Ас-СаадиМухаммад · 47:32–38

Ас-Саади · Тафсир · на турецком

Мухаммад 47:32–38

47:32Страница 510

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَشَآقُّواْ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡهُدَىٰ لَن يَضُرُّواْ ٱللَّهَ شَيۡـٔٗا وَسَيُحۡبِطُ أَعۡمَٰلَهُمۡ ٣٢

Воистину, те, которые не уверовали, сбивали других с пути Аллаха и откололись от Посланника после того, как им стал ясен прямой путь, нисколько не навредят Аллаху, а Он сделает тщетными их деяния.

32- Şüphe yok ki kâfir olanlar, Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve hidâyet kendilerine apaçık belli olduktan sonra Rasûle karşı gelenler, Allah’a hiçbir zarar veremezler. Üstelik O, onların amellerini de boşa çıkaracaktır.

32. Bu buyruk, Allah’ı inkâr etmek ve insanları Allah’a ulaştıracak olan Allah yolundan alıkoymak sureti ile bütün kötülük çeşitlerini kendisinde toplayan kimselere yönelik büyük bir tehdittir. “Hidâyet kendilerine apaçık belli olduktan sonra Rasûle karşı gelenler” ona karşı inatla duran, bilmeden, yanlışlık ve sapıklık dolayısı ile değil de bilerek ve inat olsun diye ona muhalefet edenler “Allah’a hiçbir zarar veremezler.” Bundan dolayı O’nun mülkü eksilmez. “Üstelik O, onların amellerini” batılı zafere ulaştırmak uğrunda yaptıkları bütün çalışmalarını “boşa çıkaracaktır.” Bu yaptıkları kendilerine hüsran ve zarardan başka bir şey kazandırmayacaktır. Mükâfatını alacaklarını umdukları amelleri de kabul olma şartını taşımadıklarından dolayı kabul olunmayacaktır.

47:33Страница 510

۞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَلَا تُبۡطِلُوٓاْ أَعۡمَٰلَكُمۡ ٣٣

О те, которые уверовали! Повинуйтесь Аллаху, повинуйтесь Посланнику и не делайте тщетными ваши деяния.

33- Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasûle itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.

33. Yüce Allah, mü’minlere dinî ve dünyevî mutluluklarını gerçekleştirecek ve tamama erdirecek bir emir vermektedir. Bu da kendisine ve Rasûlüne dinin hem usulünde/inançlarında hem de fürû’unda/ahkamında itaat etmektir. İtaat; emrolunduğu üzere ihlâsla ve Peygambere tam anlamı ile uymak suretiyle emirleri yerine getirip yasaklardan kaçınmak demektir. “Amellerinizi boşa çıkarmayın.” Bu, amelleri işledikten sonra onları bozacak şeylerle boşa çıkarma yasağını kapsar. Mesela yapılan iyiliği başa kakmak, kendini beğenmek, övünmek, başkalarının işitmesini istemek, amelleri boşa çıkartan ve ecirlerini yok eden masiyetler işlemek vb. gibi. Aynı şekilde bu yasak, bir ameli işlerken o ameli bitirmeden yarıda kesmek yahut da o ameli bozacak işlerden birisini yapmak sureti ile amelin boşa çıkarılmasını da kapsamaktadır. Mesela namazı, orucu, haccı vb. amelleri bozup iptal eden bütün hususlar bunun kapsamına girer ve bunların hepsi de yasaktır. Fukahâ bu âyet-i kerimeyi gerekli herhangi bir sebep olmaksızın farz olan bir ameli yarıda kesmenin haram olduğuna, nafile olan ameli yarıda kesmenin de mekrûh olduğuna delil gösterirler. Yüce Allah, amellerin boşa çıkartılmasını yasakladığına göre bu, amelleri düzgün yapmanın, tamamlamanın, eksiksiz bırakmanın ve bu amelleri hem bilgi hem amel yönünden gereği gibi yaparak ıslah etmenin emredildiği anlamına gelir.

47:34–35Страница 510

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ مَاتُواْ وَهُمۡ كُفَّارٞ فَلَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡ ٣٤

Воистину, Аллах не простит тех, которые не уверовали и сбивали других с пути Аллаха, а потом умерли неверующими.

فَلَا تَهِنُواْ وَتَدۡعُوٓاْ إِلَى ٱلسَّلۡمِ وَأَنتُمُ ٱلۡأَعۡلَوۡنَ وَٱللَّهُ مَعَكُمۡ وَلَن يَتِرَكُمۡ أَعۡمَٰلَكُمۡ ٣٥

Не проявляйте слабости и не призывайте к миру, поскольку вы - выше остальных. Аллах - с вами и не умалит ваших деяний.

34- Kâfir olanlar, Allah’ın yolundan alıkoyanlar, sonra da kâfir olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır. 35- O halde gevşeklik göstermeyin ve üstün iken barışa davet etmeyin. Allah sizinle beraberdir ve amellerinizi(n mükafatını) asla eksiltmeyecektir.

34. Bu âyet-i kerime ile Bakara Sûresi’nde yer alan:“Artık içinizden her kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, işte böylelerinin bütün amelleri dünyada da âhirette de boşa gider”(el-Bakara, 2/217) buyruğu, küfür ile amelin boşa çıkacağını ifade eden bütün mutlak naslara kayıt getirmektedir. Yani bu gibi naslarda ifade edilen amellerin boşa çıkması, küfür üzere ölme şartı ile kayıtlıdır. Burada Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kâfir olanlar” Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr edenler “Allah’ın yolundan”, insanların hakka rağbetlerini azaltarak, onları batıla çağırarak ve batılı onlara süslü göstererek “alıkoyanlar, sonra da” tevbe etmeksizin “kâfir olarak ölenler var ya, Allah onları” şefaatle olsun, başka bir yolla olsun “asla bağışlamayacaktır.” Çünkü böyleleri hakkında ceza artık kesinlik kazanmıştır, onların mükâfat elde etmek imkânları kalmamıştır. Cehennem ateşinde ebedi kalmaları vacip olmuş, Rahîm ve Gaffâr olanın rahmet kapıları yüzlerine kapanmıştır. Âyet-i kerime’nin mefhumuna göre bunlar, eğer ölmeden önce tevbe edecek olurlarsa, Allah günahlarını bağışlar, onlara merhamet eder ve onları cennete koyar. Velev ki bütün ömürlerini, Allah’ı inkâr edip yolundan alıkoymak, O’na isyanı gerektiren hususları işlemek ile geçirmiş olsunlar. Kullarının önünde rahmet kapılarını açık tutan, hiç kimseye karşı hayatta kalıp tevbe etme imkânı bulunduğu sürece bu kapıları kapatmayan Allah’ın şanı ne yücedir! İsyankârlara çabucak ceza vermeyen, aksine -onları cezalandırmaya kadir olmakla birlikte- onlara sanki kendisine hiç isyan etmemişler gibi afiyet ihsan eden ve onları rızıklandıran Allah’ın şanı ne yücedir! Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

35. “O halde gevşeklik göstermeyin.” Düşmanınızla savaşmakta zaafa düşmeyin, yüreğinizi korku kaplamasın. Aksine sabredin, sebat gösterin. Rabbinizin rızasını kazanmak, İslâm’ın iyiliğini düşünmek ve şeytanı da öfkelendirmek için kendinizi savaşmaya ve çarpışmaya hazırlayın. “ve üstün halde iken barışa” rahatı tercih ederek düşmanlarınızı ateşkes yapmaya “çağırmayın.”“Allah sizinle beraberdir ve amellerinizi(n mükafatını) asla eksiltmeyecektir.” Bu üç husus da sabretmeyi ve gevşeklik göstermemeyi gerektirmektedir: Üstün olmaları; yani zafer kazanmanın sebeplerinin mevcut bulunması ve Allah tarafından da onlara hak bir vaatte bulunulmuş olması. Çünkü insan, başkasından daha zayıf, sayıca yahut araç ve gereç itibariyle, iç ve dış güç bakımından daha güçsüz olmadıkça gevşemez. İkinci husus, Allah’ın onlarla birlikte olmasıdır. Onlar mü’mindirler. Allah da yardımı, zaferi ve desteği ile mü’minlerle beraberdir. Bu da kalplerinin güçlü olmasını ve düşmanlarının üzerine üzerine gitmelerini gerektirir. Üçüncü hususa gelince; Allah onların amellerini hiçbir şekilde eksiltmez. Aksine amellerinin karşılığını ve hatta lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Özellikle cihad ibadeti uğrunda yapılan infaklar yedi yüz katı ile ve daha pek çok kat fazlası ile mükâfatlandırılacaktır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, açlık çekmeleri, kâfirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir düşmana karşı zafere ulaşmaları karşılığında, mutlaka kendilerine salih bir amel yazılır. Şüphesiz Allah iyi hareket edenleri mükâfatsız bırakmaz. Onlar küçük büyük bir infak yaptıklarında ve bir vadiyi aştıklarında muhakkak bu onlara (sevap olarak) yazılır ki, Allah o yapmakta olduklarının en güzeli ile kendilerini mükâfatlandırsın.”(et-Tevbe, 9/120-121) İnsan Yüce Allah’ın amelini ve cihadını boşa çıkarmayacağını bilirse bu, onun gayrete gelmesini sağlar. Ecir ve mükâfata sebep teşkil edecek alanlarda cihad ederek fedakârlık yapmasını sağlar. Hele bu üç husus bir arada bulunacak olursa bunlar kişiyi tam anlamı ile gayrete getirir. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kullarını kendilerinin salâh ve kurtuluşlarını gerçekleştirecek hususlarda gayrete getirmekte ve ruhlarına kuvvet kazandırıp teşvikte bulunmaktadır.

47:36–38Страница 510

إِنَّمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا لَعِبٞ وَلَهۡوٞۚ وَإِن تُؤۡمِنُواْ وَتَتَّقُواْ يُؤۡتِكُمۡ أُجُورَكُمۡ وَلَا يَسۡـَٔلۡكُمۡ أَمۡوَٰلَكُمۡ ٣٦

Мирская жизнь - всего лишь игра и потеха. Если вы уверуете и будете богобоязненны, Он дарует вам вашу награду и не попросит у вас вашего имущества.

إِن يَسۡـَٔلۡكُمُوهَا فَيُحۡفِكُمۡ تَبۡخَلُواْ وَيُخۡرِجۡ أَضۡغَٰنَكُمۡ ٣٧

Если же Он попросит у вас его и проявит настойчивость, то вы поскупитесь, и Он выведет наружу вашу злобу (или зависть).

هَٰٓأَنتُمۡ هَٰٓؤُلَآءِ تُدۡعَوۡنَ لِتُنفِقُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَمِنكُم مَّن يَبۡخَلُۖ وَمَن يَبۡخَلۡ فَإِنَّمَا يَبۡخَلُ عَن نَّفۡسِهِۦۚ وَٱللَّهُ ٱلۡغَنِيُّ وَأَنتُمُ ٱلۡفُقَرَآءُۚ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ يَسۡتَبۡدِلۡ قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ ثُمَّ لَا يَكُونُوٓاْ أَمۡثَٰلَكُم ٣٨

Вот вас призывают делать пожертвования на пути Аллаха, и среди вас находятся такие, которые скупятся. Кто скупится, тот скупится только во вред себе. Аллах - богат, а вы - бедны. И если вы отвернетесь, Он заменит вас другими людьми, и они не будут подобны вам.

36- Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve takvalı olursanız Allah, ecirlerinizi verir ve sizden mallarınızı istemez. 37- Eğer O, sizden mallarınızı istese ve bu hususta sizi zora koşsa, cimrilik edersiniz ve bu da kinlerinizi açığa çıkarır. 38- İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz da içinizden bazıları cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder. Zira Allah'ın hiçbir şeye/hiç kimseye ihtiyacı yoktur; asıl muhtaç olanlar sizlersiniz. Şâyet yüz çevirirseniz O, sizin yerinize başka bir toplum getirir de sonra onlar, sizin gibi de olmazlar.

36. Bu buyruğu ile Yüce Allah, kullarının dünya hayatına olan rağbetlerini azaltmak istemektedir. Bunu da onlara onun gerçek durumunu haber vermek sureti ile yapmaktadır. Onlara dünya hayatının bir oyun ve eğlence olduğunu, yani bedenlerin bir oyunu, kalplerin de bir eğlenip oyalanması olduğunu ifade etmektedir. Kul malla, evlatla, zinetle, kadınlarla, yiyeceklerle, içeceklerle, meskenlerle, meclislerle, manzaralarla, başkanlıkla ve ileri gelen makamlarla uğraşıp durur ve oyalanır. Hiçbir fayda sağlamayan pek çok amelde bulunarak eğleşip durur. Hatta o, dünya hayatını tamamlayıp eceli gelinceye kadar tembellik, gaflet ve masiyetler arasında gider gelir. Sonunda bir bakar ki o işler kendisini bırakıp gitmiştir ve o ise onlardan hiçbir fayda elde etmemiştir. Hatta artık hüsranda olduğunu, mahrum kaldığını ve azabın önünde hazır olduğunu açıkça görür. Durumun böyle olması, aklı başında olan kimsenin dünyaya rağbet etmemesini, ona bağlanmamasını ve onu gereğinden fazla önemsememesini gerektirir. Akıllının asıl önem vermesi gereken, Yüce Allah’ın şu buyruğunda zikrettikleridir:“Eğer iman eder ve takvalı olursanız” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe iman edip de imanın gereklerinden birisi olan takvânın gereğini yerine getirirseniz; yani günahları terk eder ve daima O’nun razı olduğu işleri yapacak olursanız; işte siz kullar için faydalı olacak olan budur. Ve bu hususta yarışılması, bu hedefe ulaşmak için gayret gösterilip çalışılması gerekir. Yüce Allah’ın kullarından istediği, budur. Ve bu, O’nun onlara bir rahmeti ve lütfudur. Çünkü bu vaseileyle O, onlara pek büyük mükâfatlar vermek istemektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Eğer iman eder ve takvalı olursanız Allah, ecirlerinizi verir ve sizden mallarınızı istemez.” Yüce Allah, mallarınızı almak, sizi malsız bırakmak yahut size zararlı olacak şekilde malınızı eksiltmek suretiyle size zor ve ağır gelecek hususlarla sizi yükümlü kılmak istememektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: 37. “Eğer O, sizden mallarınızı istese ve bu hususta sizi zora koşsa, cimrilik edersiniz ve bu da kinlerinizi açığa çıkarır.” Yani eğer harcamaktan hoşlanmayacağınız mallarınızı sizden isteyecek olursa kalplerinizde bulunan kin duygularınız açığa çıkar. Sizden mallarınızı isteyip bu konuda sizi zora koşması halinde bu durumda olacağınızın delili ise böyle bir taleple karşı karşıya kaldığınız vakit buna olumlu karşılık vermeyişinizdir. Şöyle ki;

38. “İşte sizler Allah yolunda” hem dinî hem de dünyevi menfaatinize olacak şekilde “harcamaya çağrılıyorsunuz da içinizden bazıları cimrilik ediyor.” Peki, sizin dünya maslahatınıza uygun görmeyeceğiniz bir hususta mallarınızı sizden isteyecek olursa ya o vakit ne yaparsınız? Sizin böyle bir işe razı olmamanız öncelikle söz konusu olmayacak mı? Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Ama kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder.” Çünkü o, Yüce Allah’ın mükâfatından kendisini mahrum bırakmış ve pek çok hayrı da elden kaçırmış olur. Üstelik infakı terk ettiği için Allah’a en ufak bir zararı da olmaz. “Zira Allah'ın hiçbir şeye/hiç kimseye ihtiyacı yoktur; asıl muhtaç olanlar sizlersiniz.” Bütün vakitlerde ve bütün işlerinizde O’na siz muhtaçsınız. “Şâyet” Allah’a iman etmekten ve size verdiği emirleri yerine getirmekten “yüz çevirirseniz O, sizin yerinize başka bir toplum getirir de sonra onlar sizin gibi de olmazlar.” Sizin gibi Allah’ın emrinden yüz çevirmezler. Aksine Allah’a ve Rasûlüne itaat eder, Allah’ı ve Rasûlünü severler. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse (bilsiz ki) Allah, kendilerini seveceği öyle bir topluluk getirir ki...”(el-Mâide, 5/54)

Muhammed -diğer adıyla Kıtâl- Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.

***

Текст: Quranic Universal Library (Tarteel) через spa5k/tafsir_api (MIT), в зафиксированной версии. Аяты: Quran Foundation. Источники и лицензии

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Вид

Read in English