Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish
غافر
Ghafir
The Forgiver · Meccan · 85 ayahs
(Hâ, Mîm) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.
40:2Page 467
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ ٢
The revelation of the Book [i.e., the Qur’ān] is from Allāh, the Exalted in Might, the Knowing,
Kur'an, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz ve kullarının faydasına olan şeyleri hakkıyla bilen Alîm olan Yüce Allah tarafından Rasûlü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiştir.
40:3Page 467
غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوۡبِ شَدِيدِ ٱلۡعِقَابِ ذِي ٱلطَّوۡلِۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ إِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ ٣
The forgiver of sin, acceptor of repentance, severe in punishment, owner of abundance. There is no deity except Him; to Him is the destination.
Günâhkarların günahını bağışlayan, kullarından tövbe edenin tövbesini kabul eden, günahlarından tövbe etmeyene karşı azabı şiddetli olan ihsan ve lütuf sahibidir. Ondan başka (hak) ilah yoktur, kıyamet günü kullarının dönüşü yalnızca O’nadır. Onlara hak ettiklerinin karşılığını verecektir.
40:4Page 467
مَا يُجَٰدِلُ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَا يَغۡرُرۡكَ تَقَلُّبُهُمۡ فِي ٱلۡبِلَٰدِ ٤
No one disputes concerning the signs of Allāh except those who disbelieve, so be not deceived by their [uninhibited] movement throughout the land.
Allah'ın birliğine ve resullerinin doğruluğuna delalet eden ayetleri ancak akıllarının fasitliğinden dolayı kâfir kimseler tartışır. Onlar için üzülme. Bol nimetler ve rızık içinde olmaları seni asla aldatmasın. Onlara mühlet verilmesi onlar için istidrâc ve tuzaktır.
40:5Page 467
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۖ وَهَمَّتۡ كُلُّ أُمَّةِۭ بِرَسُولِهِمۡ لِيَأۡخُذُوهُۖ وَجَٰدَلُواْ بِٱلۡبَٰطِلِ لِيُدۡحِضُواْ بِهِ ٱلۡحَقَّ فَأَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ ٥
The people of Noah denied before them and the [disbelieving] factions after them, and every nation intended [a plot] for their messenger to seize him, and they disputed by [using] falsehood to [attempt to] invalidate thereby the truth. So I seized them, and how [terrible] was My penalty.
Bunlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Bunun akabinde Âd, Semûd, Lût kavmi, Medyen ashabı ve Firavun da yalanlamıştı. Bu ümmetlerden her biri resullerini yakalayıp öldürmeye azmetmişlerdi. Hakkı yok etmek için elindeki batıl ile tartıştılar. Bu ümmetlerin hepsini kıskıvrak yakaladım. Onlara verdiğim cezamı düşün. O ceza çok şiddetli bir cezaydı.
40:6Page 467
وَكَذَٰلِكَ حَقَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ ٦
And thus has the word [i.e., decree] of your Lord come into effect upon those who disbelieved that they are companions of the Fire.
Yüce Allah; bu yalanlayan ümmetlerin, helak edilmesine hükmetti. -Ey Resul!- Rabbinin kâfirler hakkındaki; "Onlar cehennemliklerdir." sözü gerçekleşmiştir.
40:7Page 467
ٱلَّذِينَ يَحۡمِلُونَ ٱلۡعَرۡشَ وَمَنۡ حَوۡلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْۖ رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَيۡءٖ رَّحۡمَةٗ وَعِلۡمٗا فَٱغۡفِرۡ لِلَّذِينَ تَابُواْ وَٱتَّبَعُواْ سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ٧
Those [angels] who carry the Throne and those around it exalt [Allāh] with praise of their Lord and believe in Him and ask forgiveness for those who have believed, [saying], "Our Lord, You have encompassed all things in mercy and knowledge, so forgive those who have repented and followed Your way and protect them from the punishment of Hellfire.
-Ey Resul!- Rabbinin arşını taşıyan melekler ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini O'na yaraşmayan şeylerden tenzih eder ve O'na iman ederler. Şöyle dua ederek Allah'a iman edenler için bağışlanma talep ederler: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin her şeyi kuşatmıştır. Günahlarından tövbe edenleri ve dinine tabi olanları bağışla. Cehennem ateşinin isabet etmesinden onları koru."
40:8Page 468
رَبَّنَا وَأَدۡخِلۡهُمۡ جَنَّٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِي وَعَدتَّهُمۡ وَمَن صَلَحَ مِنۡ ءَابَآئِهِمۡ وَأَزۡوَٰجِهِمۡ وَذُرِّيَّٰتِهِمۡۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٨
Our Lord, and admit them to gardens of perpetual residence which You have promised them and whoever was righteous among their forefathers, their spouses and their offspring. Indeed, it is You who is the Exalted in Might, the Wise.
Melekler şöyle derler: "Rabbimiz! Kendilerine ebedî cennetlere girmeyi vadettiğin Müminleri oraya koy. Onların babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih ameller işleyenleri de oraya koy. Sen, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, takdirinde ve yönetmesinde Hakîm (hikmet sahibi) olansın.
40:9Page 468
وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوۡمَئِذٖ فَقَدۡ رَحِمۡتَهُۥۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٩
And protect them from the evil consequences [of their deeds]. And he whom You protect from evil consequences that Day - You will have given him mercy. And that is the great attainment."
Onları kötü amellerinden muhafaza eyle. Bundan dolayı onlara azap etme. Kıyamet günü kimi, amellerinin kötülüklerinden dolayı azap etmekten korursan, ona rahmet etmiş olursun. Azaptan koruyan bu korunak ve Cennet'e koyan bu rahmet, eşi benzeri olmayan en büyük kurtuluştur.
40:10Page 468
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنَادَوۡنَ لَمَقۡتُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُ مِن مَّقۡتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡ إِذۡ تُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلۡإِيمَٰنِ فَتَكۡفُرُونَ ١٠
Indeed, those who disbelieve will be addressed, "The hatred of Allāh for you was [even] greater than your hatred of yourselves [this Day in Hell] when you were invited to faith, but you disbelieved [i.e., refused]."
Şüphesiz ki, kıyamet günü cehenneme girdikleri ve kendilerine öfkelenip lanet ettikleri zaman Yüce Allah'ı ve resullerini küfredenlere şöyle seslenilir: "Allah'ın size olan gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha şiddetlidir. Sizler dünyada Allah'a iman etmeye davet edilirdiniz de, O'nu küfrederdiniz ve O'nunla birlikte ilahlar edinirdiniz."
40:11Page 468
قَالُواْ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثۡنَتَيۡنِ وَأَحۡيَيۡتَنَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَٱعۡتَرَفۡنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلۡ إِلَىٰ خُرُوجٖ مِّن سَبِيلٖ ١١
They will say, "Our Lord, You made us lifeless twice and gave us life twice, and we have confessed our sins. So is there to an exit any way?"
Günahlarını kabul etmeleri ve tövbe etmeleri kendilerine fayda vermeyeceği o zaman kâfirler günahlarını itiraf ederek şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün. Hiçbir şey değildik ve bizi yoktan var ettin, hayat verip, yaşattıktan sonra tekrar öldürdün. Bizi yokluktan var ederek ve yeniden dirilterek iki kez hayat verdin. Bizler işlediğimiz günahları itiraf ediyoruz. Cehennemden çıkarak dünya hayatına dönüp amellerimizi düzeltmek için izleyeceğimiz ve bizden razı olacağın bir yol var mıdır?"
40:12Page 468
ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِيَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُۥ كَفَرۡتُمۡ وَإِن يُشۡرَكۡ بِهِۦ تُؤۡمِنُواْۚ فَٱلۡحُكۡمُ لِلَّهِ ٱلۡعَلِيِّ ٱلۡكَبِيرِ ١٢
[They will be told], "That is because, when Allāh was called upon alone, you disbelieved; but if others were associated with Him, you believed. So the judgement is with Allāh, the Most High, the Grand."
Bu azap ile azap edilmenizin sebebi yalnızca Yüce Allah'a ve hiçbir kimseyi O'na ortak koşmamaya çağrıldığınızda bunu inkâr edip, O'na ortaklar koşmanızdır. Ve Allah ile beraber başka bir ortağa ibadet edildiğinde buna iman etmenizdir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Zatında, kadrinde ve mağlup etmesinde yüce ve yüksek olan, her şeyden büyük olandır.
40:13Page 468
هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزۡقٗاۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ ١٣
It is He who shows you His signs and sends down to you from the sky, provision. But none will remember except he who turns back [in repentance].
Vahdaniyetine ve kudretine delil olması için nefislerinizdeki ve etrafınızdaki ayetlerini gösteren Yüce Allah'tır. Bitki, ekin ve diğer rızkınızı temin ettiğiniz şeylere sebep olması için bulutlardan yağmur suyunu O indirmiştir. Allah'ın ayetlerinden ancak ihlaslı bir şekilde tövbe ederek O'na yönelen kimse ibret alır.
40:14Page 468
فَٱدۡعُواْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ ١٤
So invoke Allāh, [being] sincere to Him in religion, although the disbelievers dislike it.
-Ey Müminler!- Kâfirlerin hoşuna gitmese ve onları kızdırsa bile itaat ve duada ihlaslı bir şekilde O'na hiçbir varlığı şirk koşmadan yalnızca Allah'a dua edin.
40:15Page 468
رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلۡعَرۡشِ يُلۡقِي ٱلرُّوحَ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوۡمَ ٱلتَّلَاقِ ١٥
[He is] the Exalted above [all] degrees, Owner of the Throne; He places the inspiration of His command [i.e., revelation] upon whom He wills of His servants to warn of the Day of Meeting.
O, ibadet ve duanın kendisine tahsis edilmesini hak edendir. O mahlukatından ayrı, dereceleri yüksek olandır. O, Azim olan arşın Rabbidir. Kullarından dilediğine kendilerinin yaşamaları ve diğerlerini yaşatmaları, öncekilerin ve sonrakilerin birbiri ile karşılaşacakları kıyamet günü ile insanları korkutmaları için ayetlerini indirmiştir.
40:16Page 468
يَوۡمَ هُم بَٰرِزُونَۖ لَا يَخۡفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنۡهُمۡ شَيۡءٞۚ لِّمَنِ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَۖ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ ١٦
The Day they come forth nothing concerning them will be concealed from Allāh. To whom belongs [all] sovereignty this Day? To Allāh, the One, the Prevailing.1
O gün onlar ortaya çıkıp bir yerde toplanırlar. Onların zatlarından, amellerinden ve onlara verilecek karşılıklarından hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz. Yüce Allah bugün; "Mülk kimindir?" diye sorar. O an sadece bir cevap vardır; "Hükümranlık, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olan Yüce Allah'ındır." el-Kahhâr; her şeye galip gelendir ve her şey O'na boyun eğmiştir.
40:17Page 469
ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۚ لَا ظُلۡمَ ٱلۡيَوۡمَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ١٧
This Day every soul will be recompensed for what it earned. No injustice today! Indeed, Allāh is swift in account.
Bugün her nefis işlediği amelin karşılığını bulacaktır. Hayır ise hayır, şer ise şer bulacaktır. Bugün zülüm yoktur. Çünkü Hâkim adaletli olan, Yüce Allah'tır. Şüphesiz ki Yüce Allah, kullarının amellerini kuşattığı için hesaplarını hızlıca görendir.
40:18Page 469
وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡأٓزِفَةِ إِذِ ٱلۡقُلُوبُ لَدَى ٱلۡحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَۚ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ حَمِيمٖ وَلَا شَفِيعٖ يُطَاعُ ١٨
And warn them, [O Muḥammad], of the Approaching Day, when hearts are at the throats, filled [with distress]. For the wrongdoers there will be no devoted friend and no intercessor [who is] obeyed.
-Ey Resul!- Kıyamet günü ile onları korkut. O kıyamet günü yaklaşmış ve gelecektir. Her gelecek olan şey yakındır. O günün şiddetli korkusundan kalpler, o kimselerin boğazlarına kadar yükselir. Rahman'ın izin verdikleri hariç, onlardan hiçbiri konuşamaz ve konuşmadan sessizce beklerler. Kendi nefislerine şirk ve günah ile zulmedenler için o gün bir dost ya da yakın yoktur. Eğer ona şefaat edecek olduğu farz edilse, sözü dinlenecek bir şefaatçisi de yoktur.
40:19Page 469
يَعۡلَمُ خَآئِنَةَ ٱلۡأَعۡيُنِ وَمَا تُخۡفِي ٱلصُّدُورُ ١٩
He knows that which deceives the eyes and what the breasts conceal.
Yüce Allah, bakanların gözlerindeki hainliği bilir ve kalplerin gizlediğini de bilir. Bunların hiçbirisi O'na gizli kalmaz.
40:20Page 469
وَٱللَّهُ يَقۡضِي بِٱلۡحَقِّۖ وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقۡضُونَ بِشَيۡءٍۗ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ٢٠
And Allāh judges with truth, while those they invoke1 besides Him judge not with anything. Indeed, Allāh - He is the Hearing, the Seeing.
Yüce Allah adaletle hükmeder. Yaptığı iyilikleri eksilterek ve kötülüklerini artırarak kimseye zulmetmez. Müşriklerin, Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleri ilahları hiçbir şeye hükmedemezler. Çünkü onlar hiçbir şeye malik değildirler. Yüce Allah, kullarının sözlerini hakkıyla işiten, niyetlerini ve amellerini hakkıyla görendir. Bunlara göre onlara karşılığını verecektir.
40:21Page 469
۞ أَوَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُواْ هُمۡ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةٗ وَءَاثَارٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٖ ٢١
Have they not traveled through the land and observed how was the end of those who were before them? They were greater than them in strength and in impression on the land, but Allāh seized them for their sins. And they had not from Allāh any protector.
Bu müşrikler yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önceki geçmiş ümmetlerin sonlarının nasıl olduğunu düşünsünler. Muhakkak ki onların sonu çok kötü oldu. O ümmetler bunlardan daha güçlü idiler. Yapmış oldukları bina ile yeryüzünde onlardan daha fazla etkili oldular. Günahları sebebiyle Yüce Allah onları helak etti. Yüce Allah'ın onları cezalandırmasına mani olacak kimseler de yoktu.
40:22Page 469
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانَت تَّأۡتِيهِمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَكَفَرُواْ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ قَوِيّٞ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ٢٢
That was because their messengers were coming to them with clear proofs, but they disbelieved, so Allāh seized them. Indeed, He is Powerful and severe in punishment.
Onlara isabet eden bu azap, ancak Yüce Allah tarafından kendilerine resulleri apaçık deliller ve parıldayan hüccetler ile geldiği halde onların Allah'ı küfretmeleri ve resullerini yalanlamaları sebebiyle gelmiştir. Onlar ne kadar güç sahibi olsalar da Yüce Allah, onları yakalayıp helak etmiştir. Şüphesiz Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, kendisini küfredenlere ve resullerini yalanlayanlara karşı güçlü ve azabı çetin olandır.
40:23Page 469
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٍ ٢٣
And We did certainly send Moses with Our signs and a clear authority1
Ant olsun ki Musa'yı apaçık ayetlerimiz ve kesin deliller ile gönderdik.
40:24Page 469
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُواْ سَٰحِرٞ كَذَّابٞ ٢٤
To Pharaoh, Hāmān and Qārūn, but they said, "[He is] a magician and a liar."
Firavun'a, veziri Haman'a ve Karun'a gönderdik. Dediler ki: "Musa, iddia ettiği peygamberlikte yalancı bir sihirbazdır."
40:25Page 469
فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ ٱقۡتُلُوٓاْ أَبۡنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ وَٱسۡتَحۡيُواْ نِسَآءَهُمۡۚ وَمَا كَيۡدُ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٖ ٢٥
And when he brought them the truth from Us, they said, "Kill the sons of those who have believed with him and keep their women alive." But the plan of the disbelievers is not except in error.
Musa, doğruluğuna delalet eden apaçık delilleri getirdiğinde Firavun şöyle dedi: "Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün. Aşağılamak için kadınlarını hayatta bırakın. Müslümanların sayısını azaltmak için kâfirlerin kurdukları tuzak yok olmaya mahkum ve hiçbir tesiri yoktur."
40:26Page 470
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ ذَرُونِيٓ أَقۡتُلۡ مُوسَىٰ وَلۡيَدۡعُ رَبَّهُۥٓۖ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمۡ أَوۡ أَن يُظۡهِرَ فِي ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡفَسَادَ ٢٦
And Pharaoh said, "Let me kill Moses and let him call upon his Lord. Indeed, I fear that he will change your religion or that he will cause corruption1 in the land."
Firavun şöyle dedi: "Bırakın beni! Musa'yı cezalandırmak için onu öldüreyim. Onu, benden kurtarması için Rabbine dua etsin. Ben onun Rabbine dua etmesini önemsemiyorum. Ben sizin yaşamış olduğunuz dininizi değiştirmesinden ya da öldürerek ve tahrip ederek yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum." dedi.
40:27Page 470
وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٖ لَّا يُؤۡمِنُ بِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ٢٧
But Moses said, "Indeed, I have sought refuge in my Lord and your Lord from every arrogant one who does not believe in the Day of Account."
Firavunun kendisini tehdit ettiğini öğrendiğinde Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ben, hakkı kabul etmeyen ve O'na iman etmeyerek kibirlenen, kıyamet gününe ve o gündeki hesap ve cezaya iman etmeyen kimseden benim Rabbim ve sizin de Rabbinize yönelip sığındım."
40:28Page 470
وَقَالَ رَجُلٞ مُّؤۡمِنٞ مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَكۡتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقۡتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّيَ ٱللَّهُ وَقَدۡ جَآءَكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمۡۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبٗا فَعَلَيۡهِ كَذِبُهُۥۖ وَإِن يَكُ صَادِقٗا يُصِبۡكُم بَعۡضُ ٱلَّذِي يَعِدُكُمۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٞ كَذَّابٞ ٢٨
And a believing man from the family of Pharaoh who concealed his faith said, "Do you kill a man [merely] because he says, 'My Lord is Allāh' while he has brought you clear proofs from your Lord? And if he should be lying, then upon him is [the consequence of] his lie; but if he should be truthful, there will strike you some of what he promises you. Indeed, Allāh does not guide one who is a transgressor and a liar.
Firavun ailesinden olup Allah'a iman eden ve kavminden imanını gizleyen bir adam Musa -aleyhisselam-'ı öldürme konusunda kararlı olmalarını inkâr edip, şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır demekten başka hiçbir suçu olmayan bir adamı mı öldüreceksiniz? Hâlbuki o, Rabbi tarafından gönderildiğine dair iddia ettiği şeyde doğruluğuna delalet eden apaçık kanıtlar ve deliller getirmiştir. Eğer onun yalancı olduğunu farz edersek yalanı kendi aleyhine döner. Eğer doğru söylüyor ise size vadettiği azabın bir kısmı gecikmeden başınıza gelecektir. Şüphesiz ki Yüce Allah; koyduğu sınırları aşan, Allah'a ve resulüne iftira atan kimseyi hakka muvaffak kılmaz."
40:29Page 470
يَٰقَوۡمِ لَكُمُ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَ ظَٰهِرِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأۡسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَاۚ قَالَ فِرۡعَوۡنُ مَآ أُرِيكُمۡ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهۡدِيكُمۡ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ ٢٩
O my people, sovereignty is yours today, [your being] dominant in the land. But who would protect us from the punishment of Allāh if it came to us?" Pharaoh said, "I do not show you except what I see, and I do not guide you except to the way of right conduct."
Ey Kavmim! Bugün Mısır topraklarında galip gelen kimseler olarak hükümranlık sizindir. Musa'yı öldürmemizden dolayı Allah'ın azabı başımıza gelse kim bize yardım eder?" Firavun şöyle dedi: "Görüş benim görüşüm, hüküm benim hükmümdür. Fesadı ve şerri def etmek için Musa'yı öldürmeyi uygun gördüm ve yine sizi hakkaniyete, doğru yola irşat ediyorum."
40:30Page 470
وَقَالَ ٱلَّذِيٓ ءَامَنَ يَٰقَوۡمِ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُم مِّثۡلَ يَوۡمِ ٱلۡأَحۡزَابِ ٣٠
And he who believed said, "O my people, indeed I fear for you [a fate] like the day of the companies1 -
İman eden kimse nasihat ederek kavmine şöyle dedi: "-Eğer Musa'yı zulüm ve düşmanlıkla öldürürseniz- Geçmişte resullerine karşı (düşmanlık etmek için) birleşen ve bundan dolayı da Allah'ın kendilerini helak ettiği toplulukların azabı gibi size de azap gelmesinden korkuyorum."
40:31Page 470
مِثۡلَ دَأۡبِ قَوۡمِ نُوحٖ وَعَادٖ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلۡمٗا لِّلۡعِبَادِ ٣١
Like the custom of the people of Noah and of ʿAad and Thamūd and those after them. And Allāh wants no injustice for [His] servants.
"Nûh, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelen kavimler gibi küfre düşüp resullerini yalanlayanların başına gelenler gibi (sizlerin de başına azap gelecek). Yüce Allah, küfürleri ve resulleri yalanlamaları sebebiyle onları helak etmiştir. Yüce Allah, kullarına zulmetmez. Ancak onlara günahlarının karşılığı olarak azap eder."
40:32Page 470
وَيَٰقَوۡمِ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ يَوۡمَ ٱلتَّنَادِ ٣٢
And O my people, indeed I fear for you the Day of Calling1 -
"Ey Kavmim! Kıyamet günü sizin adınıza korkuyorum. O gün insanlar akrabalık ve makamları sebebiyle birbirlerine seslenecektir. Onlar bu davranışın, o dehşetli günde kendilerine fayda sağlayacağını zannederler."
40:33Page 470
يَوۡمَ تُوَلُّونَ مُدۡبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنۡ عَاصِمٖۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٖ ٣٣
The Day you will turn your backs fleeing; there is not for you from Allāh any protector. And whoever Allāh sends astray - there is not for him any guide.
O gün cehennemden korkup arkanızı dönüp kaçarsınız. Sizi Allah'ın azabından koruyacak hiçbir engel yoktur. Allah'ın iman etmeye muvaffak kılmadığı ve rezil rüsva ettiği kimseyi hidayete erdirecek hiçbir kimse yoktur. Çünkü muvaffak kılma hidayeti yalnızca Yüce Allah'ın elindedir.
40:34Page 471
وَلَقَدۡ جَآءَكُمۡ يُوسُفُ مِن قَبۡلُ بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلۡتُمۡ فِي شَكّٖ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلۡتُمۡ لَن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعۡدِهِۦ رَسُولٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٞ مُّرۡتَابٌ ٣٤
And Joseph had already come to you before with clear proofs, but you remained in doubt of that which he brought to you, until when he died, you said, 'Never will Allāh send a messenger after him.' Thus does Allāh leave astray he who is a transgressor and skeptic."
Ant olsun Musa'dan önce de Yusuf size Allah'ın birliğine dair apaçık deliller ile gelmişti. Hâlâ onun getirdiklerini yalanlamakta ve şüphe duymaktasınız. (Yusuf) öldüğünde, şüpheniz ve kuşkularınız arttı. Şöyle dediniz: "Allah ondan sonra bir resul göndermeyecek." Sizin bu haktan sapmanız gibi, Yüce Allah sınırlarını aşan ve vahdaniyetinde/birliğinde şüphe duyan herkesi saptırır.
40:35Page 471
ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَٰنٍ أَتَىٰهُمۡۖ كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلۡبِ مُتَكَبِّرٖ جَبَّارٖ ٣٥
Those who dispute concerning the signs of Allāh without an authority1 having come to them - great is hatred [of them] in the sight of Allāh and in the sight of those who have believed. Thus does Allāh seal over every heart [belonging to] an arrogant tyrant.
Kendilerine gelen hiçbir delil ve kanıt olmadan Allah'ın ayetlerini iptal etmek için tartışıp duran kimselerin bu yaptığı hem Allah katında, hem de Allah'a ve resullerine iman edenlerin yanında büyük bir gazap sebebidir. Yüce Allah; ayetlerini iptal etmek için hakkında tartışıp duran kimselerin kalplerini mühürlediği gibi, zorba ve hakka karşı kibirlenen kimselerin kalplerini de mühürler. Onları doğruya iletmez ve hayra yöneltmez.
40:36Page 471
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبۡنِ لِي صَرۡحٗا لَّعَلِّيٓ أَبۡلُغُ ٱلۡأَسۡبَٰبَ ٣٦
And Pharaoh said, "O Hāmān, construct for me a tower that I might reach the ways1 -
Firavun, veziri Hâman'a dedi ki: "Ey Hâman! Benim için yüksek bir kule yap; belki yollara ulaşırım."
40:37Page 471
أَسۡبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّي لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبٗاۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِۚ وَمَا كَيۡدُ فِرۡعَوۡنَ إِلَّا فِي تَبَابٖ ٣٧
The ways into the heavens - so that I may look at the deity of Moses; but indeed, I think he is a liar." And thus was made attractive to Pharaoh the evil of his deed, and he was averted from the [right] way. And the plan of Pharaoh was not except in ruin.
"Umulur ki göklerin yollarına ulaşırım. Böylece Musa'nın hak olduğunu iddia ettiği ilahına bakarım. Ben Musa'nın iddiasında yalancı olduğunu zannediyorum." Böylece Firavun'un Hâman'dan talep ettiği şeyi istediğinde yapmış oduğu kötü ameli kendisine süslü gösterildi. Ve hak yolundan dalalet yoluna döndürüldü. Firavun'un hilesi -içinde bulunduğu batılı izhar etmesi ve Musa'nın getirdiği hakkı batıl kılması- ancak hüsrandır. Çünkü çabalamasına rağmen döndüğü yer başarısızlık, hayal kırıklığı ve kesintisiz bedbahtlıktır.
40:38Page 471
وَقَالَ ٱلَّذِيٓ ءَامَنَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُونِ أَهۡدِكُمۡ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ ٣٨
And he who believed said, "O my people, follow me; I will guide you to the way of right conduct.
Firavun'un ailesinden iman eden o adam kavmine nasihat ederek ve onları hak yola irşat ederek şöyle dedi: "Ey Kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim ve hakkı göstereyim."
40:39Page 471
يَٰقَوۡمِ إِنَّمَا هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا مَتَٰعٞ وَإِنَّ ٱلۡأٓخِرَةَ هِيَ دَارُ ٱلۡقَرَارِ ٣٩
O my people, this worldly life is only [temporary] enjoyment, and indeed, the Hereafter - that is the home of [permanent] settlement.
"Ey Kavmim! Bu dünya hayatı geçici lezzetler ile faydalanma yeridir. Dünyadaki bu yok olacak meta sizi aldatmasın. Ahiret hayatı ve içindeki nimetler ebedî ve kesintisiz olan yerleşilecek ve ikamet edilecek yerdir. Yüce Allah'a itaat ederek onun için amel edin. Ahiret hayatı yerine dünya hayatınızla meşgul olup, ahiret hayatı için amel işlememekten sakının."
40:40Page 471
مَنۡ عَمِلَ سَيِّئَةٗ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَاۖ وَمَنۡ عَمِلَ صَٰلِحٗا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَأُوْلَٰٓئِكَ يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ يُرۡزَقُونَ فِيهَا بِغَيۡرِ حِسَابٖ ٤٠
Whoever does an evil deed will not be recompensed except by the like thereof; but whoever does righteousness, whether male or female, while he is a believer - those will enter Paradise, being given provision therein without account.
Kim kötü bir ameli işlerse ancak misli karşılığında ceza görür. Cezası artırılmaz. Allah'a ve resullerine iman edip, Allah'ın vechini isteyerek, salih amel işleyen erkek yahut kadın kimseler böyle güzel özelliklere sahiptirler ve kıyamet günü Cennete gireceklerdir. Yüce Allah, orada hazırladığı meyve ve kesintiye uğramayacak nimetleri ile hesapsız bir şekilde onları rızıklandıracaktır.
40:41Page 472
۞ وَيَٰقَوۡمِ مَا لِيٓ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدۡعُونَنِيٓ إِلَى ٱلنَّارِ ٤١
And O my people, how is it that I invite you to salvation while you invite me to the Fire?
Ey Kavmim! Dünya hayatında ve ahirette Allah'a iman ve salih amel ile sizleri hüsrana uğramaktan kurtuluşa çağırırken, ne diye siz beni Allah'ı küfretmeye O'na asi olmaya ve ateşe girmeye çağırıyorsunuz?
40:42Page 472
تَدۡعُونَنِي لِأَكۡفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشۡرِكَ بِهِۦ مَا لَيۡسَ لِي بِهِۦ عِلۡمٞ وَأَنَا۠ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡغَفَّٰرِ ٤٢
You invite me to disbelieve in Allāh and associate with Him that of which I have no knowledge, and I invite you to the Exalted in Might, the Perpetual Forgiver.1
"Allah'a karşı kâfir olmamı ve O'nunla birlikte kendisine ibadet etmenin yanlış olduğunu bildiğim başka bir ilaha ibadet etmemi umarak beni batılınıza çağırıyorsunuz. Ben ise sizi hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Aziz/mutlak güç sahibi ve çok bağışlayıcı olan Allah'a iman etmeye çağırıyorum."
40:43Page 472
لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدۡعُونَنِيٓ إِلَيۡهِ لَيۡسَ لَهُۥ دَعۡوَةٞ فِي ٱلدُّنۡيَا وَلَا فِي ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ ٤٣
Assuredly, that to which you invite me has no [response to a] supplication in this world or in the Hereafter; and indeed, our return is to Allāh, and indeed, the transgressors will be companions of the Fire.
Gerçek şu ki, kendisine iman ve itaat etmeye çağırdığınız şeyin, dünyada ve ahirette çağırmaya değer bir tarafı yoktur. Kendisine dua edene icabet edemez. Hepimiz yalnızca Yüce Allah'a döneceğiz. Şüphesiz küfür ve günahlarda haddi aşanlar kıyamet günü ateşe girecek kimselerdir ve oradan ayrılmayacaklardır.
40:44Page 472
فَسَتَذۡكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمۡۚ وَأُفَوِّضُ أَمۡرِيٓ إِلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ ٤٤
And you will remember what I [now] say to you, and I entrust my affair to Allāh. Indeed, Allāh is Seeing of [His] servants."
Onun nasihatini reddettiler. Bunun akabinde şöyle dedi: "Sizin için yaptığım nasihati hatırlayacaksınız. Onu kabul etmediğiniz için dövünüp duracaksınız. Ben bütün işlerimi yalnızca Yüce Allah'a havale ederim. Yüce Allah'a, kullarının işlediği amellerden hiçbir şey gizli kalmaz."
40:45Page 472
فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُواْۖ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ ٤٥
So Allāh protected him from the evils they plotted, and the people of Pharaoh were enveloped by the worst of punishment -
Yüce Allah, Musa'yı öldürmek istediklerinde kötü hilelerinden onu muhafaza etti. Firavun ailesini ise suda boğulma azabı kuşattı. Yüce Allah dünyada onu (Firavun) ve askerlerinin tamamını suda boğdu.
40:46Page 472
ٱلنَّارُ يُعۡرَضُونَ عَلَيۡهَا غُدُوّٗا وَعَشِيّٗاۚ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدۡخِلُوٓاْ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ أَشَدَّ ٱلۡعَذَابِ ٤٦
The Fire; they are exposed to it morning and evening.1 And the Day the Hour appears [it will be said], "Make the people of Pharaoh enter the severest punishment."
Öldükten sonra sabah akşam kabirlerinde ateşe sunulurlar. Kıyamet günü içinde bulundukları küfür, yalanlama ve Allah yolundan alıkoyma sebebiyle Firavun'a tabi olanları daha şiddetli ve büyük bir azaba sokun denilir.
40:47Page 472
وَإِذۡ يَتَحَآجُّونَ فِي ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَٰٓؤُاْ لِلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُنَّا لَكُمۡ تَبَعٗا فَهَلۡ أَنتُم مُّغۡنُونَ عَنَّا نَصِيبٗا مِّنَ ٱلنَّارِ ٤٧
And [mention] when they will argue within the Fire, and the weak will say to those who had been arrogant, "Indeed, we were [only] your followers, so will you relieve us of a share of the Fire?"
-Ey Resul- Ateş ehlinden kendilerine tabi olunanlar ile tabi olanların birbirleri ile tartıştıkları zamanı hatırla! Zayıf olanlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Şüphesiz ki, dünyada iken sapıklıkta size uymuş kimselerdik. Şimdi Allah'ın azabının bir kısmını üstlenerek bizden giderebilir misiniz?"
40:48Page 472
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُلّٞ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدۡ حَكَمَ بَيۡنَ ٱلۡعِبَادِ ٤٨
Those who had been arrogant will say, "Indeed, all [of us] are in it. Indeed, Allāh has judged between the servants."
Büyüklük taslayıp kendilerine tabi olunanlar: "Bizler -tabi olan ya da olunanlar olarak- ateşteyiz. Bizden hiç kimse başka birisinin azabının bir kısmını üstlenemez. Şüphesiz Yüce Allah, kulları arasında hüküm vermiştir. Herkese hak ettiği azabı da vermiştir."
40:49Page 472
وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِي ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ يُخَفِّفۡ عَنَّا يَوۡمٗا مِّنَ ٱلۡعَذَابِ ٤٩
And those in the Fire will say to the keepers of Hell, "Supplicate your Lord to lighten for us a day from the punishment."
Tâbi olanlar ve kendilerine tabi olunup ateşte azap görmüş kimseler cehennemde görevli meleklere, ateşten çıkmaktan ve tövbe etmek için dünya hayatına tekrar döndürülmekten ümitlerini kesmiş bir şekilde şöyle derler: "Rabbinize dua edin de bu devamlı olan azabı bir gün olsun bizden hafifletsin."
40:50Page 473
قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ قَالُواْ بَلَىٰۚ قَالُواْ فَٱدۡعُواْۗ وَمَا دُعَٰٓؤُاْ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٍ ٥٠
They will say, "Did there not come to you your messengers with clear proofs?" They will say, "Yes." They will reply, "Then supplicate [yourselves], but the supplication of the disbelievers is not except in error [i.e., futility]."
Cehennem bekçileri kâfirlere cevap vererek şöyle derler: "Peygamberleriniz size sapasağlam ve apaçık deliller getirmemiş miydi?" Kâfirler: "Evet, bize sapasağlam ve apaçık deliller getirdiler." Cehennem bekçileri onlarla alay ederek derler ki: "Öyleyse kendiniz yalvarın, bizler kâfirlere şefaatçi olmayız." Kâfirlerin ettiği dua, küfürleri sebebi ile onlardan kabul edilmediği için zayi olmuş ve geçersizdir.
40:51Page 473
إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَيَوۡمَ يَقُومُ ٱلۡأَشۡهَٰدُ ٥١
Indeed, We will support Our messengers and those who believe during the life of this world and on the Day when the witnesses will stand -
Şüphesiz ki biz peygamberlerimize, Allah'a ve resulerine iman edenlere dünyada sahip oldukları delilleri güçlü kılıp, ortaya çıkararak ve düşmanlarına karşı onları destekleyerek yardım ederiz. Kıyamet günün de ise onları cennete koyarız. Peygamberler, melekler ve Müminlerin (dinin) tebliğ edilip ulaştırıldığı hakkında ve bu ümmetlerin bunu yalanladığına şahitlik etmesinden sonra dünyada iken onlara husûmet edenleri ateşe sokarak cezalandırırız.
40:52Page 473
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّٰلِمِينَ مَعۡذِرَتُهُمۡۖ وَلَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ ٥٢
The Day their excuse will not benefit the wrongdoers, and they will have the curse, and they will have the worst home [i.e., Hell].
Küfür ve günahlarla kendi nefislerine zulmeden kimselere, zulümlerinden dolayı sundukları mazeretleri fayda vermez. O gün onlar, Yüce Allah'ın rahmetinden kovulmuşlardır. Ahirette elem dolu azaba çarptırılacak olmalarından dolayı kötü yurt da onlar içindir.
40:53Page 473
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡهُدَىٰ وَأَوۡرَثۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ ٥٣
And We had certainly given Moses guidance, and We caused the Children of Israel to inherit the Scripture
Ant olsun ki Musa'ya İsrailoğuları'nın kendisi ile hakkı bulacakları ilmi verdik. Tevrat'ı, İsrailoğulları arasında nesillerden nesillere miras olarak bırakacakları bir kitap kıldık.
40:54Page 473
هُدٗى وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٥٤
As guidance and a reminder for those of understanding.
Hak yolunda hidayet rehberi ve akıl sahipleri için bir öğüttür.
40:55Page 473
فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِبۡكَٰرِ ٥٥
So be patient, [O Muḥammad]. Indeed, the promise of Allāh is truth. And ask forgiveness for your sin1 and exalt [Allāh] with praise of your Lord in the evening and the morning.
-Ey Resul!- Kavminin seni yalanlamasına ve sana verdikleri eziyetlere sabret. Rabbinin sana yardım ve destek sözü, üzerinde şüphe olmayan bir hakikattir. Günahlarından dolayı bağışlanma dile. Sabah ve akşam Rabbini hamt ile tespih et.
40:56Page 473
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَٰنٍ أَتَىٰهُمۡ إِن فِي صُدُورِهِمۡ إِلَّا كِبۡرٞ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِۚ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ٥٦
Indeed, those who dispute concerning the signs of Allāh without [any] evidence having come to them - there is not within their breasts except pride, [the extent of] which they cannot reach. So seek refuge in Allāh. Indeed, it is He who is the Hearing, the Seeing.
Allah katından gelen hiçbir delil ve kanıt olmaksızın Allah'ın ayetlerini iptal etmek için çaba sarfedip tartışanlar var ya, işte onları buna götüren; hakka karşı tekebbür etme ve üstün olma arzularıdır. Ancak onlar istedikleri bu üstün olma arzusuna ulaşamayacaklardır. -Ey Rasûl!- Yüce Allah'a sığın. Şüphesiz ki O, kullarının söylediklerini hakkıyla işiten, yaptıklarını hakkıyla görendir. Bunlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Bütün bunlarla ilgili olarak onlara karşılıklarını verecektir.
40:57Page 473
لَخَلۡقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَكۡبَرُ مِنۡ خَلۡقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٧
The creation of the heavens and earth is greater than the creation of mankind, but most of the people do not know.
Göklerin ve yerin yaratılması, genişliği ve ihtişamı insanların yaratılışından daha azametlidir. Göklerin ve yerin büyüklüğüne rağmen onları yaratmaya kadir olan, hesaplarını görüp karşılıklarını vermek için kabirlerden ölüleri diriltip yeniden yaratmaya da kadirdir. Ancak insanların büyük bir çoğunluğu bunu bilmez, bundan ibret almaz ve apaçık olmasına rağmen yeniden dirilişe dair bunu delil kabul etmezler.
40:58Page 473
وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَلَا ٱلۡمُسِيٓءُۚ قَلِيلٗا مَّا تَتَذَكَّرُونَ ٥٨
And not equal are the blind and the seeing, nor are those who believe and do righteous deeds and the evildoer. Little do you remember.
Gören ile görmeyen hiçbir zaman eşit değildir. Yüce Allah'a iman edip resullerini tasdik eden ve güzel (salih) amel işleyenler, fasit bir itikatla ve günahlarla amellerini kötüleştiren kimselerle denk değildir. Çok az düşünüyorsunuz. Eğer düşünseydiniz, iki grup arasındaki farkı bilir ve Yüce Allah'ın rızasını umarak iman edip salih ameller işleyenlerden olmak için çaba sarf ederdiniz.
40:59Page 474
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأٓتِيَةٞ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ ٥٩
Indeed, the Hour is coming - no doubt about it - but most of the people do not believe.
Şüphesiz ki, Yüce Allah'ın hesap ve karşılıkları vermek için ölüleri dirilteceği kıyamet günü kuşkusuz gelecektir, bunda şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu onun geleceğine iman etmezler. Bundan dolayı ahiret için hazırlık yapmazlar.
40:60Page 474
وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠
And your Lord says, "Call upon Me; I will respond to you." Indeed, those who disdain My worship will enter Hell [rendered] contemptible.
-Ey insanlar!- Rabbiniz şöyle buyurdu: "İbadet ve duada beni birleyin. Bana dua etmenizi severim, sizi bağışlar ve rahmet ederim. Yalnızca bana ibadet etme hususunda kibirlenenler, kıyamet günü zelil ve aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir."
40:61Page 474
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ ٦١
It is Allāh who made for you the night that you may rest therein and the day giving sight.1 Indeed, Allāh is the possessor of bounty for the people, but most of them are not grateful.
Yüce Allah, sükûnet bulup istirahat etmeniz için geceyi karanlık kılan ve çalışmanız için de gündüzü aydınlık kılandır. Şüphesiz Yüce Allah, insanlara açık ve gizli olan nimetlerini bol bol vererek onlara karşı büyük lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu kendilerine vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya şükretmezler.
40:62Page 474
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ ٦٢
That is Allāh, your Lord, Creator of all things; there is no deity except Him, so how are you deluded?
Nimetleri ile size lütufta bulunan Allah'tır. O, her şeyin yaratıcısıdır, O'ndan başka yaratıcı yoktur. Ondan başka hak mabut (ilah) yoktur. Nasıl olur da O'na ibadet etmekten yüz çevirerek hiçbir fayda ve zarar sağlamaya malik olmayan şeylere ibadet ediyorsunuz.
40:63Page 474
كَذَٰلِكَ يُؤۡفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ ٦٣
Thus were those [before you] deluded who were rejecting the signs of Allāh.
Nasıl ki bunlar Allah'a iman etmekten ve yalnızca O'na ibadet etmekten döndürülüyorsa, her zaman ve mekânda Allah'ın birliğine delalet eden ayetlerini inatla inkâr edenler de döndürülürler. Hakkı bulamazlar ve doğru yola da muvaffak kılınmazlar.
40:64Page 474
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٤
It is Allāh who made for you the earth a place of settlement and the sky a structure [i.e., ceiling] and formed you and perfected your forms and provided you with good things. That is Allāh, your Lord; then blessed is Allāh, Lord of the worlds.
-Ey insanlar!- Yeri sizin için yerleşim alanı olması için hazırlayan, başınıza düşmesini engellemek için gökyüzünü sağlam bir bina kılan Yüce Allah'tır. Analarınızın rahimlerinde size şekil verip, şeklinizi en güzel yapan ve lezzetli helal yemeklerle sizi rızıklandırandır. Bu nimetlerle sizi rızıklandıran Rabbiniz Allah'tır. Bütün mahlukatın Rabbi olan Allah ne yücedir. Onların Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan başka Rabbi yoktur.
40:65Page 474
هُوَ ٱلۡحَيُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۗ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٥
He is the Ever-Living;1 there is no deity except Him, so call upon Him, [being] sincere to Him in religion. [All] praise is [due] to Allāh, Lord of the worlds.
O; hayat sahibidir, ölümsüzdür. O'ndan başka hak mabut (ilah) yoktur. Yalnızca O'nun vechini kastederek istek ve ibadet duası ile O'na dua edin. Hiçbir mahlukatını O'na ortak koşmayın. hamt, mahlukatın Rabbi olan Allah'a mahsustur.
40:66Page 474
۞ قُلۡ إِنِّي نُهِيتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِيَ ٱلۡبَيِّنَٰتُ مِن رَّبِّي وَأُمِرۡتُ أَنۡ أُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦٦
Say, [O Muḥammad], "Indeed, I have been forbidden to worship those you call upon besides Allāh once the clear proofs have come to me from my Lord, and I have been commanded to submit to the Lord of the worlds."
-Ey Resul!- De ki: "Bana kendilerine ibadet etmenin batıl olduğuna dair apaçık delil ve kanıtlar geldiği zaman Rabbim -Azze ve Celle- Allah'tan başka taptığınız ve fayda ya da zarar veremeyen bu putlara ibadet etmemi bana yasak etti. Yüce Allah, yalnızca kendisine ibadet ile itaat etmemi bana emretti. O bütün mahlukatın Rabbidir. Onların Allah'tan başka Rableri yoktur."
40:67Page 475
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٖ ثُمَّ يُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلٗا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡ ثُمَّ لِتَكُونُواْ شُيُوخٗاۚ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبۡلُۖ وَلِتَبۡلُغُوٓاْ أَجَلٗا مُّسَمّٗى وَلَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ٦٧
It is He who created you from dust, then from a sperm-drop, then from a clinging clot; then He brings you out as a child; then [He develops you] that you reach your [time of] maturity, then [further] that you become elders. And among you is he who is taken in death before [that], so that you reach a specified term;1 and perhaps you will use reason.
O; babanız Âdem'i topraktan yaratan, sonra onun ardından sizin yaratılışınızı meniden, meniden sonra kan pıhtısından sonra da annelerinizin karınlarından küçük bebekler olarak çıkarandır. Sonra bedenin güçlü kuvvetli olduğu bir yaşa ulaşırsınız. Sonra ihtiyarlayana kadar yaşayıp büyürsünüz. Aranızdan bazıları bundan önce de vefat eder. Allah'ın ilminde belirli bir zamana ulaşırsınız, bundan bir şey eksiltip artıramazsınız. Umulur ki, Allah'ın kudretine ve birliğine delalet eden bu apaçık delil ve hüccetlerden istifade edersiniz.
40:68Page 475
هُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ فَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٦٨
He it is who gives life and causes death; and when He decrees a matter, He but says to it, "Be," and it is.
O, yaşatma ve öldürme yalnızca kendi elinde olan Allah'tır. Herhangi bir işin olmasını dilediği zaman sadece ol der, o da oluverir.
40:69Page 475
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصۡرَفُونَ ٦٩
Do you not consider those who dispute concerning the signs of Allāh - how are they averted?
-Ey Resul!- Apaçık olmasına rağmen Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, bu ayetler hakkında tartışanları görmedin mi? Onlar, apaçık olmasına rağmen haktan yüz çeviriyorlar ve onların haline şaşırıyorsun.
40:70Page 475
ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِٱلۡكِتَٰبِ وَبِمَآ أَرۡسَلۡنَا بِهِۦ رُسُلَنَاۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٧٠
Those who deny the Book [i.e., the Qur’ān] and that with which We sent Our messengers - they are going to know,
Kur'an'ı ve elçilerimizle birlikte hak olarak gönderdiklerimizi yalanlayanlar, bu yalanlamalarının neticesinin ne olacağını öğrenecek ve kötü sonu göreceklerdir.
40:71Page 475
إِذِ ٱلۡأَغۡلَٰلُ فِيٓ أَعۡنَٰقِهِمۡ وَٱلسَّلَٰسِلُ يُسۡحَبُونَ ٧١
When the shackles are around their necks and the chains; they will be dragged
Boyunlarında zincir ve ayaklarında prangalar olduğu halde nereye varacaklarını çok iyi bilirler. Azap Zebaniler'i (Melekleri) onları çekip sürüklerler.
40:72Page 475
فِي ٱلۡحَمِيمِ ثُمَّ فِي ٱلنَّارِ يُسۡجَرُونَ ٧٢
In boiling water; then in the Fire they will be filled [with flame].
Kaynaması şiddetli olan suya doğru sürüklenirler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
40:73Page 475
ثُمَّ قِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تُشۡرِكُونَ ٧٣
Then it will be said to them, "Where is that which you used to associate [with Him in worship]
Sonra onları azarlamak ve kınamak için şöyle denilir: Kendilerine ibadet ederek ortak koştuğunuz sözde ilahlarınız nerede?
40:74Page 475
مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا بَل لَّمۡ نَكُن نَّدۡعُواْ مِن قَبۡلُ شَيۡـٔٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٧٤
Other than Allāh?" They will say, "They have departed from us; rather, we did not used to invoke previously anything." Thus does Allāh put astray the disbelievers.
Allah'tan başka edindiğiniz hani o fayda ya da zarar veremeyen putlarınız (nerede)? Kâfirler şöyle cevap verirler: "Bizden uzaklaştılar, onları göremiyoruz. Bilakis dünyada ibadeti hak eden şeye ibadet etmiyormuşuz." Bunların saptırması gibi Yüce Allah da her zaman ve mekânda kâfirleri haktan böyle saptırır.
40:75Page 475
ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمۡ تَفۡرَحُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَبِمَا كُنتُمۡ تَمۡرَحُونَ ٧٥
[The angels will say], "That was because you used to exult upon the earth without right and you used to behave insolently.
Onlara şöyle denilir: "Çarptırıldığınız o azap, içinde bulunduğunuz şirke sevinmeniz ve sevinçte aşırıya gitmeniz sebebiyledir."
40:76Page 475
ٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ ٧٦
Enter the gates of Hell to abide eternally therein, and wretched is the residence of the arrogant."
"İçinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Hakka karşı büyüklük taslayanların yatacağı yer ne kötüdür!"
40:77Page 475
فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ ٧٧
So be patient, [O Muḥammad]; indeed, the promise of Allāh is truth. And whether We show you some of what We have promised them or We take you in death, it is to Us they will be returned.
-Ey Resul!- Kavminin seni yalanlamasına ve eziyetlerine sabret. Allah'ın sana vadettiği üzerinde şüphe olmayan haktır. Bedir'de olduğu gibi onlara vadettiğimiz bazı şeyleri sen hayatta iken sana göstereceğiz ya da bundan önce seni vefat ettireceğiz. Kıyamet günü yalnız bize döndürülecekler. Yapmış oldukları amellerin karşılığını onlara vereceğiz. Ve onları içinde ebedî kalacakları ateşe sokacağız.
Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences