An-NahlJuz 14 · Page 275

An-Nahl 16:76

The Bee · Juz 14 · Page 275

وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلٗا رَّجُلَيۡنِ أَحَدُهُمَآ أَبۡكَمُ لَا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوۡلَىٰهُ أَيۡنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأۡتِ بِخَيۡرٍ هَلۡ يَسۡتَوِي هُوَ وَمَن يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٧٦

And Allāh presents an example of two men, one of them dumb and unable to do a thing, while he is a burden to his guardian. Wherever he directs him, he brings no good. Is he equal to one who commands justice, while he is on a straight path?

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 16:73–76

73- Allah’ın yanı sıra kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlama imkanı olmayan ve buna güç de yetiremeyen şeylere tapıyorlar. 74- Artık Allah hakkında misaller getirmeye kalkışmayın. Zira Allah bilir, siz bilmezsiniz. 75- (İşte) Allah şöyle bir misal getirdi: Bir tarafta başkasının malı olan ve hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer tarafta kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, böylece o da ondan gizli-açık infak eden (hür) bir kimse… Hiç bunlar eşit olurlar mı? Hamd, bütünüyle Allah’a mahsustur. Ama onların çoğu bilmez. 76- Allah, bir misal daha getirdi: İki adam; bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye güç yetiremez. Üstelik de efendisine bir yüktür; onu nereye gönderse hiçbir hayır getirmez. Hiç bu, adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda giden kimseyle eşit olur mu?

73. Yüce Allah müşriklerin cahilliklerinden ve zulümlerinden dolayı Allah’a ortak koştuklarını ve Allah’ın dışındaki uydurma ilâhlara ibadet ettiklerini haber vermektedir. Oysa bu uydurma ilâhların onlara göklerden de yerden de en asgari miktarda bir rızık sağlama imkânları yoktur. Ne yağmur yağdırabilir, ne bir rızık indirebilir, ne de yerden herhangi bir bitkiyi bitirebilirler. Göklerde de yerde de zerre ağırlığı kadar bile bir şeye sahip değildirler. Bunları yapmak isteseler de yapamazlar. Halbuki bir şeye sahip olmayan kimse, bazen başkalarına fayda sağlayacak bir şeyler yapma güç ve imkanına sahip olabilir. Ancak bunlar, ne herhangi bir şeye sahiptirler, ne de herhangi bir şey yapma güç ve imkanına! İşte onların uydurma ilâhlarının nitelikleri budur. O halde nasıl olur da onları ibadette Allah ile bir tutarlar? Nasıl olur da onları göklerin ve yerin sahibi, bütün her şeyin mülk ve egemenliği kendisinin olan, hamd/övgü ve güç tümüyle yalnız kendisine has olan yüce zâta benzetirler? İşte bundan dolayı Allah, bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: 74. “Artık Allah hakkında” Allah ile O’nun mahlûkatının aynı seviyede olduğunu ihtiva eden “misaller getirmeye kalkışmayın. Zira Allah bilir, siz bilmezsiniz.” O nedenle bize düşen, O’nun hakkında bilmediğimiz bir şey söylememek ve O’nun vermiş olduğu misallere kulak vermektir. İşte bundan dolayı Yüce Allah, kendisine ve kendisi dışında ibadet edilen varlıklara dair iki misal vermektedir:

75. Birinci misal: Başkasının mülkiyetinde olan bir köle... Kendi kendisinin sahibi değil. Mal ve dünyalık namına bir şeye de sahip değil. Diğeri ise hür ve zengin bir kimse... Allah, ona kendi katından çeşitli mallardan güzel rızıklar ihsan etmiş. Üstelik iyilik yapmayı seven, cömert bir kimse... Gizli ve açık bu maldan infak ediyor. Hiç bu ikisi eşit olurlar mı? Bunların ikisi de yaratılmış olmakla birlikte asla eşit değildirler. Eşit olmaları da imkânsız bir şeydir. Bunlar eşit olmadıklarına göre hiçbir mülkü, kudreti ve gücü bulunmayan, aksine bütün yönleriyle muhtaç ve aciz olan bir kul, her şeyin mutlak maliki ve her şeye güç yetiren Yüce Rabbe nasıl eşit olur?! İşte bundan dolayı Allah, kendisine övgüde bulunmakta ve bütün türleriyle hamdi/övgüyü yalnız kendisine özgü kılmaktadır:“Hamd, bütünüyle Allah’a mahsustur.” Daha sonra Yüce Allah, sanki: Peki, durum böyle olduğuna göre müşrikler ne diye uydurma ilâhlarını Allah’a eşit tutarlar? diye sorulmuşçasına:“Ama onların çoğu bilmez.” buyurmaktadır. Çünkü gerçekten bilselerdi böyle büyük bir şirke cesaret edemezlerdi.

76. İkinci misal: İki adam var, “bunlardan biri dilsizdir” ne işitir, ne de konuşur ve az ya da çok “hiçbir şeye güç yetiremez. Üstelik de efendisine bir yüktür.” Efendisi ona hizmet eder, kendi kendisinin işini bile göremez. Her bakımdan eksik ve acizdir. Hiç böyle bir kimse “adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda giden” yani hem sözleri adalet hem de davranışları dosdoğru olan kimseyle eşit olabilir mi? Bu iki kişi eşit olamayacaklarına göre Allah’ın yanı sıra kendisine ibadet edilen ve kendi işini göremeyen, Allah ona faydalı olacak şeyleri sağlamayacak olsa bunların hiçbirisini yerine getiremeyen uydurma ilâhlar nasıl olur da haktan başka birşey söylemeyen, bütün yaptıkları övgüye değer olan Allah'a denk ve eş olabilir!?

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 275

An-NahlJuz 14 · Page 275

16:73

وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ رِزۡقٗا مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ شَيۡـٔٗا وَلَا يَسۡتَطِيعُونَ ٧٣

And they worship besides Allāh that which does not possess for them [the power of] provision from the heavens and the earth at all, and [in fact], they are unable.

16:74

فَلَا تَضۡرِبُواْ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡثَالَۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧٤

So do not assert similarities to Allāh.1 Indeed, Allāh knows and you do not know.

1 translator’s note
  1. As there is nothing comparable to Him. ↩

16:75

۞ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبۡدٗا مَّمۡلُوكٗا لَّا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَمَن رَّزَقۡنَٰهُ مِنَّا رِزۡقًا حَسَنٗا فَهُوَ يُنفِقُ مِنۡهُ سِرّٗا وَجَهۡرًاۖ هَلۡ يَسۡتَوُۥنَۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٧٥

Allāh presents an example: a slave [who is] owned and unable to do a thing and he to whom We have provided from Us good provision, so he spends from it secretly and publicly. Can they be equal? Praise to Allāh! But most of them do not know.

16:76

وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلٗا رَّجُلَيۡنِ أَحَدُهُمَآ أَبۡكَمُ لَا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوۡلَىٰهُ أَيۡنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأۡتِ بِخَيۡرٍ هَلۡ يَسۡتَوِي هُوَ وَمَن يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٧٦

And Allāh presents an example of two men, one of them dumb and unable to do a thing, while he is a burden to his guardian. Wherever he directs him, he brings no good. Is he equal to one who commands justice, while he is on a straight path?

16:77

وَلِلَّهِ غَيۡبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَآ أَمۡرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمۡحِ ٱلۡبَصَرِ أَوۡ هُوَ أَقۡرَبُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ٧٧

And to Allāh belongs the unseen [aspects] of the heavens and the earth. And the command for the Hour is not but as a glance of the eye or even nearer. Indeed, Allāh is over all things competent.

16:78

وَٱللَّهُ أَخۡرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ شَيۡـٔٗا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٧٨

And Allāh has extracted you from the wombs of your mothers not knowing a thing, and He made for you hearing and vision and hearts [i.e., intellect] that perhaps you would be grateful.

16:79

أَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ مُسَخَّرَٰتٖ فِي جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ ٧٩

Do they not see the birds controlled in the atmosphere of the sky? None holds them up except Allāh. Indeed in that are signs for a people who believe.

As-Sa'diTafsir · 16:76

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском