Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish
المنافقون
Al-Munafiqun
The Hypocrites · Medinan · 11 ayahs
63:1Page 554
إِذَا جَآءَكَ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ قَالُواْ نَشۡهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُۥ وَٱللَّهُ يَشۡهَدُ إِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ لَكَٰذِبُونَ ١
When the hypocrites come to you, [O Muḥammad], they say, "We testify that you are the Messenger of Allāh." And Allāh knows that you are His Messenger, and Allāh testifies that the hypocrites are liars.
-Ey Resul!- Müslümanlıklarını izhar edip küfürlerini içlerinde gizleyen kimseler olan münafıklar, senin meclisinde hazır bulunduklarında şöyle dediler: "Senin kesinlikle Allah’ın resulü olduğuna şahitlik ederiz." Allah, senin kendi resulü olduğunu elbette bilir. Allah; münafıkların, senin gerçekten Allah'ın resulü olduğuna yürekten şahitlik ettiklerine dair iddialarında yalancı olduklarına da şahitlik eder.
63:2Page 554
ٱتَّخَذُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ جُنَّةٗ فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٢
They have taken their oaths as a cover, so they averted [people] from the way of Allāh. Indeed, it was evil that they were doing.
Ettikleri yeminlerini, kendilerini öldürülmekten ve esir edilmekten korunmak için bir örtü ve kalkan edinmişler, şüphe düşürerek ve ürküterek insanları imandan uzaklaştırmışlardır. Şüphesiz onların nifak ve yalan yemin ile yaptıkları amelleri çok çirkindir.
63:3Page 554
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ ءَامَنُواْ ثُمَّ كَفَرُواْ فَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَفۡقَهُونَ ٣
That is because they believed, and then they disbelieved; so their hearts were sealed over, and they do not understand.
Bu; onların iki yüzlülük ederek iman etmeleri, imanın onların kalplerine ulaşmaması ve sonra da Allah'ı inkârlarını kalplerinde gizlemeleri sebebiyledir. Küfürleri sebebi ile Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. İman onların kalplerine girmez. Bu mühür sebebi ile onlar, kendilerinin iyiliğine ve hidayetine olan şeyleri anlamazlar.
63:4Page 554
۞ وَإِذَا رَأَيۡتَهُمۡ تُعۡجِبُكَ أَجۡسَامُهُمۡۖ وَإِن يَقُولُواْ تَسۡمَعۡ لِقَوۡلِهِمۡۖ كَأَنَّهُمۡ خُشُبٞ مُّسَنَّدَةٞۖ يَحۡسَبُونَ كُلَّ صَيۡحَةٍ عَلَيۡهِمۡۚ هُمُ ٱلۡعَدُوُّ فَٱحۡذَرۡهُمۡۚ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُۖ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ ٤
And when you see them, their forms please you, and if they speak, you listen to their speech. [They are] as if they were pieces of wood propped up1 - they think that every shout is against them. They are the enemy, so beware of them. May Allāh destroy them; how are they deluded?
-Ey münafıklara bakan kimse!- Onları gördüğün zaman şekillerinin güzelliğinden ve üzerinde bulundukları nimetlerden dolayı cüsseleri hoşuna gider. Eğer konuşurlarsa, sözlerinin içerdiği belagatten dolayı onları dinlersin. -Ey Resul!- Onlar senin meclisinde sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Korkaklıklarından dolayı her sesin kendilerini hedef aldığını sanırlar. Onlar, gerçekten düşmandırlar. -Ey Peygamber!- Onların sana tuzak kurmalarından sakın. Allah onlara lanet etsin. Delillerin açık ve anlaşılırlığına rağmen nasıl da imandan uzaklaşıyorlar!
63:5Page 555
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ يَسۡتَغۡفِرۡ لَكُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ لَوَّوۡاْ رُءُوسَهُمۡ وَرَأَيۡتَهُمۡ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسۡتَكۡبِرُونَ ٥
And when it is said to them, "Come, the Messenger of Allāh will ask forgiveness for you," they turn their heads aside and you see them evading while they are arrogant.
O münafıklara; "Yaptıklarınızdan özür dileyerek Allah'ın resulüne gelin de sizin günahlarınız için Allah'tan mağfiret dilesin." denildiği zaman onlar alay ederek başlarını çevirirler. Sen onların emrolundukları hakkı kabul edip, ona boyun eğmekten büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
63:6Page 555
سَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ أَسۡتَغۡفَرۡتَ لَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ لَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ ٦
It is all the same for them whether you ask forgiveness for them or do not ask forgiveness for them; never will Allāh forgive them. Indeed, Allāh does not guide the defiantly disobedient people.
-Ey Peygamber!- Senin onların günahları için af dileyip dilememen arasında bir fark yoktur. Çünkü Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Allah Teâlâ, taatinden çıkan ve günahlarında ısrar eden bir kavmi muvaffak kılmaz.
63:7Page 555
هُمُ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُواْ عَلَىٰ مَنۡ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ حَتَّىٰ يَنفَضُّواْۗ وَلِلَّهِ خَزَآئِنُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ لَا يَفۡقَهُونَ ٧
They are the ones who say, "Do not spend on those who are with the Messenger of Allāh until they disband." And to Allāh belong the depositories of the heavens and the earth, but the hypocrites do not understand.
Onlar şöyle derler: "Bedevilerden ve fakirlerden Allah’ın resulünün yanında bulunan kimselere infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler." Oysa göklerin ve yerin hazineleri sadece Allah’ındır. O; kullarından dilediğine bunu rızık olarak verir. Fakat münafıklar, rızkın hazinelerinin Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elinde olduğunu bilmezler.
63:8Page 555
يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعۡنَآ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ لَيُخۡرِجَنَّ ٱلۡأَعَزُّ مِنۡهَا ٱلۡأَذَلَّۚ وَلِلَّهِ ٱلۡعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَلَٰكِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ٨
They say, "If we return to al-Madīnah, the more honored [for power] will surely expel therefrom the more humble." And to Allāh belongs [all] honor, and to His Messenger, and to the believers, but the hypocrites do not know.
Münafıkların başı Abdullah b. Ubey şöyle demektedir: Eğer Medine'ye dönersek üstün/izzetli olan ben ve kavmim, izzetli olmayan Muhammed ve ashabını oradan çıkaracaktır. Hâlbuki asıl izzet ancak Allah'ın, Allah'ın Peygamberinin ve Müminlerindir. Abdullah b. Ubey'in ve ashabının değildir. Fakat münafıklar; izzetin ancak Allah'ın, Allah'ın Peygamberinin ve Müminlerin olduğunu bilmezler.
63:9Page 555
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُلۡهِكُمۡ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُكُمۡ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ ٩
O you who have believed, let not your wealth and your children divert you from the remembrance of Allāh. And whoever does that - then those are the losers.
Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Sakın mallarınız ve evlatlarınız sizi, namaz ve namaz dışındaki İslam'ın farzlarını yerine getirmekten alıkoymasın. Bir kimseyi, malları ve evlatları,
namaz ve namaz dışında Allah'ın farz kıldığı hususları yapmaktan alıkoyarsa; işte kıyamet günü kendilerini ve ailelerini gerçekten ziyana uğratanlar onlardır.
63:10Page 555
وَأَنفِقُواْ مِن مَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوۡلَآ أَخَّرۡتَنِيٓ إِلَىٰٓ أَجَلٖ قَرِيبٖ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ١٠
And spend [in the way of Allāh] from what We have provided you before death approaches one of you and he says, "My Lord, if only You would delay me for a brief term so I would give charity and be of the righteous."
Herhangi birinize ölüm gelip de Rabbine şöyle demeden önce sizi rızıklandırdığımız mallardan infak edin: "Rabbim! Beni az bir süreye kadar geciktirsen de malımdan Allah yolunda sadaka verip de Yüce Allah'ın, amelleri düzgün olan salih kullarından olsaydım.''
63:11Page 555
وَلَن يُؤَخِّرَ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِذَا جَآءَ أَجَلُهَاۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١١
But never will Allāh delay a soul when its time has come. And Allāh is Aware of what you do.
Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, eceli gelen ve ömrü sona eren kimsenin ecelini (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Bunlara göre size karşılığınızı verecektir. Eğer hayır ise (karşılığı) hayır, şer ise şer (ceza) olarak verilir.
Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences