Al-An'amJuz 7 · Page 136

Al-An'am 6:69

The Cattle · Juz 7 · Page 136

وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءٖ وَلَٰكِن ذِكۡرَىٰ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ٦٩

And those who fear Allāh are not held accountable for them [i.e., the disbelievers] at all, but [only for] a reminder - that perhaps they will fear Him.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 6:68–69

68- Âyetlerimiz hakkında bâtıla dalanları gördüğün zaman onlar ondan başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir! Eğer şeytan sana unutturacak olursa hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile birlikte oturma! 69- Korkup sakınanlara onların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat korkup sakınırlar diye hatırlatmaları gerekir.

68. Allah’ın âyetleri hakkında batıla dalmaktan kasıt, batıl sözleri güzel göstermek, batıla davet etmek, batıl ehlini övmek, haktan yüz çevirmek, hakkı tenkit etmek, hak ehline dil uzatmak gibi yollarla hakka muhalif konuşmalar yapmak demektir. İşte Yüce asaleten Allah Rasûlüne, ona tâbi olarak da ümmetine Allah’ın âyetlerine sözü geçen şekillerde dalan kimseleri gördükleri takdirde o kimselerden yüz çevirmeyi, batıla dalıp bu hal üzere devam edenlerin meclislerinde başka bir söz açılıp, başka bir konuya dalacakları vakte kadar yanlarında bulunmamayı emretmektedir. Eğer başka bir söze dalınacak olursa sözü edilen yasak ortadan kalkar. Eğer bu başka söz, faydalı ise zaten bu emrolunan bir şeydir. Başka türden ise faydasızdır ve emrolunmuş bir şey değildir. Batıla dalmanın yerilmesi ile aynı zamanda hakkın araştırılması, hakkın üzerinde düşünülmesi ve hak ile münazara edilemsi teşvik edilmektedir. Daha sonra Yüce Allah:“Eğer şeytan sana unutturacak olursa” yani unutmak ve gaflet sebebi ile onlarla birlikte oturacak olursan “hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile birlikte oturma” buyurmaktadır. “Zalimler” ifadesi, batıl sözlere dalanları, her türlü haram şeyleri konuşanları ya da herhangi bir haram işleyen kimseleri kapsamaktadır. Kişinin, ortadan kaldırmaya gücü yetmediği münkerin yanında hazır bulunması ve oturması da haramdır. Bu yasak ve haramlık, onlarla birlikte oturan ve Allah’tan korkup sakınmayan kişilere yöneliktir. Böyleleri haram olan söz ve işte onlarla ortak olur yahut ses çıkarmaz ve onların bu haramlarına tepki göstermezler. Eğer Allah’tan korkup sakınır da hayrı emreder, kötülükten ve söyledikleri sözlerden onları alıkoyarsa, onlarla oturmak hakkındaki bu yasak ya tamamen kalkar veya hafifler. Böyle yapan bir kimse için onlarla oturmaktan dolayı vebal ve günah yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:

69. “Korkup sakınanlara onların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat sakınırlar diye hatırlatmaları gerekir.” Yani Yüce Allah’tan korkar ve sakınırlar umuduyla hatırlatsınlar ve onlara öğüt versinler. Bu buyruk ögüt verip hatırlatan kimsenin, korunup sakınma maksadını gerçekleştirecek en uygun sözler kullanması gerektiğine delildir. Yine bu buyrukta şuna da delil vardır: Eğer hatırlatma ve öğüt, hatırlatılan kimsenin kötü halini daha da artıracak ise o hatırlatmayı terk etmek gerekir. Çünkü hatırlatma, eğer kendi esas maksadı ile çelişirse, artık onu terk etmek esas maksada dönüşür.

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 136

Al-An'amJuz 7 · Page 136

6:69

وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءٖ وَلَٰكِن ذِكۡرَىٰ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ٦٩

And those who fear Allāh are not held accountable for them [i.e., the disbelievers] at all, but [only for] a reminder - that perhaps they will fear Him.

6:70

وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَعِبٗا وَلَهۡوٗا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ وَذَكِّرۡ بِهِۦٓ أَن تُبۡسَلَ نَفۡسُۢ بِمَا كَسَبَتۡ لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيّٞ وَلَا شَفِيعٞ وَإِن تَعۡدِلۡ كُلَّ عَدۡلٖ لَّا يُؤۡخَذۡ مِنۡهَآۗ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبۡسِلُواْ بِمَا كَسَبُواْۖ لَهُمۡ شَرَابٞ مِّنۡ حَمِيمٖ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ ٧٠

And leave those who take their religion as amusement and diversion and whom the worldly life has deluded. But remind with it [i.e., the Qur’ān], lest a soul be given up to destruction for what it earned; it will have other than Allāh no protector and no intercessor. And if it should offer every compensation, it would not be taken from it [i.e., that soul]. Those are the ones who are given to destruction for what they have earned. For them will be a drink of scalding water and a painful punishment because they used to disbelieve.

6:71

قُلۡ أَنَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعۡقَابِنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِي ٱسۡتَهۡوَتۡهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِي ٱلۡأَرۡضِ حَيۡرَانَ لَهُۥٓ أَصۡحَٰبٞ يَدۡعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلۡهُدَى ٱئۡتِنَاۗ قُلۡ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلۡهُدَىٰۖ وَأُمِرۡنَا لِنُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٧١

Say, "Shall we invoke1 instead of Allāh that which neither benefits us nor harms us and be turned back on our heels after Allāh has guided us? [We would then be] like one whom the devils enticed [to wander] upon the earth confused, [while] he has companions inviting him to guidance, [calling], 'Come to us.'"2 Say, "Indeed, the guidance of Allāh is the [only] guidance; and we have been commanded to submit to the Lord of the worlds.

2 translator’s notes
  1. i.e., worship.

    [318] The example given is of one who has lost his way and is further confused by the evil ones who tempt him to follow various directions, all leading to destruction. Although his sincere friends call him back to the right path, he ignores them.

    ↩
  2. ↩

6:72

وَأَنۡ أَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُۚ وَهُوَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ٧٢

And to establish prayer and fear Him." And it is He to whom you will be gathered.

6:73

وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ وَيَوۡمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُۚ قَوۡلُهُ ٱلۡحَقُّۚ وَلَهُ ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ ٧٣

And it is He who created the heavens and earth in truth. And the day [i.e., whenever] He says, "Be," and it is, His word is the truth.1 And His is the dominion [on] the Day the Horn is blown. [He is] Knower of the unseen2 and the witnessed;3 and He is the Wise, the Aware.

3 translator’s notes
  1. When interpreted as the "Day" (of resurrection), the sentence would read: "And the Day He says, 'Be,' and it is, His word will be the truth."

    [320] That which is absent, invisible, or beyond the perception of the senses or of the mind and therefore is unknown to man, except for what Allāh chooses to reveal.

    [321] What is present, visible and known to man. The knowledge of Allāh (subḥānahu wa taʿālā) includes the reality of all things and all occurrences, no matter how they might appear to human beings.

    ↩
  2. ↩
  3. ↩
As-Sa'diTafsir · 6:69

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском