Al-MukhtasarAl‑Jathiyah · 45:1–37

Al-Mukhtasar · Tafsir · in Turkish

الجاثية

Al-Jathiyah

The Crouching · Meccan · 37 ayahs

45:1Page 499

حمٓ ١

Ḥā, Meem.1

(Hâ, Mîm) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

45:2Page 499

تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ٢

The revelation of the Book is from Allāh, the Exalted in Might, the Wise.

(Bu) Kur'an, hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Azîz/mutlak galip, yaratmasında, takdir etmesinde ve işleri çekip çevirmesinde hikmet sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir.

45:3Page 499

إِنَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ ٣

Indeed, within the heavens and earth are signs for the believers.

Şüphesiz göklerde ve yerde Müminler için Yüce Allah'ın kudretine ve birliğine delil olan ayetler vardır. Çünkü ayetlerden ve delillerden ibret alanlar ancak Müminlerdir.

45:4Page 499

وَفِي خَلۡقِكُمۡ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَٰتٞ لِّقَوۡمٖ يُوقِنُونَ ٤

And in the creation of yourselves and what He disperses of moving creatures are signs for people who are certain [in faith].

-Ey İnsanlar!- Sizin nutfeden/meniden sonra çiğnemlik et parçasından sonra embriyodan yaratılmanızda ve Yüce Allah'ın yeryüzünde yaydığı çeşit çeşit hayvanların yaratılışında Yüce Allah'ın bir ve tek yaratıcı olduğuna iman eden kimseler için çok açık deliller vardır.

45:5Page 499

وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزۡقٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتٞ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ ٥

And [in] the alternation of night and day and [in] what Allāh sends down from the sky of provision [i.e., rain] and gives life thereby to the earth after its lifelessness and [in His] directing of the winds are signs for a people who reason.

Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Yüce Allah'ın gökten rızık olarak indirdiği yağmur ile ölümünden sonra yeryüzünde hiçbir bitki yok iken onunla tekrar yeryüzüne hayat vermesinde, sizin faydanıza olması için rüzgârları bazen bir yönden bazen de başka bir yönden estirmesinde aklını kullanan kimseler için deliller/işaretler vardır. Bunlarla da Allah'ın birliğine, ölümden sonra tekrar diriltmesine ve her şeye kadir olmasına delil getirirler.

45:6Page 499

تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤۡمِنُونَ ٦

These are the verses of Allāh which We recite to you in truth. Then in what statement after Allāh and His verses will they believe?

-Ey Resul!- Bunlar sana hak olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleri ve kesin delilleridir. Şayet Yüce Allah'ın kuluna indirilen sözüne delilleri ile iman etmiyorlar ise bundan sonra tasdik edip hangi söze ve hangi kesin delillere inanacaklardır?

45:7Page 499

وَيۡلٞ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٖ ٧

Woe to every sinful liar

Çokça yalan söyleyen her günahkâra Yüce Allah tarafından helak ve azap vardır.

45:8Page 499

يَسۡمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسۡتَكۡبِرٗا كَأَن لَّمۡ يَسۡمَعۡهَاۖ فَبَشِّرۡهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٖ ٨

Who hears the verses of Allāh recited to him, then persists arrogantly as if he had not heard them. So give him tidings of a painful punishment.

Bu kâfir, Kur'an'da Yüce Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra kendi nefsinde hakka karşı büyüklük taslayarak sanki kendisine o okunan ayetleri duymamış gibi direnir. Ey Resul! O kimseye ahiretinde onun için kötü olacak şeyleri haber ver. O, kendisini bekleyen acı verici azabın ta kendisidir.

45:9Page 499

وَإِذَا عَلِمَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا شَيۡـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٞ مُّهِينٞ ٩

And when he knows anything of Our verses, he takes them in ridicule. Those will have a humiliating punishment.

Kendisine Kur'an'dan bir şey ulaştığı zaman onu alay konusu haline getirir. Kur'an'a karşı alay etme vasfıyla vasıflanan o kimseler için kıyamet gününde alçaltıcı bir azap vardır.

45:10Page 499

مِّن وَرَآئِهِمۡ جَهَنَّمُۖ وَلَا يُغۡنِي عَنۡهُم مَّا كَسَبُواْ شَيۡـٔٗا وَلَا مَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ١٠

Before them1 is Hell, and what they had earned will not avail them at all nor what they had taken besides Allāh as allies. And they will have a great punishment.

Önlerinde cehennem, onları ahirette beklemektedir. Onların kazanmış oldukları mallar, Allah'a karşı onlara hiçbir şey fayda vermez. Allah'tan başka ibadet ettikleri putlar onların üzerinden hiçbir şeyi kaldıramaz. Kıyamet gününde onlar için büyük bir azap vardır.

45:11Page 499

هَٰذَا هُدٗىۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ عَذَابٞ مِّن رِّجۡزٍ أَلِيمٌ ١١

This [Qur’ān] is guidance. And those who have disbelieved in the verses of their Lord will have a painful punishment of foul nature.

Resulümüz Muhammed'e indirdiğimiz bu kitap hak yola hidayet eden bir rehberdir. Resulune indirilen Rablerinin ayetlerini inkâr edenlere kötü ve acı verici bir azap vardır.

45:12Page 499

۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِي سَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡبَحۡرَ لِتَجۡرِيَ ٱلۡفُلۡكُ فِيهِ بِأَمۡرِهِۦ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٢

It is Allāh who subjected to you the sea so that ships may sail upon it by His command and that you may seek of His bounty; and perhaps you will be grateful.

-Ey İnsanlar!- O'nun emriyle denizde gemilerin akıp gitmesi ve çeşitli mübah kazançlar elde ederek fazlından istemeniz ve Yüce Allah'ın üzerinizdeki nimetlerine şükretmeniz için tek olan Yüce Allah denizi sizin hizmetinize vermiştir.

45:13Page 499

وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا مِّنۡهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَتَفَكَّرُونَ ١٣

And He has subjected to you whatever is in the heavens and whatever is on the earth - all from Him. Indeed in that are signs for a people who give thought.

Allah -Subhânehû ve Teâlâ- size göklerde bulunan güneşi, ayı ve yıldızları, yeryüzünde bulunan nehirler, ağaçlar, dağlar ve diğer pek çok canlıyı hizmetinize vermiştir. Bu nimetlerin hepsi Yüce Allah'ın lütfu ve ihsanındandır. Bunları sizin hizmetinize vermesinde Allah'ın kudretini, birliğini, ayetlerini düşünen ve onlardan ibret alan bir toplum için elbette ibretler vardır.

45:14Page 500

قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَغۡفِرُواْ لِلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجۡزِيَ قَوۡمَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٤

Say, [O Muḥammad], to those who have believed that they [should] forgive those who expect not the days of Allāh [i.e., of His retribution] so that He may recompense a people1 for what they used to earn.

-Ey Resul!- Allah'a iman eden ve resullerini tasdik edenlere söyle. Sizlere kötülük yapan kâfirleri ve Allah'ın nimetlerine veya gazabına aldırış etmeyenleri bağışlayınız. Şüphesiz Allah, sabreden Müminleri ve dünyada yapmış oldukları kötü amellerle hakka tecavüz eden kâfirlerin yaptıklarının karşılığını verecektir.

45:15Page 500

مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحٗا فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَسَآءَ فَعَلَيۡهَاۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ ١٥

Whoever does a good deed - it is for himself; and whoever does evil - it is against it [i.e., the self or soul]. Then to your Lord you will be returned.

Kim salih amel işlerse salih amelinin neticesi ona aittir. Yüce Allah, onun yapmış olduğu amele ihtiyaç duymaz. Kim kötü amel işlerse kötü amelinin akıbeti de ona aittir. Onun kötülüğü Allah'a zarar veremez. Sonra herkesin hak ettiğinin karşılığını vermemiz için ahirette yalnız bize döneceksiniz.

45:16Page 500

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٦

And We did certainly give the Children of Israel the Scripture and judgement1 and prophethood, and We provided them with good things and preferred them over the worlds.

Gerçek şu ki, İsrailoğulları'na Tevrat'ı ve hikmetle insanların arasını ayırmayı bahşettik. Peygamberlerin çoğunu onlardan, İbrahim -aleyhisselam-'ın zürriyetinden kıldık. Onları çeşitli temiz şeylerle rızıklandırdık ve onları zamanlarının insanlarına üstün kıldık.

45:17Page 500

وَءَاتَيۡنَٰهُم بَيِّنَٰتٖ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِۖ فَمَا ٱخۡتَلَفُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ ١٧

And We gave them clear proofs of the matter [of religion]. And they did not differ except after knowledge had come to them - out of jealous animosity between themselves. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ.

Onlara din hususunda hakkı batıldan ayıran açık deliller verdik. Onlara hüccet ikame edilip peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- gönderildikten sonra ihtilafa düştüler. Onları bu ihtilafa sürükleyen ise ancak liderlik, şan hırsına kapılıp birbirlerine haksızlık etmeleri sebebiyledir. -Ey Resul!- Şüphesiz ki Rabbin, dünyada hakkında ayrılığa düştükleri şeylerde, kimin haklı ve kimin haksız olduğunu açığa çıkarıp kıyamet günü onların arasında hüküm verecektir.

45:18Page 500

ثُمَّ جَعَلۡنَٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةٖ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ فَٱتَّبِعۡهَا وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ١٨

Then We put you, [O Muḥammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know.

Sonra da seni kendi buyruğumuz ile senden önceki resullerimize emrettiğimiz yol, sünnet ve metot üzerine kıldık ki bununla imana ve salih amele davet ediyorsun. Sen bu şeriata tabi ol ve hakkı bilmeyenlerin heveslerine tabi olma. Zira onların hevesleri haktan saptırır.

45:19Page 500

إِنَّهُمۡ لَن يُغۡنُواْ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـٔٗاۚ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٖۖ وَٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلۡمُتَّقِينَ ١٩

Indeed, they will never avail you against Allāh at all. And indeed, the wrongdoers are allies of one another; but Allāh is the protector of the righteous.

Şüphesiz hakkı bilmeyenlerin hevâlarına uyarsan, Allah'tan gelecek herhangi bir azabı önleme hususunda, sana asla fayda sağlayamazlar. Şüphesiz bütün uluslar/dinler ve inançlar birbirlerine yardım edip Müminlere karşı destek olurlar. Yüce Allah ise emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan muttakilere yardım eder ve zafer bahşeder.

45:20Page 500

هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٞ لِّقَوۡمٖ يُوقِنُونَ ٢٠

This [Qur’ān] is enlightenment for mankind and guidance and mercy for a people who are certain [in faith].

Peygamberimize indirilen bu Kur'an, hakkı batıldan ayırıp insanların bütün işlerinde doğruyu görmelerini ve şüphesiz hakka iman eden bir kavim için de hak yolunu gösteren bir rehber ve rahmettir. Çünkü onlar, Rableri onlardan razı olması için onun hidayetiyle doğru yolu bulurlar ve (Rableri) onları cennete sokar ve cehennemden uzaklaştırır.

45:21Page 500

أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجۡتَرَحُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجۡعَلَهُمۡ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَوَآءٗ مَّحۡيَاهُمۡ وَمَمَاتُهُمۡۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ ٢١

Or do those who commit evils think We will make them like those who have believed and done righteous deeds - [make them] equal in their life and their death?1 Evil is that which they judge [i.e., assume].

Yoksa uzuvlarıyla küfür ve günah işleyenleri Allah'a iman edip salih amel işleyenler gibi dünyada ve ahirette yaptıklarının karşılığını almalarında bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne kadar çirkin hüküm veriyorlar.

45:22Page 500

وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ وَلِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٢٢

And Allāh created the heavens and earth in truth and so that every soul may be recompensed for what it has earned, and they will not be wronged.

Allah gökleri ve yeri büyük ve açık bir hikmetle yarattı. Asla boş yere yaratmadı. Her nefse hiçbir haksızlığa uğramadan kendi kazanmış olduğu hayır ve şerrin karşılığını vermek için yarattı. Yüce Allah, onların yapmış oldukları iyiliklerini eksilterek ve kötülüklerini de artırarak onlara zulmetmez.

45:23Page 501

أَفَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلۡمٖ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمۡعِهِۦ وَقَلۡبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَٰوَةٗ فَمَن يَهۡدِيهِ مِنۢ بَعۡدِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ٢٣

Have you seen he who has taken as his god his [own] desire, and Allāh has sent him astray due to knowledge1 and has set a seal upon his hearing and his heart and put over his vision a veil? So who will guide him after Allāh? Then will you not be reminded?

-Ey Resul!- Hevâsına uyan ve onu kendisine muhalefet etmeyeceği mabudu yerine koyana bir bak. Yüce Allah onu kendi ilmi uyarınca saptırmıştır. Çünkü saptırılmayı hak etmiştir. Onun kalbini mühürlemiştir. Artık faydalanacağı şeyleri duymaz hale gelmiştir. Allah onun gözüne hakkı görmeyi engelleyen bir perde çekmiştir. Yüce Allah'ın onu saptırmasından sonra artık kim onu hakka yönelmeye muvaffak kılabilir. Hevâlarına tabi olanların uğrayacakları zararları ve Allah'ın şeriatına tabi olanların elde edecekleri menfaatleri hiç düşünüp, akıl etmiyor musunuz?

45:24Page 501

وَقَالُواْ مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا يُهۡلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهۡرُۚ وَمَا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ ٢٤

And they say, "There is not but our worldly life; we die and live,1 and nothing destroys us except time." And they have of that no knowledge; they are only assuming.

Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden kâfirler dediler ki: "Hayat sadece bu dünya hayatıdır ve bundan başka bir hayat yoktur. Nesiller ölür ve bir daha geri dönmezler ve ardından yeni nesiller yaşar. Bizi ancak gece ve gündüzün birbirini takip etmesi öldürür." Onların öldükten sonra tekrar dirilmeyle ilgili inkâr etmeleri hususunda hiçbir bilgileri yoktur. Onların bütün bildikleri sadece zandan ibarettir. Şüphesiz hiçbir zaman zan hakkın yerine geçmez.

45:25Page 501

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٖ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ٢٥

And when Our verses are recited to them as clear evidences, their argument is only that they say, "Bring [back] our forefathers, if you should be truthful."

Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden müşriklere apaçık olan ayetlerimizi okuduğu zaman onların Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabına söyledikleri şu sözden başka ortaya koyacakları hiçbir delilleri yoktur: "Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz; bizim öldükten sonra tekrar dirileceğimiz kesin ise, öyleyse ölmüş olan atalarımızı diriltip geri getirin."

45:26Page 501

قُلِ ٱللَّهُ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يَجۡمَعُكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٢٦

Say, "Allāh causes you to live, then causes you to die; then He will assemble you for the Day of Resurrection, about which there is no doubt, but most of the people do not know."

-Ey Resul!- Onlara de ki: "Allah sizi yoktan var edip size hayat vererek yaşatır. Ölümünüzden sonra sizi kendisinde hiç şüphe bulunmayan kıyamet gününde hesap ve ceza için tekrardan bir araya getirecektir. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan o gün mutlaka gelecektir." Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Bundan dolayı onun için salih amellerle hazırlık yapmıyorlar.

45:27Page 501

وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوۡمَئِذٖ يَخۡسَرُ ٱلۡمُبۡطِلُونَ ٢٧

And to Allāh belongs the dominion of the heavens and the earth. And the Day the Hour appears - that Day the falsifiers will lose.

Göklerin mülkü ve yerin mülkü tek başına Yüce Allah'ındır. Göklerde ve yerde hak ile O'ndan başka bir varlığa ibadet edilmez. Kıyametin koptuğu gün, Allah o vakitte ölüleri hesap ve ceza için tekrar diriltir. Allah'tan başkasına ibadet eden batıl ehli, hakkı geçersiz ve batılı hak olarak gerçekleştirmek isteyenler hüsrana uğrayacaklardır.

45:28Page 501

وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةٖ جَاثِيَةٗۚ كُلُّ أُمَّةٖ تُدۡعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَٰبِهَا ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٢٨

And you will see every nation kneeling [from fear]. Every nation will be called to its record [and told], "Today you will be recompensed for what you used to do.

-Ey Resul!- O gün her ümmeti diz üstü çökmüş, kendisine ne yapılacağını bekler halde görürsün. Her ümmet yazıcı meleklerin yazmış olduğu amel defterlerine çağrılır. -Ey insanlar!- Bugün, dünyada yaptığınız hayır ve şerrin karşılığını göreceksiniz.

45:29Page 501

هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيۡكُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّا كُنَّا نَسۡتَنسِخُ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٢٩

This, Our record, speaks about you in truth. Indeed, We were having transcribed1 whatever you used to do."

Bu meleklerimizin sizler tarafından yapılan amelleri yazdıkları kitabımızdır. Sizin hakkınızda hak ile şahitlik etmektedir. Haydi onu okuyunuz. Şüphesiz biz yazıcı meleklere sizin dünyada yapmış olduğunuz amelleri yazmalarını emrediyorduk.

45:30Page 501

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُدۡخِلُهُمۡ رَبُّهُمۡ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ ٣٠

So as for those who believed and did righteous deeds, their Lord will admit them into His mercy. That is what is the clear attainment.

İman edenler ve salih ameller işleyenlere gelince her türlü noksanlıktan münezzeh olan Rableri, onları rahmetiyle cennetine sokacaktır. Yüce Allah'ın onlara vermiş olduğu bu mükâfat ise, apaçık olan ve onun derecesine hiçbir kurtuluşun ulaşamadığı kurtuluştur.

45:31Page 501

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ وَكُنتُمۡ قَوۡمٗا مُّجۡرِمِينَ ٣١

But as for those who disbelieved, [it will be said], "Were not Our verses recited to you, but you were arrogant and became a criminal people?

Allah'ı küfredenlere gelince, azarlamak için onlara şöyle denilir: "Ayetlerim size okunmadı mı? Fakat siz onlara iman etmeyip onlara karşı büyüklük tasladınız. Küfür edip günah işleyen suçlu bir kavim olmuştunuz."

45:32Page 501

وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيۡبَ فِيهَا قُلۡتُم مَّا نَدۡرِي مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنّٗا وَمَا نَحۡنُ بِمُسۡتَيۡقِنِينَ ٣٢

And when it was said, 'Indeed, the promise of Allāh is truth and the Hour [is coming] - no doubt about it,' you said, 'We know not what is the Hour. We assume only assumption, and we are not convinced.'"

Sizlere"Allah'ın -kullarını tekrar diriltip hak ettikleri karşılıklarını vereceği sözü- haktır; gerçekten onda bir şüphe yoktur." denildiği zaman siz de şöyle derdiniz: "Biz bu kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Biz yalnızca onun meydana geleceği hakkında zayıf bir zan içindeyiz. Kıyametin kopacağına dair kesin bir bilgi sahibi değiliz."

45:33Page 502

وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٣٣

And the evil consequences of what they did will appear to them, and they will be enveloped by what they used to ridicule.

Dünyada iken küfür ve masiyet olarak yapmış oldukları kötülükler ortaya çıkmış ve uyarıldıkları halde kendisi ile alay ettikleri azap onların üzerine inivermişti.

45:34Page 502

وَقِيلَ ٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰكُمۡ كَمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَا وَمَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ ٣٤

And it will be said, "Today We will forget you as you forgot the meeting of this Day of yours, and your refuge is the Fire, and for you there are no helpers.

Allah Teâlâ onlara şöyle buyurur: "Bugününüzü unuttuğunuz ve bu güne iman ve salih amel ile hazırlanmadığınız gibi biz de sizi ateşte terk edip bırakırız. Sizin varıp yerleşeceğiniz yer ateştir. Sizden Yüce Allah'ın azabını savacak yardımcılarınız da yoktur.

45:35Page 502

ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذۡتُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوٗا وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ لَا يُخۡرَجُونَ مِنۡهَا وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ ٣٥

That is because you took the verses of Allāh in ridicule, and worldly life deluded you." So that Day they will not be removed from it, nor will they be asked to appease [Allāh].

Sizin kendisi ile azap olunduğunuz bu azap, Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının lezzetleri ve arzuları ile sizi aldatmış olması sebebiyledir. İşte Allah'ın ayetleri ile alay eden o kâfirler, bugün ateşten çıkarılmayacaklardır. Aksine onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Salih ameller işlemek için dünya hayatına geri döndürülmeyecekler ve Rableri onlardan razı olmayacaktır.

45:36Page 502

فَلِلَّهِ ٱلۡحَمۡدُ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٣٦

Then, to Allāh belongs [all] praise - Lord of the heavens and Lord of the earth, Lord of the worlds.

hamt; göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün yaratılmışların Rabbi olan Allah'a mahsustur.

45:37Page 502

وَلَهُ ٱلۡكِبۡرِيَآءُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٣٧

And to Him belongs [all] grandeur within the heavens and the earth, and He is the Exalted in Might, the Wise.

Göklerde ve yerde azamet ve yücelik O'nundur. O; Aziz'dir/hiç kimsenin mücadele edemeyeceği mutlak galiptir. O; yaratmasında, takdir etmesinde, idare etmesinde ve dininde hikmet sahibidir.

Text: Quranic Universal Library (Tarteel), via spa5k/tafsir_api (MIT), at a fixed version. The ayahs: Quran Foundation. Sources and licences

Contents

Ayat al-Kursi36Al-Kahfpage 42juz 15Bukhari 1Muslim 2999

Style

Theme
Text size
Layout

Читать на русском