it which is unspecific, seeking discord and seeking an interpretation [suitable to them]. And no one knows its [true] interpretation except Allāh. But those firm in knowledge say, "We believe in it. All [of it] is from our Lord." And no one will be reminded except those of understanding,
Ey Peygamber! Kur'an'ı sana indiren O'dur. Kur'ân'ın bazı ayetleri vardır ki bunların delalet ettiği anlam açıktır. Herhangi bir karışıklık yoktur ve bunlar kitabın aslı ve çoğunluğudur. İhtilaf edildiğinde de bu ayetlere müracaat edilir. Kur'an'ın ayetlerinden bazıları da vardır ki, bu ayetler birden çok anlama gelebilmektedir ve bu ayetlerin anlamları insanların çoğuna açık gelmez. Kalplerinde eğrilik bulunan kimseler anlamı açık olan -muhkem- ayetleri bırakıp anlamı muhtemel ve açık olmayan müteşâbih ayetleri alırlar. Yaptıkları bu şeyle insanları şüpheye düşürmeyi ve saptırmayı amaçlamakta ve kendi batıl mezhep ve görüşlerine uygun olması için kendi yanılgılarına göre müteşabih ayetleri tevil etmektedirler. Bu ayetlerin anlamlarının hakikatini ve ulaşılması gereken tevillerini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşmiş olan temiz akıl sahipleri: "Kur'ân'ın tamamına iman ettik, çünkü onun tamamı Rabbimizin katındandır" derler. Bunlar; müteşâbihi muhkem ile tefsir ederler. Doğru akıl sahiplerinden başkası düşünüp sakınmaz.
3:8Page 50
رَبَّنَا لَا تُزِغۡ قُلُوبَنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَيۡتَنَا وَهَبۡ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةًۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ ٨
[Who say], "Our Lord, let not our hearts deviate after You have guided us and grant us from Yourself mercy. Indeed, You are the Bestower.1
Bu ilimde derinleşmiş olan akıl sahipleri şöyle derler: Rabbimiz bizi doğru yola ilettikten ve sapmış olan kimselerin meylettiği şeylerden selamette kıldıktan sonra kalplerimizi meylettirerek haktan saptırma! Bize, kendisi ile kalplerimizin hidayet bulacağı o geniş rahmetinden ver ve bizi bu hidayet ile sapmaktan muhafaza eyle! Muhakkak ki sen çok veren ve çokça bağışlayansın.
3:9Page 50
رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوۡمٖ لَّا رَيۡبَ فِيهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ ٩
Our Lord, surely You will gather the people for a Day about which there is no doubt. Indeed, Allāh does not fail in His promise."
Rabbimiz! Muhakkak ki sen; gerçekleşeceği hakkında hiçbir şüphe olmayan o gün, insanları hesaba çekilmeleri için bir araya getireceksin. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen sözünden dönmezsin.
3:10Page 51
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَن تُغۡنِيَ عَنۡهُمۡ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـٔٗاۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمۡ وَقُودُ ٱلنَّارِ ١٠
Indeed, those who disbelieve - never will their wealth or their children avail them against Allāh at all. And it is they who are fuel for the Fire.
Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler var ya, işte malları ve evlatları dünyada ve ahirette, onlardan Allah'ın azabını savamazlar. Bu sıfatlar ile sıfatlanıp, nitelenen kimseler işte onlardır. Onlar; kıyamet günü cehennem ateşinin kendisi ile tutuşturulacağı odunlardır.
3:11Page 51
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ١١
[Theirs is] like the custom of the people of Pharaoh and those before them. They denied Our signs, so Allāh seized them for their sins. And Allāh is severe in penalty.
İşte bu kafirlerin hali, Allah'ı inkâr edip O'nun ayetlerini yalanlayan firavun ailesi ve ondan öncekilerin hali gibidir. Allah, günahları sebebi ile onlara azap edecektir. Onlara malları ve evlatları fayda vermeyecektir. Kendisini inkâr edenler ve ayetlerini yalanlayanlar için Allah'ın azabı şiddetlidir.
3:12Page 51
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ سَتُغۡلَبُونَ وَتُحۡشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ١٢
Say to those who disbelieve, "You will be overcome and gathered together to Hell, and wretched is the resting place."
Ey Peygamber! Dinlerindeki bütün ayrılıklarına rağmen kâfirlere de ki: Yakında müminler tarafından yenilgiye uğratılacak ve küfür üzere öleceksiniz. Allah sizi cehennemde toplayacaktır. Orası sizin için ne kötü yataktır.
3:13Page 51
قَدۡ كَانَ لَكُمۡ ءَايَةٞ فِي فِئَتَيۡنِ ٱلۡتَقَتَاۖ فِئَةٞ تُقَٰتِلُ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخۡرَىٰ كَافِرَةٞ يَرَوۡنَهُم مِّثۡلَيۡهِمۡ رَأۡيَ ٱلۡعَيۡنِۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصۡرِهِۦ مَن يَشَآءُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةٗ لِّأُوْلِي ٱلۡأَبۡصَٰرِ ١٣
Already there has been for you a sign in the two armies which met [in combat at Badr] - one fighting in the cause of Allāh and another of disbelievers. They saw them [to be] twice their [own] number by [their] eyesight.1 But Allāh supports with His victory whom He wills. Indeed in that is a lesson for those of vision.
Bedir günü, birbirlerine karşı savaşmak için karşı karşıya gelen iki grupta sizin için ibret ve deliller vardır. Bu gruplardan biri; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve onun ashabıdır. Onlar, Allah'ın kelimesinin yüce olması için Allah yolunda savaşanlardır. Kafirlerin kelimesi ise alçak ve düşüktür. Diğer grup ise övünme, riya ve asabiyet ile çıkan Mekke kafirleridir. Müminler, onları gözleriyle hakikaten kendilerinin iki katı olarak gördüler. Allah, dostlarına yardım etti. Allah, yardımı ile dilediğini destekler. İşte bunda, sayıları az da olsa yardımın iman ehli için olduğuna ve sayıları çok da olsa yenilginin kafirler için olduğuna dair basiret sahipleri için ibret ve nasihat vardır.
3:14Page 51
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلۡبَنِينَ وَٱلۡقَنَٰطِيرِ ٱلۡمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلۡفِضَّةِ وَٱلۡخَيۡلِ ٱلۡمُسَوَّمَةِ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ وَٱلۡحَرۡثِۗ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسۡنُ ٱلۡمَـَٔابِ ١٤
Beautified for people is the love of that which they desire - of women and sons, heaped-up sums of gold and silver, fine branded horses, and cattle and tilled land. That is the enjoyment of worldly life, but Allāh has with Him the best return [i.e., Paradise].
Allah Teâlâ, bir imtihan olarak kadınlar, evlatlar, altın ve gümüşten biriktirilmiş olan mallar, develer, davarlar, inekler, eğitilmiş güzel cins atlar ve ekinlerden oluşan dünyevi arzuları insanlara çekici ve hoş gösterdiğini haber vermiştir. Bunlar belirli bir müddet istifade edilen ve sonra yok olan dünya metasıdır. Müslümanın bunlara bağlanmaması gerekir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır. Orası; genişliği gökler ve yer kadar olan cennettir.
3:15Page 51
۞ قُلۡ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيۡرٖ مِّن ذَٰلِكُمۡۖ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتٞ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزۡوَٰجٞ مُّطَهَّرَةٞ وَرِضۡوَٰنٞ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ ١٥
Say, "Shall I inform you of [something] better than that? For those who fear Allāh will be gardens in the presence of their Lord beneath which rivers flow, wherein they abide eternally, and purified spouses and approval from Allāh. And Allāh is Seeing [i.e., aware] of [His] servants -
Ey Peygamber de ki: Size, bu arzulardan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? İtaat ederek ve isyanı terk ederek Allah'tan sakınanlara, saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akan, cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar ve onlar ölmeyecekler ve yok olmayacaklardır. Onlar için yaratılış ve ahlak olarak her türlü kötülükten uzak temiz eşler vardır. Bununla birlikte onlara Allah’ın rızası vardır. Allah, onlara ebediyen gazap edip, öfkelenmez. Allah, kullarının hallerini hakkıyla görendir. O'na bunlardan hiçbir şey gizli kalmaz. O, kullarına, yaptıkları amellerine göre karşılık verecektir.
3:16Page 52
ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ١٦
Those who say, 'Our Lord, indeed we have believed, so forgive us our sins and protect us from the punishment of the Fire,' "
Cennet ehli dualarında Rablerine şöyle yalvarırlar: "Rabbimiz! Biz, sana kesin olarak iman ettik. Resullerine indirdiklerine iman ettik. Senin şeriatine (dinine) tabi olduk. Bizim işlediğimiz günahları bağışla ve bizi ateşin azabından koru!"
3:17Page 52
ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلۡقَٰنِتِينَ وَٱلۡمُنفِقِينَ وَٱلۡمُسۡتَغۡفِرِينَ بِٱلۡأَسۡحَارِ ١٧
The patient, the true, the obedient, those who spend [in the way of Allāh], and those who seek forgiveness before dawn.
(Onlar): İtaatleri yerine getirmede, kötü amelleri terk etmede ve başlarına gelen musibetlerde sabreden kimselerdir. Onlar; sözlerinde ve amellerinde sadık olanlardır. Onlar; Allah'a tam bir şekilde boyun eğip itaat edenlerdir. Onlar; Allah yolunda infak eden ve gecenin sonlarında Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir. Çünkü bu vakit; duanın kabul edilmesine en yakın olan vakittir. Bu vakitte kalp, kendisini alıkoyacak şeylerden uzak olur.
3:18Page 52
شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَأُوْلُواْ ٱلۡعِلۡمِ قَآئِمَۢا بِٱلۡقِسۡطِۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١٨
Allāh witnesses that there is no deity except Him, and [so do] the angels and those of knowledge - [that He is] maintaining [creation] in justice. There is no deity except Him, the Exalted in Might, the Wise.
Allah, Kendisinden başka ibadete layık hiçbir hak ilah olmadığına şahitlik eder. Bu da O'nun ilahlığına delalet eden şeri ve kevnî ayetler iledir. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de bunu açıklamaları ve tevhide davet etmeleri ile şahittirler. Aynı şekilde şahitlik edilecek en yüce şey olan Allah'ın tevhidine (birliğine) ve O'nun yaratmasında ve şeriatinde adalet ile kaim olduğuna da şahitlik ederler. O'ndan başka (hak) ilah yoktur. O, yücedir, kimse O’na üstün gelemez. O, yaratmasında, düzenlemesinde ve şeriat kılmasında hikmetlidir.
3:19Page 52
إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلۡإِسۡلَٰمُۗ وَمَا ٱخۡتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ١٩
Indeed, the religion in the sight of Allāh is Islām. And those who were given the Scripture did not differ except after knowledge had come to them - out of jealous animosity between themselves. And whoever disbelieves in the verses of Allāh, then indeed, Allāh is swift in [taking] account.
Allah katındaki makbul olan din; ancak İslam'dır. İslam, itaat ile sadece Allah'a boyun eğmek, kulluk ile O'na teslim olmaktır. Aynı şekilde peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kadar resullerin tamamına iman etmektir. Allah, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile geçmiş dinleri sona erdirmiştir. O'nun şeriatinden başkasını kabul etmez. Yahudi ve Hristiyanlar, kendilerine ilim geldikten sonra ve ancak kendilerine hüccet ikame edildikten sonra, dinlerinde gruplar ve fırkalar olarak ayrıldılar. Kim, Allah’ın, peygemberlerine indirdiği ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, inkâr edenlerin ve peygamberlerini yalanlayanların hesabını çok seri bir şekilde görendir.
3:20Page 52
فَإِنۡ حَآجُّوكَ فَقُلۡ أَسۡلَمۡتُ وَجۡهِيَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِۗ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡأُمِّيِّـۧنَ ءَأَسۡلَمۡتُمۡۚ فَإِنۡ أَسۡلَمُواْ فَقَدِ ٱهۡتَدَواْۖ وَّإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ ٢٠
So if they argue with you, say, "I have submitted myself to Allāh [in Islām], and [so have] those who follow me." And say to those who were given the Scripture and [to] the unlearned,1 "Have you submitted yourselves?" And if they submit [in Islām], they are rightly guided; but if they turn away - then upon you is only the [duty of] notification. And Allāh is Seeing of [His] servants.
Ey Peygamber! Sana indirilen hak hususunda seninle tartışmaya girerlerse onlara cevap olarak şöyle de: Allah Teâlâ'ya iman ederek ben, bana tabi olanlarla birlikte Allah'a teslim oldum. Ey Peygamber! Kitap ehline ve müşriklere deki: Sizler de Allah'a karşı ihlaslı bir şekilde ve benim getirdiklerime tabi olarak teslim oldunuz mu? Eğer onlar, Allah'a teslim olurlar ve senin şeriatine tabi olurlarsa hidayet yolunu tutmuş olurlar. Eğer onlar, İslam'dan yüz çevirirlerse senin üzerine düşen ancak kendisi ile gönderildiğin şeyi onlara tebliğ etmektir. Artık onların işi Allah'a kalmıştır. Allah Teâlâ, kullarını hakkıyla görendir. Her amel edene amel ettiği şeyin karşılığını verecektir.
3:21Page 52
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيۡرِ حَقّٖ وَيَقۡتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡقِسۡطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٢١
Those who disbelieve in the signs of Allāh and kill the prophets without right and kill those who order justice from among the people - give them tidings of a painful punishment.
Allah'ın, kendilerine indirdiği hüccetlerini inkâr edenler, peygamberlerini ancak zulüm ve düşmanlık ile haksız yere öldürürler. İnsanlardan adaleti emredenleri öldürürler. Onlar iyiliği emredip kötülükten sakındıranlardır. O katil kâfirleri elem verici bir azap ile müjdele!
3:22Page 52
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ ٢٢
They are the ones whose deeds have become worthless in this world and the Hereafter, and for them there will be no helpers.
İşte bu vasıflar ile vasıflananlar var ya onların amelleri boşa gitmiştir. Onlar, Allah'a iman etmemeleri sebebi ile amellerinden dünyada ve ahirette hiçbir şekilde istifade edemezler. Azabı kendilerinden savacak olan bir yardımcıları da yoktur.
3:23Page 53
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُواْ نَصِيبٗا مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِ يُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَهُمۡ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٞ مِّنۡهُمۡ وَهُم مُّعۡرِضُونَ ٢٣
Do you not consider, [O Muḥammad], those who were given a portion of the Scripture? They are invited to the Scripture of Allāh that it should arbitrate between them;1 then a party of them turns away, and they are refusing.
Ey peygamber! Allah'ın kendilerine Tevrat'tan ilim ve senin peygamberliğinin delalet ettiği deliller verdiği Yahudilerin halini görmedin mi? Onlar, ihtilaf ettikleri hususlarda aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabı Tevrat'a çağrılıyorlar da sonra onlardan âlim ve yönetici olanlardan bir kısmı bundan dönüp uzaklaşıyor. Onlar, kendi arzularına uymadığı için Tevrat'ın hükmünden yüz çeviriyorlar. Hâlbuki -kendilerinin Tevrat'a tabi olan kimseler olduklarını iddia eden bu kimselerin- aralarında hüküm verilmesi için Tevrat'a başvuran en hızlı kimseler olmaları gerekirdi.
3:24Page 53
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامٗا مَّعۡدُودَٰتٖۖ وَغَرَّهُمۡ فِي دِينِهِم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ٢٤
That is because they say, "Never will the Fire touch us except for [a few] numbered days," and [because] they were deluded in their religion by what they were inventing.
Bu, haktan yüz çevirmek ve vazgeçmektir. Çünkü onlar ateşin, kıyamet günü onlara sayılı günlerin dışında dokunmayacağını ve sonra cennete gireceklerini iddia etmişlerdir. Yalanlar ve batıl şeyler ile uydura geldikleri bu zanları onları aldattı. Allah'a ve dinine karşı cüretkâr davrandılar.
3:25Page 53
فَكَيۡفَ إِذَا جَمَعۡنَٰهُمۡ لِيَوۡمٖ لَّا رَيۡبَ فِيهِ وَوُفِّيَتۡ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٢٥
So how will it be when We assemble them for a Day about which there is no doubt? And each soul will be compensated [in full for] what it earned, and they will not be wronged.
O gün onların halleri ve pişmanlıkları nasıl olur? Çok kötü olur. Hakkında şüphe olmayan o gün, kıyamet günüdür, onları hesap için toplarsak, iyiliklerinden eksilterek zulüm edilmeyecek ya da kötülüklerinde de herhangi bir arttırma yapmaksızın her nefse hak ettiği kadar verilecektir.
3:26Page 53
قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلۡمُلۡكِ تُؤۡتِي ٱلۡمُلۡكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلۡمُلۡكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ٢٦
Say, "O Allāh, Owner of Sovereignty, You give sovereignty to whom You will and You take sovereignty away from whom You will. You honor whom You will and You humble whom You will. In Your hand1 is [all] good. Indeed, You are over all things competent.
Ey Peygamber! Rabbini överek ve yücelterek de ki: Allah'ım! Dünyada ve ahirette hakimiyetin yegane maliki Sensin! Allah’ım! Mülkü yarattıklarından dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün bunlar, senin hikmetinle ve adaletinledir. Hayır tek başına sadece senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.
3:27Page 53
تُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِۖ وَتُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَتُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَيِّۖ وَتَرۡزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٖ ٢٧
You cause the night to enter the day, and You cause the day to enter the night; and You bring the living out of the dead, and You bring the dead out of the living. And You give provision to whom You will without account [i.e., limit or measure]."
Kudretinin göstergelerinden biri de geceyi gündüze geçirirsin. Böylece gündüz vakti uzar. Gündüzü gecenin içine sokarsın ki, böylece gece uzar. Kâfirden Mümini, taneden ekini çıkardığın gibi, ölüden diriyi çıkarırsın. Tavuktan yumurtayı, müminden kâfiri çıkardığın gibi diriden ölüyü çıkarırsın. Sen, dilediğini geniş bir şekilde hesapsızca ve sayısızca rızıklandıransın.
3:28Page 53
لَّا يَتَّخِذِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۖ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ فَلَيۡسَ مِنَ ٱللَّهِ فِي شَيۡءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُواْ مِنۡهُمۡ تُقَىٰةٗۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِيرُ ٢٨
Let not believers take disbelievers as allies [i.e., supporters or protectors] rather than believers. And whoever [of you] does that has nothing [i.e., no association] with Allāh, except when taking precaution against them in prudence.1 And Allāh warns you of Himself, and to Allāh is the [final] destination.
Ey Müminler! Sakın Müminleri bırakıp da sevip, yardım ederek kâfirleri veli/dost edinmeyin. Kim bunu yaparsa, Allah’tan uzaklaşmış, Allah da ondan uzaklaşmıştır. Ancak onların hükümranlığında olmanız ve size gelebilecek tehlikelerden korunmanız başkadır. Onlara karşı düşmanlığı gizlemekle birlikte onların eziyetlerinden korunmak için onlara karşı yumuşak söz söylemenizde ve yumuşak davranmanızda bir sıkıntı yoktur. Allah, sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Sakın O'na isyan ederek gazabına uğramayın. Kıyamet günü amellerinin karşılığını kendilerine vermek üzere kulların dönüşü sadece Allah’adır.
3:29Page 53
قُلۡ إِن تُخۡفُواْ مَا فِي صُدُورِكُمۡ أَوۡ تُبۡدُوهُ يَعۡلَمۡهُ ٱللَّهُۗ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ٢٩
Say, "Whether you conceal what is in your breasts or reveal it, Allāh knows it. And He knows that which is in the heavens and that which is on the earth. And Allāh is over all things competent.
Ey Peygamber! De ki: Allah'ın yasakladığı şeylerden olan kâfirleri dost edinmek gibi hususları içinizde gizleseniz de açıklasanız da Allah, onu bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.
3:30Page 54
يَوۡمَ تَجِدُ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا عَمِلَتۡ مِنۡ خَيۡرٖ مُّحۡضَرٗا وَمَا عَمِلَتۡ مِن سُوٓءٖ تَوَدُّ لَوۡ أَنَّ بَيۡنَهَا وَبَيۡنَهُۥٓ أَمَدَۢا بَعِيدٗاۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَٱللَّهُ رَءُوفُۢ بِٱلۡعِبَادِ ٣٠
The Day every soul will find what it has done of good present [before it] and what it has done of evil, it will wish that between itself and that [evil] was a great distance. And Allāh warns you of Himself, and Allāh is Kind to [His] servants."
Kıyamet günü, her nefis hiçbir eksiklik olmaksızın hayır olarak yaptığı ameller ile karşılaşacaktır. Kötü ameller yapanlar ise işlediği kötü ameller ile kendisi arasında büyük bir zaman farkı olmasını temenni edecektir. Onun bu temenni ettiği nasıl olacak! Allah, sizi, kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Günah işleyerek kendinizi O'nun gazabına sokmayın. Allah, kullarına çok merhametlidir. Bundan dolayı Allah, sizi uyarmakta ve korkutmaktadır.
3:31Page 54
قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٣١
Say, [O Muḥammad], "If you should love Allāh, then follow me, [so] Allāh will love you and forgive you your sins. And Allāh is Forgiving and Merciful."
Ey Peygamber! De ki: Eğer gerçekten Allah'ı seviyorsanız açık ve gizli olarak benim getirdiğime tabi olun. Böylece Allah'ın sevgisine nail olursunuz ve O, sizin günahlarınızı bağışlar. Allah, kullarından O'na tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir.
3:32Page 54
قُلۡ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٣٢
Say, "Obey Allāh and the Messenger. But if you turn away - then indeed, Allāh does not like the disbelievers."
Ey Peygamber! De ki: Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak Allah’a ve resulüne itaat edin! Eğer bundan yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kendi emrine ve resulünün emrine muhalefet etmeleri sebebiyle kâfirleri sevmez.
3:33Page 54
۞ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحٗا وَءَالَ إِبۡرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمۡرَٰنَ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ ٣٣
Indeed, Allāh chose Adam and Noah and the family of Abraham and the family of ʿImrān over the worlds -
Allah, Âdem -aleyhisselam-'ı seçti ve meleklerini ona secde ettirdi. Nuh -aleyhisselam-'ı seçti ve O'nu yeryüzündeki ilk resul kıldı. İbrâhîm -aleyhisselam-'ı seçti ve peygamberliği onun neslinde kalıcı kıldı. İmrân ailesini seçti ve bunları kendi zamanlarının halkına üstün kıldı.
3:34Page 54
ذُرِّيَّةَۢ بَعۡضُهَا مِنۢ بَعۡضٖۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ٣٤
Descendants, some of them from others. And Allāh is Hearing and Knowing.
İşte isimleri zikredilmiş olan bu peygamberler ve bunların yoluna tabi olanlar var ya; bunlar Allah'ı birlemede ve salih amel işlemekte birbirlerinin soylarından gelen nesildir. Bunlar, faziletleri ve güzel ahlakı birbirlerine miras olarak bırakırlar. Allah, kullarının sözlerini hakkıyla işiten ve yaptıkları amelleri hakkıyla bilendir. Bunun içindir ki O, onlardan dilediğini tercih eder ve dilediğini seçer.
3:35Page 54
إِذۡ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ عِمۡرَٰنَ رَبِّ إِنِّي نَذَرۡتُ لَكَ مَا فِي بَطۡنِي مُحَرَّرٗا فَتَقَبَّلۡ مِنِّيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٣٥
[Mention, O Muḥammad], when the wife of ʿImrān said, "My Lord, indeed I have pledged to You what is in my womb, consecrated [for Your service], so accept this from me. Indeed, You are the Hearing, the Knowing."
Ey Peygamber! Hatırla! Hani bir gün Meryem -aleyhisselam-'ın annesi ve aynı zamanda İmrân’ın karısı: "Rabbim! Ben, karnımdakini halisane bir şekilde senin rızan için ve her şeyden azatlı bir kul olarak senin evine hizmet etmesi için sana adadım. Bunu benden kabul buyur. Şüphe yoktur ki sen, duamı hakkıyla işiten ve benim niyetimi hakkıyla bilensin." demişti.
3:36Page 54
فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّي سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّيٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ ٣٦
But when she delivered her, she said, "My Lord, I have delivered a female." And Allāh was most knowing of what she delivered, and the male is not like the female. "And I have named her Mary, and I seek refuge for her in You and [for] her descendants from Satan, the expelled [from the mercy of Allāh]."
Hamilelik süresi tamamlanınca karnındakini doğurdu ve özür diler bir şekilde -karnında taşıdığının erkek olmasını arzuluyordu- şöyle dedi: Ey Rabbim! Ben, onu kız doğurdum. Hâlbuki Allah, onun neyi doğuracağını en iyi bilendir. Onun temenni ettiği erkek yaratılış ve güç olarak ona verilen kız gibi değildi. Sonra şöyle dedi: "Adını Meryem koydum, onu da onun soyunu da senin rahmetinden kovulmuş olan şeytandan sana sığındırıyorum." dedi.
3:37Page 54
فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٖ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنٗا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيۡهَا زَكَرِيَّا ٱلۡمِحۡرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزۡقٗاۖ قَالَ يَٰمَرۡيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَاۖ قَالَتۡ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٍ ٣٧
So her Lord accepted her with good acceptance and caused her to grow in a good manner and put her in the care of Zechariah. Every time Zechariah entered upon her in the prayer chamber, he found with her provision. He said, "O Mary, from where is this [coming] to you?" She said, "It is from Allāh. Indeed, Allāh provides for whom He wills without account."
Allah, onun bu adağını güzel bir kabul ile kabul etti, onu güzel bir şekilde yetiştirdi ve onun kalbinin üzerine kullarından salih kimselerin şefkatinden koydu. Zekeriya -aleyhisselam-'ı da onu bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse yanında kolay elde edilmiş ve güzel yiyecek bulur ve Meryem'e hitaben: "Ey Meryem! Sana bu rızık nereden geldi?" dediğinde Meryem cevap olarak şöyle derdi: "Bu rızık, Allah katındandır! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız olarak bol rızık bağışlar."
3:38Page 55
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥۖ قَالَ رَبِّ هَبۡ لِي مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةٗ طَيِّبَةًۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ ٣٨
At that, Zechariah called upon his Lord, saying, "My Lord, grant me from Yourself a good offspring. Indeed, You are the Hearer of supplication."
Zekeriya -aleyhisselam-, İmran'ın kızı Meryem'e Allah Teâlâ'nın alışılmış olarak verdiğinden farklı olarak ona rızık verdiğini gördü. Kendisi yaşı ilerlemiş, hanımı da kısır olduğu halde Allah'ın ona bir çocuk vermesini ümit ederek şöyle dedi: "Ey Rabbim bana güzel bir evlat ver! Muhakkak ki sen, dua edenin duasını işitir ve onun duasına icabet edersin."
3:39Page 55
فَنَادَتۡهُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٞ يُصَلِّي فِي ٱلۡمِحۡرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحۡيَىٰ مُصَدِّقَۢا بِكَلِمَةٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدٗا وَحَصُورٗا وَنَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ٣٩
So the angels called him while he was standing in prayer in the chamber, "Indeed, Allāh gives you good tidings of John, confirming a word1 from Allāh and [who will be] honorable, abstaining [from women], and a prophet from among the righteous."
Zekeriya -aleyhisselam-, ibadet mekanında, namazda, kıyamda iken melekler ona seslenerek şöyle dediler: Allah, seni doğacak ve ismi Yahyâ olacak olan bir evlat ile müjdeliyor. Allah'tan bir kelimeyi Meryem'in oğlu İsâ’yı doğrulayıcı olması -ki o Allah tarafından bir kelime olarak özel bir yaratılış ile yaratılmıştır- bu çocuk (Yahyâ) ilimde ve ibadette kavminin efendisi, nefsini kadınlara yaklaşmak gibi şehevî arzularından engellemesi, zamanını Rabbine ibadete ayırması ve -yine- salihlerden bir peygamber olması ile bilinmiştir.
3:40Page 55
قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَٰمٞ وَقَدۡ بَلَغَنِيَ ٱلۡكِبَرُ وَٱمۡرَأَتِي عَاقِرٞۖ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ ٤٠
He said, "My Lord, how will I have a boy when I have reached old age and my wife is barren?" He [the angel] said, "Such is Allāh; He does what He wills."
Melekler, Yahya -aleyhisselam- ile müjdelediği zaman Zekeriya -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken (doğuramayacak halde iken) nasıl benim bir oğlum olacak!" dedi. Allah, onun bu sözüne cevap olarak şöyle buyurdu: "Senin yaşlı olduğun ve eşinin de kısır olduğu halde Yahya'nın yaratılması; Allah'ın normal yaratmasının tersine olağan üstü yaratışı gibidir. Çünkü Allah, her şeye kadirdir, hikmeti ve ilmi ile dilediğini yapar!"
3:41Page 55
قَالَ رَبِّ ٱجۡعَل لِّيٓ ءَايَةٗۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمۡزٗاۗ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ كَثِيرٗا وَسَبِّحۡ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِبۡكَٰرِ ٤١
He said, "My Lord, make for me a sign." He said, "Your sign is that you will not [be able to] speak to the people for three days except by gesture. And remember your Lord much and exalt [Him with praise] in the evening and the morning."
Zekeriyya: “Ey Rabbim! Hanımımın benden hamile kalacağına dair bana bir işaret göster” diye niyaz etti. Allah da: "Senin talep ettiğin delil şudur ki: Herhangi bir rahatsızlığın olmadığı halde insanlar ile üç gün üç gece boyunca işaret ve benzeri şeylerle anlaşmak dışında hiç konuşmamaktır." dedi. "O halde sen, gecenin sonunda ve başında Allah'ı çokça zikret ve tespih et."
3:42Page 55
وَإِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصۡطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٤٢
And [mention] when the angels said, "O Mary, indeed Allāh has chosen you and purified you and chosen you above the women of the worlds.
Ey peygamber! Hani bir zamanlar meleklerin, Meryem -aleyhisselam-'a şöyle dediklerini hatırla: "Ey Meryem! Allah seni, senin vasıflanmış olduğun övgüye değer özellikler sebebi ile seçti. Seni eksikliklerden temizledi ve seni yaşadığın zamandaki dünya kadınlarına üstün kıldı."
3:43Page 55
يَٰمَرۡيَمُ ٱقۡنُتِي لِرَبِّكِ وَٱسۡجُدِي وَٱرۡكَعِي مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ ٤٣
O Mary, be devoutly obedient to your Lord and prostrate and bow with those who bow [in prayer]."
Ey Meryem! Namazda kıyamını uzun tut! Rabbine secde et ve kullarından salih kimselerin rükû ettiği gibi rükû edenlerle birlikte rükû et.
3:44Page 55
ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهِ إِلَيۡكَۚ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يُلۡقُونَ أَقۡلَٰمَهُمۡ أَيُّهُمۡ يَكۡفُلُ مَرۡيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ٤٤
That is from the news of the unseen which We reveal to you, [O Muḥammad]. And you were not with them when they cast their pens1 as to which of them should be responsible for Mary. Nor were you with them when they disputed.
Zekeriyya ve Meryem -aleyhimesselam-'dan sana zikretmiş olduklarımız, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ey Peygamber! O âlimler ve salih kimseler, hangisinin Meryem'in yetiştirilmesi hakkında daha çok hak sahibi olduğu konusunu tartışırlarken sen onların yanlarında değildin. Öyle ki onlar kalemlerini koyarak kura çekmişler ve Zekeriya -aleyhisselam-'ın kalemi çıkmış ve kurayı kazanmıştı.
3:45Page 55
إِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٖ مِّنۡهُ ٱسۡمُهُ ٱلۡمَسِيحُ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ وَجِيهٗا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ٤٥
[And mention] when the angels said, "O Mary, indeed Allāh gives you good tidings of a word1 from Him, whose name will be the Messiah, Jesus, the son of Mary - distinguished in this world and the Hereafter and among those brought near [to Allāh].
Ey Peygamber! Meleklerin; Ey Meryem! Muhakkak ki Allah seni, babasız bir evlat ile müjdelemektedir. O, Allah'tan bir kelimedir, dediklerini hatırla. Allah, ona "Ol" demiş, o da Allah'ın izni ile bir çocuk oluvermişti. Bu çocuğun ismi, Meryemoğlu İsâ'dır. Onun dünyada ve ahirette yüce bir makamı vardır. Allah Teâlâ'ya yakınlaştırılmış olan kimselerdendir.
3:46Page 56
وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلٗا وَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ٤٦
He will speak to the people in the cradle and in maturity and will be of the righteous."
O, insanlarla küçük bir çocuk iken henüz konuşma vaktinden önce konuşacaktır. Aynı şekilde gücü ve erkekliği kemale ermiş büyük bir kimse iken de konuşmuş, dinî ve dünyevi işlerinde onların hayrına olan şeyleri haber vermiştir. Yine o, sözlerinde ve amellerinde salihlerdir.
3:47Page 56
قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي وَلَدٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٤٧
She said, "My Lord, how will I have a child when no man has touched me?" [The angel] said, "Such is Allāh; He creates what He wills. When He decrees a matter, He only says to it, 'Be,' and it is.
Meryem, kocası olmaksızın bir çocuk sahibi olacağına şaşırarak şöyle dedi: Helâl ya da haram olarak bana bir beşer yakınlaşmamışken nasıl çocuğum olabilir? (Melek ona şöyle dedi:) İşte böyle! Allah senin için babasız bir çocuk yarattığı gibi alışılmışın ve olağanın tersine bir şekilde de istediğini yaratır. O, bir işin olmasını istediği zaman ona: “Ol” der ve o da hemen oluverir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.
3:48Page 56
وَيُعَلِّمُهُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ ٤٨
And He will teach him writing and wisdom1 and the Torah and the Gospel
Allah ona yazmayı, doğru söz söylemeyi, söz ve amellerde başarılı olmayı öğretendir. Aynı şekilde O'na Musa -aleysisselam-'a indirdiği kitap olan Tevrat'ı ve indireceği İncil'i öğretendir.
3:49Page 56
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَنِّي قَدۡ جِئۡتُكُم بِـَٔايَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ أَنِّيٓ أَخۡلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ وَأُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأۡكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٤٩
And [make him] a messenger to the Children of Israel, [who will say], 'Indeed I have come to you with a sign from your Lord in that I design for you from clay [that which is] like the form of a bird, then I breathe into it and it becomes a bird by permission of Allāh. And I cure the blind [from birth] and the leper, and I give life to the dead - by permission of Allāh. And I inform you of what you eat and what you store in your houses. Indeed in that is a sign for you, if you are believers.
Allah, -işte böylece- onu, İsrailoğulları'na resul olarak göndermiştir. O, (İsa -aleyhisselam-) şöyle demiştir: Ben size gönderilmiş olan bir elçiyim. Size, benim peygamberliğime delalet eden alametler ile geldim. Bu alametler: Ben size çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle, o hemen canlı bir kuş oluverecektir. Doğuştan kör olan kimseyi iyileştireceğim ve o hemen görecektir. Alaca hastalığı olanın cildi eski haline geri gelecektir. Aynı şekilde ölüleri de (Allah'ın izni ile) dirilteceğim. Bunların hepsi Allah'ın izni ile olmaktadır. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. Size haber verdiğim bu büyük şeyleri yapmaya hiçbir beşer güç yetiremez. Bütün bunlar, zikredilen alametlerin benim size Allah tarafından bir elçi olarak gönderildiğime dair açık delil olmasından dolayıdır. Eğer iman etmeyi istiyor ve delilleri tasdik ediyorsanız bu böyledir.
3:50Page 56
وَمُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِي حُرِّمَ عَلَيۡكُمۡۚ وَجِئۡتُكُم بِـَٔايَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ٥٠
And [I have come] confirming what was before me of the Torah and to make lawful for you some of what was forbidden to you. And I have come to you with a sign from your Lord, so fear Allāh and obey me.
Aynı şekilde benden önce Tevrat'ta indirilen şeyleri doğrulamak için geldim. Bir kolaylık ve bir hafifletme olarak daha önce size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere geldim. Yine size söylediklerimin doğruluğuna delalet eden açık delillerle geldim. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan korkun ve sizi davet ettiğim şeylerde bana itaat edin!
3:51Page 56
إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَٰذَا صِرَٰطٞ مُّسۡتَقِيمٞ ٥١
Indeed, Allāh is my Lord and your Lord, so worship Him. That is the straight path.'"
Çünkü Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Tek başına ibadet edilmeye ve kendisinden sakınılmaya layık olan da O'dur. Benim, size Allah'a ibadet etmenizi ve O'ndan sakınmanızı emrettiğim, içerisinde hiç eğrilik olmayan dosdoğru yol budur.
3:52Page 56
۞ فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنۡهُمُ ٱلۡكُفۡرَ قَالَ مَنۡ أَنصَارِيٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشۡهَدۡ بِأَنَّا مُسۡلِمُونَ ٥٢
But when Jesus felt [persistence in] disbelief from them, he said, "Who are my supporters for [the cause of] Allāh?" The disciples said, "We are supporters for Allāh. We have believed in Allāh and testify that we are Muslims [submitting to Him].
İsâ -aleyhisselam- İsrailoğulları'nın küfürde ısrar ettiklerini anlayınca onlara hitaben; "Allah'a davette bana kim yardım edecek?" dedi. İsa -aleyhisselam-'a tabi olanlardan seçkin olan kimseler; "Biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik ve O'na tabi olduk." dediler. "Ey İsa! Bizim, Allah'ı birleyerek ve O'na itaat ederek boyun eğdiğimize şahit ol!"
3:53Page 57
رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلۡتَ وَٱتَّبَعۡنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ ٥٣
Our Lord, we have believed in what You revealed and have followed the messenger [i.e., Jesus], so register us among the witnesses [to truth]."
Havâriler şöyle dediler: "Rabbimiz! İncil'den bize indirdiğine iman ettik ve İsâ -aleyhisselam-'a tabi olduk. Bizleri, sana ve senin resullerine iman edip hakkıyla şahitlik edenlerle beraber kıl!"
3:54Page 57
وَمَكَرُواْ وَمَكَرَ ٱللَّهُۖ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلۡمَٰكِرِينَ ٥٤
And they [i.e., the disbelievers] planned, but Allāh planned. And Allāh is the best of planners.
İsrailoğulları'ndan kâfir olanlar, İsa -aleyhisselam-'ı öldürmeye çalışarak tuzak kurdular. Allah da (bu tuzaklarına karşılık olarak) onları sapıklıkta bırakarak tuzak kurdu ve başka bir adamı İsâ -aleyhisselam-'a benzetti. Allah, tuzak kurucuların en hayırlısıdır. Çünkü düşmanlarına karşı Allah Teâlâ'nın tuzağından daha şiddetlisi yoktur.
3:55Page 57
إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوۡقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۖ ثُمَّ إِلَيَّ مَرۡجِعُكُمۡ فَأَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ ٥٥
[Mention] when Allāh said, "O Jesus, indeed I will take you and raise you to Myself and purify [i.e., free] you from those who disbelieve and make those who follow you [in submission to Allāh alone] superior to those who disbelieve until the Day of Resurrection. Then to Me is your return, and I will judge between you concerning that in which you used to differ.
Allah, onlara tuzak kurdu ve İsa -aleyhisselam-'a hitaben şöyle buyurdu: "Ey İsa! Ben seni (şuan) ölüm yaşatmadan kabzedeceğim. Seni, ruhun ve bedeninle birlikte kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerin pisliklerinden temiz tutup onlardan uzaklaştıracağım. Hak din üzere sana tabi olanları -bunun özelliklerinden bir tanesi de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmektir- delil ve izzet ile (destekleyerek) kıyamet gününe kadar kâfirlerden üstünde tutacağım. Sonra kıyamet günü dönüşünüz sadece bana olacak. İhtilaf ettiğiniz konularda sizin aranızda hak ile hüküm vereceğim." diye buyurdu.
3:56Page 57
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَأُعَذِّبُهُمۡ عَذَابٗا شَدِيدٗا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ ٥٦
And as for those who disbelieved, I will punish them with a severe punishment in this world and the Hereafter, and they will have no helpers."
Seni ve kendilerine getirdiğin hakkı inkâr edenler var ya, onları dünyada öldürme, esir alma ve aşağılama ile şiddetli bir azaba uğratacağım. Ahirette ise onları cehennem azabına uğratacağım. Onlardan azabı savacak bir yardımcıları da olmayacak.
3:57Page 57
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمۡ أُجُورَهُمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ ٥٧
But as for those who believed and did righteous deeds, He will give them in full their rewards, and Allāh does not like the wrongdoers.
Sana ve senin kendilerine getirdiğin hakka iman edip; namaz, zekât, oruç, sıla-i rahim ve diğer salih amelleri işleyenlere gelince, Allah onlara amellerinin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeksizin tam olarak verecektir. Bu söz, gönderileceğini bizzat Mesih'in müjdelediği Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gelmesinden önce Mesih İsa -aleyhisselam-'a tabi olanlar hakkındadır. Allah, zalimleri asla sevmez. Allah Teâlâ'ya ortak koşmak ve O'nun resullerini yalanlamak zulmün en büyüklerindendir.
3:58Page 57
ذَٰلِكَ نَتۡلُوهُ عَلَيۡكَ مِنَ ٱلۡأٓيَٰتِ وَٱلذِّكۡرِ ٱلۡحَكِيمِ ٥٨
This is what We recite to you, [O Muḥammad], of [Our] verses and the precise [and wise] message [i.e., the Qur’ān].
Sana İsa -aleyhisselam-'ın haberinden okuduklarımız, senin üzerine indirilenlerin doğruluğuna delalet eden apaçık alametlerdendir. O, Allah'tan hakkıyla sakınanlar için bir hatırlatmadır. Batılın kendisine ulaşamayacağı muhkem bir zikirdir.
3:59Page 57
إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٖ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٥٩
Indeed, the example of Jesus to Allāh1 is like that of Adam. He created him from dust; then He said to him, "Be," and he was.
Allah katında İsa -aleyhisselam-'ın yaratılış örneği Âdem’in annesiz ve babasız olarak topraktan yaratılması gibidir. Allah, ona (Âdem'e): "Ol!" dedi, o da Allah Teâlâ'nın dilediği gibi oluverdi. İsa, babasız bir şekilde yaratıldığı halde nasıl olur da delilsiz bir şekilde onun ilah olduğunu iddia ederler. Hâlbuki onlar, Âdem'in babasız ve annesiz olarak yaratılmış olmasıyla beraber onun beşer olduğunu kabul ediyorlardı.
3:60Page 57
ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ ٦٠
The truth is from your Lord, so do not be among the doubters.
İsa -aleyhisselam- hakkında Rabbinden sana indirilenler, içerisinde hiç şüphe olmayan gerçeklerdir. Sakın bu hususta şüpheyle, tereddüt edenlerden olma! Aksine sana düşen, bulunduğun hak üzerinde sebat etmendir.
3:61Page 57
فَمَنۡ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ فَقُلۡ تَعَالَوۡاْ نَدۡعُ أَبۡنَآءَنَا وَأَبۡنَآءَكُمۡ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمۡ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمۡ ثُمَّ نَبۡتَهِلۡ فَنَجۡعَل لَّعۡنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلۡكَٰذِبِينَ ٦١
Then whoever argues with you about it after [this] knowledge has come to you - say, "Come, let us call our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, then supplicate earnestly [together] and invoke the curse of Allāh upon the liars [among us]."
-Ey Peygamber!- Necrân Hristiyanlarından her kim sana gelen doğru ilimden sonra İsa -aleyhisselam- hakkında, Allah'ın kulu olmadığı iddiası ile seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve sizleri çağıralım ve hepimiz toplanalım. Sonra da dua ederek sizden ve bizden olan yalancılara lanetini indirmesi için Allah'a yalvaralım."
3:62Page 58
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡقَصَصُ ٱلۡحَقُّۚ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦٢
Indeed, this is the true narration. And there is no deity except Allāh. And indeed, Allāh is the Exalted in Might, the Wise.
Sana İsa -aleyhissellam- hakkında zikrettiğimiz, içerisinde yalan ve şüphe olmayan gerçek haberdir. Hak olarak ibadet edilecek tek ilah Allah'tır. Şüphesiz ki Allah, mülkünde Azizdir. İdaresinde, işinde ve yaratmasında da Hakîmdir.
3:63Page 58
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُفۡسِدِينَ ٦٣
But if they turn away, then indeed - Allāh is Knowing of the corrupters.
Eğer senin getirdiğin şeyden yüz çevirirler ve sana tabi olmazlarsa işte bu, onların bozguncu olmalarındandır. Allah, yeryüzünde bozgunculuk eden kimseleri hakkıyla bilendir ve onları bu yaptıklarına karşılık cezalandıracaktır.
3:64Page 58
قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ كَلِمَةٖ سَوَآءِۭ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمۡ أَلَّا نَعۡبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشۡرِكَ بِهِۦ شَيۡـٔٗا وَلَا يَتَّخِذَ بَعۡضُنَا بَعۡضًا أَرۡبَابٗا مِّن دُونِ ٱللَّهِۚ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُولُواْ ٱشۡهَدُواْ بِأَنَّا مُسۡلِمُونَ ٦٤
Say, "O People of the Scripture, come to a word that is equitable between us and you - that we will not worship except Allāh and not associate anything with Him and not take one another as lords instead of Allāh."1 But if they turn away, then say, "Bear witness that we are Muslims [submitting to Him]."
Ey Peygamber! Yahudi ve Hristiyanlardan oluşan kitap ehline de ki: Ey Ehlikitap! Hepimizin eşit olacağı tek bir söz üzerinde bir araya gelelim. İbadette Allah'ı birleyip O'nunla birlikte derecesi ve makamı ne kadar yüce olursa olsun bir başkasına ibadet etmeyelim ve birbirimizi kendisine ibadet edilen ve boyun eğilen Allah'tan başka rabler edinmeyelim. Eğer onlar senin onları hak ve adalet ile davet ettiğin bu şeyden uzaklaşırlarsa -ey Müminler!- deyin ki; şahit olun ki biz Allah Teâlâ'ya teslim olduk ve itaatle O'na boyun eğdik.
3:65Page 58
يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوۡرَىٰةُ وَٱلۡإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِهِۦٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٥
O People of the Scripture, why do you argue about Abraham while the Torah and the Gospel were not revealed until after him? Then will you not reason?
Ey Ehlikitap! İbrahim'in dini hakkında niçin tartışıyorsunuz? Yahudiler İbrahim -aleyhisselam-'ın Yahudi olduğunu Hristiyanlar da onun Hristiyan olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki sizler, Yahudilik ve Hristiyanlığın İbrahim -aleyhisselam-'ın ölümünden çok uzun zaman sonra ortaya çıktığını biliyorsunuz. Sizler bu sözlerinizin batıl olduğunu ve iddialarınızın da hatalı olduğunu akıllarınız ile idrak etmiyor musunuz?
Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences