TahaJuz 16 · Page 318

Taha 20:97

Ta-Ha · Juz 16 · Page 318

قَالَ فَٱذۡهَبۡ فَإِنَّ لَكَ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَإِنَّ لَكَ مَوۡعِدٗا لَّن تُخۡلَفَهُۥۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِي ظَلۡتَ عَلَيۡهِ عَاكِفٗاۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِي ٱلۡيَمِّ نَسۡفًا ٩٧

[Moses] said, "Then go. And indeed, it is [decreed] for you in [this] life to say, 'No contact.'1 And indeed, you have an appointment [in the Hereafter] you will not fail to keep. And look at your 'god' to which you remained devoted. We will surely burn it and blow it [i.e., its ashes] into the sea with a blast.

1 translator’s note
  1. i.e., Do not touch me. As chastisement, he was to be completely shunned by all people. ↩

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 20:95–97

95- “Senin maksadın nedir, ey Sâmirî?” dedi. 96- Dedi ki:“Onların görmediklerini ben gördüm. Onun için elçinin (atının ayak) izinden bir avuç aldım ve onu (buzağının üzerine) attım. Nefsim bana bu şekilde (yapmamı) hoş gösterdi.” 97- Dedi ki:“Haydi git, çünkü sen hayatta oldukça: ‘Ne siz bana dokunun, ne ben size dokunayım’ diyeceksin. Senin için asla ertelenmeyecek bir (azap) vadesi vardır. Şimdi şu tapınıp durduğun ilâhına iyi bak! Andolsun biz onu yakacağız, sonra da darmadağın edip denize savuracağız.”

95-96. “Senin maksadın nedir ey Sâmirî?” Yani sen bu işi ne diye yaptın? Bunun üzerine Sâmirî şunları söyledi: “Onların görmediklerini ben gördüm.” Gördüğü, İsrailoğulları denizden çıkıp da Firavun ve askerleri suda boğulduklarında -müfessirlerin dediklerine göre- bir at üzerinde olan Cebrail idi. “Onun için elçinin” atının toynağının “izinden bir avuç” toprak “aldım ve onu” buzağının üzerine “attım. Nefsim bana bu şekilde (yapmamı)” o toprağı alıp sonra da oraya atmayı “hoş gösterdi.” Ve olanlar oldu.

97. Mûsâ da ona “dedi ki: Haydi git” benden uzak dur. “Çünkü sen hayatta oldukça: Ne siz bana dokunun, ne ben size dokunayım, diyeceksin.” Yani senin dünya hayatındaki cezan şu olacaktır: Kimse sana yaklaşmayacağı gibi kimse sana dokunmayacaktır da. Hatta sen, sana yaklaşmak isteyenlere bile: Bana dokunma, bana yaklaşma, diyeceksin. Bu ise onun yaptığının bir cezasıdır. Zira başkasının elinin değmediği şeye onun eli değmişti ve başkasının yapmadığı bir işi o yapmıştı. “Senin için asla ertelenmeyecek bir (azap) vadesi vardır.” O vade gelince hayır ve şer tüm amelinin karşılığı sana verilecektir. “Şimdi şu tapınıp durduğun ilâhına” yani buzağıya “iyi bak! Andolsun biz onu yakacağız, sonra da darmadağın edip denize savuracağız.” Mûsâ, bu dediğini yaptı. Eğer bu buzağı gerçekten bir ilâh olsaydı, kendisine bu şekilde bir zarar verecek ve onu yok edecek olana karşı kendisini savunurdu. Buzağının sevgisi, İsrailoğullarının kalbine adeta içirilmişti. Onun için Mûsâ aleyhisselam, bir daha geri iade edilmesi mümkün olmayacak bir şekilde gözleri önünde onu büsbütün imha etmek istemişti. Onu yakmak, un ufak edip denizde rüzgara karşı savurmak suretiyle cismi yok olduğu gibi sevgisinin de İsrailoğullarının kalplerinden yok olmasını istemişti. Çünkü buzağının olduğu gibi bırakılması ayrı bir imtihan olurdu. Zira insanların nefislerinde batıla çağıran ciddi bir eğilim vardır. srailoğulları, onun ilâhlığının batıl olduğunu açıkça görünce Mûsâ, kendisine hiçbir şekilde ortak koşulmaksızın tek olarak ibadete kimin layık olduğunu haber vermek üzere şunları söyledi:

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 318

TahaJuz 16 · Page 318

20:88

فَأَخۡرَجَ لَهُمۡ عِجۡلٗا جَسَدٗا لَّهُۥ خُوَارٞ فَقَالُواْ هَٰذَآ إِلَٰهُكُمۡ وَإِلَٰهُ مُوسَىٰ فَنَسِيَ ٨٨

And he extracted for them [the statue of] a calf which had a lowing sound, and they said, "This is your god and the god of Moses, but he forgot."

20:89

أَفَلَا يَرَوۡنَ أَلَّا يَرۡجِعُ إِلَيۡهِمۡ قَوۡلٗا وَلَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ ضَرّٗا وَلَا نَفۡعٗا ٨٩

Did they not see that it could not return to them any speech [i.e., response] and that it did not possess for them any harm or benefit?

20:90

وَلَقَدۡ قَالَ لَهُمۡ هَٰرُونُ مِن قَبۡلُ يَٰقَوۡمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحۡمَٰنُ فَٱتَّبِعُونِي وَأَطِيعُوٓاْ أَمۡرِي ٩٠

And Aaron had already told them before [the return of Moses], "O my people, you are only being tested by it, and indeed, your Lord is the Most Merciful, so follow me and obey my order."

20:91

قَالُواْ لَن نَّبۡرَحَ عَلَيۡهِ عَٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرۡجِعَ إِلَيۡنَا مُوسَىٰ ٩١

They said, "We will never cease being devoted to it [i.e., the calf] until Moses returns to us."

20:92

قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذۡ رَأَيۡتَهُمۡ ضَلُّوٓاْ ٩٢

[Moses] said, "O Aaron, what prevented you, when you saw them going astray,

20:93

أَلَّا تَتَّبِعَنِۖ أَفَعَصَيۡتَ أَمۡرِي ٩٣

From following me? Then have you disobeyed my order?"

20:94

قَالَ يَبۡنَؤُمَّ لَا تَأۡخُذۡ بِلِحۡيَتِي وَلَا بِرَأۡسِيٓۖ إِنِّي خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقۡتَ بَيۡنَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَلَمۡ تَرۡقُبۡ قَوۡلِي ٩٤

[Aaron] said, "O son of my mother, do not seize [me] by my beard or by my head. Indeed, I feared that you would say, 'You caused division among the Children of Israel, and you did not observe [or await] my word.'"

20:95

قَالَ فَمَا خَطۡبُكَ يَٰسَٰمِرِيُّ ٩٥

[Moses] said, "And what is your case, O Sāmirī?"

20:96

قَالَ بَصُرۡتُ بِمَا لَمۡ يَبۡصُرُواْ بِهِۦ فَقَبَضۡتُ قَبۡضَةٗ مِّنۡ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذۡتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتۡ لِي نَفۡسِي ٩٦

He said, "I saw what they did not see, so I took a handful [of dust] from the track of the messenger1 and threw it,2 and thus did my soul entice me."

2 translator’s notes
  1. i.e., a hoof-print in the sand left by the angel Gabriel's horse.

    [851] Into the fire upon the melted ornaments in order to form the calf.

    ↩
  2. ↩

20:97

قَالَ فَٱذۡهَبۡ فَإِنَّ لَكَ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَإِنَّ لَكَ مَوۡعِدٗا لَّن تُخۡلَفَهُۥۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِي ظَلۡتَ عَلَيۡهِ عَاكِفٗاۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِي ٱلۡيَمِّ نَسۡفًا ٩٧

[Moses] said, "Then go. And indeed, it is [decreed] for you in [this] life to say, 'No contact.'1 And indeed, you have an appointment [in the Hereafter] you will not fail to keep. And look at your 'god' to which you remained devoted. We will surely burn it and blow it [i.e., its ashes] into the sea with a blast.

1 translator’s note
  1. i.e., Do not touch me. As chastisement, he was to be completely shunned by all people. ↩

20:98

إِنَّمَآ إِلَٰهُكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ وَسِعَ كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمٗا ٩٨

Your god is only Allāh, except for whom there is no deity. He has encompassed all things in knowledge."

As-Sa'diTafsir · 20:97

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском