Al-Mu'minunJuz 18 · Page 346

Al-Mu'minun 23:62

The Believers · Juz 18 · Page 346

وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبٞ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٦٢

And We charge no soul except [with that within] its capacity, and with Us is a record which speaks with truth; and they will not be wronged.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 23:57–62

57- Rablerinin korkusundan titreyenler, 58- Rablerinin âyetlerine iman edenler, 59- Rablerine şirk koşmayanlar, 60- Rablerine dönecekler diye yapmakta olduklarını kalpleri çarpa çarpa yapanlar var ya… 61- İşte onlar hayırlarda yarışırlar ve onlarda öne geçerler. 62- Biz, kimseye gücünden fazlasını yüklemeyiz. Katımızda hakkı konuşan bir kitap vardır. Onlara zulmedilmez.

57. “Rablerinin korkusundan titreyenler.” Yüce Allah, kendilerine adaleti ile muamele eder de hiçbir iyilikleri kalmaz diye korkarak kendileri hakkında hüsn-ü zanda bulunmayıp Allah’ın hakkını gereği gibi yerine getiremediklerinden çekinenler, imanlarını kaybetmekten korkanlar, Rablerini celâl ve ikrâmına, azametine yakışacak şekilde tazim edemeyeceklerini bildiklerinden dolayı korkanlar ve bu sebebten ötürü kalpleri titreyenler... İşte bunların bu korkuları ve kalplerinin titremesi, günahlardan ve farzları aksatmaktan uzak durmalarını gerektirir ki zaten bunlar da korkuyu gerektirir.

58. “Rablerinin âyetlerine iman edenler.” Yani Rablerinin âyetleri kendilerine okunduğunda imanları artan, aynı şekilde Kur’ân âyetleri üzerinde tefekkür ederek düşünenler, bunun sonucunda da Kur’ân-ı Kerîm’in yüce anlamlarını, üstün değerini, lafızlarının sağlamlık ve mükemmelliğini, onda tutarsızlığın bulunmadığını, çelişki içermediğini anlayanlar, Kur’ân’ın çağırdığı marifetullah, Allah’tan korkmak, mükâfatını ummak, amellerin karşılığının verilmesi ile ilgili halleri açıkça öğrenenler… İşte bunlar, imanın -dille ifade edilemeyecek- pek çok tafsili özelliğini elde ederler. Aynı şekilde bunlar, Yüce Allah’ın şu buyruklarında sözü edildiği gibi afaki (dış dünyadaki) âyetler üzerinde de tefekkür ederler: “Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır.”(Âl-i İmrân, 3/190) vb. diğer âyetlerde olduğu gibi.

59. “Rablerine şirk koşmayanlar.” Allah’tan başkasını mabud edinip de dua ve ümidini sahte bir ilaha yönelterek açıkça şirk koşmayan; riyakarlık ve buna benzer bir şekilde de gizli şirke düşmeyenler... Aksine sözlerini, amellerini ve tüm hallerini yalnızca Yüce Allah için ihlaslı kılanlar.

60. “Rablerine dönecekler diye yapmakta olduklarını kalpleri çarpa çarpa yapanlar.” kendilerinden istenen, emrolundukları namaz, zekât, hac, sadaka ve buna benzer güç yetirebildikleri her ameli işlemekle birlikte amelleri Rablerine arz olunup da O’nun huzurunda duracakları vakti hatırlayarak -O’nu tanıdıkları ve O’na layık olan ibadetlerin neler olduğunu bildiklerinden ötürü- kendi amellerinin, onları Allah’ın azabından kurtaramayacak olmasından korkarlar.

61. “İşte onlar hayırlarda yarışırlar.” Hayır işlerinde yarış alanındadırlar. Onların bütün gayretleri kendilerini Allah’a yakınlaştıracak şeylere yöneliktir. Bütün istekleri, kendilerini O’nun azabından kurtaracak şeylere hasredilmiştir. İşittikleri her bir hayrı yahut fırsat buldukları her bir iyiliği işlerler, fırsatları değerlendirirler, ellerini çabuk tutarlar. Önlerine, sağlarına ve sollarına bakarlar, Yüce Allah’ın seçkin kullarının, gerçek dostlarının her türlü hayrı çabucak işlediklerini, kendilerini Rablerine yakınlaştıracak hususlarda birbirleri ile yarıştıklarını görürler ve bu yarışa onlar da katılır. Başkası ile yarışan ve elini çabuk tutan bir kimse, bu konudaki üstün gayreti dolayısı ile başkasını geçebileceği gibi kusuru dolayısı ile geri de kalabilir. Bundan dolayı Allah, bunların öne geçenlerden olduklarını şöyle haber vermektedir:“ve onlarda” yani hayırlı işlerde “öne geçerler.” Bu konuda zirveye ulaşmış ve başkalarını geçmişlerdir. Bunlar, en öndeki kafiledir. Allah tarafından bunların öne geçecekleri ve bahtiyarlardan olacakları takdir edilmiştir.

62. Allah, onların hayırlarda ellerini çabuk tutup öne geçtiklerini söz konusu ettiğinden bazı kimseler, kendilerinden ve diğerlerinden güç yetirilemeyen yahut da çok zor birtakım işlerin istendiğini zannedebilirler diye şöyle buyurmaktadır:“Biz, kimseye gücünden” takatinden ve güç yetirebildiğinden “fazlasını yüklemeyiz.” Gücünü aşacak şey ile onu yükümlü kılmayız. Bu, Allah’ın bir rahmeti ve bir hikmetidir. Böylelikle kendisine ulaştıran yolu kolaylaştırmış, her vakit ona giden yolu izleyen yolcuların bulunmasını sağlamıştır. “Katımızda hakkı konuşan bir kitap vardır.” Bu ise kendisinde her şeyin yazılı bulunduğu ilk kitaptır (Levh-i Mahfuz) ve bundaki her şey, olana/vakıaya mutabıktır. Ondan dolayı bu, hak bir kitaptır. “Onlara zulmedilmez” Yaptıkları iyiliklerin karşılığı eksik verilmez, ceza ve isyanları da aslından fazla gösterilmez.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 346

Al-Mu'minunJuz 18 · Page 346

23:60

وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ ٦٠

And they who give what they give while their hearts are fearful1 because they will be returning to their Lord -

1 translator’s note
  1. Lest their deeds not be acceptable. ↩

23:61

أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ ٦١

It is those who hasten to good deeds, and they outstrip [others] therein.

23:62

وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبٞ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٦٢

And We charge no soul except [with that within] its capacity, and with Us is a record which speaks with truth; and they will not be wronged.

23:63

بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةٖ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلٞ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ ٦٣

But their hearts are covered with confusion over this, and they have [evil] deeds besides that [i.e., disbelief] which they are doing,

23:64

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ ٦٤

Until when We seize their affluent ones with punishment,1 at once they are crying [to Allāh] for help.

1 translator’s note
  1. In worldly life, before the punishment of the Hereafter. Although general, the description includes specifically the punishment of the Quraysh by famine. ↩

23:65

لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ ٦٥

Do not cry out today. Indeed, by Us you will not be helped.

23:66

قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ ٦٦

My verses had already been recited to you, but you were turning back on your heels

23:67

مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرٗا تَهۡجُرُونَ ٦٧

In arrogance regarding it,1 conversing by night, speaking evil.

1 translator’s note
  1. The revelation. Or "him," i.e., the Prophet (ﷺ). ↩

23:68

أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٦٨

Then have they not reflected over the word [i.e., the Qur’ān], or has there come to them that which had not come to their forefathers?

23:69

أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ ٦٩

Or did they not know their Messenger, so they are toward him disacknowledging?

23:70

أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ ٧٠

Or do they say, "In him is madness"? Rather, he brought them the truth, but most of them, to the truth, are averse.

23:71

وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ ٧١

But if the Truth [i.e., Allāh] had followed their inclinations, the heavens and the earth and whoever is in them would have been ruined. Rather, We have brought them their message,1 but they, from their message, are turning away.

1 translator’s note
  1. Or "reminder." ↩

23:72

أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجٗا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرٞۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ ٧٢

Or do you, [O Muḥammad], ask them for payment? But the reward of your Lord is best, and He is the best of providers.

23:73

وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٧٣

And indeed, you invite them to a straight path.

23:74

وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ ٧٤

But indeed, those who do not believe in the Hereafter are deviating from the path.

As-Sa'diTafsir · 23:62

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском