Al-MukhtasarAl‑An'am · 6:1–69

Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish

الأنعام

Al-An'am

The Cattle · Meccan · 165 ayahs

6:1Page 128

ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ ١

[All] praise is [due] to Allāh, who created the heavens and the earth and made the darkness and the light. Then those who disbelieve equate [others] with their Lord.

Mutlak kemal ile nitelendirip vasıflandırmak, sevgiyle birlikte üstün güzellikler ile senada bulunmak, gökleri ve yeri geçmiş bir benzeri olmadan yaratan Yüce Allah için sabittir. Geceyi ve gündüzü birbirlerini peşpeşe takip eder bir şekilde yaratmıştır. Geceyi karanlık için ve gündüzü de aydınlık için yaratmıştır. Buna rağmen kâfirler başkalarını O'na denk tutuyor ve onları Rablerine ortak kılıyorlar.

6:2Page 128

هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينٖ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلٗاۖ وَأَجَلٞ مُّسَمًّى عِندَهُۥۖ ثُمَّ أَنتُمۡ تَمۡتَرُونَ ٢

It is He who created you from clay and then decreed a term1 and a specified time [known] to Him;2 then [still] you are in dispute.

-Ey insanlar!- Her noksanlıktan münezzeh olan Allah, babanız Âdem -aleyhisselam-'ı çamurdan yarattığı zaman sizi de ondan yarattı. Sonra, her noksanlıktan münezzeh olan Allah, dünya hayatında ikamet etmeniz için bir ecel tayin etti. Bir de O'nun katında tekrar dirilmeniz için belirli bir ecel (kıyamet günü) vardır ve O'ndan başkası onu bilmez. Sonra siz her noksanlıktan münezzeh olan Allah'ın sizi yeniden diriltmesine kadir olduğunda şüphe ediyorsunuz.

6:3Page 128

وَهُوَ ٱللَّهُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ يَعۡلَمُ سِرَّكُمۡ وَجَهۡرَكُمۡ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُونَ ٣

And He is Allāh, [the only deity] in the heavens and the earth. He knows your secret and what you make public, and He knows that which you earn.

O -Subhanehu ve Teâlâ- göklerde ve yerdeki tek hak mabuttur/ilahtır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O sizin gizlemiş olduğunuz niyetlerinizi, söylemiş olduğunuz sözlerinizi ve amellerinizi de bilir. Bunlardan açığa vurduğunuzu da bilir. Yapmış olduklarınızın karşılığını size verecektir.

6:4Page 128

وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةٖ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ ٤

And no sign comes to them from the signs of their Lord except that they turn away therefrom.

Müşriklere, Rableri tarafından ne kadar delil gelse aldırış etmeden terk ederler. Şüphesiz onlara Allah'ın birliğini gösteren apaçık ve kesin deliller geldi. Resullerinin doğruluğuna delalet eden nice mucizeler geldi. Buna rağmen umursamadan yüz çevirdiler.

6:5Page 128

فَقَدۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَسَوۡفَ يَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٥

For they had denied the truth when it came to them, but there is going to reach them the news of what they used to ridicule.1

Onlar kendilerine sunulan apaçık ve kesin delillerden yüz çevirdiler. Doğrusu onlar bunlardan daha açık olandan da yüz çevirdiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an'dan getirdiklerini yalanladılar. Kıyamet gününde azabı gördüklerinde kendilerine gelen hak ile alay etmenin ne olduğunu bilecekler.

6:6Page 128

أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّن لَّكُمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارٗا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَٰرَ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ ٦

Have they not seen how many generations We destroyed before them which We had established upon the earth as We have not established you? And We sent [rain from] the sky upon them in showers and made rivers flow beneath them; then We destroyed them for their sins and brought forth after them a generation of others.

Bu kâfirler, Allah'ın zalim ümmetleri helak etmesindeki, sünnetini bilmiyorlar mı? Kesinlikle Allah, onlardan önce birçok ümmetleri helak etmişti. Yeryüzünde, güç, kuvvet ve devamlı kalma, sebeplerinden verdiği şeyleri bu kâfirlere vermedi. Üzerlerine bol bol yağmurlar yağdırmıştı. Onların evlerinin altından nehirler akıtmış olmasına rağmen Allah'a isyan ettiler. Allah işlemiş oldukları isyanları sebebiyle onları helak etti ve onların ardından başka ümmetler yarattı.

6:7Page 128

وَلَوۡ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ كِتَٰبٗا فِي قِرۡطَاسٖ فَلَمَسُوهُ بِأَيۡدِيهِمۡ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ ٧

And even if We had sent down to you, [O Muḥammad], a written scripture on a page and they touched it with their hands, the disbelievers would say, "This is not but obvious magic."

Ey Resul! Şayet biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirmiş olsaydık, onlar da o kitabı gözleriyle görseler ve elleriyle tutup dokunsalardı; yine de inat ve inkâr ederek ona iman etmezlerdi. Senin bu getirdiğin apaçık bir sihirden öte değildir ve ona asla iman etmeyeceğiz, derlerdi.

6:8Page 128

وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ مَلَكٞۖ وَلَوۡ أَنزَلۡنَا مَلَكٗا لَّقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ ٨

And they say, "Why was there not sent down to him an angel?"1 But if We had sent down an angel, the matter would have been decided;2 then they would not be reprieved.

Bu kâfirler; "Eğer Allah, Muhammed ile beraber bizimle konuşan bir melek indirseydi ve onun resul olduğuna şahitlik etseydi iman ederdik" dediler. Eğer biz onların istedikleri vasıfta bir melek indirseydik, iman etmediklerinde onları mutlaka helak ederdik. Melek indiğinde tövbe etmeleri için de onlara izin verilmezdi.

6:9Page 129

وَلَوۡ جَعَلۡنَٰهُ مَلَكٗا لَّجَعَلۡنَٰهُ رَجُلٗا وَلَلَبَسۡنَا عَلَيۡهِم مَّا يَلۡبِسُونَ ٩

And if We had made him [i.e., the messenger] an angel, We would have made him [appear as] a man, and We would have covered them with that in which they cover themselves [i.e., confusion and doubt].

Şayet kendilerine göndermiş olduğumuz resulü melek kılsaydık, onu bir adam şeklinde kılardık ki, böylece onu dinler ve ondan öğrenirlerdi. Ancak bunu Allah'ın asıl suretinde yaratmış olduğu melek ile yapamazlardı. Eğer o meleği insan şeklinde göndermiş olsaydık hakkında yine şüpheye düşmüş olurlardı.

6:10Page 129

وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلٖ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُواْ مِنۡهُم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ١٠

And already were messengers ridiculed before you, but those who mocked them were enveloped by that which they used to ridicule.

Eğer bunlar seninle beraber bir meleğin indirilmesini istemekle alay ediyorsalar. Senden önce gelen ümmetler de resulleri ile alay ettiler. Korkutuldukları zaman inkâr ve alay ettikleri azap onları çepeçevre kuşattı.

6:11Page 129

قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ ٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ١١

Say, "Travel through the land; then observe how was the end of the deniers."

-Ey Resul!- Bu yalanlayıp alay edenlere de ki: Yeryüzünde geziniz; sonra Allah'ın resullerini yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu düşünüp taşının. Güçlü ve dayanıklı olmalarına rağmen başlarına Allah'ın azabı gelmiştir.

6:12Page 129

قُل لِّمَن مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ قُل لِّلَّهِۚ كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ لَيَجۡمَعَنَّكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ١٢

Say, "To whom belongs whatever is in the heavens and earth?" Say, "To Allāh." He has decreed upon Himself mercy. He will surely assemble you for the Day of Resurrection, about which there is no doubt. Those who will lose themselves [that Day] do not believe.

Ey Resul! Onlara de ki: Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki bulunanların mülkü kimindir? De ki: Hepsinin mülkü Allah'ındır! O, kullarına rahmet etmeyi lütuf olarak kendi üzerine yazmıştır. Onları günahları sebebi ile cezalandırmada acele etmez. Eğer tövbe etmezlerse kıyamet gününde hepsini bir araya toplayacaktır ve bu günde hiç şüphe yoktur. Kendilerini Allah'a küfrederek hüsrana uğratanlar iman etmez ve kendilerini hüsrandan kurtaramazlar.

6:13Page 129

۞ وَلَهُۥ مَا سَكَنَ فِي ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ١٣

And to Him belongs that which reposes by night and by day, and He is the Hearing, the Knowing.

Gecenin ve gündüzün içinde barınan her şeyin mülkü yalnızca Allah'a aittir. O bütün söylediklerini hakkıyla işiten, yaptıklarını hakkıyla bilendir ve yapmış olduklarının karşılığını onlara verecektir.

6:14Page 129

قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيّٗا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَهُوَ يُطۡعِمُ وَلَا يُطۡعَمُۗ قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَسۡلَمَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٤

Say, "Is it other than Allāh I should take as a protector, Creator of the heavens and earth, while it is He who feeds and is not fed?" Say, [O Muḥammad], "Indeed, I have been commanded to be the first [among you] who submit [to Allāh] and [was commanded], 'Do not ever be of the polytheists.'"

-Ey Resul!- Allah ile birlikte putlara ve başkalarına ibadet eden müşriklere de ki: Allah'tan başka bir yardımcı ve dost edinip, ondan yardım istemek akıl kârı mıdır? Önceden bir benzeri olmadan gökleri ve yeri yaratan O dur. O kullarından istediğine rızık verendir ve kullarından hiçbiri O'nu rızıklandıramaz. O kullarına hiçbir şekilde muhtaç olmaz. Ancak kulları kendisine muhtaçdır. -Ey Resul!- De ki: Şüphesiz Rabbim -Subhanehu ve Teâlâ- bana bu ümmetten ilk olarak Allah'a itaat eden ve boyun eğen olmamı emretti ve bana O'na başkalarını şirk koşanlardan olmamı yasakladı.

6:15Page 129

قُلۡ إِنِّيٓ أَخَافُ إِنۡ عَصَيۡتُ رَبِّي عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٖ ١٥

Say, "Indeed I fear, if I should disobey my Lord, the punishment of a tremendous Day."

-Ey Resul!- De ki: Bana yasaklamış olduğu şirk ve diğer günahları işlemekten ya da bana emretmiş olduğu iman ve itaat etmeyi terk etmekten ve beni kıyamet günü büyük bir azapla azaplandırmasından korkarım.

6:16Page 129

مَّن يُصۡرَفۡ عَنۡهُ يَوۡمَئِذٖ فَقَدۡ رَحِمَهُۥۚ وَذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ ١٦

He from whom it is averted that Day - [Allāh] has granted him mercy. And that is the clear attainment.

Allah, kıyamet gününde kimden azabı uzaklaştırırsa; o kişi Yüce Allah'ın kendisine merhamet edip, kurtardığı kimsedir. Azaptan kurtulmak eşi benzeri olmayan apaçık bir kurtuluştur.

6:17Page 129

وَإِن يَمۡسَسۡكَ ٱللَّهُ بِضُرّٖ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَۖ وَإِن يَمۡسَسۡكَ بِخَيۡرٖ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ١٧

And if Allāh should touch you with adversity, there is no remover of it except Him. And if He touches you with good - then He is over all things competent.

-Ey Âdemoğlu!- Eğer sana Allah'tan bir zarar dokunursa, Allah'tan başkası o zararı giderecek değildir. Eğer Allah'tan sana bir hayır dokunursa bunu da engelleyecek yoktur. O'nun lütfunu kimse geri çeviremez. O'nun her şeye gücü yeter ve hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

6:18Page 129

وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ ١٨

And He is the subjugator over His servants. And He is the Wise,1 the Aware.2

O, kullarına galip gelen, onlara boyun eğdiren ve hiçbir şeyin aciz bırakamayacağı şekilde her yönde kullarından yüksek ve yüce olandır. Hiç kimse O'nu mağlup edemez. Bütün mahlukatı O'na boyun eğer. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendisine yaraşır bir şekilde kullarının üzerindedir. O yarattıklarında, şeriatında ve idaresinde hüküm ve hikmet sahibidir. Her şeyden haberdar olandır, hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

6:19Page 130

قُلۡ أَيُّ شَيۡءٍ أَكۡبَرُ شَهَٰدَةٗۖ قُلِ ٱللَّهُۖ شَهِيدُۢ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۚ وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ لِأُنذِرَكُم بِهِۦ وَمَنۢ بَلَغَۚ أَئِنَّكُمۡ لَتَشۡهَدُونَ أَنَّ مَعَ ٱللَّهِ ءَالِهَةً أُخۡرَىٰۚ قُل لَّآ أَشۡهَدُۚ قُلۡ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞ وَإِنَّنِي بَرِيٓءٞ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ ١٩

Say, "What thing is greatest in testimony?" Say, "Allāh is witness between me and you. And this Qur’ān was revealed to me that I may warn you thereby and whomever it reaches.1 Do you [truly] testify that with Allāh there are other deities?" Say, "I will not testify [with you]." Say, "Indeed, He is but one God, and indeed, I am free of what you associate [with Him]."

-Ey Resul!- Seni yalanlayan müşriklere de ki: Benim doğruluğuma ve sadıklığıma hangi şeyin şahitliği daha ulu ve daha büyüktür? De ki: Allah benim sadık olduğuma en büyük ve en yüce şahittir. O benim ile sizin arasında şahittir. Benim size getirdiğimi ve sizin de cevap vereceğinizi hakkıyla bilir. Muhakkak Allah, bana bu Kur'an'ı sizi, insanlardan ve cinlerden kendisine ulaşan kimseleri korkutmam için vahyetti. -Ey müşrikler!- Kesinlikle siz Allah ile beraber başka ilahların olduğuna iman ediyorsunuz. -Ey Resul!- De ki: Sizin kabul ve tasdik ettiğiniz batıl şeylere asla şahitlik etmem. Allah tek bir ilahtır ve O'nun hiçbir ortağı yoktur. Muhakkak ki ben O'na ortak koştuklarınızdan berîyim.

6:20Page 130

ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡرِفُونَهُۥ كَمَا يَعۡرِفُونَ أَبۡنَآءَهُمُۘ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٢٠

Those to whom We have given the Scripture recognize it1 as they recognize their [own] sons. Those who will lose themselves [in the Hereafter] do not believe.

Kendilerine Tevrat'ı verdiğimiz Yahudiler ve İncil'i verdiğimiz Hristiyanlar, kendi oğullarını başkalarının çocuklarından ayırıp tanıdıkları gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i de tam olarak tanırlar. İşte onlar kendi nefislerini cehenneme sokarak hüsrana uğratanlardır. İşte asıl inanmayanlar onlardır.

6:21Page 130

وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ ٢١

And who is more unjust than one who invents about Allāh a lie or denies His verses? Indeed, the wrongdoers will not succeed.

Allah'a ortak isnat edip, Allah ile birlikte ona ibadet eden ya da resullerine indirdiği ayetleri yalanlayan kimseden daha zalimi yoktur. Muhakkak Allah'a bir ortak isnat ederek ve ayetlerini yalanlayarak zulmedenler eğer tövbe etmezlerse kesinlikle hiçbir zaman kurtuluşa eremezler.

6:22Page 130

وَيَوۡمَ نَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعٗا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ أَيۡنَ شُرَكَآؤُكُمُ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ ٢٢

And [mention, O Muḥammad], the Day We will gather them all together; then We will say to those who associated others with Allāh, "Where are your 'partners' that you used to claim [with Him]?"

Kıyamet gününde onların hepsini toplayacağımızı ve hiçbirini bırakmayacağımızı an! Sonra, Allah ile birlikte başkalarına ibadet edenlere diyeceğiz ki: "Hani yalan yere Allah'ın ortakları olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?"

6:23Page 130

ثُمَّ لَمۡ تَكُن فِتۡنَتُهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ وَٱللَّهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشۡرِكِينَ ٢٣

Then there will be no [excuse upon] examination except they will say, "By Allāh, our Lord, we were not those who associated."

Bu imtihandan sonra sunmuş oldukları mazeretleri ancak ibadet ettikleri ilahlarından teberri etmeleri olacaktır. Yalan söyleyerek: "Vallahi Rabbimiz biz dünyada sana ortak koşanlar olmadık! Bilakis sana iman etmiştik ve seni birliyorduk! derler"

6:24Page 130

ٱنظُرۡ كَيۡفَ كَذَبُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡۚ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ٢٤

See how they will lie about themselves. And lost from them will be what they used to invent.

-Ey Muhammed!- Onların şirki kendilerinden uzak sayarak kendilerini nasıl yalanladıklarına bir bak. Dünya hayatında Allah'a ortak uydurdukları ilahları onları yüzüstü bırakıp kaybolup gitti.

6:25Page 130

وَمِنۡهُم مَّن يَسۡتَمِعُ إِلَيۡكَۖ وَجَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن يَفۡقَهُوهُ وَفِيٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرٗاۚ وَإِن يَرَوۡاْ كُلَّ ءَايَةٖ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٢٥

And among them are those who listen to you,1 but We have placed over their hearts coverings, lest they understand it, and in their ears deafness. And if they should see every sign, they will not believe in it. Even when they come to you arguing with you, those who disbelieve say, "This is not but legends of the former peoples."

-Ey Resul!- Kurân'ı okuduğun zaman müşriklerin içerisinden sana kulak verip dinleyenler vardır. Fakat dinlediklerinden faydalanmazlar. Çünkü biz kalpleri üzerine perdeler koyduk ki inatları ve yüz çevirmelerinden dolayı Kur'an'ı anlamasınlar ve kulaklarına da faydalı olanı duymamaları için ağırlık koymuşuzdur. Her ne kadar hakkı gösteren apaçık deliller ve net kanıtlar görseler bile ona iman etmezler. Hatta sana geldiklerinde batıl ile hakkı tartışarak şöyle derler: Senin bu getirdiğin geçmişlerin kitaplarındaki alıntılardan başka bir şey değildir.

6:26Page 130

وَهُمۡ يَنۡهَوۡنَ عَنۡهُ وَيَنۡـَٔوۡنَ عَنۡهُۖ وَإِن يُهۡلِكُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ ٢٦

And they prevent [others] from him and are [themselves] remote from him. And they do not destroy except themselves, but they perceive [it] not.

Onlar hem insanları resule iman etmekten alıkoyar hem de kendileri uzak dururlar. Ondan faydalanacak kimseyi bırakmaz ve kendileri de ondan faydalanmazlar. Bu yaptıklarıyla ancak kendilerini helak ederler ve bu yaptıklarının onları helaka sürüklediğinin farkında da değildirler.

6:27Page 130

وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ وُقِفُواْ عَلَى ٱلنَّارِ فَقَالُواْ يَٰلَيۡتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٢٧

If you could but see when they are made to stand before the Fire and will say, "Oh, would that we could be returned [to life on earth] and not deny the signs of our Lord and be among the believers."

-Ey Resul!- Kıyamet gününde onlar, ateşe sunuldukları zaman hayıflanarak: "Ah keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Allah'ın ayetlerini yalanlamasak ve Allah'a iman edenlerden olsak dedikleri zaman kötü hallerinin ne kadar ilginç olduğunu bir görseydin.

6:28Page 131

بَلۡ بَدَا لَهُم مَّا كَانُواْ يُخۡفُونَ مِن قَبۡلُۖ وَلَوۡ رُدُّواْ لَعَادُواْ لِمَا نُهُواْ عَنۡهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ ٢٨

But what they concealed before has [now] appeared to them. And even if they were returned, they would return to that which they were forbidden; and indeed, they are liars.

Dünyaya tekrar geri gönderilmeleri halinde iman edecekleri asla doğru değildir. Azaları onların aleyhine şahitlik edince (Vallahi müşriklerden değildik) sözleri ile önceden gizlemiş oldukları şey ortaya çıkmıştır. Şayet tekrar dünyaya döndürülmeleri takdir edilirse, tekrar yasaklandıkları şirk ve küfür fiillerine dönerlerdi. Onların tekrardan döndükleri zaman iman edeceklerine dair vermiş oldukları sözleri yalandır.

6:29Page 131

وَقَالُوٓاْ إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ ٢٩

And they say, "There is none but our worldly life, and we will not be resurrected."

Bu müşrikler: "Yaşadığımız bu hayattan başka bir hayat yoktur ve bizler hesap için tekrar diriltilecek de değiliz." derler.

6:30Page 131

وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ وُقِفُواْ عَلَىٰ رَبِّهِمۡۚ قَالَ أَلَيۡسَ هَٰذَا بِٱلۡحَقِّۚ قَالُواْ بَلَىٰ وَرَبِّنَاۚ قَالَ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ ٣٠

If you could but see when they will be made to stand before their Lord. He will say, "Is this not the truth?" They will say, "Yes, by our Lord." He will [then] say, "So taste the punishment for what you used to deny."

-Ey Resul!- Yeniden dirilmeyi inkâr edenler Rablerinin huzurunda durduruldukları ve Allah'ın onlara; "Bu dirilme sizin yalanladığınız hak, sabit olan üzerinde hiçbir şek ve şüphe olmayan tekrardan dirilme değil mi?" dediği zaman onların içinde bulunduğu kötü hallerini bir görseydin. Onlar da: "Bizi yaratan Rabbimize yemin olsun ki yeniden dirilme haktır, üzerinde şek şüphe bulunmayan gerçektir." derler. Bunun üzerine Yüce Allah onlara şöyle buyurur: "Bu günü inkâr etmenizden dolayı tadın azabı! Çünkü siz, bu günü dünya hayatınızda yalanlıyordunuz.

6:31Page 131

قَدۡ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱللَّهِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتۡهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةٗ قَالُواْ يَٰحَسۡرَتَنَا عَلَىٰ مَا فَرَّطۡنَا فِيهَا وَهُمۡ يَحۡمِلُونَ أَوۡزَارَهُمۡ عَلَىٰ ظُهُورِهِمۡۚ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ ٣١

Those will have lost who deny the meeting with Allāh, until when the Hour [of resurrection] comes upon them unexpectedly, they will say, "Oh, [how great is] our regret over what we neglected concerning it [i.e., the Hour]," while they bear their burdens [i.e., sins] on their backs. Unquestionably, evil is that which they bear.

Muhakkak ki ölümden sonra dirilmeyi yalanlayanlar ve kıyamet gününde Allah'ın huzuruna durmayı uzak görenler hüsrana uğramışlardır. Kıyamet önceden bir bilgi ve uyarı olmadan ansızın onların başına geldiği zaman şiddetli pişmanlıktan; "Allah'a karşı küfür işleyerek yaptığımız kusurlardan ve ahiret gününe hazırlık yapmadığımızdan dolayı hayal kırıklığına uğradığımız için bize yazıklar olsun!" derler. Sırtlarında da günahlarını taşırlar. Bilesiniz ki, o yüklendikleri ve taşıdıkları şey ne kadar da kötüdür.

6:32Page 131

وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَعِبٞ وَلَهۡوٞۖ وَلَلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٣٢

And the worldly life is not but amusement and diversion; but the home of the Hereafter is best for those who fear Allāh, so will you not reason?

Dayanıp güvendiğiniz dünya hayatı, Allah'ı razı edecek bir amel yapmayan için ancak oyun ve aldatmadan başka bir şey değildir. Ahiret hayatı ise Allah'ın emrettikleri iman ve taatları yerine getiren ve yasakladığı şirk ve günahlardan sakınan muttakiler için daha hayırlıdır. Ey müşrikler! İman edip salih ameller işleme hususunda hâlâ akıl etmez misiniz?

6:33Page 131

قَدۡ نَعۡلَمُ إِنَّهُۥ لَيَحۡزُنُكَ ٱلَّذِي يَقُولُونَۖ فَإِنَّهُمۡ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ ٣٣

We know that you, [O Muḥammad], are saddened by what they say. And indeed, they do not call you untruthful, but it is the verses of Allāh that the wrongdoers reject.

Ey Resul! Zahirde onların seni yalanlamasının seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Bilesin ki, onlar senin güvenilirliğini ve doğruluğunu çok iyi bildikleri için kendi nefislerinde yalanlamazlar. Onlar öyle zalim bir toplumdur ki, senin durumunu açıktan inkâr ederken kendi iç dünyalarında senin kim olduğunu çok iyi bilirler.

6:34Page 131

وَلَقَدۡ كُذِّبَتۡ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِكَ فَصَبَرُواْ عَلَىٰ مَا كُذِّبُواْ وَأُوذُواْ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمۡ نَصۡرُنَاۚ وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِۚ وَلَقَدۡ جَآءَكَ مِن نَّبَإِيْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٣٤

And certainly were messengers denied before you, but they were patient over the denial, and they were harmed until Our victory came to them. And none can alter the words [i.e., decrees] of Allāh. And there has certainly come to you some information about the [previous] messengers.

Onların seni yalanlamaları sadece sana özel değildir. Muhakkak senden önceki resuller de yalanlandılar ve kavimleri onlara eziyet etti. Kendilerine Allah'tan yardım gelinceye kadar bunlara karşı Allah yolunda cihat ederek ve davette sabır göstererek göğüs gerdiler. Allah'ın yazmış olduğu zaferi hiçbir kimse değiştiremez. Nitekim Yüce Allah zaferi resullerine vadetmiştir. -Ey Resul!- Senden önce gönderilen resullerin haberleri ve kavimlerinin onlara neler çektirdikleri ve Yüce Allah'ın onların düşmanlarını helak ederek zafer bahşetmesi sana ulaşmıştır.

6:35Page 131

وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكَ إِعۡرَاضُهُمۡ فَإِنِ ٱسۡتَطَعۡتَ أَن تَبۡتَغِيَ نَفَقٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ سُلَّمٗا فِي ٱلسَّمَآءِ فَتَأۡتِيَهُم بِـَٔايَةٖۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمۡ عَلَى ٱلۡهُدَىٰۚ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ ٣٥

And if their evasion is difficult for you, then if you are able to seek a tunnel into the earth or a stairway into the sky to bring them a sign, [then do so]. But if Allāh had willed, He would have united them upon guidance. So never be of the ignorant.

-Ey Resul!- Eğer getirmiş olduğun hakka karşı seni yalanlamaları ve yüz çevirmeleri sana ağır geliyor ise, gücün yettiği takdirde yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven bul ve seni desteklediğimiz (mucizelerin) dışında onlara istedikleri mucizeyi getir. Allah dileseydi, onları elbette senin getirmiş olduğun hidayetin üzerine toplardı. Fakat O derin bir hikmet sebebi ile bunu istemedi. Öyleyse bu durumla ilgi cahillerden olma. Sakın iman etmemelerinden dolayı kendini üzüntüyle yıpratma.

6:36Page 132

۞ إِنَّمَا يَسۡتَجِيبُ ٱلَّذِينَ يَسۡمَعُونَۘ وَٱلۡمَوۡتَىٰ يَبۡعَثُهُمُ ٱللَّهُ ثُمَّ إِلَيۡهِ يُرۡجَعُونَ ٣٦

Only those who hear will respond. But the dead1 - Allāh will resurrect them; then to Him they will be returned.

Senin sözünü işitip anlayanlar getirdiğini kabul ederek sana icabet eder. Kâfirler ise ölüdürler, bu hususta bir değeri yoktur. Muhakkak ki kalpleri ölüdür. Allah ölüleri kıyamet günü tekrardan diriltir, sonra yaptıklarının karşılığını almak için yalnızca O'na döndürülürler.

6:37Page 132

وَقَالُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَيۡهِ ءَايَةٞ مِّن رَّبِّهِۦۚ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةٗ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٣٧

And they say, "Why has a sign not been sent down to him from his Lord?" Say, "Indeed, Allāh is Able to send down a sign, but most of them do not know."

Müşrikler iman etmeme hususunda inat ederek ve sürekli erteleyerek şöyle dediler: "Getirdiklerinin doğru olduğunu ispat etmek için Muhammed'e Rabbi katından mucize indirilseydi ya!" -Ey Resul!- De ki: Allah, onların istediğine göre bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat mucize indirilmesini talep eden müşrikler, Allah Teâlâ'nın mucizeyi onların istediklerine göre değil kendi hikmetine uygun şekilde indireceğini, bilmezler. Zira O istedikleri mucizeyi indirse ve ardından onlar da yine iman etmezlerse onları helak edecektir.

6:38Page 132

وَمَا مِن دَآبَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا طَٰٓئِرٖ يَطِيرُ بِجَنَاحَيۡهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمۡثَالُكُمۚ مَّا فَرَّطۡنَا فِي ٱلۡكِتَٰبِ مِن شَيۡءٖۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يُحۡشَرُونَ ٣٨

And there is no creature on [or within] the earth or bird that flies with its wings except [that they are] communities like you. We have not neglected in the Register1 a thing. Then unto their Lord they will be gathered.

-Ey Âdemoğlu!- Yeryüzünde hareket eden her canlı ve gökyüzünde uçan her kuş yaratılma ve rızık husunda sizin gibi bir türdür. Biz (Levh-i Mahfuz'da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık ve her şeyi kayda geçirdik. Hepsinin ilmi Allah katındadır. Sonra kıyamet gününde aralarında hükmedilmek üzere toplanıp Rablerinin huzuruna getirileceklerdir. Herkesin hak ettiği karşılığı verilecektir.

6:39Page 132

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا صُمّٞ وَبُكۡمٞ فِي ٱلظُّلُمَٰتِۗ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضۡلِلۡهُ وَمَن يَشَأۡ يَجۡعَلۡهُ عَلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٣٩

But those who deny Our verses are deaf and dumb within darknesses. Whomever Allāh wills - He sends astray; and whomever He wills - He puts him on a straight path.

Ayetlerimizi yalanlayanlar; duymayan sağırlar, konuşamayan dilsizler gibidir. Bununla birlikte onlar karanlıkta da göremezler. Bu halde olan hiç hidayet bulabilir mi? Allah insanlardan kimleri saptırmak isterse saptırır ve kimlere hidayet etmek isterse de onları hiçbir eğriliği olmayan dosdoğru yola yönelterek hidayet üzerine kılar.

6:40Page 132

قُلۡ أَرَءَيۡتَكُمۡ إِنۡ أَتَىٰكُمۡ عَذَابُ ٱللَّهِ أَوۡ أَتَتۡكُمُ ٱلسَّاعَةُ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَدۡعُونَ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ٤٠

Say, "Have you considered:1 if there came to you the punishment of Allāh or there came to you the Hour - is it other than Allāh you would invoke, if you should be truthful?"

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Haydi söyleyin bakalım, şayet Allah'ın azabı size gelse ya da geleceği size vadedilen kıyamet kopsa, eğer ibadet ettiklerinizin fayda sağlayıp zararı def etti iddianızda sadıklar iseniz, o vakit sizin başınıza gelen bela ve sıkıntıların giderilmesini Allah'tan başkasından talep eder misiniz?

6:41Page 132

بَلۡ إِيَّاهُ تَدۡعُونَ فَيَكۡشِفُ مَا تَدۡعُونَ إِلَيۡهِ إِن شَآءَ وَتَنسَوۡنَ مَا تُشۡرِكُونَ ٤١

No, it is Him [alone] you would invoke, and He would remove that for which you invoked Him if He willed, and you would forget what you associate [with Him].

Gerçekten o vakit sizi yaratan Allah'tan başkasına dua etmezsiniz. Dilerse sizin üzerinizden belayı O def eder, zararı ve sıkıntıyı kaldırır. Çünkü O, bunun sahibi ve buna gücü yetendir. Allah'a ortak koştuğunuz mabutlarınızı ise terkedersiniz. Çünkü onların bir fayda ve zarar vermediklerini iyi bilirsiniz.

6:42Page 132

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٖ مِّن قَبۡلِكَ فَأَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَتَضَرَّعُونَ ٤٢

And We have already sent [messengers] to nations before you, [O Muḥammad]; then We seized them with poverty and hardship that perhaps they might humble themselves [to Us].

-Ey Resul!- Ant olsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Onları yalanladılar, onların getirdiklerinden yüz çevirdiler. Biz de onları şiddetli fakirlik, bedenlerine zarar veren hastalıklara uğrattık ki, Rablerine boyun eğip yalvarsınlar.

6:43Page 132

فَلَوۡلَآ إِذۡ جَآءَهُم بَأۡسُنَا تَضَرَّعُواْ وَلَٰكِن قَسَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٤٣

Then why, when Our punishment came to them, did they not humble themselves? But their hearts became hardened, and Satan made attractive to them that which they were doing.

Hiç olmazsa azabımız kendilerine gelince Allah'ın onlardan azabı kaldırması için boyun eğip yalvarsalardı, biz de onlara rahmet etseydik. Ancak onlar bunu yapmadı. Bilakis kalpleri katılaştı, başlarına gelenden ibret alıp ders çıkarmadılar. Şeytan onlara yaptıkları küfrü ve günahları güzel gösterdi. Onlar da bulundukları hal üzerine devam ettiler.

6:44Page 132

فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَبۡوَٰبَ كُلِّ شَيۡءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُواْ بِمَآ أُوتُوٓاْ أَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةٗ فَإِذَا هُم مُّبۡلِسُونَ ٤٤

So when they forgot that by which they had been reminded,1 We opened to them the doors of every [good] thing until, when they rejoiced in that which they were given, We seized them suddenly, and they were [then] in despair.

Şiddetli fakirlik ve hastalıklarla kendilerine verilen öğütleri terk edip Allah'ın emirleri ile amel etmediklerinde, onlara rızık kapılarını açarak istidracta bulunduk. Fakirlikten sonra zenginlikleri, hastalıktan sonra onların bedenlerini sağlığa kavuşturduk. Ancak onlar kibirlendiler. Kendilerine verilen nimetlerle saşkınlığa kapıldılar ve azabımız aniden gelip onları yakaladı. Neye uğradıklarını bilemediler, umut ettikleri şeyde ümitsizliğe kapıldılar.

6:45Page 133

فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْۚ وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٤٥

So the people that committed wrong were eliminated. And praise to Allāh, Lord of the worlds.

Böylece o küfür ehlinin tamamı helak edilerek kökü kazındı ve Allah'ın resulleri muzaffer kılındı. Şükür ve övgü yalnızca düşmanlarını helak edip veli kullarına yardım eden alemlerin Rabbine mahsustur.

6:46Page 133

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَخَذَ ٱللَّهُ سَمۡعَكُمۡ وَأَبۡصَٰرَكُمۡ وَخَتَمَ عَلَىٰ قُلُوبِكُم مَّنۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِهِۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ ثُمَّ هُمۡ يَصۡدِفُونَ ٤٦

Say, "Have you considered:1 if Allāh should take away your hearing and your sight and set a seal upon your hearts, which deity other than Allāh could bring them [back] to you?" Look how We diversify2 the verses; then they [still] turn away.

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Haydi bana söyleyin bakalım! Şayet Allah, duymanızı alarak kulaklarınızı sağır etse ve görmenizi alarak gözlerinizi kör etse ve kalplerinizi de mühürleyip hiçbir şey anlamasanız; bu kaybettiklerinizi hangi hak mabud size tekrar geri verebilir? -Ey Resul!- Dikkatle bak, onlara nasıl değişik değişik deliller getiriyoruz? Sonra onlar bu delillerden yüz çeviriyorlar!

6:47Page 133

قُلۡ أَرَءَيۡتَكُمۡ إِنۡ أَتَىٰكُمۡ عَذَابُ ٱللَّهِ بَغۡتَةً أَوۡ جَهۡرَةً هَلۡ يُهۡلَكُ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ٤٧

Say, "Have you considered: if the punishment of Allāh should come to you unexpectedly or manifestly,1 will any be destroyed but the wrongdoing people?"

-Ey Resul- Onlara de ki: Haydi söyleyin bakalım! Allah'ın azabı size ansızın veya açıktan açığa ayan beyan gelip çattığı zaman haliniz nice olur. Şüphesiz o azapla ancak Allah'ı küfreden ve rasullerini yalanlayan zalimlerden başkası cezalandırılmaz.

6:48Page 133

وَمَا نُرۡسِلُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَۖ فَمَنۡ ءَامَنَ وَأَصۡلَحَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٤٨

And We send not the messengers except as bringers of good tidings and warners. So whoever believes and reforms - there will be no fear concerning them, nor will they grieve.

Biz göndermiş olduğumuz resullerimizi, ancak iman edip itaat edenleri hiç kesintiye uğramayan ve devamlı olan nimetlerle müjdelemek, küfür ehlini ve günah işleyenleri de şiddetli azap ile korkutmak için göndeririz. Kim resullere iman ederse ve salih amel işlerse, ahiretlerinde karşılaşacaklarından korkmazlar ve aynı zamanda onlar dünyada kaçırmış oldukları kısmetlerine de üzülmezler.

6:49Page 133

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يَمَسُّهُمُ ٱلۡعَذَابُ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ ٤٩

But those who deny Our verses - the punishment will touch1 them for their defiant disobedience.

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince Allah'a itaat etmenin dışına çıkmaları sebebi ile onlara azap dokunacaktır.

6:50Page 133

قُل لَّآ أَقُولُ لَكُمۡ عِندِي خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ وَلَآ أَقُولُ لَكُمۡ إِنِّي مَلَكٌۖ إِنۡ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّۚ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُۚ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ ٥٠

Say, [O Muḥammad], "I do not tell you that I have the depositories [containing the provision] of Allāh or that I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say, "Is the blind equivalent to the seeing? Then will you not give thought?"

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Ben size Allah'ın rızık hazineleri bendedir ve bunlar hakkında istediğim gibi tasarrufta bulunuyorum demiyorum. Gaybı bildiğimi de söylemiyorum. Şüphesiz ben gaybtan ancak Allah'ın bana vahiyle hakkında bilgilendirdiği kadarını bilirim. Kendimin bir melek olduğunu da söylemiyorum. Şüphesiz ben Yüce Allah'ın bir resulüyüm. Ancak bana vahyedilene tabi olurum. Bana ait olmayanı da iddia etmem. -Ey Resul!- Onlara de ki: Hiç hakkı görmeyen basireti kör olan kâfir ile hakkı gören ve ona iman eden Mümin bir olur mu? Ey müşrikler! Etrafınızdaki mucizeleri ve harika eserleri akıllarınızla hiç düşünmüyor musunuz?

6:51Page 133

وَأَنذِرۡ بِهِ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحۡشَرُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ لَيۡسَ لَهُم مِّن دُونِهِۦ وَلِيّٞ وَلَا شَفِيعٞ لَّعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ٥١

And warn by it [i.e., the Qur’ān] those who fear that they will be gathered before their Lord - for them besides Him will be no protector and no intercessor - that they might become righteous.

-Ey Resul!- Kıyamet gününde Rablerinin huzuruna toplanacak olanları bu Kur'an ile korkut. Onlar için Allah'tan başka ne bir fayda sağlayacak, ne de sıkıntılarını giderecek bir şefaatçileri vardır. Umulur ki emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınırlar. İşte bunlar Kur'an'dan istifade edenlerdir.

6:52Page 133

وَلَا تَطۡرُدِ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ رَبَّهُم بِٱلۡغَدَوٰةِ وَٱلۡعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجۡهَهُۥۖ مَا عَلَيۡكَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءٖ وَمَا مِنۡ حِسَابِكَ عَلَيۡهِم مِّن شَيۡءٖ فَتَطۡرُدَهُمۡ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ٥٢

And do not send away those who call upon their Lord morning and afternoon, seeking His face [i.e., favor]. Not upon you is anything of their account and not upon them is anything of your account.1 So were you to send them away, you would [then] be of the wrongdoers.

-Ey Resul!- Meclisinden Müslümanların fakirlerini uzaklaştırma. Onlar sabah-akşam Yüce Allah'a ihlas ile ibadet ederler. Müşriklerin ileri gelenlerini karşılamak için onları yanından uzaklaştırma. Bu fakirlerin hesabından sana bir şey yoktur, onların hesabı Rableri katındadır ve senin de hesabından onlara bir şey yoktur. Şayet sen onları meclisinden uzaklaştırırsan, şüphesiz Allah'ın sınırlarını aşanlardan olursun.

6:53Page 134

وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لِّيَقُولُوٓاْ أَهَٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنۢ بَيۡنِنَآۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَعۡلَمَ بِٱلشَّٰكِرِينَ ٥٣

And thus We have tried some of them through others that they [i.e., the disbelievers] might say, "Is it these whom Allāh has favored among us?" Is not Allāh most knowing of those who are grateful?1

Böylece onları birbirleri ile imtihan ettik. Dünyadaki rızıklarında birbirlerinden farklı kıldık ve kendilerini onunla imtihan ettik ki, zengin olan kâfirler fakir olan müminlere; "Aramızdan Allah'ın kendilerine hidayeti lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler bunlar mı?" desinler. Şayet iman etmek hayırlı bir şey olsaydı bunlar bizden önce iman etmezlerdi. Hâlbuki öncelik bize aittir. Allah, nimetlerine şükredenleri dahi iyi bilen ve böylece onları iman etmeye muvaffak edip uygun hale getirendir. Kâfirleri de en iyi bilen O'dur, onları mahrum bırakır ve iman etmezler. Evet gerçekten onları en iyi bilen Allah'tır.

6:54Page 134

وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِـَٔايَٰتِنَا فَقُلۡ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۖ كَتَبَ رَبُّكُمۡ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَ أَنَّهُۥ مَنۡ عَمِلَ مِنكُمۡ سُوٓءَۢا بِجَهَٰلَةٖ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعۡدِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٥٤

And when those come to you who believe in Our verses, say, "Peace be upon you. Your Lord has decreed upon Himself mercy: that any of you who does wrong out of ignorance and then repents after that and corrects himself - indeed, He is Forgiving and Merciful."

-Ey Resul!- Senin getirdiklerinin sadık olduğuna şahitlik eden, ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman onlara ikram olarak onların selamını al. Onları Allah'ın rahmetinin genişliği ile müjdele. Kesinlikle Allah kendi üzerine rahmeti lütuf olarak vacip kıldı. Bu itibarla, içinizden her kim bilmeyerek ve cehalet ile bir kötülük işler, bundan sonra da tövbe eder ve amelini ıslah ederse, şüphesiz Allah işlemiş olduğu günahı bağışlar. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar, onlara merhamet eder.

6:55Page 134

وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِتَسۡتَبِينَ سَبِيلُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ٥٥

And thus do We detail the verses, and [thus] the way of the criminals will become evident.

Zikredileni sana açıklayıp gösterdiğimiz gibi delillerimizi ve hüccetlerimizi batıl ehline karşı açıklıyoruz. Aynı zamanda günahkârların yolundan ve metotlarından sakınmak, tedbirli ve ihtiyatlı olmak için açıklıyoruz.

6:56Page 134

قُلۡ إِنِّي نُهِيتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۚ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهۡوَآءَكُمۡ قَدۡ ضَلَلۡتُ إِذٗا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ ٥٦

Say, "Indeed, I have been forbidden to worship those you invoke besides Allāh." Say, "I will not follow your desires, for I would then have gone astray, and I would not be of the [rightly] guided."

-Ey Resul!- De ki: Şüphesiz Allah, beni sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmekten yasakladı. -Ey Resul!- De ki: Allah'tan başkasına ibadet etmekte sizin hevâlarınıza uymam. Eğer ben bunda sizin arzularınıza uyduğum takdirde hak yoldan sapanlardan olurum ve onu bir daha bulamam. Bu, Allah'ın katından gelen delili bırakıp hevâsının yoluna sapanın hali böyledir.

6:57Page 134

قُلۡ إِنِّي عَلَىٰ بَيِّنَةٖ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبۡتُم بِهِۦۚ مَا عِندِي مَا تَسۡتَعۡجِلُونَ بِهِۦٓۚ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِۖ يَقُصُّ ٱلۡحَقَّۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡفَٰصِلِينَ ٥٧

Say, "Indeed, I am on clear evidence from my Lord, and you have denied it. I do not have that for which you are impatient.1 The decision is only for Allāh. He relates the truth, and He is the best of deciders."

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Muhakkak ben Rabbimden apaçık bir burhan üzereyim. Hevâ üzerine değilim. Siz bu burhanı yalanladınız. Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azap ve harikulade mucizeler benim yanımda değildir. Şüphesiz bu Allah'ın elindedir. Hüküm -sizin talep ettiğiniz şeyler ile ilgili olanlar da- yalnız Allah’a aittir. O hakkı söyler ve onunla hükmeder. O -Subhanehu veTeâlâ- hak ile batılı birbirinden ayırt edenlerin ve açıklayanların en hayırlısıdır.

6:58Page 134

قُل لَّوۡ أَنَّ عِندِي مَا تَسۡتَعۡجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۗ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِٱلظَّٰلِمِينَ ٥٨

Say, "If I had that for which you are impatient, the matter would have been decided between me and you, but Allāh is most knowing of the wrongdoers."

-Ey Resul!- Onlara de ki: Eğer sizin acele istediğiniz azap bende ve benim elimde olsaydı, onu üzerinize indirirdim. O zaman da benimle sizin aranızda olan iş bitmiş olurdu. Şüphesiz Allah, zalimlere ne kadar mühlet verip ve onları ne zaman cezalandıracağını en iyi bilendir.

6:59Page 134

۞ وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلۡغَيۡبِ لَا يَعۡلَمُهَآ إِلَّا هُوَۚ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۚ وَمَا تَسۡقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعۡلَمُهَا وَلَا حَبَّةٖ فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡأَرۡضِ وَلَا رَطۡبٖ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مُّبِينٖ ٥٩

And with Him are the keys of the unseen; none knows them except Him. And He knows what is on the land and in the sea. Not a leaf falls but that He knows it. And no grain is there within the darknesses of the earth and no moist or dry [thing] but that it is [written] in a clear record.

Gaybın hazineleri yalnız Allah'ın elindedir. Onları, kendisinden başka kimse bilmez. Karada bulunan hayvan, bitki, cansız bütün varlıkları bilir. Denizde bulunan bütün hayvan, bitki ve cansız olanları da bilir. Herhangi bir yerde bir yaprak düşse, yeryüzünde saklı herbir tane, yaş ve kuru olan her bir şey apaçık bir kitapta Levh-i Mahfuz'da bulunmaktadır.

6:60Page 135

وَهُوَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ لِيُقۡضَىٰٓ أَجَلٞ مُّسَمّٗىۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٦٠

And it is He who takes your souls by night1 and knows what you have committed by day. Then He revives you therein [i.e., by day] that a specified term2 may be fulfilled. Then to Him will be your return; then He will inform you about what you used to do.

Allah uyuduğunuz esnada ruhlarınızı geçici olarak kabzedendir. Gündüzleri ne işlediğinizi en iyi bilendir. Sonra siz uyurken kabzettiği ruhlarınızı gündüz işlerinizi yerine getirebilmeniz için geri verir. Allah katında takdir edilen eceliniz bitene kadar bu böyle devam eder. Sonra kıyamet gününde diriltilerek dönüşünüz yalnız O'nadır. Sonra dünya hayatında ne yaptığınızı sizlere haber verecek ve yaptıklarınızın karşılığını verecektir.

6:61Page 135

وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۖ وَيُرۡسِلُ عَلَيۡكُمۡ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ تَوَفَّتۡهُ رُسُلُنَا وَهُمۡ لَا يُفَرِّطُونَ ٦١

And He is the subjugator over His servants, and He sends over you guardian-angels until, when death comes to one of you, Our messengers [i.e., angels of death] take him, and they do not fail [in their duties].

Yüce Allah kulları üstünde mutlak galip olan; her hususta onlardan yüce ve üstlerinde olan, her şeyin kendisine boyun eğdiği, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Celaline yakışır bir şekilde kullarının üzerinde olandır. -Ey insanlar!- Sizden birinin eceli sona erip ölüm meleği ve yardımcıları onun ruhunu alana kadar amellerini kaydedecek değerli melekleri size gönderir. Zira onlar emredildikleri hususta hiçbir kusur yapmazlar.

6:62Page 135

ثُمَّ رُدُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَىٰهُمُ ٱلۡحَقِّۚ أَلَا لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَهُوَ أَسۡرَعُ ٱلۡحَٰسِبِينَ ٦٢

Then they [i.e., His servants] are returned to Allāh, their true Lord. Unquestionably, His is the judgement, and He is the swiftest of accountants.

Sonra canları alınanların hepsinin ruhları amellerinin karşılığını almaları için gerçek sahipleri olan Yüce Allah'a döndürülür. Onlar hakkında adil hüküm ve geçerli hüküm O'na aittir. O sizi ve amellerinizi sayıp hesap görmede en hızlı olandır.

6:63Page 135

قُلۡ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ تَدۡعُونَهُۥ تَضَرُّعٗا وَخُفۡيَةٗ لَّئِنۡ أَنجَىٰنَا مِنۡ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ ٦٣

Say, "Who rescues you from the darknesses of the land and sea [when] you call upon Him imploring [aloud] and privately, 'If He should save us from this [crisis], we will surely be among the thankful.'"

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Kara ve denizin karanlıklarından karşılaştığınız ölümcül tehlikelerinden sizi kim kurtarır ve selamete kavuşturur? Yalnızca O'na boyun eğerek ve itaat ederek açıktan ve gizliden; "Rabbimiz bizi bu ölümcül tehlikelerden selamette kılarsa bize bahşetmiş olduğu nimetlerine şükredenlerden oluruz ve Ondan başkasına ibadet etmeyiz" diye dua edersiniz.

6:64Page 135

قُلِ ٱللَّهُ يُنَجِّيكُم مِّنۡهَا وَمِن كُلِّ كَرۡبٖ ثُمَّ أَنتُمۡ تُشۡرِكُونَ ٦٤

Say, "It is Allāh who saves you from it and from every distress; then you [still] associate others with Him."

-Ey Resul!- Onlara de ki: "Sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtaracak ve selamete kavuşturacak olan Allah'tır. Böyle olduğu halde siz refah ve mutluluk döneminde O'na başkalarını şirk koşuyorsunuz. Yapmış olduğunuzdan daha büyük zulüm var mıdır?"

6:65Page 135

قُلۡ هُوَ ٱلۡقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبۡعَثَ عَلَيۡكُمۡ عَذَابٗا مِّن فَوۡقِكُمۡ أَوۡ مِن تَحۡتِ أَرۡجُلِكُمۡ أَوۡ يَلۡبِسَكُمۡ شِيَعٗا وَيُذِيقَ بَعۡضَكُم بَأۡسَ بَعۡضٍۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَفۡقَهُونَ ٦٥

Say, "He is the [one] Able to send upon you affliction from above you or from beneath your feet or to confuse you [so you become] sects1 and make you taste the violence of one another." Look how We diversify the signs that they might understand.

-Ey Resul!- Onlara de ki: Allah, üstünüzden (gökten) taş, yıldırım, tufan gibi veya altınızdan deprem, yere geçirme ve kalplerinizin arasında ihtilaf sokarak herkesin kendi hevâsına uyup birbirinizle savaşması gibi azap göndermeye kadirdir. -Ey Resul! Dikkatli bir şekilde düşün: Onlar senin getirdiğinin hak olduğunu anlasınlar diye delilleri ve burhanları nasıl da çeşitli kılıp açıklıyoruz. Şüphesiz onların yanında bulunanlar batılın ta kendisidir.

6:66Page 135

وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوۡمُكَ وَهُوَ ٱلۡحَقُّۚ قُل لَّسۡتُ عَلَيۡكُم بِوَكِيلٖ ٦٦

But your people have denied it while it is the truth. Say, "I am not over you a manager [i.e., authority]."

Kavmin bu Kur'an'ı yalanladı. O Allah katından gönderildiğinde hiçbir şüphe bulunmayan hak olandır. -Ey Resul!- Onlara de ki: Ben sizin üzerinizde bir vekil (gözcü) değilim. Ben ancak size gelecek şiddetli bir azaptan önce uyarıcıyım.

6:67Page 135

لِّكُلِّ نَبَإٖ مُّسۡتَقَرّٞۚ وَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٦٧

For every news [i.e., happening] is a finality;1 and you are going to know.

Her haberin gerçekleşeceği bir vakti ve son bulacağı bir akıbeti vardır. Geleceğinizin ve akıbetinizin haberi de bu türdendir. Kıyamet gününde tekrar dirildiğinizde bunu bilip, anlayacaksınız.

6:68Page 135

وَإِذَا رَأَيۡتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِيٓ ءَايَٰتِنَا فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيۡرِهِۦۚ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَلَا تَقۡعُدۡ بَعۡدَ ٱلذِّكۡرَىٰ مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ ٦٨

And when you see those who engage in [offensive] discourse1 concerning Our verses, then turn away from them until they enter into another conversation. And if Satan should cause you to forget, then do not remain after the reminder with the wrongdoing people.

-Ey Resul!- Eğer müşriklerin ayetlerimiz hakkında ileri geri alay ederek konuştuklarını görürsen, onlar ayetlerimizle alay edip ileri geri konuşmayı bırakıp başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzaklaş. Eğer şeytan bunu sana unutturduğu için onlarla oturmaya devam edersen hatırladığında onların meclisini terk et ve bu haddi aşanlarla beraber aynı yerde bulunma.

6:69Page 136

وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءٖ وَلَٰكِن ذِكۡرَىٰ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ٦٩

And those who fear Allāh are not held accountable for them [i.e., the disbelievers] at all, but [only for] a reminder - that perhaps they will fear Him.

Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Yüce Allah'a karşı takvalı olanlar için zalimlerin hesabından hiçbir sorumluluk yoktur. Ancak işledikleri münkerler hakkında onları men etmeleri gerekir. Umulur ki Allah'tan korkar ve emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınırlar.

Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
Layout

Читать на русском