Al-MunafiqunJuz 28 · Page 555

Al-Munafiqun 63:6

The Hypocrites · Juz 28 · Page 555

سَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ أَسۡتَغۡفَرۡتَ لَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ لَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ ٦

It is all the same for them whether you ask forgiveness for them or do not ask forgiveness for them; never will Allāh forgive them. Indeed, Allāh does not guide the defiantly disobedient people.

Tafsir · in Turkish

As-Sa'di

Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.

Whole surah

Change

Commentary on 63:1–6

1- Münâfıklar sana geldikleri vakit:“Şahitlik ederiz ki sen kesinlikle Allah’ın Rasûlüsün.” derler. Allah da biliyor ki sen kesinlikle O’nun Rasûlüsün. Fakat Allah şahitlik eder ki o münâfıklar kesinlikle yalancıdırlar. 2- Onlar yeminlerini kalkan edindiler de Allah’ın yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür! 3- Bunun sebebi, onların iman edip sonra da kâfir olmalarıdır. Bu yüzden de kalplerine mühür vurulmuştur. Artık onlar anlamazlar. 4- Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Halbuki onlar, duvara yaslanmış odun gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Asıl düşmanlar onlardır. O halde onlara karşı önlemini al. Allah kahretsin onları! Nasıl da döndürülüyorlar? 5- Onlara:“Gelin de Allah Rasûlü sizin için mağfiret dilesin” denildiğinde başlarını çevirirler ve sen, onların büyüklenerek yüz çevirdiklerini görürsün. 6- Zaten onlar için mağfiret dilesen de dilemesen de onlar için birdir. Allah onları asla bağışlamaz. Çünkü Allah fâsık toplumu hidâyete erdirmez.

(Medine’de inmiştir. 11 âyettir)

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.

1. Ne zaman ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye gelip yerleşti ve orada müslümanlar çoğalıp İslâm güç kazanmaya başladı, Medine’nin yerlisi olan Evs ve Hazrec’e mensup bazı kimseler, küfrü içlerinde gizledikleri halde iman etmiş gibi gözüktüler. Bununla mevkileri korunsun, canları ve malları da kurtulsun istiyorlardı. Bunun üzerine Yüce Allah, kendileri vasıtasıyla tanınabilecekleri bazı sıfatlarını söz konusu etti ki kulları onlardan sakınabilsin ve onlardan yana uyanık bulunsunlar. "Münâfıklar sana geldikleri vakit” yalan söyleyrek “Şahitlik ederiz ki sen kesinlikle Allah’ın rasûlüsün, derler.” Münâfıkların bu şahitlikleri, yalan yere ve münâfıklık/ikiyüzlülük etmek sureti ile yapılmıştı. Kaldı ki Allah Rasûlünün desteklenmesi için onların şahitliklerine ihtiyaç da yoktur. Çünkü “Allah da biliyor ki sen kesinlikle O’nun Rasûlüsün. Fakat Allah şahitlik eder ki o münâfıklar” sözlerinde ve iddialarında “kesinlikle yalancıdırlar.” Onlar, bu sözü gerçekten öyle inandıkları için söylemiyorlar.

2. “Onlar yeminlerini kalkan edindiler” Böylelikle münâfık olarak nitelenmeyecek şekilde kendilerini korumaya ve gizlemeye çalıştılar. "Allah’ın yolundan alıkoydular.” Hem bizzat kendileri saptılar hem de onların gerçek durumlarını bilmeyen başkalarını Allah’ın yolundan alıkoydular. "Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür!” Çünkü onlar imanı açığa vururken küfürlerini gizlemiş, mü’min olduklarına dair yemin ederek doğru oldukları izlenimini uyandırmaya çalışmışlardır.

3. “Bunun sebebi” yani kendilerine münâfıklıklarını süsleyen şey “onların iman edip sonra” iman üzerinde sebat etmeyerek “kâfir olmalarıdır. Bunun yüzden de kalplerine” ebediyen hayır girmemek üzere “mühür vurulmuşturç Artık onlar” kendilerine fayda sağlayacak şeyleri “anlamazlar” kendi maslahatlarını belleyemezler.

4. “Onları gördüğün zaman” görünüşlerinin güzelliği ve göz alıcılığı dolayısı ile “kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa” güzel konuştuklarından dolayı onları dinlemekten hoşlanır ve “sözlerini dinlersin.” Dış görünüşleri de sözleri de beğenilecek durumdadır. Fakat bunun ötesinde üstün bir ahlâkları, doğru yol üzere yürümek namına hiçbir faziletleri yoktur. Bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır: "Halbuki onlar duvara yaslanmış odun gibidirler” hiçbir faydası bulunmayan, katıksız zarardan başka bir şey ifade etmeyen kimselerdir. "Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar.” Bu ise korkaklıklarından ve kalplerindeki zayıflık ve şüpheden dolayıdır. Çünkü içlerindeki gerçek niyetlerin fark edilmesinden korkarlar. İşte “asıl düşmanlar onlardır.” Gerçek düşmanlar bunlardır. Çünkü açık ve meydanda olan düşmanın durumu, fark edilemeyen, gizlice hile ve tuzak kuran, apaçık düşman olduğu halde dost olduğunu iddia eden düşmandan daha kolaydır. "O halde onlara karşı önlemini al. Allah kahretsin onları! Nasıl da döndürülüyorlar?” Açık delilleri ortaya konulduktan ve belirgin özellikleri netlik kazandıktan sonra nasıl olur da İslâm dininden, kendilerine hüsran ve bedbahtlıklarını artırmaktan başka fayda sağlamayan küfre nasıl dönüyorlar?

5. “Onlara” bu münâfıklara: “Gelin de Allah Rasûlü sizin için” yaptıklarınızdan ötürü hallerinizin düzelmesi ve amellerinizin kabul edilmesi için “mağfiret dilesin, denildiğinde” bunu şiddetle ve alabildiğine reddedip Rasûlün dua etmesini istemeyi kabul etmeyerek “başlarını çevirirler ve sen onların” azgınlık ve inatları sebebi ile hakka uymak istemeyip “büyüklenerek” nefret içinde haktan “yüz çevirdiklerini görürsün.” İşte Allah Rasûlünden kendilerine dua etmesini istemeye çağrıldıkları vakit onların hali budur.

6. Münafıkların Peygamber’e gelip de ondan kendilerine mağfiret dilemesini istememeleri Allah’ın, Rasûlüne bir lütuf ve ihsanıdır. Çünkü onlar, Allah’a itaatin sınırlarının dışına çıkmış fâsık bir topluluktur. Küfrü imana tercih etmişlerdir. Bundan dolayı eğer onlar için mağfiret dileyecek olsa bile Rasûlün mağfiret isteğinin kendilerine hiçbir faydası olmaz. Nitekim Yüce Allah, başka bir yerde de şöyle buyurmaktadır:“Onlar için ister mağfiret dile, ister dileme! Onlar için yetmiş defa mağfiret dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır.”(et-Tevbe, 9/80)“Çünkü Allah fâsık toplumu hidâyete erdirmez.”

Saheeh International · As-Sa'di · Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api · Quran Foundation

Page 555

Al-MunafiqunJuz 28 · Page 555

63:5

وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ يَسۡتَغۡفِرۡ لَكُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ لَوَّوۡاْ رُءُوسَهُمۡ وَرَأَيۡتَهُمۡ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسۡتَكۡبِرُونَ ٥

And when it is said to them, "Come, the Messenger of Allāh will ask forgiveness for you," they turn their heads aside and you see them evading while they are arrogant.

63:6

سَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ أَسۡتَغۡفَرۡتَ لَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ لَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ ٦

It is all the same for them whether you ask forgiveness for them or do not ask forgiveness for them; never will Allāh forgive them. Indeed, Allāh does not guide the defiantly disobedient people.

63:7

هُمُ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُواْ عَلَىٰ مَنۡ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ حَتَّىٰ يَنفَضُّواْۗ وَلِلَّهِ خَزَآئِنُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ لَا يَفۡقَهُونَ ٧

They are the ones who say, "Do not spend on those who are with the Messenger of Allāh until they disband." And to Allāh belong the depositories of the heavens and the earth, but the hypocrites do not understand.

63:8

يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعۡنَآ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ لَيُخۡرِجَنَّ ٱلۡأَعَزُّ مِنۡهَا ٱلۡأَذَلَّۚ وَلِلَّهِ ٱلۡعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَلَٰكِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ٨

They say, "If we return to al-Madīnah, the more honored [for power] will surely expel therefrom the more humble." And to Allāh belongs [all] honor, and to His Messenger, and to the believers, but the hypocrites do not know.

63:9

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُلۡهِكُمۡ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُكُمۡ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ ٩

O you who have believed, let not your wealth and your children divert you from the remembrance of Allāh. And whoever does that - then those are the losers.

63:10

وَأَنفِقُواْ مِن مَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوۡلَآ أَخَّرۡتَنِيٓ إِلَىٰٓ أَجَلٖ قَرِيبٖ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ١٠

And spend [in the way of Allāh] from what We have provided you before death approaches one of you and he says, "My Lord, if only You would delay me for a brief term so I would give charity and be of the righteous."

63:11

وَلَن يُؤَخِّرَ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِذَا جَآءَ أَجَلُهَاۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١١

But never will Allāh delay a soul when its time has come. And Allāh is Aware of what you do.

As-Sa'diTafsir · 63:6

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
View

Читать на русском