Al-Mursalat 77:44
The Emissaries · Juz 29 · Page 581
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٤٤
Indeed, We thus reward the doers of good.
Tafsir · in Turkish
As-Sa'di
Medium · Clear and to the point: what to take from each passage.
Change
Commentary on 77:41–45
41- Şüphesiz takvâ sahipleri gölge altlarında ve pınar başlarındadır. 42- Canlarının çektiği meyveler arasındadırlar. 43- Yaptıklarınız sebebiyle afiyetle yiyin, için. 44- İşte Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. 45- O gün yalanlayanların vay haline!
41. Yüce Allah, yalanlayanların cezasını söz konusu ettikten sonra iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz takvâ sahipleri” yani yalanlamaktan sakınan, söz, fiil ve davranışlarında tasdik vasfına sahip olan kimseler -ki ancak farzları eda etmek ve haramları terk etmek sureti ile bu hale ulaşabilirler- çiçekler açmış, göz kamaştırıcı türlü ağaçların çokluğundan dolayı “gölge altlarında” Selsebîl’den, Rahîk’den ve diğer pınarlardan oluşan türlü “pınar başlarındadır.” 42. “Canlarının çektiği” en iyi ve en lezzetli türden “meyveler arasındadırlar.” 43. Onlara:“Yaptıklarınız sebebiyle” canların çektiği yiyeceklerden ve lezzetli içeceklerden “afiyetle” boğazınızda kalmaksızın, rahatsız edici hiçbir sebep de bulunmaksızın “yiyin için” denilir. Tam anlamı ile afiyetin gerçekleşmesi ise yenilen ve içilen şeylerin her türlü olumsuzluktan ve kusurdan uzak kalması ile bir de bunların ardının arkasının kesilmeyeceğine ve sonlarının gelmeyeceğine kesin inanmaları ile mükmündür. Bu mükâfatlar size “yaptıklarınız sebebiyle” verilmektedir. Yani sizi ebedi ve kalıcı nimetlerle dolu cennetlere ulaştıran, sizin işlediğiniz amellerdir. 44-45. Allah’a ihsan ile ibadet eden, Allah’ın kullarına da ihsanda/iyilikte bulunan herkesin durumu böyledir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İşte Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. O gün yalanlayanların vay haline!” Bu bedbahtlıklarından paylarına düşen, sadece bu nimetleri elden kaçırmak bile olsaydı, keder ve mahrumiyet olarak onlara bu tek başına yeterdi.
Page 581
77:20
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءٖ مَّهِينٖ ٢٠
Did We not create you from a liquid disdained?
77:21
فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارٖ مَّكِينٍ ٢١
And We placed it in a firm lodging [i.e., the womb]
77:22
إِلَىٰ قَدَرٖ مَّعۡلُومٖ ٢٢
For a known extent.
77:23
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ ٢٣
And We determined [it], and excellent [are We] to determine.
77:24
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٢٤
Woe, that Day, to the deniers.
77:25
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا ٢٥
Have We not made the earth a container
77:26
أَحۡيَآءٗ وَأَمۡوَٰتٗا ٢٦
Of the living and the dead?
77:27
وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتٖ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءٗ فُرَاتٗا ٢٧
And We placed therein lofty, firmly set mountains and have given you to drink sweet water.
77:28
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٢٨
Woe, that Day, to the deniers.
77:29
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٩
[They will be told], "Proceed to that which you used to deny.
77:30
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلّٖ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبٖ ٣٠
Proceed to a shadow [of smoke] having three columns
77:31
لَّا ظَلِيلٖ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ ٣١
[But having] no cool shade and availing not against the flame."
77:32
إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرٖ كَٱلۡقَصۡرِ ٣٢
Indeed, it throws sparks [as huge] as a fortress,
77:33
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٞ صُفۡرٞ ٣٣
As if they were yellowish [black] camels.
77:34
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٣٤
Woe, that Day, to the deniers.
77:35
هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ ٣٥
This is a Day they will not speak,
77:36
وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ ٣٦
Nor will it be permitted for them to make an excuse.
77:37
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٣٧
Woe, that Day, to the deniers.
77:38
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ ٣٨
This is the Day of Judgement; We will have assembled you and the former peoples.
77:39
فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ ٣٩
So if you have a plan, then plan against Me.
77:40
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٠
Woe, that Day, to the deniers.
77:41
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ ٤١
Indeed, the righteous will be among shades and springs
77:42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ ٤٢
And fruits from whatever they desire,
77:43
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٤٣
[Being told], "Eat and drink in satisfaction for what you used to do."
77:44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٤٤
Indeed, We thus reward the doers of good.
77:45
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٥
Woe, that Day, to the deniers.
77:46
كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ ٤٦
[O disbelievers], eat and enjoy yourselves a little; indeed, you are criminals.
77:47
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٧
Woe, that Day, to the deniers.
77:48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ ٤٨
And when it is said to them, "Bow [in prayer]," they do not bow.
77:49
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٩
Woe, that Day, to the deniers.
77:50
فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ ٥٠
Then in what statement after it [i.e., the Qur’ān] will they believe?