As-SaffatJuz 23 · Page 452

As-Saffat 37:176

Those who set the Ranks · Juz 23 · Page 452

أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ ١٧٦

Then for Our punishment are they impatient?

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 37:167–182

167- Halbuki onlar (daha önce) şöyle diyorlardı: 168- “Eğer bizde de öncekilere verilen türden bir kitap olsa idi; 169- “Biz de elbette Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları olurduk.” 170- Fakat (kendilerine gelince) onu inkar ettiler. Ama yakında bilecekler! 171- Andolsun peygamber olarak gönderilen kullarımıza tarafımızdan şu söz verilmiştir: 172- Zafere erdirilecek olanlar kesinlikle onlardır. 173- Ve bizim ordumuz elbette galip gelecektir. 174- O halde bir vakte kadar onlardan yüz çevir. 175- Onları gözle, çünkü onlar da yakında göreceklerdir. 176- Onlar azabımızı mı acele istiyorlar? 177- O azap onların yurtlarına inince, uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur! 178- Artık bir zamana kadar onlardan yüz çevir! 179- (Onları) gözle, çünkü onlar da yakında göreceklerdir. 180- İzzetin sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. 181- Gönderilmiş peygamberlere selâm olsun. 182- Âlemlerin Rabbi Allah’a da hamdolsun.

167-170. Yüce Allah, bu müşriklerin önceden açıkça temennide bulunarak: Öncekilere gelmiş bulunan zikir, öğüt ve kitaplar bize gelmiş olsa idi, biz de ihlâslı olarak Allah’a ibadet ederdik. Hatta gerçek anlamda ihlâsa erdirilmiş kimselerden olurduk, dediklerini haber vermektedir. Ancak bu hususta onlar yalan söylemektedirler. İşte onlara kitapların en faziletlisi gelmiş bulunuyor. Ama onlar onu inkâr ettiler. Böylelikle onların hakka karşı bile bile karşı çıkan kimseler oldukları da anlaşılmış olmaktadır. “Ama yakında” azap onları gelip bulduğunda “bilecekler!”

171-175. Bunlar, dünyada galip geleceklerini zannetmesinler. Aksine hiçbir şekilde geri çevrilemeyen ve muhalefet olunamayan, Allah’ın peygamber kulları ve kurtuluşa eren orduları lehine verilmiş bir sözü vardır: Muhakkak onlar, başkalarına galip gelecekler, Rableri tarafından pek şerefli bir yardım ve zafere mazhar olacaklardır. Bununla dinlerini dimdik ayakta tutacak ve dinlerini uygulama imkânı bulacaklardır. Bu, “Allah’ın ordusu” olma vasfını taşıyanlara verilmiş ilâhî bir müjdedir. Bu da davranışları ve halleri istikamet üzere olmakla, Allah’ın kendileri ile savaşılmasını emrettiği kimselerle savaşanlar arasında bulunmakla olur. İşte böyleleri galip gelecekler ve Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır. Daha sonra Yüce Allah, peygamberine karşı koyan ve hakkı kabul etmeyen kimselerden yüz çevirmesini emretmekte, geriye artık onların başına inecek olan azabı beklemekten başka bir şey kalmadığını bildirmektedir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:“Onları gözle, çünkü onlar da” ibretli cezanın kimin başına geleceğini “yakında göreceklerdir.” Şüphesiz ki bu azap, onların başına gelecektir. 176-177. “Onların alanlarına” yani onların üzerine ve onlara yakın bir yere azabımız “inince uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!” Çünkü bu, kötü bir sabah olacaktır. Cezanın ve toptan imha edilmenin gerçekleştiği bir sabah olacaktır. 178-179. Bu buyruklarla onlardan yüz çevirme emri ve azabın gerçekleşeceği tehdidi tekrarlanmaktadır. Bu sûrede müşriklerin, Yüce Allah’ı nitelendirdikleri pek çirkin vasıfların bir çoğu zikredildiğinden dolayı Yüce Allah, kendi zatını bunlardan tenzih ederek şöyle buyurmaktadır:

180-181. “İzzetin sahibi” gerçek aziz, her şeyi emrine mahkum eden ve kendisini nitelendirdikleri her türlü kötülükten yüce olan “Rabbin, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. Gönderilmiş peygamberlere selâm olsun.” Çünkü onlar, günahlardan ve kusurlardan yana selâmettedirler. Ayrıca yeri ve gökleri yoktan var eden o yüce Zatı nitelendirmeleri de şirkten yana selâmettedir, uzaktır. 182. “Âlemlerin Rabbi Allah’a da hamdolsun.” Yani bütün hamd türleri O’nundur. O, bütün alemleri kendisi ile görüp gözettiği, üzerlerine pek çok nimetleri ihsan ettiği, onlardan türlü musibetleri uzaklaştırdığı, bütün hareketlerinde, sükûnlarında ve her hallerinde işlerini çekip çevirdiği bütün fiillerinde, her türlü kâmil ve azametli sıfatlarında hamd, Yüce Allah’a aittir. Bunları yalnız O, gerçekleştirir. O bakımdan her türlü eksiklikten mukaddes ve münezzeh, bütün kemâl sıfatları dolayısı ile hamde layık olan, sevilen ve tazim olunan yalnız O’dur. O’nun peygamberleri de kusurlardan uzaktırlar. Hem onlara hem de bu hususta onlara uyanlara selam ve selamet Dünyada da âhirette de onlar esenliktedirler. O’nun düşmanları ise dünyada da âhirette de helâk ve yok olmaya mahkûmdurlar.

Saffât Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Selâm olsun Muhammed’e! Bütün hayırlı işlerin nimeti ile tamamlandığı Yüce Allah’a da hamdolsun.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 452

As-SaffatJuz 23 · Page 452

37:154

مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ ١٥٤

What is [wrong] with you? How do you make judgement?

37:155

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ١٥٥

Then will you not be reminded?

37:156

أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنٞ مُّبِينٞ ١٥٦

Or do you have a clear authority?1

1 translator’s note
  1. i.e., evidence. ↩

37:157

فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ١٥٧

Then produce your scripture, if you should be truthful.

37:158

وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبٗاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ ١٥٨

And they have made [i.e., claimed] between Him and the jinn a lineage, but the jinn have already known that they [who made such claims] will be brought [to punishment].

37:159

سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٥٩

Exalted is Allāh above what they describe,

37:160

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٦٠

Except the chosen servants of Allāh [who do not share in that sin].

37:161

فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ ١٦١

So indeed, you [disbelievers] and whatever you worship,

37:162

مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ ١٦٢

You cannot tempt [anyone] away from Him

37:163

إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ ١٦٣

Except he who is to [enter and] burn in the Hellfire.1

1 translator’s note
  1. Due to his disbelief and evil deeds. ↩

37:164

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٞ مَّعۡلُومٞ ١٦٤

[The angels say],1 "There is not among us any except that he has a known position.2

2 translator’s notes
  1. Refuting what the disbelievers had said about them.

    [1311] For worship. Or "an assigned task" to perform.

    ↩
  2. ↩

37:165

وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ ١٦٥

And indeed, we are those who line up [for prayer].

37:166

وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ ١٦٦

And indeed, we are those who exalt Allāh."

37:167

وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ ١٦٧

And indeed, they [i.e., the disbelievers] used to say,1

1 translator’s note
  1. Before the revelation of the Qur’ān. ↩

37:168

لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرٗا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٦٨

"If we had a message from [those of] the former peoples,

37:169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٦٩

We would have been the chosen servants of Allāh."

37:170

فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ١٧٠

But they disbelieved in it,1 so they are going to know.

1 translator’s note
  1. i.e., in their own message, the Qur’ān. ↩

37:171

وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٧١

And Our word [i.e., decree] has already preceded for Our servants, the messengers,

37:172

إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ ١٧٢

[That] indeed, they would be those given victory

37:173

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ ١٧٣

And [that] indeed, Our soldiers [i.e., the believers] will be those who overcome.1

1 translator’s note
  1. If not in this world, then definitely in the Hereafter. ↩

37:174

فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ ١٧٤

So, [O Muḥammad], leave them for a time.

37:175

وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ ١٧٥

And see [what will befall] them, for they are going to see.

37:176

أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ ١٧٦

Then for Our punishment are they impatient?

37:177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ ١٧٧

But when it descends in their territory, then evil is the morning of those who were warned.

37:178

وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ ١٧٨

And leave them for a time.

37:179

وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ ١٧٩

And see, for they are going to see.

37:180

سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٨٠

Exalted is your Lord, the Lord of might, above what they describe.

37:181

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٨١

And peace upon the messengers.

37:182

وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٨٢

And praise to Allāh, Lord of the worlds.

As-Sa'diTafsir · 37:176

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском