Al-MukhtasarMaryam · 19:1–93

Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish

مريم

Maryam

Mary · Meccan · 98 ayahs

19:1Page 305

كٓهيعٓصٓ ١

Kāf, Hā, Yā, ʿAyn, Ṣād.1

(Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

19:2Page 305

ذِكۡرُ رَحۡمَتِ رَبِّكَ عَبۡدَهُۥ زَكَرِيَّآ ٢

[This is] a mention of the mercy of your Lord to His servant Zechariah

Bu, Rabbinin Zekeriya -aleyhisselam- kuluna olan rahmetinin zikredilmesidir. Düşünüp ibret alasınız diye o kıssayı sana anlatacağız.

19:3Page 305

إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيّٗا ٣

When he called to his Lord a private call [i.e., supplication].

Hani o, duasının kabul edilmesi için Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ-'ya gizlice yalvarmıştı.

19:4Page 305

قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ ٱلۡعَظۡمُ مِنِّي وَٱشۡتَعَلَ ٱلرَّأۡسُ شَيۡبٗا وَلَمۡ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيّٗا ٤

He said, "My Lord, indeed my bones have weakened, and my head has filled1 with white, and never have I been in my supplication to You, my Lord, unhappy [i.e., disappointed].

Dedi ki: "Ey Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçlarımdaki beyazlıklar arttı. Sana yapmış olduğum duamda hiç hayal kırıklığına uğramadım. Bilakis sana her dua ettiğimde duama icabet ettin."

19:5Page 305

وَإِنِّي خِفۡتُ ٱلۡمَوَٰلِيَ مِن وَرَآءِي وَكَانَتِ ٱمۡرَأَتِي عَاقِرٗا فَهَبۡ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيّٗا ٥

And indeed, I fear the successors1 after me, and my wife has been barren, so give me from Yourself an heir

Ben öldükten sonra akrabalarımın dünya ile meşgul olarak dini hakkıyla yaşamamalarından dolayı endişe içindeyim. Hanımım da kısır olduğu için çocuk doğuramaz. Bundan dolayı kendi katından bana yardımcı olacak bir çocuk bağışla.

19:6Page 305

يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنۡ ءَالِ يَعۡقُوبَۖ وَٱجۡعَلۡهُ رَبِّ رَضِيّٗا ٦

Who will inherit me1 and inherit from the family of Jacob. And make him, my Lord, pleasing [to You]."

Benden ve Yakup -aleyhisselam-'ın oğullarından peygamberliği miras alsın. -Ey Rabbim!- Onu dininden, ahlakından ve amelinden razı olacağın bir kimse kıl.

19:7Page 305

يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسۡمُهُۥ يَحۡيَىٰ لَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ مِن قَبۡلُ سَمِيّٗا ٧

[He was told],1 "O Zechariah, indeed We give you good tidings of a boy whose name will be John. We have not assigned to any before [this] name."

Yüce Allah, duasına icabet etti ve ona ey Zekeriya! diye seslendi. Şüphesiz ki seni mutlu edecek bir şeyi haber vereceğiz. Duana icabet ettik ve sana Yahya isminde bir oğul verdik. Ondan önce bu ismi kimseye vermedik.

19:8Page 305

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَٰمٞ وَكَانَتِ ٱمۡرَأَتِي عَاقِرٗا وَقَدۡ بَلَغۡتُ مِنَ ٱلۡكِبَرِ عِتِيّٗا ٨

He said, "My Lord, how will I have a boy when my wife has been barren and I have reached extreme old age?"

Zekeriya Allah'ın kudreti karşısında hayrete kapılarak şöyle dedi: Hanımım kısır olduğu için çocuk doğuramazken ve ben ise ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış ve kemiklerim zayıflamışken nasıl olur da benim çocuğum olur?

19:9Page 305

قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٞ وَقَدۡ خَلَقۡتُكَ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ تَكُ شَيۡـٔٗا ٩

[An angel] said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, for I created you before, while you were nothing.'"

Melek dedi ki: Evet dediğin gibi hanımın doğuramaz ve sen de ihtiyarlığın son noktasına gelmiş ve kemiklerin zayıflamış bir yaştasın. Ancak Rabbin şöyle buyurdu: Allah'ın Yahya'yı kısır bir anneden ve ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış bir babadan yaratması çok kolaydır. Ey Zekeriya! Ben seni daha önceden zikredilen bir şey değilken yoktan var ettim.

19:10Page 305

قَالَ رَبِّ ٱجۡعَل لِّيٓ ءَايَةٗۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٖ سَوِيّٗا ١٠

[Zechariah] said, "My Lord, make for me a sign." He said, "Your sign is that you will not speak to the people for three nights, [being] sound."1

Zekeriya -aleyhisselam- dedi ki: Ey Rabbim! Meleklerin beni müjdelediği şeyin gerçekleşeceğine işaret eden mutmain olacağım bir işaret göster. Müjdelendiğin şeyin gerçekleşeceğine dair işaret, hiçbir sebebi olmamasına ve sağlık ve afiyet üzere olmana rağmen (üç gün) üç gece insanlarla konuşmaya güç yetiremeyecek olmandır.

19:11Page 305

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنَ ٱلۡمِحۡرَابِ فَأَوۡحَىٰٓ إِلَيۡهِمۡ أَن سَبِّحُواْ بُكۡرَةٗ وَعَشِيّٗا ١١

So he came out to his people from the prayer chamber and signaled to them to exalt [Allāh] in the morning and afternoon.

Zekeriya ibadet ettiği yerden kavminin karşısına çıktı. Konuşmadan: "Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'yı sabah akşam tespih edin." diye işaret etti.

19:12Page 306

يَٰيَحۡيَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَٰبَ بِقُوَّةٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِيّٗا ١٢

[Allāh said], "O John, take the Scripture [i.e., adhere to it] with determination." And We gave him judgement [while yet] a boy

Yahya dünyaya geldi ve kendisine hitap edilecek yaşa ulaştı. Ardından ona: "Ey Yahya! Tevrat'ı ciddiyet ve gayret ile al." dedik. Daha çocuk yaştayken ona anlayış, ilim, ciddiyet ve kararlılık verdik.

19:13Page 306

وَحَنَانٗا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةٗۖ وَكَانَ تَقِيّٗا ١٣

And affection from Us and purity, and he was fearing of Allāh

Katımızdan ona bir rahmet verdik, onu günahlardan temizledik. Allah'ın emirlerini emreden ve yasaklarından sakınan takvalı bir kimseydi.

19:14Page 306

وَبَرَّۢا بِوَٰلِدَيۡهِ وَلَمۡ يَكُن جَبَّارًا عَصِيّٗا ١٤

And dutiful to his parents, and he was not a disobedient tyrant.

Ana babasına karşı lütufta ve ihsanda bulunan itaatkâr birisiydi. Rabbine ve ana babasına itaatte büyüklük taslayan ve isyankâr biri olmadı.

19:15Page 306

وَسَلَٰمٌ عَلَيۡهِ يَوۡمَ وُلِدَ وَيَوۡمَ يَمُوتُ وَيَوۡمَ يُبۡعَثُ حَيّٗا ١٥

And peace be upon him the day he was born and the day he dies and the day he is raised alive.

Doğduğu gün, bu hayattan ölerek çıkacağı gün ve kıyamet günü diriltileceği gün Allah'ın selameti ve emaneti onun üzerine olsun. Bu üç yer insanın başından geçecek en zor yerdir. Eğer buralarda emanda olursa buraların dışında onun için korku yoktur.

19:16Page 306

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَرۡيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتۡ مِنۡ أَهۡلِهَا مَكَانٗا شَرۡقِيّٗا ١٦

And mention, [O Muḥammad], in the Book [the story of] Mary, when she withdrew from her family to a place toward the east.

-Ey Resul!- Sana indirilen Kur'an'da Meryem -aleyhisselam-'ın haberini de zikret. Hani ailesinden ayrılıp tek başına doğu yönündeki bir yerde inzivaya çekildi.

19:17Page 306

فَٱتَّخَذَتۡ مِن دُونِهِمۡ حِجَابٗا فَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرٗا سَوِيّٗا ١٧

And she took, in seclusion from them, a screen. Then We sent to her Our Angel [i.e., Gabriel], and he represented himself to her as a well-proportioned man.

Kavmi ile kendisi arasına Rabbine olan ibadetini görmeyecekleri bir perde edindi. Biz ona Cebrail -aleyhisselam-'ı gönderdik. Tam bir insan suretinde ona gözüktü. Meryem de bu kimsenin ona zarar vermek istemesinden korktu.

19:18Page 306

قَالَتۡ إِنِّيٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحۡمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيّٗا ١٨

She said, "Indeed, I seek refuge in the Most Merciful from you, [so leave me], if you should be fearing of Allāh."

Onu kendisine doğru yönelmiş, normal yaratılışta bir insan suretinde görünce ona: "Eğer Allah’tan korkan takvalı bir kimse isen, sana karşı Rahman'ın himayesini dilerim.

19:19Page 306

قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمٗا زَكِيّٗا ١٩

He said, "I am only the messenger of your Lord to give you [news of] a pure boy [i.e., son]."

Cebrail -aleyhisselam-: "Ben beşer değilim. Ancak ben Rabbinin sana tertemiz bir oğul bahşetmesinden dolayı sana gönderdiği elçisiyim." dedi.

19:20Page 306

قَالَتۡ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَٰمٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞ وَلَمۡ أَكُ بَغِيّٗا ٢٠

She said, "How can I have a boy while no man has touched me and I have not been unchaste?"

Meryem şaşırmış bir halde: "Bana bir eş ya da başkası yaklaşmamış ve ben zinakâr biri olmadığım halde nasıl bir oğlum olabilir?" dedi.

19:21Page 306

قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٞۖ وَلِنَجۡعَلَهُۥٓ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِ وَرَحۡمَةٗ مِّنَّاۚ وَكَانَ أَمۡرٗا مَّقۡضِيّٗا ٢١

He said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, and We will make him a sign to the people and a mercy from Us. And it is a matter [already] decreed.'"

Cebrail ona: "Evet böyle. Sana bir eş ya da başkası dokunmamıştır ve sen zinakâr biri de olmadın." dedi. Fakat Rabbin -Subhanehu ve Teâlâ- şöyle buyurdu: "Babasız bir çocuk yaratmak bana çok kolaydır. Sana bahşedilen bu çocuk Allah'ın kudretine dair insanlar için bir alamet, sana ve ona iman edenlere bir rahmet olacaktır. Senin çocuğunun yaratılması Allah tarafından takdir edilmiş ve Levh-i Mahfuz'da yazılmış bir husustur."

19:22Page 306

۞ فَحَمَلَتۡهُ فَٱنتَبَذَتۡ بِهِۦ مَكَانٗا قَصِيّٗا ٢٢

So she conceived him, and she withdrew with him to a remote place.

Meryem meleğin kendisine çocuğun ruhunu üfledikten sonra hamile kaldı ve insanlardan uzak bir yerde inzivaya çekildi.

19:23Page 306

فَأَجَآءَهَا ٱلۡمَخَاضُ إِلَىٰ جِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ قَالَتۡ يَٰلَيۡتَنِي مِتُّ قَبۡلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسۡيٗا مَّنسِيّٗا ٢٣

And the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm tree. She said, "Oh, I wish I had died before this and was in oblivion, forgotten."

Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevk etti. Meryem -aleyhisselam-: "Keşke bugünden önce ölseydim, benim hakkımda kötü düşünmemeleri için unutulup gitseydim." dedi.

19:24Page 306

فَنَادَىٰهَا مِن تَحۡتِهَآ أَلَّا تَحۡزَنِي قَدۡ جَعَلَ رَبُّكِ تَحۡتَكِ سَرِيّٗا ٢٤

But he1 called her from below her, "Do not grieve; your Lord has provided beneath you a stream.

Ayaklarının altından İsa ona seslenerek: "Üzülme sakın! Rabbin ayaklarının altından kendisinden içeceğin bir su arkı kılmıştır." dedi.

19:25Page 306

وَهُزِّيٓ إِلَيۡكِ بِجِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ تُسَٰقِطۡ عَلَيۡكِ رُطَبٗا جَنِيّٗا ٢٥

And shake toward you the trunk of the palm tree; it will drop upon you ripe, fresh dates.

Hurma ağacını sıkıca tut ve silkele ki senin için toplayacağın taze hurma dökülsün.

19:26Page 307

فَكُلِي وَٱشۡرَبِي وَقَرِّي عَيۡنٗاۖ فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ ٱلۡبَشَرِ أَحَدٗا فَقُولِيٓ إِنِّي نَذَرۡتُ لِلرَّحۡمَٰنِ صَوۡمٗا فَلَنۡ أُكَلِّمَ ٱلۡيَوۡمَ إِنسِيّٗا ٢٦

So eat and drink and be contented. And if you see from among humanity anyone, say, 'Indeed, I have vowed to the Most Merciful abstention, so I will not speak today to [any] man.'"

Taze hurmadan ye, sudan iç, yeni doğan bebeğinden dolayı mutlu ol, sakın üzülme. İnsanlardan birini görür de sana yeni doğan bebeğinden sorarsa ona de ki: "Ben Rabbim için kendime konuşmamayı adadım. Bugün hiç bir kimseyle konuşmayacağım."

19:27Page 307

فَأَتَتۡ بِهِۦ قَوۡمَهَا تَحۡمِلُهُۥۖ قَالُواْ يَٰمَرۡيَمُ لَقَدۡ جِئۡتِ شَيۡـٔٗا فَرِيّٗا ٢٧

Then she brought him to her people, carrying him. They said, "O Mary, you have certainly done a thing unprecedented.

Meryem çocuğunu taşıyarak halkının yanına geldi. Halkı, onun bu yaptığını kötü gördü ve şöyle dedi: "Ey Meryem! Çok büyük bir kötülükle, babası olmayan bir çocukla geldin."

19:28Page 307

يَٰٓأُخۡتَ هَٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمۡرَأَ سَوۡءٖ وَمَا كَانَتۡ أُمُّكِ بَغِيّٗا ٢٨

O sister [i.e., descendant] of Aaron, your father was not a man of evil, nor was your mother unchaste."

"Ey ibadet etmede Harun'a benzeyen kadın! Senin baban da annen de zinakâr biri değildi. Sen salihliği ile bilinen temiz bir ailedensin. Nasıl olur da babası olmayan bir çocukla gelirsin?"

19:29Page 307

فَأَشَارَتۡ إِلَيۡهِۖ قَالُواْ كَيۡفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي ٱلۡمَهۡدِ صَبِيّٗا ٢٩

So she pointed to him. They said, "How can we speak to one who is in the cradle a child?"

Meryem kundakta bulunan oğlu İsa -aleyhisselam-'ı işaret etti. Halkı da şaşkın bir şekilde: "Kundaktaki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.

19:30Page 307

قَالَ إِنِّي عَبۡدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِيَ ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلَنِي نَبِيّٗا ٣٠

[Jesus] said, "Indeed, I am the servant of Allāh. He has given me the Scripture and made me a prophet.

İsa -aleyhisselam- konuşarak şöyle dedi: "Şüphesiz ki ben Allah'ın kuluyum, bana İncil'i verdi ve beni peygamberlerinden biri kıldı.

19:31Page 307

وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيۡنَ مَا كُنتُ وَأَوۡصَٰنِي بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمۡتُ حَيّٗا ٣١

And He has made me blessed wherever I am and has enjoined upon me prayer and zakāh as long as I remain alive

"Nerede olursam olayım kullar için beni çok faydalı kıldı. Hayatım boyunca bana namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti."

19:32Page 307

وَبَرَّۢا بِوَٰلِدَتِي وَلَمۡ يَجۡعَلۡنِي جَبَّارٗا شَقِيّٗا ٣٢

And [made me] dutiful to my mother, and He has not made me a wretched tyrant.

"Beni anneme itaatkâr biri kıldı. Rabbimin itaatine büyüklük taslayan ve O'na isyan eden biri kılmadı."

19:33Page 307

وَٱلسَّلَٰمُ عَلَيَّ يَوۡمَ وُلِدتُّ وَيَوۡمَ أَمُوتُ وَيَوۡمَ أُبۡعَثُ حَيّٗا ٣٣

And peace is on me the day I was born and the day I will die and the day I am raised alive."

"Doğduğum gün, öldüğüm gün ve kıyamette diriltileceğim gün, şeytan ve avenelerinden bana eman verildi. Bu dehşet verici üç durumda şeytan beni kandıramayacaktır."

19:34Page 307

ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَۖ قَوۡلَ ٱلۡحَقِّ ٱلَّذِي فِيهِ يَمۡتَرُونَ ٣٤

That is Jesus, the son of Mary - the word of truth about which they are in dispute.

İşte bu vasıflarla zikredilen kişi Meryem oğlu İsa -aleyhisselam-'dır. Bu söz onun hakkında söylenmiş hak olan sözdür. Onun hakkında ihtilafa düşen sapkınların söylediği gibi değildir.

19:35Page 307

مَا كَانَ لِلَّهِ أَن يَتَّخِذَ مِن وَلَدٖۖ سُبۡحَٰنَهُۥٓۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٣٥

It is not [befitting] for Allāh to take a son; exalted is He!1 When He decrees an affair, He only says to it, "Be," and it is.

Yüce Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. Yüce Allah bundan yüce ve münezzehtir. Bir işe hükmettiğinde Allah -Subhanehu ve Teâlâ- için ona (Ol!) demesi yeterlidir. Muhakkak oluverir. İşte kim bu vasıflara sahipse çocuk edinmekten münezzehtir.

19:36Page 307

وَإِنَّ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَٰذَا صِرَٰطٞ مُّسۡتَقِيمٞ ٣٦

[Jesus said], "And indeed, Allāh is my Lord and your Lord, so worship Him. That is a straight path."

Şüphesiz Allah -Subhanehu ve Teâlâ- benim ve sizin Rabbinizdir. İbadeti yalnızca O'na has kılın. Size bahsetmiş olduğum Allah'ın rızasına ulaştıracak dosdoğru yoldur.

19:37Page 307

فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن مَّشۡهَدِ يَوۡمٍ عَظِيمٍ ٣٧

Then the factions differed [concerning Jesus] from among them, so woe to those who disbelieved - from the scene of a tremendous Day.

Onlar İsa -aleyhisselam- hakkında ihtilaf ettiler ve kavimleri içinde farklı gruplara ayrıldılar. Bazısı ona iman edip: "O resuldür." dedi. Yahudiler'den oluşan diğer grup da onu inkâr etti. Bazı gruplar da onun hakkında aşırılığa giderek bazısı: "O Allah'tır." dediler. Kimileri ise: "O, Allah'ın oğludur." dediler. Allah Teâlâ bu söylediklerinden uzak ve yücedir. Kıyamet sahnesini, hesabı ve cezayı görecek olmalarına rağmen onun hakkında ihtilafa düşenlerin vay haline.

19:38Page 307

أَسۡمِعۡ بِهِمۡ وَأَبۡصِرۡ يَوۡمَ يَأۡتُونَنَا لَٰكِنِ ٱلظَّٰلِمُونَ ٱلۡيَوۡمَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ ٣٨

How [clearly] they will hear and see the Day they come to Us, but the wrongdoers today are in clear error.

O gün (gerçekleri) ne iyi işitip, ne iyi görecekler. Duydukları zaman duymaları onlara fayda sağlamayacağı zaman duyacaklar, gördükleri zaman görmeleri onlara fayda sağlamayacağı zaman görecekler. Fakat zalimler dünya hayatında dosdoğru yoldan sapmış kimselerdir. Onlar zulüm etmeye devam ederken kıyamet ansızın gelir.

19:39Page 308

وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡحَسۡرَةِ إِذۡ قُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ وَهُمۡ فِي غَفۡلَةٖ وَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٣٩

And warn them, [O Muḥammad], of the Day of Regret, when the matter will be concluded;1 and [yet], they are in [a state of] heedlessness, and they do not believe.

-Ey Resul!- Kötülük yapanın yaptığı kötülüğe pişman olacağı, iyilik yapanın da çokça ibadet etmediğine pişman olacağı gün hakkında insanları uyar. Öyle ki, kulların defterleri kapatılıp hesapları görüldüğünde, herkes yapmış olduğunun karşılığını bulur. Onlar dünya hayatlarında aldanmışlardır. Ahireti umursamayan ve kıyamet gününe de iman etmeyen kimselerdi.

19:40Page 308

إِنَّا نَحۡنُ نَرِثُ ٱلۡأَرۡضَ وَمَنۡ عَلَيۡهَا وَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ ٤٠

Indeed, it is We who will inherit the earth and whoever is on it, and to Us they will be returned.

Şüphesiz yaratılmışlar fani olduktan sonra biz kalıcı olacak, yeryüzünün mirasçıları olacağız. Onlar fani olup biz kalıcı olduktan sonra yeryüzünün üzerinde olan şeylerin sahibi ve mirasçısı olacağız. Dilediğimiz gibi onlar hakkında tasarrufta bulunacağız. Kıyamet günü hesap ve ceza için yalnızca bize döndürülecekler.

19:41Page 308

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِبۡرَٰهِيمَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقٗا نَّبِيًّا ٤١

And mention in the Book [the story of] Abraham. Indeed, he was a man of truth and a prophet.

-Ey Resul!- Sana indirilen Kur'an'da İbrahim -aleyhisselam-'ın haberini de zikret. Şüphesiz ki o, çok doğru sözlü, Allah'ın ayetlerini tasdik eden, Yüce Allah'ın katından gönderilmiş peygamberdi.

19:42Page 308

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ لِمَ تَعۡبُدُ مَا لَا يَسۡمَعُ وَلَا يُبۡصِرُ وَلَا يُغۡنِي عَنكَ شَيۡـٔٗا ٤٢

[Mention] when he said to his father, "O my father, why do you worship that which does not hear and does not see and will not benefit you at all?

Hani babası Azer'e şöyle demişti: "Ey Babacığım! Allah'ın dışında dua ettiğinde duanı işitmeyen, ibadet ettiğinde ibadetini görmeyen, senden zararı gideremeyen ve sana fayda sağlamayacak puta neden tapıyorsun?"

19:43Page 308

يَٰٓأَبَتِ إِنِّي قَدۡ جَآءَنِي مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَمۡ يَأۡتِكَ فَٱتَّبِعۡنِيٓ أَهۡدِكَ صِرَٰطٗا سَوِيّٗا ٤٣

O my father, indeed there has come to me of knowledge that which has not come to you, so follow me; I will guide you to an even path.

"Ey Babacığım! Vahiy aracılığıyla sana gelmeyen ilim bana gelmiştir. Bana uy ki, seni dosdoğru bir yola ileteyim."

19:44Page 308

يَٰٓأَبَتِ لَا تَعۡبُدِ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ كَانَ لِلرَّحۡمَٰنِ عَصِيّٗا ٤٤

O my father, do not worship [i.e., obey] Satan. Indeed Satan has ever been, to the Most Merciful, disobedient.

"Ey Babacığım! Şeytana itaat ederek ona ibadet etme. Şüphesiz şeytana Âdem'e secde etmesi emredildiğinde secde etmeyerek Rahman'a karşı asi olmuştur."

19:45Page 308

يَٰٓأَبَتِ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٞ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيۡطَٰنِ وَلِيّٗا ٤٥

O my father, indeed I fear that there will touch you a punishment from the Most Merciful so you would be to Satan a companion [in Hellfire]."

"Ey Babacığım! Küfrün üzerine ölürsen Rahman'ın azabının sana isabet etmesinden ve Şeytan'a olan dostluğundan dolayı azapta onun arkadaşı olmandan korkuyorum.''

19:46Page 308

قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنۡ ءَالِهَتِي يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ لَأَرۡجُمَنَّكَۖ وَٱهۡجُرۡنِي مَلِيّٗا ٤٦

[His father] said, "Have you no desire for my gods, O Abraham? If you do not desist, I will surely stone you, so avoid me a prolonged time."

Azer, oğlu İbrahim -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Ey İbrahim! Sen benim ibadet ettiğim ilahlarımdan mı yüz çeviriyorsun? Eğer ilahlarıma sövmeyi terk etmezsen seni mutlaka taşlarım. Uzun bir zaman benden uzak ol, benimle konuşma, benimle aynı ortamda da olma."

19:47Page 308

قَالَ سَلَٰمٌ عَلَيۡكَۖ سَأَسۡتَغۡفِرُ لَكَ رَبِّيٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ بِي حَفِيّٗا ٤٧

[Abraham] said, "Peace [i.e., safety] will be upon you.1 I will ask forgiveness for you of my Lord. Indeed, He is ever gracious to me.

İbrahim -aleyhisselam- babasına şöyle dedi: "Benden selam olsun sana, benden hoşnut olmadığın şey sana ulaşmaz. Rabbimden senin için hidayet ve bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki, O -Subhanehu ve Teâlâ- bana karşı çok lütufkârdır."

19:48Page 308

وَأَعۡتَزِلُكُمۡ وَمَا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدۡعُواْ رَبِّي عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّي شَقِيّٗا ٤٨

And I will leave you and those you invoke other than Allāh and will invoke1 my Lord. I expect that I will not be in invocation to my Lord unhappy [i.e., disappointed]."

Sizi ve Allah'tan başka ilah edinip ibadet ettiğiniz ilahlarınızı terk ediyorum. Hiçbir şeyi ortak koşmadığım Rabbime dua ediyorum. Dua ettiğimde beni men etmeyeceğini ve bu duam ile bedbahtlardan olmayacağımı ümit ediyorum.

19:49Page 308

فَلَمَّا ٱعۡتَزَلَهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَۖ وَكُلّٗا جَعَلۡنَا نَبِيّٗا ٤٩

So when he had left them and those they worshipped other than Allāh, We gave him Isaac and Jacob, and each [of them] We made a prophet.

Onları ve ibadet ettikleri ilahlarını terk edince, ehlini kaybetmesine karşılık olarak ona oğlu İshak'ı bağışladık. Ve ona torunu Yakup'u bahşettik. Onlardan her ikisini de peygamber kıldık.

19:50Page 308

وَوَهَبۡنَا لَهُم مِّن رَّحۡمَتِنَا وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ لِسَانَ صِدۡقٍ عَلِيّٗا ٥٠

And We gave them of Our mercy, and We made for them a mention [i.e., reputation] of high honor.

Onlara, peygamberlikle birlikte birçok hayrı rahmetimizden bağışladık. Kulların dilinde sürekli olarak hayırla yâd edilmelerini sağladık.

19:51Page 308

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مُوسَىٰٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخۡلَصٗا وَكَانَ رَسُولٗا نَّبِيّٗا ٥١

And mention in the Book, Moses. Indeed, he was chosen, and he was a messenger and a prophet.1

-Ey Resul!- Sana indirilen Kur'an'da Musa -aleyhisselam-'ın haberini de zikret. O seçilmiş seçkin bir kul, resul ve nebiydi.

19:52Page 309

وَنَٰدَيۡنَٰهُ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ ٱلۡأَيۡمَنِ وَقَرَّبۡنَٰهُ نَجِيّٗا ٥٢

And We called him from the side of the mount1 at [his] right and brought him near, confiding [to him].

Musa -aleyhisselam-'ın durduğu yere göre Tur dağının sağ tarafından seslendik. Konuşmak için onu yakınlaştırdık. Öyle ki Yüce Allah kelamını ona işittirdi.

19:53Page 309

وَوَهَبۡنَا لَهُۥ مِن رَّحۡمَتِنَآ أَخَاهُ هَٰرُونَ نَبِيّٗا ٥٣

And We gave him out of Our mercy his brother Aaron as a prophet.

Ona olan rahmetimiz ve nimetimizin sonucu olarak kardeşi Harun -aleyhisselam-'ı peygamber kıldık. Zira o Rabbinden kardeşinin peygamber olmasını dilediği zaman duasına icabet edildi.

19:54Page 309

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِسۡمَٰعِيلَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱلۡوَعۡدِ وَكَانَ رَسُولٗا نَّبِيّٗا ٥٤

And mention in the Book, Ishmael. Indeed, he was true to his promise, and he was a messenger and a prophet.

-Ey Resul!- Sana indirilen Kur'an'da İsmail -aleyhisselam-'ın haberini de zikret. O doğru sözlü bir kimse idi. Bir vaatte bulunsa onu yerine getirirdi. Bir resul, bir nebi idi.

19:55Page 309

وَكَانَ يَأۡمُرُ أَهۡلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرۡضِيّٗا ٥٥

And he used to enjoin on his people prayer and zakāh and was to his Lord pleasing [i.e., accepted by Him].

Ailesine namazı kılmayı ve zekâtı vermeyi emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.

19:56Page 309

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِدۡرِيسَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقٗا نَّبِيّٗا ٥٦

And mention in the Book, Idrees. Indeed, he was a man of truth and a prophet.

-Ey Resul!- Sana indirilen Kur'an'da İdris -aleyhisselam-'ın haberini de zikret. Şüphesiz ki o, çok doğru sözlü, Allah'ın ayetlerini tasdik eden, Yüce Allah'ın katından gönderilmiş bir peygamberdi.

19:57Page 309

وَرَفَعۡنَٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا ٥٧

And We raised him to a high station.

Kendisine vermiş olduğumuz peygamberlikle onun zikrini yücelttik. O, yüksek bir makamdaydı.

19:58Page 309

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحٖ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنۡ هَدَيۡنَا وَٱجۡتَبَيۡنَآۚ إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُ ٱلرَّحۡمَٰنِ خَرُّواْۤ سُجَّدٗاۤ وَبُكِيّٗا۩ ٥٨

Those were the ones upon whom Allāh bestowed favor from among the prophets of the descendants of Adam and of those We carried [in the ship] with Noah, and of the descendants of Abraham and Israel [i.e., Jacob], and of those whom We guided and chose. When the verses of the Most Merciful were recited to them, they fell in prostration and weeping.

Bu surede Zekeriya -aleyhisselam-'ın zikri ile başlayıp İdris -aleyhisselam- ile biten ismi zikredilen herkes Âdem -aleyhisselam-'ın, Nuh -aleyhisselam- ile gemide taşıdığımız kimselerin, İbrahim ve Yakup -aleyhimesselam-'ın ve İslam'a muvaffak kıldığımız kimselerin soyundan gelen Allah'ın peygamberlikle nimetlendirdiği kimselerdir. Onları seçip peygamberler kıldık. Allah Teâlâ'nın ayetleri okunurken duyduklarında Yüce Allah'ın korkusundan ağlayarak secdeye kapanırlardı.

19:59Page 309

۞ فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٌ أَضَاعُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّبَعُواْ ٱلشَّهَوَٰتِۖ فَسَوۡفَ يَلۡقَوۡنَ غَيًّا ٥٩

But there came after them successors [i.e., later generations] who neglected prayer and pursued desires; so they are going to meet evil1 -

Bu seçilmiş peygamberlerin ardından sapıklık ve kötülüğe tabi olan bir nesil geldi. Namazı zayi ederek istenilen şekilde kılmadılar. Zina gibi nefislerinin arzuladığı günahları işlediler. Onlar cehennem ve hüsrana uğrayarak şer ile karşılaşacaklardır.

19:60Page 309

إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا فَأُوْلَٰٓئِكَ يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ وَلَا يُظۡلَمُونَ شَيۡـٔٗا ٦٠

Except those who repent, believe and do righteousness; for those will enter Paradise and will not be wronged at all.

İhmalkâr ve gevşek davranışlarından dolayı tövbe eden ve Allah'a iman edip salih amel işleyenler müstesnadır. Bu vasıflarla nitelenenler cennete girecek, yapmış oldukları amelleri az olsa bile ecirleri eksilmeyecektir.

19:61Page 309

جَنَّٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِي وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَأۡتِيّٗا ٦١

[Therein are] gardens of perpetual residence which the Most Merciful has promised His servants in the unseen. Indeed, His promise has ever been eminent.1

Rahman’ın salih kullarına görmedikleri halde gireceklerine dair vadettiği yerleşip kalacakları cennetleridir. Onlar bu cennetleri görmedikleri halde iman etmiştir. Allah'ın cenneti vadetmesi -gayb olsa bile- geleceği hususunda hiçbir şüphe yoktur.

19:62Page 309

لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوًا إِلَّا سَلَٰمٗاۖ وَلَهُمۡ رِزۡقُهُمۡ فِيهَا بُكۡرَةٗ وَعَشِيّٗا ٦٢

They will not hear therein any ill speech - only [greetings of] peace - and they will have their provision therein, morning and afternoon.

Orada boş ve çirkin söz işitmezler. Bilakis birbirlerine verdikleri selamı ve meleklerin verdiği selamı işitirler. Orada canlarının çektiği yemekler sabah akşam onlara sunulur.

19:63Page 309

تِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِي نُورِثُ مِنۡ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيّٗا ٦٣

That is Paradise, which We give as inheritance to those of Our servants who were fearing of Allāh.

İşte bu vasıflarla nitelendirilen cennet, emirleri yerine getirip yasaklardan sakınan kullarımıza miras olarak vereceğiz.

19:64Page 309

وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمۡرِ رَبِّكَۖ لَهُۥ مَا بَيۡنَ أَيۡدِينَا وَمَا خَلۡفَنَا وَمَا بَيۡنَ ذَٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيّٗا ٦٤

[Gabriel said],1 "And we [angels] descend not except by the order of your Lord. To Him belongs that before us and that behind us and what is in between. And never is your Lord forgetful -

-Ey Cibril!- Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e de ki: Şüphesiz ki melekler kendi isteğiyle inmezler. Ancak Allah'ın emri ile inerler. İlerideki ahiret işleri, geride bıraktığımız dünya işleri, dünya ve ahiret arasındaki her iş ancak Yüce Allah'a aittir. -Ey Resul!- Rabbin hiçbir şeyi unutmuş değildir.

19:65Page 310

رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا فَٱعۡبُدۡهُ وَٱصۡطَبِرۡ لِعِبَٰدَتِهِۦۚ هَلۡ تَعۡلَمُ لَهُۥ سَمِيّٗا ٦٥

Lord of the heavens and the earth and whatever is between them - so worship Him and have patience for His worship. Do you know of any similarity to Him?"

Göklerin ve yerin yaratıcısı O'dur. O ikisinin sahibi ve işlerini yönetendir. O ikisinin arasındakileri yaratan, sahibi ve işlerini idare edendir. Yalnızca O'na ibadet et. İbadeti yalnızca hak eden O'dur. Ona ibadette sebat et/devam et. İbadette O'na ortak olacak bir eşi ve benzeri yoktur.

19:66Page 310

وَيَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوۡفَ أُخۡرَجُ حَيًّا ٦٦

And man [i.e., the disbeliever] says, "When I have died, am I going to be brought forth alive?"

Yeniden dirilmeyi inkâr eden kâfir alaya alarak şöyle der: "Ben öldükten sonra mı diriltilip, kabrimden ikinci bir hayat için çıkarılacağım? Şüphesiz bu uzak bir şeydir."

19:67Page 310

أَوَلَا يَذۡكُرُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ يَكُ شَيۡـٔٗا ٦٧

Does man not remember that We created him before, while he was nothing?

Yeniden dirilmeyi inkâr eden, o hiçbir şey değilken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? İlk yaratılışı, ikinci yaratılışa delil getirmiştir. Bununla birlikte ikinci yaratılış daha kolay ve basittir.

19:68Page 310

فَوَرَبِّكَ لَنَحۡشُرَنَّهُمۡ وَٱلشَّيَٰطِينَ ثُمَّ لَنُحۡضِرَنَّهُمۡ حَوۡلَ جَهَنَّمَ جِثِيّٗا ٦٨

So by your Lord, We will surely gather them and the devils; then We will bring them to be present around Hell upon their knees.1

-Ey Resul!- Rabbine ant olsun olsun ki onları sapıklığa sürükleyen şeytanlarıyla birlikte kabirlerinden mahşere çıkaracağız. Sonra onları zelil, dizleri üzerine çökmüş olarak cehennemin kapısına doğru sürükleyeceğiz.

19:69Page 310

ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمۡ أَشَدُّ عَلَى ٱلرَّحۡمَٰنِ عِتِيّٗا ٦٩

Then We will surely extract from every sect those of them who were worst against the Most Merciful in insolence.

Sonra her sapık topluluktan en isyankar olanlarını şiddetli ve sert bir şekilde çekip çıkarırız. Onlar o topluluğun önderleridir.

19:70Page 310

ثُمَّ لَنَحۡنُ أَعۡلَمُ بِٱلَّذِينَ هُمۡ أَوۡلَىٰ بِهَا صِلِيّٗا ٧٠

Then, surely it is We who are most knowing of those most worthy of burning therein.

Sonra biz cehenneme girmeye, sıcağına ve sıkıntılarına dayanmaya daha layık olan kimseleri bilmekteyiz.

19:71Page 310

وَإِن مِّنكُمۡ إِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتۡمٗا مَّقۡضِيّٗا ٧١

And there is none of you except he will come to it.1 This is upon your Lord an inevitability decreed.

-Ey İnsanlar!- Cehennemin ortasına kurulmuş Sırat köprüsünden geçmeyecek kimse kalmayacaktır. Bu geçiş Allah'ın kesin bir hükme bağladığı bir husustur. O'nun bu hükmünü kimse geri çeviremez.

19:72Page 310

ثُمَّ نُنَجِّي ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْ وَّنَذَرُ ٱلظَّٰلِمِينَ فِيهَا جِثِيّٗا ٧٢

Then We will save those who feared Allāh and leave the wrongdoers within it, on their knees.

Sonra Sırat köprüsünden bu geçişin ardından Rablerinin emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak korkanları selamette kılacağız. Zalimleri diz üstü çökmüş bir vaziyette bırakırız. Ondan kaçmaya güç yetiremeyeceklerdir.

19:73Page 310

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٖ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَيُّ ٱلۡفَرِيقَيۡنِ خَيۡرٞ مَّقَامٗا وَأَحۡسَنُ نَدِيّٗا ٧٣

And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who disbelieve say to those who believe, "Which of [our] two parties is best in position and best in association?"1

İnsanlara resulümüze indirilen apaçık ayetler okunduğunda, kâfirler Müminlere şöyle dediler: "Kalacak ve yerleşecek, meclis ve topluluk bakımından hangimizin grubu daha hayırlıdır. Bizim grubumuz mu sizin grubunuz mu?"

19:74Page 310

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَحۡسَنُ أَثَٰثٗا وَرِءۡيٗا ٧٤

And how many a generation have We destroyed before them who were better in possessions and [outward] appearance?

Bu kâfirlerden önce içinde bulundukları maddi imkanların üstünlüğü ile övünen nice ümmetleri helak ettik. Onlardan daha çok servete sahip, güzelliğinden dolayı görünüş olarak daha güzel elbiseler giyen kimselerdi ve nimetler içinde yüzüyorlardı.

19:75Page 310

قُلۡ مَن كَانَ فِي ٱلضَّلَٰلَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلۡعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ شَرّٞ مَّكَانٗا وَأَضۡعَفُ جُندٗا ٧٥

Say, "Whoever is in error - let the Most Merciful extend for him an extension [in wealth and time] until, when they see that which they were promised - either punishment [in this world] or the Hour [of resurrection] - they will come to know who is worst in position and weaker in soldiers."

-Ey Resul!- De ki: "Kim sapıklık içinde debeleniyorsa, Rahman onun sapıklığı artana kadar mühlet verir. Dünyada kendilerine vadedilen azabı ya da kıyamete ertelenen azabı bizzat gördüklerinde kimin yerinin daha kötü olduğunu ve yardımcısının az olacağını anlayacaklar. Onların grubu mu yoksa Müminlerin grubu mu?"

19:76Page 310

وَيَزِيدُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱهۡتَدَوۡاْ هُدٗىۗ وَٱلۡبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيۡرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابٗا وَخَيۡرٞ مَّرَدًّا ٧٦

And Allāh increases those who were guided, in guidance, and the enduring good deeds are better to your Lord1 for reward and better for recourse.

Sapıklıklarını arttırmaları için onlara mühlet vermesinin karşılığında, Yüce Allah hidayet bulanların iman ve itaatlerini artırır. -Ey Resul!- Rabbinin katında, karşılık ve hayırlı akıbet bakımından ebedî saadete götüren salih ameller daha faydalıdır.

19:77Page 311

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالٗا وَوَلَدًا ٧٧

Then, have you seen he who disbelieved in Our verses and said, "I will surely be given wealth and children [in the next life]"?

-Ey Resul!- Delillerimiz ve tehdidimiz hakkında kâfir olup: "Ben ölüp yeniden diriltildiğimde bana çok mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?

19:78Page 311

أَطَّلَعَ ٱلۡغَيۡبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدٗا ٧٨

Has he looked into the unseen, or has he taken from the Most Merciful a promise?

O gaybı bildi de elinde bir kanıt olduğu için mi böyle söyledi? Yoksa Rabbinden kendisini cennete girdireceğine, mal ve evlat verileceğine dair bir söz mü aldı?

19:79Page 311

كـَلَّاۚ سَنَكۡتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلۡعَذَابِ مَدّٗا ٧٩

No! We will record what he says and extend [i.e., increase] for him from the punishment extensively.

İş onun iddia ettiği gibi değildir. Onun söylediklerini de yaptıklarını da yazacağız. Batıl bir iddiada bulunduğu için azabına azap katacağız.

19:80Page 311

وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأۡتِينَا فَرۡدٗا ٨٠

And We will inherit him [in] what he mentions,1 and he will come to Us alone.

Biz onu helak ettikten sonra bıraktığı malının ve evlatlarının mirasçısı olacağız. Kıyamet günü keyif sürdüğü malı ve makamı kendisinden alınmış bir şekilde tek başına bize gelecektir.

19:81Page 311

وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةٗ لِّيَكُونُواْ لَهُمۡ عِزّٗا ٨١

And they have taken besides Allāh [false] deities that they would be for them [a source of] honor.

Kendilerine yardım edip destekçi olsunlar diye müşrikler, Allah'tan başka ilahlar edindiler.

19:82Page 311

كـَلَّاۚ سَيَكۡفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمۡ وَيَكُونُونَ عَلَيۡهِمۡ ضِدًّا ٨٢

No! They [i.e., those "gods"] will deny their worship of them and will be against them opponents [on the Day of Judgement].

İş onların iddia ettiği gibi değildir. Allah'tan başka ibadet ettikleri bu ilahları, kıyamet günü müşriklerin kendilerine yaptığı ibadeti inkâr edecek, onlardan uzak olacaklar ve onların düşmanı olacaklardır.

19:83Page 311

أَلَمۡ تَرَ أَنَّآ أَرۡسَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ تَؤُزُّهُمۡ أَزّٗا ٨٣

Do you not see that We have sent the devils upon the disbelievers, inciting them [to evil] with [constant] incitement?

-Ey Resul!- Şeytanları kâfirlere gönderdiğimizi bilmez misin? Onları kâfirlere musallat ettik. Böylece onları günah işlemeye kışkırtıp, Allah'ın dininden uzaklaştırmak için harekete geçirdiler.

19:84Page 311

فَلَا تَعۡجَلۡ عَلَيۡهِمۡۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمۡ عَدّٗا ٨٤

So be not impatient over them. We only count out [i.e., allow] to them a [limited] number.1

-Ey Resul!- Onların helak edilmelerini Allah Teâlâ'dan istemede aceleci davranma. Biz onların günlerini sayıyor ve onlara verilen müddet bittiğinde hak ettikleri cezayı vereceğiz.

19:85Page 311

يَوۡمَ نَحۡشُرُ ٱلۡمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحۡمَٰنِ وَفۡدٗا ٨٥

On the Day We will gather the righteous to the Most Merciful as a delegation

-Ey Rasûl!- Rablerinin emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınan müttakileri, kıyamet günü ikram edilip hürmet edilen konuklar olarak Rablerinin huzurunda toplayacağımız günü hatırla.

19:86Page 311

وَنَسُوقُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرۡدٗا ٨٦

And will drive the criminals to Hell in thirst

Günahkârları ise susamış oldukları halde cehenneme süreriz.

19:87Page 311

لَّا يَمۡلِكُونَ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدٗا ٨٧

None will have [power of] intercession except he who had taken from the Most Merciful a covenant.1

Kâfirler kıyamet gününde birbirlerine şefaat etme yetkisine sahip olamayacaklar. Ancak dünyada Allah'a ve resullerine iman etmelerinden dolayı kendilerine söz verilenlere bu yetki verilecektir.

19:88Page 311

وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَلَدٗا ٨٨

And they say, "The Most Merciful has taken [for Himself] a son."

Yahudiler, Hristiyanlar ve bazı müşrikler: "Rahman, çocuk edindi." dediler.

19:89Page 311

لَّقَدۡ جِئۡتُمۡ شَيۡـًٔا إِدّٗا ٨٩

You have done an atrocious thing.

- Ey bu sözü söyleyenler!- Çok büyük bir şey ile geldiniz.

19:90Page 311

تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِنۡهُ وَتَنشَقُّ ٱلۡأَرۡضُ وَتَخِرُّ ٱلۡجِبَالُ هَدًّا ٩٠

The heavens almost rupture therefrom and the earth splits open and the mountains collapse in devastation

Bu kötü sözden dolayı neredeyse gök parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp yerle bir olacaktı.

19:91Page 311

أَن دَعَوۡاْ لِلرَّحۡمَٰنِ وَلَدٗا ٩١

That they attribute to the Most Merciful a son.

Bunların hepsi Rahman'a çocuk isnat etmelerinden dolayıdır. Allah Teâlâ onların bu söylediklerinin ötesindedir, yücedir.

19:92Page 311

وَمَا يَنۢبَغِي لِلرَّحۡمَٰنِ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا ٩٢

And it is not appropriate for the Most Merciful that He should take a son.

Bundan münezzeh olduğu için Rahman'ın çocuk edinmesi O'na yakışmaz

19:93Page 311

إِن كُلُّ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّآ ءَاتِي ٱلرَّحۡمَٰنِ عَبۡدٗا ٩٣

There is no one in the heavens and earth but that he comes to the Most Merciful as a servant.

Göklerde ve yerde bulunan melek, insan ve cinlerden herkes kıyamet günü boyun eğerek Rabbinin huzuruna gelecektir.

Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
Layout

Читать на русском