Al-MukhtasarAl‑Hadid · 57:1–29

Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish

الحديد

Al-Hadid

The Iron · Medinan · 29 ayahs

57:1Page 537

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١

Whatever is in the heavens and earth exalts Allāh,1 and He is the Exalted in Might, the Wise.

Yüce Allah'ın göklerde ve yerde var ettiği tüm canlılar O'nu tenzih eder ve yüceliğini ikrar eder. O; kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, yaratmasında ve takdir etmesinde Hakîm (hikmet sahibi) dir.

57:2Page 537

لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ ٢

His is the dominion of the heavens and earth. He gives life and causes death, and He is over all things competent.

Göklerin ve yerin mülkü yalnızca O'na aittir. Dilediğini yaşatan ve dilediğini de öldürendir. O, her şeye kadirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

57:3Page 537

هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ ٣

He is the First1 and the Last,2 the Ascendant3 and the Intimate,4 and He is, of all things, Knowing.

O; Evvel, kendisinden önce hiçbir şey olmayan; Ahir, kendisinden sonra hiçbir şey olmayan; Zahir, üstünde hiçbir şey bulunmayan; Bâtın, O'ndan daha yakını olmayan; O her şeye kadir olandır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

57:4Page 538

هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يَعۡلَمُ مَا يَلِجُ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا يَخۡرُجُ مِنۡهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعۡرُجُ فِيهَاۖ وَهُوَ مَعَكُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ ٤

It is He who created the heavens and earth in six days and then established Himself above the Throne.1 He knows what penetrates into the earth and what emerges from it and what descends from the heaven and what ascends therein; and He is with you2 wherever you are. And Allāh, of what you do, is Seeing.

O, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yaratmaya pazar günü başlamış ve cuma günü bitirmiştir. O göz açıp kapamaktan daha kısa bir sürede bunları yaratmaya kadirdir. Sonra Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendisine yaraşır bir şekilde arşın üzerine yükselmiştir. Yeryüzüne yağmur, tohum ve bu ikisinden başka toprağa giren diğer her şeyi; ekin, maden ve bu ikisinden başka topraktan çıkan diğer her şeyi hakkıyla bilendir. Gökten inen yağmur, vahiy, bu ikisi ve diğerlerini, göğe yükselen melekleri, kulların amellerini ve ruhlarını da hakkıyla bilendir. -Ey insanlar!- O, ilmi ile her nerede olursanız olun, sizinle beraberdir ve sizden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yüce Allah; yapmakta olduklarınızı görendir, amellerinizden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığını verecektir.

57:5Page 538

لَّهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ ٥

His is the dominion of the heavens and earth. And to Allāh are returned [all] matters.

Göklerin ve yerin mülkü yalnızca Yüce Allah'ındır. Bütün işler yalnızca O'na döner. Kıyamet günü mahlukatını hesaba çekecek ve amellerine göre onların karşılığını verecektir.

57:6Page 538

يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِۚ وَهُوَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ٦

He causes the night to enter the day and causes the day to enter the night, and He is Knowing of that within the breasts.

Geceyi gündüze katar, akabinde karanlık gelir ve insanlar uyur. Gündüzü de geceye katar, akabinde aydınlık gelir ve insanlar işlerine doğru yola koyulur. O kullarının kalbinde olanların hepsini bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

57:7Page 538

ءَامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُواْ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسۡتَخۡلَفِينَ فِيهِۖ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡ وَأَنفَقُواْ لَهُمۡ أَجۡرٞ كَبِيرٞ ٧

Believe in Allāh and His Messenger and spend out of that in which He has made you successive inheritors. For those who have believed among you and spent,1 there will be a great reward.

Yüce Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve Yüce Allah'ın sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı mallardan infak edin. Sizin için din olarak belirlediği şeye uygun tasarrufta bulunun. Sizden, Yüce Allah'a iman eden ve Allah yolunda mallarını sarf edenler için katında büyük mükâfatlar vardır. O da cennettir.

57:8Page 538

وَمَا لَكُمۡ لَا تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدۡعُوكُمۡ لِتُؤۡمِنُواْ بِرَبِّكُمۡ وَقَدۡ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٨

And why do you not believe in Allāh while the Messenger invites you to believe in your Lord and He has taken your covenant, if you should [truly] be believers?

Allah'a iman etmekten sizi engelleyen şey nedir? Resul, Rabbiniz -Subhanehu ve Teâlâ-'ya iman etmenizi ümit ederek sizi Allah'a çağırmıştır. Yüce Allah, babalarınızın sulbünden sizi çıkardığında kendisine iman etmeniz için sizden kesin bir söz almıştı. Eğer Mümin kimseler iseniz.

57:9Page 538

هُوَ ٱلَّذِي يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦٓ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتٖ لِّيُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمۡ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٞ ٩

It is He who sends down upon His Servant [Muḥammad (ﷺ)] verses of clear evidence that He may bring you out from darknesses into the light. And indeed, Allāh is to you Kind and Merciful.

Sizi küfrün ve cehaletin karanlıklarından iman ve ilmin aydınlığına çıkarmak için kulu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-e apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size yol gösterici ve müjdeleyici olarak peygamberini gönderdiğinde size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

57:10Page 538

وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تُنفِقُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا يَسۡتَوِي مِنكُم مَّنۡ أَنفَقَ مِن قَبۡلِ ٱلۡفَتۡحِ وَقَٰتَلَۚ أُوْلَٰٓئِكَ أَعۡظَمُ دَرَجَةٗ مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُواْ مِنۢ بَعۡدُ وَقَٰتَلُواْۚ وَكُلّٗا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٞ ١٠

And why do you not spend in the cause of Allāh while to Allāh belongs the heritage of the heavens and the earth? Not equal among you are those who spent before the conquest [of Makkah] and fought [and those who did so after it]. Those are greater in degree than they who spent afterwards and fought. But to all Allāh has promised the best [reward]. And Allāh, of what you do, is Aware.

Allah yolunda infak etmekten sizi alıkoyan nedir? Göklerin ve yerin mülkü Yüce Allah'a aittir. -Ey Müminler!- Mekke'nin Fethi'nden önce Allah'ın rızasını umarak malını infak edenler ve İslam'ın muzaffer olması için savaşanlar ile fetihten sonra infak eden ve kâfirlerle savaşanlar eşit değildir. Yüce Allah'ın katında fetihten önce infak edenler ve Allah yolunda savaşanlar, fetihten sonra O'nun yolunda mallarını infak eden ve kâfirler ile savaşanlardan derece ve makam bakımından daha üstündür. Yüce Allah, her iki gruba da Cennet'i vadetmiştir. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Ona karşılık olarak sizi mükâfatlandıracaktır.

57:11Page 538

مَّن ذَا ٱلَّذِي يُقۡرِضُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجۡرٞ كَرِيمٞ ١١

Who is it that would loan Allāh a goodly loan so He will multiply it for him and he will have a noble reward?

Allah'ın yüzünü/rızasını umarak gönül rahatlığıyla malını sarf edecek olan kimdir? Yüce Allah, sarf ettiği malının karşılığını kat kat ona verecektir. Kıyamet günü onun için çok değerli bir karşılık vardır ki, o da cennettir.

57:12Page 539

يَوۡمَ تَرَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ يَسۡعَىٰ نُورُهُم بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَبِأَيۡمَٰنِهِمۖ بُشۡرَىٰكُمُ ٱلۡيَوۡمَ جَنَّٰتٞ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ١٢

On the Day you see the believing men and believing women, their light proceeding before them and on their right, [it will be said], "Your good tidings today are [of] gardens beneath which rivers flow, wherein you will abide eternally." That is what is the great attainment.

O gün, Mümin erkekler ile Mümin kadınların nurlarını önlerinde ve sağlarında giderken görürsün. O gün onlara: "Bugün sizin müjdeniz saray ve ağaçlarının altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur." denilir.

57:13Page 539

يَوۡمَ يَقُولُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱنظُرُونَا نَقۡتَبِسۡ مِن نُّورِكُمۡ قِيلَ ٱرۡجِعُواْ وَرَآءَكُمۡ فَٱلۡتَمِسُواْ نُورٗاۖ فَضُرِبَ بَيۡنَهُم بِسُورٖ لَّهُۥ بَابُۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحۡمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلۡعَذَابُ ١٣

On the [same] Day the hypocrite men and hypocrite women will say to those who believed, "Wait for us that we may acquire some of your light." It will be said, "Go back behind you1 and seek light." And a wall will be placed between them with a door, its interior containing mercy, but on the outside of it is torment.

O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere şöyle derler: "Ne olur bizi bekleyin, sizin nurunuzdan alalım da Sırat'ı geçerken bize yardımcı olsun." Alay edilerek münafıklara şöyle denilir: "Arkanıza dönün ve kendisi ile aydınlanacağınız bir nur arayın." Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında Müminlerin olduğu tarafta rahmet, dış tarafından münafıkların olduğu tarafta ise azap vardır.

57:14Page 539

يُنَادُونَهُمۡ أَلَمۡ نَكُن مَّعَكُمۡۖ قَالُواْ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمۡ فَتَنتُمۡ أَنفُسَكُمۡ وَتَرَبَّصۡتُمۡ وَٱرۡتَبۡتُمۡ وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡأَمَانِيُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ ١٤

They [i.e., the hypocrites] will call to them [i.e., the believers], "Were we not with you?" They will say, "Yes, but you afflicted yourselves1 and awaited [misfortune for us] and doubted, and wishful thinking deluded you until there came the command of Allāh. And the Deceiver [i.e., Satan] deceived you concerning Allāh.

Münafıklar, Müminlere şöyle diyerek seslenirler: "İslam ve ibadetlerde sizinle beraber değil miydik?" Müminler da onlara şöyle derler: "Evet! Bizimle beraberdiniz, fakat sizler nifak ile kendinizi fitneye düşürerek helak ettiniz. Müslümanların yenilmesini bekleyip küfrünüzü ilan edecektiniz. Yüce Allah'ın Müminlere yardım edeceğinden ve ölümden sonra yeniden dirilişten şüphe ettiniz. Ölüm size gelene kadar yalancı tutkularınız sizi aldattı ve bu hal üzere öldünüz. Şeytan, sizleri Yüce Allah hakkında aldattı."

57:15Page 539

فَٱلۡيَوۡمَ لَا يُؤۡخَذُ مِنكُمۡ فِدۡيَةٞ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ مَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُۖ هِيَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ١٥

So today no ransom will be taken from you or from those who disbelieved. Your refuge is the Fire. It is most worthy of you, and wretched is the destination."

-Ey münafıklar!- Allah'ın azabına karşılık bugün sizden bir fidye alınmaz. Aynı şekilde aleni olarak Yüce Allah'ı küfredenlerden de fidye alınmaz. Sizin ve kâfirlerin varacağı yer ateştir. Size yaraşan odur, siz de oraya yaraşmaktasınız. Bu ne kötü bir akıbettir.

57:16Page 539

۞ أَلَمۡ يَأۡنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن تَخۡشَعَ قُلُوبُهُمۡ لِذِكۡرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلۡحَقِّ وَلَا يَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلُ فَطَالَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَمَدُ فَقَسَتۡ قُلُوبُهُمۡۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ ١٦

Has the time not come for those who have believed that their hearts should become humbly submissive at the remembrance of Allāh and what has come down of the truth? And let them not be like those who were given the Scripture before, and a long period passed over them, so their hearts hardened; and many of them are defiantly disobedient.

Yüce Allah'a ve resulüne iman eden kimselerin Allah -Subhanehu ve Teâlâ-nın zikri ile mutmain olma ve Kur'an'da zikri geçen vaat ve tehditlere karşı kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? Kendilerine Tevrat verilen Yahudiler ve İncil verilen Hristiyanlar gibi kalpleri katılaşmış olmasınlar. Peygamberlerinin gönderilmesi ile onlar arasında uzun bir zaman geçti ve bundan dolayı kalpleri katılaştı. Onlardan büyük bir çoğunluğu Yüce Allah'a itaat etmekten uzaklaşarak günahlara yöneldiler.

57:17Page 539

ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يُحۡيِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۚ قَدۡ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ١٧

Know that Allāh gives life to the earth after its lifelessness. We have made clear to you the signs; perhaps you will understand.1

Şunu iyi bilin ki, yeryüzü kurak iken onu yeşerterek hayat veren Yüce Allah'tır. -Ey insanlar!- Yüce Allah'ın birliğine ve kudretine delalet eden apaçık delil ve kanıtlarını aklınızı kullanıp anlamanız için size açıkladık. Şunu da iyi bilin ki; yeryüzüne ölümden sonra hayat vermeye kadir olan, öldükten sonra sizi diriltmeye de kadirdir. Kalpleriniz katılaşmasından sonra onları yumuşatmaya da kadirdir.

57:18Page 539

إِنَّ ٱلۡمُصَّدِّقِينَ وَٱلۡمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقۡرَضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا يُضَٰعَفُ لَهُمۡ وَلَهُمۡ أَجۡرٞ كَرِيمٞ ١٨

Indeed, the men who practice charity and the women who practice charity and [they who] have loaned Allāh a goodly loan - it will be multiplied for them, and they will have a noble reward.

Şüphesiz ki mallarının bir kısmını sadaka olarak veren erkekler ve kadınlar, karşılık beklemeden ve eziyet etmeden gönül rızası ile infak ederler. Yapmış oldukları amellerinin karşılığı her bir hasene için on katı ile yedi yüz katına kadar ve daha fazlasıyla kat kat ödenir. Bununla birlikte Yüce Allah'ın katında, onlar için çok değerli bir mükâfat da vardır, o da cennettir.

57:19Page 540

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَۖ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ وَنُورُهُمۡۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ ١٩

And those who have believed in Allāh and His messengers - those are [in the ranks of] the supporters of truth and the martyrs, with their Lord. For them is their reward and their light.1 But those who have disbelieved and denied Our verses - those are the companions of Hellfire.

Allah'a iman eden ve aralarında hiçbir ayrım yapmadan resullerine iman edenler var ya, işte onlar sıddıklar (sözü, özü doğru kimseler) ve Rableri katında şehitlerdir. Onlar için hazırlanmış çok değerli mükâfat vardır. Kıyamet günü nurlarını önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Yüce Allah'ı ve resullerini küfredenler, resulümüze indirdiğimiz ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem ehlidir. Kıyamet günü oraya girecek, orada ebedî kalacak ve oradan hiçbir şekilde çıkamayacaklardır.

57:20Page 540

ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا لَعِبٞ وَلَهۡوٞ وَزِينَةٞ وَتَفَاخُرُۢ بَيۡنَكُمۡ وَتَكَاثُرٞ فِي ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَوۡلَٰدِۖ كَمَثَلِ غَيۡثٍ أَعۡجَبَ ٱلۡكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرّٗا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمٗاۖ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٞ شَدِيدٞ وَمَغۡفِرَةٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٞۚ وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلۡغُرُورِ ٢٠

Know that the life of this world is but amusement and diversion and adornment and boasting to one another and competition in increase of wealth and children - like the example of a rain whose [resulting] plant growth pleases the tillers; then it dries and you see it turned yellow; then it becomes [scattered] debris. And in the Hereafter is severe punishment and forgiveness from Allāh and approval. And what is the worldly life except the enjoyment of delusion.

Şunu iyi bilin ki, dünya hayatı bedenlerin oynadığı bir oyun, kalpler için bir eğlence, kendisi ile güzelleştiğiniz bir süs, mülk ve eşya bakımından aranızda bir övünme, mal ve evlatlarınızın çokluğu bakımından bir kibirlenmeden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir. Onun bitirdiği ürünler çiftçilerin çok hoşuna gider. Sonra bu yeşil olan bitki belirli bir zaman sonra kurur. -Ey bunu gören kişi!- Bu bitkinin yeşerdikten sonra sarardığını görürsün. Sonra da Yüce Allah onu çer çöp haline getirir. Ahirette kâfir ve münafıklar için şiddetli bir azap vardır. Yüce Allah tarafından Mümin kullarının günahları için bir bağışlanma ve rızası vardır. Dünya hayatı kalıcı olmayan, yok olacak geçimlikten başka bir şey değildir. Kim, geçici nimetleri ahiret nimetlerine tercih ederse aldanıp hüsrana uğrayanlardan olur.

57:21Page 540

سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٢١

Race [i.e., compete] toward forgiveness from your Lord and a Garden whose width is like the width of the heavens and earth, prepared for those who believed in Allāh and His messengers. That is the bounty of Allāh which He gives to whom He wills, and Allāh is the possessor of great bounty.

-Ey insanlar!- Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın af olunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resullerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat Yüce Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.

57:22Page 540

مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مِّن قَبۡلِ أَن نَّبۡرَأَهَآۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٞ ٢٢

No disaster strikes upon the earth or among yourselves except that it is in a register1 before We bring it into being - indeed that, for Allāh, is easy -

Yeryüzünde kuraklık ve bunun gibi insanlara isabet eden musibet ve başlarına gelen hiçbir bela yoktur ki, bütün bunlar yaratılmadan önce Levh-i Mahfuz'da yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Yüce Allah için çok kolaydır.

57:23Page 540

لِّكَيۡلَا تَأۡسَوۡاْ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمۡ وَلَا تَفۡرَحُواْ بِمَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخۡتَالٖ فَخُورٍ ٢٣

In order that you not despair over what has eluded you and not exult [in pride] over what He has given you. And Allāh does not like everyone self-deluded and boastful -

-Ey insanlar!- Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve size verdiğimiz nimetlerle şımarmayasınız diye böyle yaptık. Şüphesiz Yüce Allah, verdiği ile insanlara karşı kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.

57:24Page 540

ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ وَيَأۡمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلۡبُخۡلِۗ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ٢٤

[Those] who are stingy and enjoin upon people stinginess. And whoever turns away1 - then indeed, Allāh is the Free of need, the Praiseworthy.

Harcamaları gerekli olan şeyler hakkında cimrilik ederek harcamayanlar ve başkalarına da cimriliği emredenler hüsrana uğramış kimselerdir. Kim Yüce Allah'a itaat etmekten yüz çeviririrse, asla Allah'a zarar veremez. Ancak kendine zarar verir. Şüphesiz Yüce Allah, çok zengindir. Kullarının itaat etmelerine ihtiyaç duymaz. Her halukârda hamt edilmeye layık olandır.

57:25Page 541

لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلۡنَا مَعَهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَنزَلۡنَا ٱلۡحَدِيدَ فِيهِ بَأۡسٞ شَدِيدٞ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٞ ٢٥

We have already sent Our messengers with clear evidences and sent down with them the Scripture and the balance that the people may maintain [their affairs] in justice. And We sent down iron, wherein is great military might and benefits for the people, and so that Allāh may make evident those who support Him and His messengers unseen. Indeed, Allāh is Powerful and Exalted in Might.

Ant olsun biz resullerimizi apaçık delil ve kanıtlarla gönderdik. Onlarla birlikte kitaplar indirdik. İnsanların adaleti yerine getirmesi için onlarla birlikte mizanı da indirdik. (Aynı zamanda) dayanıklı güçlü demiri indirdik ki ondan silah yapıp, üretim ve işlerinde ondan faydalansınlar. Öyle ki Allah gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Yüce Allah hiçbir kimsenin kendisine galip gelemeyeceği mutlak güç sahibidir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

57:26Page 541

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحٗا وَإِبۡرَٰهِيمَ وَجَعَلۡنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلۡكِتَٰبَۖ فَمِنۡهُم مُّهۡتَدٖۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ ٢٦

And We have already sent Noah and Abraham and placed in their descendants prophethood and scripture; and among them is he who is guided, but many of them are defiantly disobedient.

Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim -aleyhimesselam-'ı (resul) olarak gönderdik. O ikisinin zürriyetine de peygamberliği ve indirilmiş kitapları verdik. O ikisinin soyundan dosdoğru yol üzere hidayete erenler olduğu gibi, çoğu Yüce Allah'a itaati terk etmişlerdir.

57:27Page 541

ثُمَّ قَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيۡنَا بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَۖ وَجَعَلۡنَا فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأۡفَةٗ وَرَحۡمَةٗۚ وَرَهۡبَانِيَّةً ٱبۡتَدَعُوهَا مَا كَتَبۡنَٰهَا عَلَيۡهِمۡ إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ رِضۡوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوۡهَا حَقَّ رِعَايَتِهَاۖ فَـَٔاتَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۡهُمۡ أَجۡرَهُمۡۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ ٢٧

Then We sent following their footsteps [i.e., traditions] Our messengers and followed [them] with Jesus, the son of Mary, and gave him the Gospel. And We placed in the hearts of those who followed him compassion and mercy and monasticism, which they innovated; We did not prescribe it for them except [that they did so] seeking the approval of Allāh. But they did not observe it with due observance. So We gave the ones who believed among them their reward, but many of them are defiantly disobedient.

Sonra rasullerimizi birbiri ardınca kavimlerine gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona iman edip tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onlar birbirlerini seven ve merhamet eden kimselerdi. Ancak dinlerinde aşırıya gidip, Yüce Allah'ın helal kıldığı evlenmeyi ve bazı lezzetleri terk ederek bidatler uydurdular. Biz onlardan bunu talep etmedik. Ancak onlar dinde bidatler uydurarak kendi nefislerine bunu zorunlu kıldılar. Fakat biz onlardan Allah'ın rızasına tabi olmalarını istedik, ancak bunu yapmadılar. Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. Onlardan çoğu Allah'ın resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendilerine getirdiğini yalanlayarak Yüce Allah'a itaat etmeyi terk ettiler.

57:28Page 541

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَءَامِنُواْ بِرَسُولِهِۦ يُؤۡتِكُمۡ كِفۡلَيۡنِ مِن رَّحۡمَتِهِۦ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ نُورٗا تَمۡشُونَ بِهِۦ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٢٨

O you who have believed, fear Allāh and believe in His Messenger; He will [then] give you a double portion of His mercy and make for you a light by which you will walk and forgive you; and Allāh is Forgiving and Merciful.

Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Emirlerini yerine getirerek, yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun ve resullerine iman edin. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve geçmiş resullere iman etmenizden dolayı size sevap ve ecir bakımından iki kat pay versin. Dünya hayatında kendisi ile yürüyeceğiniz ve kıyamet günü Sırat köprüsünde aydınlanacağınız bir nur versin. Günahlarınızı bağışlayıp örtsün. Bundan dolayı sizi hesaba çekmesin. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kullarına karşı çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

57:29Page 541

لِّئَلَّا يَعۡلَمَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَلَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٢٩

[This is] so that the People of the Scripture may know that they are not able [to obtain] anything from the bounty of Allāh1 and that [all] bounty is in the hand2 of Allāh; He gives it to whom He wills. And Allāh is the possessor of great bounty.

-Ey Müminler!- Sizin için kat kat mükâfat olarak hazırladığımız büyük lütfu beyan ettik ki, Ehlikitaptan önce gelmiş olan Yahudi ve Hristiyanlar, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi dilediğine bahşedip dilediklerine de yasaklayamazlar. Şunu da iyi bilsinler ki lütuf, ancak Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir, kullarından dilediğine bahşeder. Yüce Allah, dilediği kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.

Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
Layout

Читать на русском