MaryamJuz 16 · Page 311

Maryam 19:77

Mary · Juz 16 · Page 311

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالٗا وَوَلَدًا ٧٧

Then, have you seen he who disbelieved in Our verses and said, "I will surely be given wealth and children [in the next life]"?

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 19:77–80

77- Ayetlerimizi inkar edip de:“Bana (ahirette) kesinlikle mal ve evlât verilecek” diyen kimseyi gördün mü?! 78- Acaba o, gayba mı muttali olmuş yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79- Asla! Onun dediğini yazacağız ve azabını da uzattıkça uzatacağız. 80- O söylediklerini de ondan miras alacağız ve o, bize tek başına gelecek.

77. Yani sen, şu Allah’ın âyetlerini inkar eden, sonra da ahirette kendisine mutlaka mal ve evlât verilecektir, yani cennet ehlinden olacaktır diye büyük bir iddiada bulunan kâfirin durumuna hayret etmez misin? Gerçekten bu en hayret edilecek işlerdendir. Eğer o Allah’a iman eden bir kimse olup da böyle bir iddiada bulunmuş olsaydı, iş kolaydı. Bu âyet-i kerime her ne kadar belirli bir kâfir hakkında inmiş ise de aslında hak üzere olduğunu ve cennet ehlinden olacağını ileri süren bütün kâfirleri kapsamına alır. Allah, böyle bir kimseyi azarlamak ve yalanlamak üzere şöyle buyurmaktadır:

78. “Acaba o, gayba mı muttali olmuş?” Yani onun bilgisi gaybı kuşatmış da ileride ne olacağını ve kıyamet gününde kendisine mal ve evlât verileceğini bilecek hale mi gelmiş? “Yoksa” bu söylediklerine nail olacağına dair “Rahmân’dan bir söz mü almış?” ki öyle bir şey yoktur. Böylelikle onun, bu iddiayı kendiliğinden uydurduğu ve bilgi sahibi olmadığı bir şeyi söylediği anlaşılmaktadır. Bu şekilde kısım kısım konunun ele alınması ve tekrar tekrar söz konusu edilmesi, gerçekten en ileri derecede susturucu delilleri ihtiva etmekte ve onlara karşı hakkın delilini ortaya koymaktadır. Şöyle ki ahiret gününde Allah nezdinde bir hayır elde edeceğini iddia eden kimse ya bu sözlerini gelecekteki gaybe dair bilgisine istinaden söylemektedir. Oysa gaybe dair bilginin yalnızca Allah’a ait olduğu bilinen bir husustur. Hiç kimse gelecekteki gaybi hususlara dair bir şey bilemez. Bundan Yüce Allah’ın peygamberlerini muttali kıldığı bazı şeyler müstesnadır. Böyle bir iddiada bulunan kişi, ikinci ihtimal olarak da Allah'tan bu konuda bir söz almış olabilir. Bu da ancak Allah’a imanla ve peygamberlerine tâbi olmakla olabilir. Çünkü Allah, böyle yapan söz sahiplerine ahirette kurtulacaklarını ve umduklarını elde edeceklerini bildirmiş ve taahhüd etmiştir. Bu iki husus da söz konusu olmadığına göre böyle bir iddianın batıl olduğu ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

79. “Asla!” Durum, onun iddia ettiği gibi değildir. Bu iddiada bulunan kimsenin gaybı bilmiş olması söz konusu değildir. Çünkü o, kâfirdir ve peygamberlerin getirdikleri risalet bilgisine kısmen de olsa sahip değildir. Küfrü ve imansızlığı sebebiyle Rahmân olan Allah nezdinden bir söz alma imkanı da yoktur. Aksine o, iddiasının tam zıddını hak etmiştir. Onun bu söylediği sözler de cezalarını görmesi, bunun karşılığını alması için yazılmaktadır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onun dediğini yazacağız ve azabını da uzattıkça uzatacağız.” Yani sapıklığı ve azgınlığı arttığı gibi çeşitli azaplarını da arttırağız.

80. “O söylediklerini de ondan miras alacağız.” Malını da evlâtlarını da miras alacağız, dünyadan ahirete tek başına malsız, evlâtsız, yardımcısız ve ona destek verecek kimsesi olmaksızın intikal edecektir. “Ve o, bize tek başına gelecek.” Ve oldukça vahim bir azap görecektir ki bu, onun gibi zalimlerin cezasıdır.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 311

MaryamJuz 16 · Page 311

19:77

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالٗا وَوَلَدًا ٧٧

Then, have you seen he who disbelieved in Our verses and said, "I will surely be given wealth and children [in the next life]"?

19:78

أَطَّلَعَ ٱلۡغَيۡبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدٗا ٧٨

Has he looked into the unseen, or has he taken from the Most Merciful a promise?

19:79

كـَلَّاۚ سَنَكۡتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلۡعَذَابِ مَدّٗا ٧٩

No! We will record what he says and extend [i.e., increase] for him from the punishment extensively.

19:80

وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأۡتِينَا فَرۡدٗا ٨٠

And We will inherit him [in] what he mentions,1 and he will come to Us alone.

1 translator’s note
  1. Instead of giving him wealth and children in the Hereafter, Allāh will take from him those he had in worldly life at the time of his death. ↩

19:81

وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةٗ لِّيَكُونُواْ لَهُمۡ عِزّٗا ٨١

And they have taken besides Allāh [false] deities that they would be for them [a source of] honor.

19:82

كـَلَّاۚ سَيَكۡفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمۡ وَيَكُونُونَ عَلَيۡهِمۡ ضِدًّا ٨٢

No! They [i.e., those "gods"] will deny their worship of them and will be against them opponents [on the Day of Judgement].

19:83

أَلَمۡ تَرَ أَنَّآ أَرۡسَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ تَؤُزُّهُمۡ أَزّٗا ٨٣

Do you not see that We have sent the devils upon the disbelievers, inciting them [to evil] with [constant] incitement?

19:84

فَلَا تَعۡجَلۡ عَلَيۡهِمۡۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمۡ عَدّٗا ٨٤

So be not impatient over them. We only count out [i.e., allow] to them a [limited] number.1

1 translator’s note
  1. Of breaths, of days, or of evil deeds. ↩

19:85

يَوۡمَ نَحۡشُرُ ٱلۡمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحۡمَٰنِ وَفۡدٗا ٨٥

On the Day We will gather the righteous to the Most Merciful as a delegation

19:86

وَنَسُوقُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرۡدٗا ٨٦

And will drive the criminals to Hell in thirst

19:87

لَّا يَمۡلِكُونَ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدٗا ٨٧

None will have [power of] intercession except he who had taken from the Most Merciful a covenant.1

1 translator’s note
  1. Not to worship other than Him. ↩

19:88

وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَلَدٗا ٨٨

And they say, "The Most Merciful has taken [for Himself] a son."

19:89

لَّقَدۡ جِئۡتُمۡ شَيۡـًٔا إِدّٗا ٨٩

You have done an atrocious thing.

19:90

تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِنۡهُ وَتَنشَقُّ ٱلۡأَرۡضُ وَتَخِرُّ ٱلۡجِبَالُ هَدًّا ٩٠

The heavens almost rupture therefrom and the earth splits open and the mountains collapse in devastation

19:91

أَن دَعَوۡاْ لِلرَّحۡمَٰنِ وَلَدٗا ٩١

That they attribute to the Most Merciful a son.

19:92

وَمَا يَنۢبَغِي لِلرَّحۡمَٰنِ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا ٩٢

And it is not appropriate for the Most Merciful that He should take a son.

19:93

إِن كُلُّ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّآ ءَاتِي ٱلرَّحۡمَٰنِ عَبۡدٗا ٩٣

There is no one in the heavens and earth but that he comes to the Most Merciful as a servant.

19:94

لَّقَدۡ أَحۡصَىٰهُمۡ وَعَدَّهُمۡ عَدّٗا ٩٤

He has enumerated them and counted them a [full] counting.

19:95

وَكُلُّهُمۡ ءَاتِيهِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَرۡدًا ٩٥

And all of them are coming to Him on the Day of Resurrection alone.

As-Sa'diTafsir · 19:77

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском