Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish
الممتحنة
Al-Mumtahanah
She that is to be examined · Medinan · 13 ayahs
60:1Page 549
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمۡ أَوۡلِيَآءَ تُلۡقُونَ إِلَيۡهِم بِٱلۡمَوَدَّةِ وَقَدۡ كَفَرُواْ بِمَا جَآءَكُم مِّنَ ٱلۡحَقِّ يُخۡرِجُونَ ٱلرَّسُولَ وَإِيَّاكُمۡ أَن تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ رَبِّكُمۡ إِن كُنتُمۡ خَرَجۡتُمۡ جِهَٰدٗا فِي سَبِيلِي وَٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِيۚ تُسِرُّونَ إِلَيۡهِم بِٱلۡمَوَدَّةِ وَأَنَا۠ أَعۡلَمُ بِمَآ أَخۡفَيۡتُمۡ وَمَآ أَعۡلَنتُمۡۚ وَمَن يَفۡعَلۡهُ مِنكُمۡ فَقَدۡ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ ١
O you who have believed, do not take My enemies and your enemies as allies,1 extending to them affection while they have disbelieved in what came to you of the truth, having driven out the Prophet and yourselves [only] because you believe in Allāh, your Lord. If you have come out for jihād [i.e., fighting or striving] in My cause and seeking means to My approval, [take them not as friends]. You confide to them affection [i.e., instruction], but I am most knowing of what you have concealed and what you have declared. And whoever does it among you has certainly strayed from the soundness of the way.
Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Benim düşmanım ve sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Onlar, Peygamberiniz aracılığı ile dinden size gelen şeyleri inkâr etmişler, Peygamberi yurdundan çıkarmışlardır. Rabbiniz Allah'a iman ettiniz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Aynı şekilde sizleri de yurdunuz Mekke'den çıkarıyorlar. Size karşı ne bir akrabalık ve ne de bir yakınlık gözetiyorlar. Eğer sizler, benim yolumda cihat etmek ve benim rızamı kazanmak için çıkmış iseniz onlara karşı bir dostluk olarak Müslümanların haberlerini gizlice yollamayın. Ben, sizin bu hususta saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim kâfirlerle dostluk yapar ve onlara karşı bir sevgi beslerse; o, doğru yoldan ve haktan sapmış ve doğru olandan uzaklaşmış olur.
60:2Page 549
إِن يَثۡقَفُوكُمۡ يَكُونُواْ لَكُمۡ أَعۡدَآءٗ وَيَبۡسُطُوٓاْ إِلَيۡكُمۡ أَيۡدِيَهُمۡ وَأَلۡسِنَتَهُم بِٱلسُّوٓءِ وَوَدُّواْ لَوۡ تَكۡفُرُونَ ٢
If they gain dominance over you, they would be [i.e., behave] to you as enemies and extend against you their hands and their tongues with evil, and they wish you would disbelieve.
Eğer onlar size üstün gelirlerse, içlerinde size karşı gizledikleri düşmanlıklarını ortaya koyarlar. Eziyet ve vurma ile ellerini size uzatırlar ve dilleri ile size söverler. Onlar sizin de tıpkı kendileri gibi Allah'ı ve resulünü inkâr edip kâfir olmanızı arzu ederler.
60:3Page 549
لَن تَنفَعَكُمۡ أَرۡحَامُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُكُمۡۚ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يَفۡصِلُ بَيۡنَكُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ ٣
Never will your relatives or your children benefit you; the Day of Resurrection He will judge between you. And Allāh, of what you do, is Seeing.
Eğer yakınlarınız ve çocuklarınız için kâfirleri dost edinirseniz; kıyamet günü, ne yakınlığınız ve ne de çocuklarınız size fayda verir. Allah; sizin aranızı ayırır, Cennet ehli olanlar Cennet'e, ateş ehli olanlar ise ateşe girer. Birbirinize hiçbir fayda sağlayamazsınız. Yüce Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Ona karşılık olarak sizi mükâfatlandıracaktır.
60:4Page 549
قَدۡ كَانَتۡ لَكُمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ فِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذۡ قَالُواْ لِقَوۡمِهِمۡ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُاْ مِنكُمۡ وَمِمَّا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرۡنَا بِكُمۡ وَبَدَا بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةُ وَٱلۡبَغۡضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥٓ إِلَّا قَوۡلَ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسۡتَغۡفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمۡلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَيۡءٖۖ رَّبَّنَا عَلَيۡكَ تَوَكَّلۡنَا وَإِلَيۡكَ أَنَبۡنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ ٤
There has already been for you an excellent pattern1 in Abraham and those with him, when they said to their people, "Indeed, we are disassociated from you and from whatever you worship other than Allāh. We have denied you, and there has appeared between us and you animosity and hatred forever until you believe in Allāh alone" - except for the saying of Abraham to his father, "I will surely ask forgiveness for you, but I have not [power to do] for you anything against Allāh. Our Lord, upon You we have relied, and to You we have returned, and to You is the destination.
-Ey Müminler!- Şüphesiz, sizin için İbrahim -aleyhisselam-'da ve onunla beraber olan Müminlerde güzel bir örnek vardır. Hani onlar kâfir olan toplumlarına şöyle demişlerdi: "Biz, şüphesiz sizden ve sizin Allah’tan başka ibadet ettiğiniz putlarınızdan uzağız. Sizin üzerine olduğunuz inancı kabul etmiyoruz. Sizinle bizim aramızda Yüce Allah’a tek olarak iman edinceye ve Allah'a herhangi bir kimseyi ortak koşmayı bırakıncaya kadar sürecek olan bir düşmanlık ve nefret belirmiştir." Sizin üzerinize düşen de onlar gibi kâfir olan toplumunuzdan uzak durmanızdır. Bu; İbrahim’in babasına söylediği şu söz hariçtir (İbrahim şöyle dedi): "Senin için Allah'tan bağışlanma dileyeceğim. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin." Bu, İbrahim'in babası hakkında ümidi kesmesinden önce idi. Çünkü Mümin bir kimse, müşrik bir kimse için af dileyemez. İbrahim şöyle dedi: "Benim, Allah’tan sana gelecek azabı savmaya gücüm yetmez. Rabbimiz! Biz, bütün işlerimizde sana dayandık ve tövbe ederek sana yöneldik ve kıyamet günü dönüş de sanadır!"
60:5Page 549
رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ وَٱغۡفِرۡ لَنَا رَبَّنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٥
Our Lord, make us not [objects of] torment for the disbelievers and forgive us, our Lord. Indeed, it is You who is the Exalted in Might, the Wise."
Rabbimiz! Kâfirleri bize musallat ederek bizi küfre sapanlar için bir deneme kılma. (Eğer bize musallat olurlarsa) Onlar (kâfirler) şöyle diyeceklerdir: "Eğer onlar hak üzerinde olsalardı, biz onlara hakim güç kılınmazdık. Rabbimiz! Bizim günahlarımızı bağışla. Şüphesiz sen; hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Azîz/mutlak galipsin. Yaratmanda, şeriatinde ve takdir etmende çok hikmet sahibisin."
60:6Page 550
لَقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِيهِمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَۚ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ ٦
There has certainly been for you in them an excellent pattern for anyone whose hope is in Allāh and the Last Day. And whoever turns away - then indeed, Allāh is the Free of need, the Praiseworthy.
İşte bu güzel örneği ancak Allah'tan dünya ve ahiretin hayrını isteyenler alır. Her kim de bu güzel örnekten yüz çevirirse; şüphesiz ki Allah, kullarına muhtaç değildir. O'nun, kullarının taatine ihtiyacı yoktur. O her hâlükârda çokça övülendir.
60:7Page 550
۞ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَجۡعَلَ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَ ٱلَّذِينَ عَادَيۡتُم مِّنۡهُم مَّوَدَّةٗۚ وَٱللَّهُ قَدِيرٞۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٧
Perhaps Allāh will put, between you and those to whom you have been enemies among them, affection. And Allāh is competent,1 and Allāh is Forgiving and Merciful.
-Ey Müminler!- Olur ki Allah, kendileri ile aranızda düşmanlık bulunan kâfirler ile aranıza onları İslam'a hidayet ederek bir sevgi koyar da onlar sizin dinde kardeşleriniz olurlar. Allah her şeye kadirdir, onların kalplerini imana doğru çevirir. Allah, tövbe eden kullarına karşı çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
60:8Page 550
لَّا يَنۡهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُقَٰتِلُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَلَمۡ يُخۡرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمۡ أَن تَبَرُّوهُمۡ وَتُقۡسِطُوٓاْ إِلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ ٨
Allāh does not forbid you from those who do not fight you because of religion and do not expel you from your homes - from being righteous toward them and acting justly toward them. Indeed, Allāh loves those who act justly.
Yüce Allah, Müslüman olmanız sebebi ile sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi, onlara sizin üzerinizdeki haklarını vererek adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Yüce Allah; kendi nefislerine, ailelerine ve üzerlerine idareci oldukları kimselere karşı adil olanları sever.
60:9Page 550
إِنَّمَا يَنۡهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ قَٰتَلُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَأَخۡرَجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمۡ وَظَٰهَرُواْ عَلَىٰٓ إِخۡرَاجِكُمۡ أَن تَوَلَّوۡهُمۡۚ وَمَن يَتَوَلَّهُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ٩
Allāh only forbids you from those who fight you because of religion and expel you from your homes and aid in your expulsion - [forbids] that you make allies1 of them. And whoever makes allies of them, then it is those who are the wrongdoers.
Allah; ancak iman etmeniz sebebi ile sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım edenlerle dost olmanızı yasaklar. Sizden kim onları dost edinirse, işte Allah'ın emrine karşı gelmeleri sebebi ile kendi nefislerini helaka sürükleyerek kendilerine zulmetmiş olanlar onlardır.
60:10Page 550
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتٖ فَٱمۡتَحِنُوهُنَّۖ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّۖ فَإِنۡ عَلِمۡتُمُوهُنَّ مُؤۡمِنَٰتٖ فَلَا تَرۡجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلۡكُفَّارِۖ لَا هُنَّ حِلّٞ لَّهُمۡ وَلَا هُمۡ يَحِلُّونَ لَهُنَّۖ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُواْۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّۚ وَلَا تُمۡسِكُواْ بِعِصَمِ ٱلۡكَوَافِرِ وَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقۡتُمۡ وَلۡيَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقُواْۚ ذَٰلِكُمۡ حُكۡمُ ٱللَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡۖ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ١٠
O you who have believed, when the believing women come to you as emigrants, examine [i.e., test] them. Allāh is most knowing as to their faith. And if you know them to be believers, then do not return them to the disbelievers; they are not lawful [wives] for them, nor are they lawful [husbands] for them. But give them [i.e., the disbelievers] what they have spent.1 And there is no blame upon you if you marry them when you have given them their due compensation [i.e., mahr]. And hold not to marriage bonds with disbelieving women, but ask for what you have spent and let them [i.e., the disbelievers] ask for what they have spent.2 That is the judgement of Allāh; He judges between you. And Allāh is Knowing and Wise.
Ey Allah’a iman edenler ve Allah’ın dini (şeriati) ile amel edenler! Mümin kadınlar, küfür diyarından hicret edip de İslam diyarına gelirlerse, onları imanlarının doğruluğunda imtihan edin. Allah, onların imanlarını en iyi bilendir. Onların kalplerinin barındırdığı şey gizli kalmaz. İmtihandan sonra onların imanlarında sadık kimseler olduklarına dair alametlerin ortaya çıkmasından sonra onların Mümin kadınlar olduğunu anlarsanız bu durumda onları kâfir olan eşlerine iade etmeyin. Mümine kadınların kâfir erkeklerle evlenmesi helal değildir. Aynı şekilde kâfir olan erkeklerin de iman eden kadınlarla evlenmesi helal değildir. İman eden kadınların kâfir kocalarına verdikleri mehirlerini (geri) verin. -Ey Müminler!- İddetlerini bitirdikten sonra mehirlerini vererek o kadınlarla evlenmeniz de bir günah yoktur. Kimin hanımı kâfir ise yahut dininden dönmüş ise küfür sebebi ile nikâh bağı koptuğu için artık o kadını yanında tutmasın. Mehir olarak onlara sarf ettiğinizi geri isteyin. Dininden dönen kadınlarınızın mehirlerini o kâfirlerden isteyin. Mümin olan kadınlar da verdiklerini istesinler. Mehirler ile alakalı olarak sizin tarafınızdan ve onların tarafından mehirlerin geri verilmesine dair burada zikredilen hüküm Allah -Subhanehu ve Teâlâ-’nın hükmüdür. O sizin aranızda dilediği gibi hüküm verir. Allah kullarının hallerini ve yaptıklarını en iyi bilendir. Onların yaptıklarından hiçbir şey O’na gizli kalmaz. O, kulları için koymuş olduğu hükümlerde çok hikmet sahibidir.
60:11Page 550
وَإِن فَاتَكُمۡ شَيۡءٞ مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۡ إِلَى ٱلۡكُفَّارِ فَعَاقَبۡتُمۡ فَـَٔاتُواْ ٱلَّذِينَ ذَهَبَتۡ أَزۡوَٰجُهُم مِّثۡلَ مَآ أَنفَقُواْۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ ١١
And if you have lost any of your wives to the disbelievers and you subsequently obtain [something],1 then give those whose wives have gone the equivalent of what they had spent. And fear Allāh, in whom you are believers.
Eşleriniz için sarf ettiklerinizden bir şey eğer onların dinden çıkmaları sebebiyle kâfirlere gider, siz de onlara galip gelirseniz; ganimetten, eşleri dinden çıkarak giden erkeklere mehir olarak sarf ettikleri kadarını verin. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak iman ettiğiniz Allah'a karşı gelmekten de sakının.
60:12Page 551
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا جَآءَكَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتُ يُبَايِعۡنَكَ عَلَىٰٓ أَن لَّا يُشۡرِكۡنَ بِٱللَّهِ شَيۡـٔٗا وَلَا يَسۡرِقۡنَ وَلَا يَزۡنِينَ وَلَا يَقۡتُلۡنَ أَوۡلَٰدَهُنَّ وَلَا يَأۡتِينَ بِبُهۡتَٰنٖ يَفۡتَرِينَهُۥ بَيۡنَ أَيۡدِيهِنَّ وَأَرۡجُلِهِنَّ وَلَا يَعۡصِينَكَ فِي مَعۡرُوفٖ فَبَايِعۡهُنَّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُنَّ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ١٢
O Prophet, when the believing women come to you pledging to you that they will not associate anything with Allāh, nor will they steal, nor will they commit unlawful sexual intercourse, nor will they kill their children, nor will they bring forth a slander they have invented between their arms and legs,1 nor will they disobey you in what is right - then accept their pledge and ask forgiveness for them of Allāh. Indeed, Allāh is Forgiving and Merciful.
-Ey Peygamber!- Mümin kadınlar, -Mekke’nin fethinde olduğu gibi- Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak, bilakis sadece O’na kulluk etmek, hırsızlık etmemek, zina etmemek, cahiliye adeti olarak çocuklarını öldürmemek, yalan uydurarak eşlerine zinadan çocuklar isnat etmemek ve ağıt yakıp saç baş yolarak ağlamaktan yasaklaman gibi iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını kabul et. Sana beyat etmelerinden sonra onların günahlarının bağışlanması için Allah’tan af dile. Şüphesiz Allah, tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.
60:13Page 551
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَوَلَّوۡاْ قَوۡمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ قَدۡ يَئِسُواْ مِنَ ٱلۡأٓخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلۡكُفَّارُ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡقُبُورِ ١٣
O you who have believed, do not make allies of a people with whom Allāh has become angry. They have despaired of [reward in] the Hereafter just as the disbelievers have despaired of [meeting] the companions [i.e., inhabitants] of the graves.
Ey Allah'a iman edip, Allah'ın kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Ahirete iman etmeyen ve Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, ahireti inkâr etmeleri sebebi ile kabirlerdekilerin yeniden dirilmesinden ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.
Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences