Аль-МухтасарАль‑Кахф · 18:1–69

Аль-Мухтасар · Тафсир · на турецком

الكهف

Аль-Кахф

Пещера · Мекканская · 110 аятов

18:1Страница 293

ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبۡدِهِ ٱلۡكِتَٰبَ وَلَمۡ يَجۡعَل لَّهُۥ عِوَجَاۜ ١

Хвала Аллаху, Который ниспослал Своему рабу Писание и не допустил в нем неправды,

Kemâl ve celâl sıfatlarıyla, zahiri ve batini nimetler, kulu ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an'ı indiren Yüce Allah içindir. Bu Kur'an'da haktan hiçbir eğrilik ve sapma bulunmamaktadır.

18:2Страница 293

قَيِّمٗا لِّيُنذِرَ بَأۡسٗا شَدِيدٗا مِّن لَّدُنۡهُ وَيُبَشِّرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرًا حَسَنٗا ٢

и сделал его правильным, чтобы предостеречь неверующих от тяжких мучений от Него и сообщить верующим, совершающим праведные деяния, благую весть о том, что им уготована прекрасная награда,

Bilakis Yüce Allah; Kur'an'ı, içerisinde bir tezat ve herhangi bir tutarsızlık olmayan dosdoğru bir kitap kıldı. Ta ki; bu kitap kâfirleri Allah katında bekleyen kuvvetli bir azaptan korkutur, salih ameller işleyen Müminlere de onları sevindirecek ve hiç bir karşılığın kendisine erişemeyeceği, güzel mükâfatları haber verir.

18:3Страница 293

مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدٗا ٣

в которой они пребудут вечно,

Müminler kendilerine verilen sevabın/mükâfatın içinde ebedî kalacaklardır ve onlardan da hiç kesilmeyecektir.

18:4Страница 293

وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗا ٤

и чтобы предостеречь тех, которые говорят: «Аллах взял Себе сына».

Allah çocuk edindi diyen Yahudileri, Hristiyanları ve bazı müşrikleri korkutmaktadır.

18:5Страница 294

مَّا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٖ وَلَا لِأٓبَآئِهِمۡۚ كَبُرَتۡ كَلِمَةٗ تَخۡرُجُ مِنۡ أَفۡوَٰهِهِمۡۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبٗا ٥

Знания об этом нет ни у них, ни у их отцов. Тяжки слова, выходящие из их ртов, и говорят они одну только ложь.

Allah Teâlâ'nın bir çocuk edindiğini iddia eden iftiracıların bu meselede ilimleri ve delilleri yoktur. Onların taklit etmiş oldukları babalarının da bu konuda bir bilgileri yoktur. Ne olduğunu akıl edip idrak etmeden ağızlarından çıkan söz, çirkin (bir söz olarak) ne kadar da büyük bir sözdür. Onların söyledikleri aslı ve dayanağı olmayan yalan sözden başka bir şey değildir.

18:6Страница 294

فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٞ نَّفۡسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ إِن لَّمۡ يُؤۡمِنُواْ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَسَفًا ٦

Ты можешь погубить себя от скорби по их следам (скорбя о том, что они отворачиваются от истины), если они не уверуют в это повествование?

-Ey Resul!- Eğer onlar bu Kur'an'a iman etmeyecek olurlarsa neredeyse onlar için kendini üzüntü, gam ve kederden helak edeceksin. Sen asla üzülme. Onların hidayetinden sorumlu değilsin. Senin üzerine düşen sadece onlara hakkı tebliğ etmektir.

18:7Страница 294

إِنَّا جَعَلۡنَا مَا عَلَى ٱلۡأَرۡضِ زِينَةٗ لَّهَا لِنَبۡلُوَهُمۡ أَيُّهُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗا ٧

Воистину, все, что есть на земле, Мы сделали украшением для нее, чтобы испытать людей ивыявить, чьи деяния окажутся лучше.

Biz yeryüzünde bulunan mahlukatı, onun için bir güzellik ve süs olarak yarattık ki, insanlardan hangisi Allah'ı razı eden daha güzel amel işleyecek ve hangisi daha kötü amel işleyecek bunu sınayalım. Bütün bunları da her kişiye işlemiş olduğu amelin karşılığını vermek için yaptık.

18:8Страница 294

وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيۡهَا صَعِيدٗا جُرُزًا ٨

Воистину, все, что есть на земле, Мы превратим в безжизненный песок.

Biz yeryüzünde olan bütün mahlukatın hayatı sona erdikten sonra; onları üzerinde hiçbir ot bitmeyen çorak bir toprak haline getireceğiz. Bundan ibret alın.

18:9Страница 294

أَمۡ حَسِبۡتَ أَنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡكَهۡفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُواْ مِنۡ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا ٩

Или же ты решил, что люди пещеры и Ракима (название селения, из которого вышли юноши, или плита, на которой были начертаны их имена) были самым удивительным среди Наших знамений?

-Ey Resul!- Sadece Ashâb-ı Kehf'in ve isimlerinin yazılı bulunduğu levhanın kıssasının şaşılacak ayetlerimizden olduğunu zannetme. Bilakis göklerin ve yerin yaratılışı gibi diğerleri daha çok şaşılacak şeylerdir.

18:10Страница 294

إِذۡ أَوَى ٱلۡفِتۡيَةُ إِلَى ٱلۡكَهۡفِ فَقَالُواْ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةٗ وَهَيِّئۡ لَنَا مِنۡ أَمۡرِنَا رَشَدٗا ١٠

Вот юноши укрылись в пещере и сказали: «Господь наш! Даруй нам от Себя милость и устрой наше дело наилучшим образом».

-Ey Resul!- Dinleri için kaçıp mağaraya sığınan Mümin gençlerin dualarında şöyle dediklerini söyle: Rabbimiz bize katından rahmet vererek günahlarımızı bağışla. Ve bizi düşmanlarımızdan kurtar. Kâfirlerden (kaçarak) yaptığımız hicret ve iman edişimizde hak ve doğru yola ulaşmamız için bize hidayet ver.

18:11Страница 294

فَضَرَبۡنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمۡ فِي ٱلۡكَهۡفِ سِنِينَ عَدَدٗا ١١

Мы запечатали их уши (погрузили их в глубокий сон) в пещере на много лет.

Bunun üzerine biz onların (grup halinde dinleri adına toplumlarından ayrılarak) mağaraya sığınmalarından sonra bütün sesleri duymayacak şekilde kulaklarına perde çektik ve mağarada onları çok uzun seneler uyuttuk.

18:12Страница 294

ثُمَّ بَعَثۡنَٰهُمۡ لِنَعۡلَمَ أَيُّ ٱلۡحِزۡبَيۡنِ أَحۡصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓاْ أَمَدٗا ١٢

Потом Мы разбудили их, чтобы узнать, какая из двух партий точнее подсчитает, какой срок они пробыли там.

Sonra da, bunun bilgisini ortaya çıkararak birbirleriyle çekişen iki gruptan hangisinin mağarada (uykuda kalanların) uykuda kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını görmek için onları uzun uykularından uyandırdık.

18:13Страница 294

نَّحۡنُ نَقُصُّ عَلَيۡكَ نَبَأَهُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّهُمۡ فِتۡيَةٌ ءَامَنُواْ بِرَبِّهِمۡ وَزِدۡنَٰهُمۡ هُدٗى ١٣

Мы расскажем тебе их историю правдиво. Это были юноши, которые уверовали в своего Господа, и Мы увеличили их приверженность прямому пути.

-Ey Resul!- Biz onların başından geçen ve hakkında hiçbir şüphenin olmadığı doğru haberi anlatıp seni bu konuda bilgilendiriyoruz. Şüphesiz onlar Rablerine iman edip, O'na itaat ederek amel etmiş gençlerdir. Biz de onların hak üzerine sabit kalmalarını ve hidayetlerini arttırdık.

18:14Страница 294

وَرَبَطۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ إِذۡ قَامُواْ فَقَالُواْ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَن نَّدۡعُوَاْ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهٗاۖ لَّقَدۡ قُلۡنَآ إِذٗا شَطَطًا ١٤

Мы укрепили их сердца (укрепили их веру и решимость), когда они встали и сказали: «Господь наш - Господь небес и земли! Мы не станем взывать к другим божествам помимо Него. В таком случае мы произнесли бы чрезмерное.

Allah'ın birliğine olan imanlarını kâfir kralın huzurunda ilan ettiklerinde biz o gençlerin kalplerini iman ile, iman üzerine sabit kalması ve vatanlarını terk etmeye karşı sabır göstermeleri için sağlamlaştırdık. Onlar o vakit kalkarak şöyle dediler: "İman edip ibadet ettiğimiz Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'dan başka yalan yere ilah oldukları iddia edilenlere asla ibadet etmeyeceğiz. -Şayet O'ndan başkasına ibadet edersek- haktan uzak adaletsiz bir söz söylemiş oluruz."

18:15Страница 294

هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمُنَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةٗۖ لَّوۡلَا يَأۡتُونَ عَلَيۡهِم بِسُلۡطَٰنِۭ بَيِّنٖۖ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا ١٥

Этот наш народ стал поклоняться вместо Него другим божествам. Почему же они не приводят в пользу этого ясного довода? Кто может быть несправедливее того, кто возводит навет на Аллаха?

Ondan sonra gençler birbirlerinin yüzlerine bakarak, şöyle dediler: Şu bizim kavmimiz Allah ile birlikte ibadet etmek için başka ilahlar edindiler. Aynı zamanda kendilerinin o ibadet ettikleri ilahlar hakkında herhangi bir açık delilleri de yoktur. Allah'a ortak koşma hususunda hiçbir kimse yalan uydurup iftira atandan daha zalim olamaz.

18:16Страница 295

وَإِذِ ٱعۡتَزَلۡتُمُوهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأۡوُۥٓاْ إِلَى ٱلۡكَهۡفِ يَنشُرۡ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّن رَّحۡمَتِهِۦ وَيُهَيِّئۡ لَكُم مِّنۡ أَمۡرِكُم مِّرۡفَقٗا ١٦

Если вы удалились от них и от того, чему они поклоняются помимо Аллаха, то укройтесь в пещере, и ваш Господь распространит на вас Свою милость и сделает ваше дело легким».

Siz toplumunuzdan uzaklaştınız. Onların Yüce Allah'tan başkasına ibadet ettiklerini terk ettiniz. Siz Allah Teâlâ'dan başkasına ibadet etmediniz. Rabbiniz Allah -Subhânehu ve Teâlâ- dininizi yaşamanız için sizi düşmanlarınızdan koruyup himaye edecek rahmetini yayarak size verir. Hayatınızda faydalanasınız diye işinizi kolaylaştırır ve kavminizin arasında hayatınızı sürdürmenizin yerine size başka bir hayat verir.

18:17Страница 295

۞ وَتَرَى ٱلشَّمۡسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهۡفِهِمۡ ذَاتَ ٱلۡيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقۡرِضُهُمۡ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمۡ فِي فَجۡوَةٖ مِّنۡهُۚ ذَٰلِكَ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِۗ مَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيّٗا مُّرۡشِدٗا ١٧

Ты увидел бы, что солнце на восходе уклонялось от их пещеры вправо, а на закате отворачивалось от них влево. Они же находились в середине пещеры. Это были некоторые из знамений Аллаха. Тот, кого Аллах ведет прямым путем, следует прямым путем. Тому же, кого Он вводит в заблуждение, ты не найдешь ни покровителя, ни наставника.

Gençler mağaraya sığınarak, emrolundukları şeye uydular. Yüce Allah onları mağarada uyuttu ve kendilerini düşmanlarından korudu. -Ey onların haberlerini okuyan!- Güneş doğudan doğduğu zaman mağaranın sağ iç tarafına meylettiğini, batıdan battığı zaman da sol tarafından meyledip mağaraya isabet etmeden geçtiğini görürsün. Onlar kendilerine güneşin sıcaklığının zarar veremeyeceği bir gölgede idiler. Onlar mağaranın geniş yerinde bulunmakta ve ihtiyaç duydukları hava kendilerine kolayca ulaşmaktaydı. İşte onların mağaraya sığınmaları, orada uyutulmaları, Güneş ışıklarının onlara hiç değmeden meyletmesi, mağarada yattıkları yerin geniş olması ve onları kavimlerinden kurtarması, Allah Teâlâ'nın kudretine delalet eden kişileri şaşkınlığa düşüren işlerindendir. Yüce Allah kime hidayet ederse işte o gerçekten hidayete ulaşmıştır. Kimi de yardımsız bırakır ve saptırırsa, artık onun için doğru yolu gösterecek bir yardımcı ve dost bulamazsın. Çünkü hidayet Allah'ın elindedir, onun elinde değildir.

18:18Страница 295

وَتَحۡسَبُهُمۡ أَيۡقَاظٗا وَهُمۡ رُقُودٞۚ وَنُقَلِّبُهُمۡ ذَاتَ ٱلۡيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِۖ وَكَلۡبُهُم بَٰسِطٞ ذِرَاعَيۡهِ بِٱلۡوَصِيدِۚ لَوِ ٱطَّلَعۡتَ عَلَيۡهِمۡ لَوَلَّيۡتَ مِنۡهُمۡ فِرَارٗا وَلَمُلِئۡتَ مِنۡهُمۡ رُعۡبٗا ١٨

Ты решил бы, что они бодрствуют, хотя они спали. Мы переворачивали их то на правый бок, то на левый. Их собака лежала перед входом, вытянув лапы. Взглянув на них, ты бросился бы бежать прочь и пришел бы в ужас.

Ey (Ashâb-ı Kehf'in) haberlerini takip eden!- Onlar uykuda oldukları halde gözleri açık olduğundan dolayı sen onları uyanık sanırsın. Hâlbuki gerçek manada uykudadırlar. Onlar uyurken, toprağın cesetlerini çürütmemesi için biz onları bazen sağ taraflarına ve bazen sol taraflarına döndürüyorduk. Onlarla beraber olan köpekleri de mağaranın ağzında ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer onların bu durumlarına muttali olup görseydin; onlardan korktuğundan dolayı yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

18:19Страница 295

وَكَذَٰلِكَ بَعَثۡنَٰهُمۡ لِيَتَسَآءَلُواْ بَيۡنَهُمۡۚ قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ كَمۡ لَبِثۡتُمۡۖ قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۚ قَالُواْ رَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثۡتُمۡ فَٱبۡعَثُوٓاْ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمۡ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ فَلۡيَنظُرۡ أَيُّهَآ أَزۡكَىٰ طَعَامٗا فَلۡيَأۡتِكُم بِرِزۡقٖ مِّنۡهُ وَلۡيَتَلَطَّفۡ وَلَا يُشۡعِرَنَّ بِكُمۡ أَحَدًا ١٩

Так Мы пробудили их для того, чтобы они расспросили друг друга. Один из них сказал: «Сколько вы пробыли здесь?». Они сказали: «Мы пробыли день или часть дня». Они сказали: «Вашему Господу лучше известно о том, сколько вы пробыли. Пошлите одного из вас в город с вашими серебряными монетами. Пусть он посмотрит, какая еда получше, и принесет вам ее поесть. Но пусть он будет осторожен, чтобы никто не догадался о вас.

Zikretmiş olduğumuz onlarla ilgili olan her şey bizim hayret verici mükemmel kudretimizin sonucunda olmuştur. Onları uzun bir zaman uyuttuktan sonra birbirlerine uyumuş oldukları müddeti sormaları için uyandırdık. Bazıları uyuma sürelerinin bir gün veya bir günün bir kısmı olduğuna kanaat getirip cevap verdi. Ne kadar uyuduklarını tam kestiremeyenler ise bu soruyu şöyle cevaplandırdı: "Rabbiniz ne kadar uyuyarak kaldığınızı daha iyi bilir." Bunun ilmini Allah'a havale edin ve sizi ilgilendiren işinize geri dönün. Şimdi sizden birini şu gümüş paranızla bilinen şehrinize gönderin. O da yiyecek satanların hangisinin daha helal yiyeceği ve daha helal kazancı var ise ondan size azık getirsin. Şehre girişinde ve çıkışında çok dikkatli olsun, ayrıca insanlarla muamelesinde çok akıllı davransın, sonucunda büyük zararlara sebep olacak hallerden uzak dursun ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.

18:20Страница 295

إِنَّهُمۡ إِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡكُمۡ يَرۡجُمُوكُمۡ أَوۡ يُعِيدُوكُمۡ فِي مِلَّتِهِمۡ وَلَن تُفۡلِحُوٓاْ إِذًا أَبَدٗا ٢٠

Если они узнают о вас, то побьют вас камнями или обратят вас в свою религию, и тогда вы никогда не преуспеете.

Zira kavminiz sizin hakkınızda haber alıp yerinizi öğrenirler ise, sizi ya taşlayarak öldürürler yahut Allah'ın sizi hak dine hidayet etmeden önceki sapık dinlerine geri döndürürler. Bu sapık din sizin de eskiden tabi olduğunuz bir dindi. Eğer o sapık dine dönerseniz, ne dünya hayatında ve ne de ahiret hayatında asla kurtuluşa eremezsiniz. Bilakis bunun hepsi Allah'ın hidayet ettiği hak dini terk etmeniz ve o sapık dine dönmeniz sebebiyle olur.

18:21Страница 296

وَكَذَٰلِكَ أَعۡثَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ لِيَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيۡبَ فِيهَآ إِذۡ يَتَنَٰزَعُونَ بَيۡنَهُمۡ أَمۡرَهُمۡۖ فَقَالُواْ ٱبۡنُواْ عَلَيۡهِم بُنۡيَٰنٗاۖ رَّبُّهُمۡ أَعۡلَمُ بِهِمۡۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُواْ عَلَىٰٓ أَمۡرِهِمۡ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيۡهِم مَّسۡجِدٗا ٢١

Так Мы дали знать о них людям для того, чтобы они узнали, что обещание Аллаха есть истина и что в Часе невозможно усомниться. Но вот они стали спорить о них и сказали: «Воздвигните над ними строение. Их Господу лучше знать о них». А те, которые отстояли свое мнение, сказали: «Мы непременно воздвигнем над ними мечеть».

Ve onları uzun yıllar boyunca uyutup sonra da uyandırarak kudretimizi gösteren harikulade işleri onlara (Ashâb-ı Kehf) yaptığımız gibi, onları hemşehrilerine de gösterdik ki, hemşehrileri Allah'ın, Müminlere olan yardım vaadinin ve yeniden diriliş vaadinin hak olduğunu bilsinler. Kıyamet mutlaka gerçektir, gelecektir. Bunda bir şüphe yoktur. Ashâb-ı Kehf'in gizli durumları ortaya çıktıktan sonra onlar yaşamlarına devam edip ardından öldüler. Onların bu durumuna şahit olanlar haklarında ne yapacakları hususunda ihtilafa düştüler. İnsanlardan bir grup onları korumak ve himaye etmek için mağaralarının kapısına bir duvarın örülmesini istediler. Rableri onların halini daha iyi bilir. Bu halleri Rablerinin katında onlara ait bir hususiyetin olduğunu gösterir. Nüfuz ve otorite sahiplerinden ilimsiz olup, sahih bir davetleri bulunmayanlar, Ashâb-ı Kehf'e değer vermek ve onlara ait yerlerin hatırlanması adına orada ibadet maksadıyla bir mescit bina edelim dediler.

18:22Страница 296

سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٞ رَّابِعُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ وَيَقُولُونَ خَمۡسَةٞ سَادِسُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ رَجۡمَۢا بِٱلۡغَيۡبِۖ وَيَقُولُونَ سَبۡعَةٞ وَثَامِنُهُمۡ كَلۡبُهُمۡۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا قَلِيلٞۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمۡ إِلَّا مِرَآءٗ ظَٰهِرٗا وَلَا تَسۡتَفۡتِ فِيهِم مِّنۡهُمۡ أَحَدٗا ٢٢

Одни говорят, что их было трое, а четвертой была собака. Другие говорят, что их было пятеро, а шестой была собака. Так они пытаются угадать сокровенное. А другие говорят, что их было семеро, а восьмой была собака. Скажи: «Моему Господу лучше знать об их числе. Это неизвестно никому, кроме немногих». Препирайся относительно них только открыто и никого из них не спрашивай о них.

Ashâb-ı Kehf kıssası hakkında münakaşaya dalanlardan bazıları diyecekler ki: "Onlar üç kişi idiler; dördüncüleri köpekleridir." Bazıları da diyecekler ki: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir." Her iki grup ne demiş ise, delilsiz bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektedirler. Bazıları da şöyle dediler: "Yedi kişidir; sekizincileri köpekleridir." -Ey Resul!- De ki: Rabbim onların sayılarını daha iyi bilir. Rabbimin bildirdiği hariç onların sayılarını bilen çok azdır. Onların ne sayıları ve ne de başka halleri hakkında; ne ehlikitap ile ve ne de başkaları ile ancak açık bir şekilde ve içinde derin bir mücadele olmayacak şekilde tartış. Sadece onların hakkında sana indirilen vahiy ile yetinmen yeter. Ve hiç kimseye Ashâb-ı Kehf'in durumuyla ilgili ayrıntılı sorular da sorma. Çünkü onlar bu kıssa hakkında bilgiye sahiptirler.

18:23Страница 296

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَاْيۡءٍ إِنِّي فَاعِلٞ ذَٰلِكَ غَدًا ٢٣

И никогда не говори: «Я сделаю это завтра».

-Ey Peygamber!- Yarın yapacağın bir şey için "Ben bu şeyi yarın muhakkak yapacağım." deme! Çünkü sen yarın onu yapabilecek misin yoksa senin ile yapmak istediğin şeyin arasında bir engel çıkar mı? bunu tam olarak bilemezsin. Bu ayet her Müslüman için bir talimat/direktiftir.

18:24Страница 296

إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَهۡدِيَنِ رَبِّي لِأَقۡرَبَ مِنۡ هَٰذَا رَشَدٗا ٢٤

Если только этого не пожелает Аллах! Если же ты забыл, то помяни своего Господа и скажи: «Быть может, Господь мой поведет меня более правильным путем».

Ancak o yapacağın şeyi Allah'ın dilemesine bağlayarak şöyle demelisin: -İnşallah- Yarın yapacağım. Ve bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve şöyle de: "Umarım Rabbim beni, hidayet ve muvaffakiyet bakımından bundan daha yakın olana irşat eder."

18:25Страница 296

وَلَبِثُواْ فِي كَهۡفِهِمۡ ثَلَٰثَ مِاْئَةٖ سِنِينَ وَٱزۡدَادُواْ تِسۡعٗا ٢٥

Они провели в пещере триста лет и еще девять.

Ashâb-ı Kehf mağaralarında üç yüz dokuz sene kaldılar.

18:26Страница 296

قُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثُواْۖ لَهُۥ غَيۡبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ أَبۡصِرۡ بِهِۦ وَأَسۡمِعۡۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِيّٖ وَلَا يُشۡرِكُ فِي حُكۡمِهِۦٓ أَحَدٗا ٢٦

Скажи: «Аллаху лучше знать, сколько они пробыли. У Него - сокровенное небес и земли. Как прекрасно Он видит и слышит! Нет у них покровителя помимо Него, и никто не принимает решений вместе с Ним».

-Ey Resul!- De ki: Ashâb-ı Kehf'in mağaralarında ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Yüce Allah bizlere mağarada kaldıkları müddeti bildirdi. Bundan sonra bunun hakkında hiçbir kimse Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın söylediklerinin üzerine herhangi bir söz söyleme hakkına sahip değildir. Çünkü göklerde ve yerde gayb aleminde bulunanların yaratılması ve bilgisi O'na aittir. O ne güzel görür ve her şeyi görmektedir. Ne güzel işitir ve her şeyi işitmektedir. İnsanlar için O'ndan başka yakın bir dost ve yardımcı da yoktur. O hükmünde hiçbir kimseyi ortak etmez. O hükmünde tek başına münferittir.

18:27Страница 296

وَٱتۡلُ مَآ أُوحِيَ إِلَيۡكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدٗا ٢٧

Читай Писание твоего Господа, ниспосланное тебе в откровении. Нет замены Его Словам, и тебе не найти помимо Него прибежища.

-Ey Resul!- Allah'ın sana Kur'an'dan vahyettiğini oku ve onunla amel et. Onun sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur. Çünkü hepsi doğrudur, hakikattir, hepsi adalettir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dan başka sığınacağın bir sığınak, korunacağın bir koruyucu da yoktur.

18:28Страница 297

وَٱصۡبِرۡ نَفۡسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ رَبَّهُم بِٱلۡغَدَوٰةِ وَٱلۡعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجۡهَهُۥۖ وَلَا تَعۡدُ عَيۡنَاكَ عَنۡهُمۡ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَا تُطِعۡ مَنۡ أَغۡفَلۡنَا قَلۡبَهُۥ عَن ذِكۡرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمۡرُهُۥ فُرُطٗا ٢٨

Будь же терпелив вместе с теми, которые взывают к своему Господу по утрам и перед закатом и стремятся к Его Лику. Не отвращай от них своего взора, желая украшений этого мира, и не повинуйся тем, чьи сердца Мы сделали небрежными к Нашему поминанию, кто потакает своим желаниям и чьи дела окажутся тщетными.

Kendini sabah, akşam rızasını isteyerek Rablerine ibadet duası ve istek duası edenlerle birlikte devamlı ve beraber kıl. Zenginlik ve yüksek konumlu olanlarla oturmak için, gözünü Allah'a itaat edenlerden çevirip uzak etme. Kalbini mühürleyerek bizim zikrimizden gafil kıldığımız ve sana fakirleri, meclisinden uzaklaştırmanı emreden, kendi nefsinin arzuladıklarını Rabbinin taatine tercih eden ve bütün işleri zarar ve ziyan olan kimseye de itaat etme.

18:29Страница 297

وَقُلِ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَن شَآءَ فَلۡيُؤۡمِن وَمَن شَآءَ فَلۡيَكۡفُرۡۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمۡ سُرَادِقُهَاۚ وَإِن يَسۡتَغِيثُواْ يُغَاثُواْ بِمَآءٖ كَٱلۡمُهۡلِ يَشۡوِي ٱلۡوُجُوهَۚ بِئۡسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتۡ مُرۡتَفَقًا ٢٩

Скажи: «Истина - от вашего Господа. Кто хочет, пусть верует, а кто не хочет, пусть не верует». Мы приготовили для беззаконников Огонь, стены которого будут окружать их со всех сторон. Если они станут просить о помощи (или дожде), то им помогут водой, подобной расплавленному металлу (или осадку масла), которая обжигает лицо. Мерзкий напиток и скверная обитель!

-Ey Resul!- Kalplerinin gafletinden dolayı Allah'ın zikrinden yüz çeviren kimselere de ki: Size getirmiş olduklarım, hakkın ta kendisidir. Aynı zamanda bunların tümü benim değil, Allah'ın katındandır. Benden Müminleri kovmamı talep etmenize de icabet etmeyeceğim. Sizden kim bu hakka iman etmek istiyorsa iman etsin. Zira o buna karşılık kendisine verilen mükâfat ile sevinecektir. Sizden kim kâfir olmak istiyorsa kâfir olsun. Bu kimse küfrüne karşılık kendisini bekleyen azap ile kötü günler geçirecektir. Kendi tercihleriyle küfrü seçen zalimlere öyle büyük bir ateş hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Ondan kaçmaya güç yetiremezler. Şiddetli susuzluktan dolayı yardım istediklerinde yardımlarına kaynar ve bulanık yağ gibi olan su karşılık verilir. Bu kaynar su onların yüzlerini haşlayacaktır. Kendilerine içirilen bu içecek ne kötü bir içecektir. Onların susuzluklarını gideremediği gibi, bilakis arttırır. Yüzlerini ve derilerini yakan alevleri de söndürmez. cehennem, kalınan ne kötü bir yer, ikamet edecekleri ne kötü bir konaktır.

18:30Страница 297

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجۡرَ مَنۡ أَحۡسَنَ عَمَلًا ٣٠

А что до тех, которые уверовали и совершали праведные деяния, то ведь Мы не теряем награды тех, кто совершал добро.

Şüphesiz Yüce Allah'a iman edip salih ameller işleyenler, amellerini güzel bir şekilde eda ettiklerinde onlar için büyük sevaplar vardır. Muhakkak ki kim güzel amel işlerse, biz onun ecrini zayi etmeyiz. Bilakis ecirlerini tam ve eksiksiz olarak veririz.

18:31Страница 297

أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ جَنَّٰتُ عَدۡنٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُ يُحَلَّوۡنَ فِيهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٖ وَيَلۡبَسُونَ ثِيَابًا خُضۡرٗا مِّن سُندُسٖ وَإِسۡتَبۡرَقٖ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِۚ نِعۡمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتۡ مُرۡتَفَقٗا ٣١

Именно им уготованы сады Эдема, в которых текут реки. Они будут украшены золотыми браслетами и облачены в зеленые одеяния из атласа и парчи. Они будут возлежать там на ложах, прислонившись. Замечательное вознаграждение и прекрасная обитель!

İman ederek, salih amelleri işlemekle vasıflanan o kimseler için oturacakları cennetler vardır. O cennetlerde ebedî olarak ikamet edeceklerdir. Saraylarının altından suyu pek tatlı olan cennet nehirleri akar. Onlar cennetlerde, altın bileziklerle süslenir ve ipekten ince ve kalın elbiseler giyerler. Üstleri süslü örtülerle örtülmüş kanepelerin üzerine otururlar. Kazandıkları sevapları ne güzel sevaptır. Makam edinip içinde ikamet ettikleri cennet ne güzeldir.

18:32Страница 297

۞ وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلٗا رَّجُلَيۡنِ جَعَلۡنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيۡنِ مِنۡ أَعۡنَٰبٖ وَحَفَفۡنَٰهُمَا بِنَخۡلٖ وَجَعَلۡنَا بَيۡنَهُمَا زَرۡعٗا ٣٢

Приведи им притчу о двух мужах. Одному из них Мы устроили два виноградника, оградили их финиковыми пальмами и поместили между ними ниву.

-Ey Rasûl!- Onlara kâfir ve Mümin olan şu iki adamı örnek ver. O iki adamdan kâfir olana iki üzüm bahçesi vermiştik. İki bahçenin çevresini de hurma ağaçlarıyla çevirdik. Bu iki bahçenin aralarındaki alanda da ekinler bitirmiştik.

18:33Страница 297

كِلۡتَا ٱلۡجَنَّتَيۡنِ ءَاتَتۡ أُكُلَهَا وَلَمۡ تَظۡلِم مِّنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ وَفَجَّرۡنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرٗا ٣٣

Оба сада приносили плоды, и ничто из них не пропадало, а между ними Мы проложили реку.

Her iki bahçe de hurma, üzüm meyvelerini ve ürünlerini hiçbir şeyi eksik bırakmadan tam bir şekilde vermişlerdi. İkisinin kolayca sulanması için aralarında bir de nehir akıtmıştık.

18:34Страница 297

وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٞ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكۡثَرُ مِنكَ مَالٗا وَأَعَزُّ نَفَرٗا ٣٤

У него были плоды (или богатство), и он сказал своему товарищу, беседуя с ним: «У меня больше имущества и помощников, чем у тебя».

İki bahçenin sahibi olan kimsenin, bu iki bahçeden başka ürünleri ve gelirleri de vardı. Bundan dolayı Mümin olan arkadaşını etkilemek için gururlu ve kibirli halde şöyle dedi: Mal yönünden senden daha zenginim, insan sayısı olarak senden üstünüm ve aşiret olarak da senden daha kuvvetliyim.

18:35Страница 298

وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٞ لِّنَفۡسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدٗا ٣٥

Он вошел в свой сад, поступая несправедливо по отношению к себе, и сказал: «Я не думаю, что он когда-нибудь исчезнет.

Bu kâfir kişi, Mümin olan kimseyle birlikte bahçesini ona göstermek için kendisine küfür ve beğenmişlik ile zulmederek oraya geldi. Kâfir şöyle dedi: Ben kalıcı olmasını sağlayacak araçlar edindim, görmüş olduğun bu bahçenin yok olacağını zannetmiyorum.

18:36Страница 298

وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةٗ وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّي لَأَجِدَنَّ خَيۡرٗا مِّنۡهَا مُنقَلَبٗا ٣٦

Я не думаю, что настанет Час. Если же меня возвратят к моему Господу, то по возвращении я обрету там нечто еще более прекрасное».

Kıyametin kopacağını da hiç zannetmiyorum. Bununla beraber hayat devam ediyor. Kıyametin koptuğunu var sayarsak, öldükten sonra tekrar dirildiğimde ve Rabbime geri döndürüldüğümde, tekrar diriltildikten sonra döneceğim yer olarak ben bu bahçemden daha güzelini bulacağım. Dünyada zengin olmam, ölümden sonra dirildiğim zaman da zengin olmamı gerektirir.

18:37Страница 298

قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرۡتَ بِٱلَّذِي خَلَقَكَ مِن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلٗا ٣٧

Товарищ его, беседуя с ним, сказал: «Неужели ты не веруешь в Того, Кто сотворил тебя из земли, потом - из капли, а потом сделал тебя мужчиной?

Kendisiyle konuşan Mümin kimse ise, ona sözünü tekrar ederek şöyle dedi: "Baban Âdem'i topraktan yaratan, sonra seni meniden yaratan, sonra da olgun erkek bir insan haline getiren, bütün azalarını dengeli ve mükemmel olarak yaratan Rabbine iman etmede küfür mü ediyorsun? Şüphesiz bunların hepsini eksiksiz olarak yapmaya gücü yetenin, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.

18:38Страница 298

لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّي وَلَآ أُشۡرِكُ بِرَبِّيٓ أَحَدٗا ٣٨

Что же касается меня, то мой Господь - Аллах, и я никого не приобщаю в сотоварищи к моему Господу.

Ama ben senin dediğin gibi değil de, şöyle derim: O Allah -Subhânehu ve Teâlâ- nimetleriyle bizlere lütfeden Rabbimdir ve ben Rabbime ibadette hiç kimseyi O’na ortak koşmam.

18:39Страница 298

وَلَوۡلَآ إِذۡ دَخَلۡتَ جَنَّتَكَ قُلۡتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِۚ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالٗا وَوَلَدٗا ٣٩

Почему, войдя в свой сад, ты не сказал: «Так пожелал Аллах! Нет мощи, кроме как от Аллаха!» Ты считаешь, что у меня меньше богатства и детей, чем у тебя,

Bahçene girdiğin zaman şöyle söylemen gerekmez miydi?: "Mâşallah, bu Yüce Allah'ın dilemesiyle olmuştur, kuvvet yalnız Allah'a mahsustur." Çünkü hiçbir kimsenin kuvveti yoktur, kuvvet sadece Allah'ındır. O dilediğini yapan, O kuvvetli olandır. Eğer malca ve evlatça beni kendinden daha fakir görüyorsan bile (böyle demeliydin).

18:40Страница 298

فَعَسَىٰ رَبِّيٓ أَن يُؤۡتِيَنِ خَيۡرٗا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرۡسِلَ عَلَيۡهَا حُسۡبَانٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصۡبِحَ صَعِيدٗا زَلَقًا ٤٠

а ведь мой Господь может даровать мне то, что лучше твоего сада, и наслать на него наказание с неба, и тогда он превратится в скользкую землю.

Allah Teâlâ'nın bana, senin bahçenden daha iyisini vereceğini ve seninkine gökten felaket gönderip, bahçeyi üzerinde hiç ot bitmeyen çorak bir hale getirerek, kaygan ve düz bir hale geleceğini düşünmekteyim.

18:41Страница 298

أَوۡ يُصۡبِحَ مَآؤُهَا غَوۡرٗا فَلَن تَسۡتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبٗا ٤١

Или же воды его уйдут под землю, и ты не сможешь достать их».

Yahut da suyu yerin dibine çekilir de ona hiç bir şekilde ulaşamazsın. Bahçenin suyu gittikten sonra artık o bahçe kalmaz.

18:42Страница 298

وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصۡبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيۡهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي لَمۡ أُشۡرِكۡ بِرَبِّيٓ أَحَدٗا ٤٢

Его плоды погибли, и он стал ударять себя по рукам, сожалея о том, что он потратил на виноградник, ветви которого упали на трельяжи. Он сказал: «Лучше бы я никого не приобщал в сотоварищи к моему Господу!».

İşin sonunda Mümin kimsenin gelmesini tahmin ettiği ceza gerçekleşti ve kâfir kişinin bahçesindeki bütün mahsul yerle bir oldu. Kâfir olan kişi bahçenin verimli ve düzgün olması için yaptığı tüm harcama ve masrafların yok olmasından dolayı son derece pişmanlık ve üzüntü içine düşerek, ellerini ovuşturup oracıkta kaldı. Bağın çardaklarını çökmüş, üzüm bağlarının dallarını yere serilmiş vaziyette görünce şöyle dedi: "Ah keşke yalnız Rabbime iman edip hiçbir kimseyi ibadette O'na ortak koşmasaydım.''

18:43Страница 298

وَلَمۡ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٞ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا ٤٣

Не было у него людей, которые бы помогли ему вместо Аллаха, и он не мог помочь самому себе.

Bu kâfirin başına gelen cezayı durdurup engel olacak bir topluluk da yoktu. Hâlbuki kendisi cemaatinin çokluğu ile iftihar ediyordu. Allah Teâlâ'nın ona ait bahçeyi helak etmesinden kurtarması imkansızdı.

18:44Страница 298

هُنَالِكَ ٱلۡوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلۡحَقِّۚ هُوَ خَيۡرٞ ثَوَابٗا وَخَيۡرٌ عُقۡبٗا ٤٤

В таких случаях оказать поддержку может только Истинный Аллах. У Него - лучшее вознаграждение и лучший исход.

İşte bu makamda yardım etmek yalnız Allah'a aittir. O, Allah -Subhânehu ve Teâlâ- Mümin olan veli kullarına sevap verme bakımından çok hayırlıdır. Yüce Allah bu kulları için sevabı kat kat verir ve en güzel akıbeti hazırlar.

18:45Страница 298

وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ فَأَصۡبَحَ هَشِيمٗا تَذۡرُوهُ ٱلرِّيَٰحُۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ مُّقۡتَدِرًا ٤٥

Приведи им притчу о мирской жизни. Она подобна воде, которую Мы ниспосылаем с неба. Земные растения смешиваются с ней (или благодаря ней), а потом превращаются в сухие былинки, рассеиваемые ветром. Воистину, Аллах способен на всякую вещь.

-Ey Resul!- Dünya hayatına aldanmış olanlara bir örnek ver. Dünyanın benzeri çabucak yok olup kaybolma bakımından gökten indirdiğimiz yağmur suyu misalidir. Bu suyla yeryüzündeki bitkiler biter, olgunlaşır ve hasat vakti gelir. Sonra bu bitkiler kurur, parçalanmış çer çöpe döner ve rüzgârlar onu başka yerlere savurur ve böylece yer ilk haline döner. Allah, her şeye muktedirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. İstediğine hayat verir ve istediğini de helak edip yok eder.

18:46Страница 299

ٱلۡمَالُ وَٱلۡبَنُونَ زِينَةُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَٱلۡبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيۡرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابٗا وَخَيۡرٌ أَمَلٗا ٤٦

Богатство и сыновья - украшение мирской жизни, однако нетленные благодеяния лучше по вознаграждению перед твоим Господом, и на них лучше возлагать надежды.

Mal ve oğullar, insanın dünya hayatındaki süsüdür. Malın ahirette insan için hiçbir faydası yoktur. Ancak bu mallar Allah'ı razı eden amellerde harcanırsa faydası olur. Allah katında razı olunan sözler ve ameller ise sevap bakımından dünyada bulunan bütün süslerden ve insanın umduklarından daha hayırlıdır. Çünkü dünyanın süsü fanidir, Allah katında razı olunan amellerin ve sözlerin sevabı ise bakidir.

18:47Страница 299

وَيَوۡمَ نُسَيِّرُ ٱلۡجِبَالَ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ بَارِزَةٗ وَحَشَرۡنَٰهُمۡ فَلَمۡ نُغَادِرۡ مِنۡهُمۡ أَحَدٗا ٤٧

В тот день Мы заставим двигаться горы, и ты увидишь, что земля станет плоской. Мы соберем их всех и никого не упустим.

Dağları yerlerinden yok ettiğimiz günü hatırla. Üzerinde bulunan dağları, ağaçları ve binaları tamamen yok edip yeryüzünü dümdüz görürsün. Gelmiş geçmiş bütün yaratılmışları haşrederiz; tek birini bile terk etmeden mutlaka diriltiriz.

18:48Страница 299

وَعُرِضُواْ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفّٗا لَّقَدۡ جِئۡتُمُونَا كَمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةِۭۚ بَلۡ زَعَمۡتُمۡ أَلَّن نَّجۡعَلَ لَكُم مَّوۡعِدٗا ٤٨

Они предстанут перед твоим Господом рядами: «Вы пришли к Нам такими, какими Мы создали вас в первый раз. Но вы предполагали, что Мы не назначили встречи с вами».

İnsanlar Rabblerine saf halinde arz olunurlar. Yüce Allah onları hesaba çeker ve onlara şöyle denili: "İlk defa sizi yarattığımız gibi bize tek başlarınıza, yalın ayak ve sünnetsiz geldiniz. Bilakis siz tekrar diriltilmeyeceğinizi iddia etmiştiniz. Şüphesiz bizim sizin yapmış olduğunuz iyilik ve kötülüklere karşılık vermeyeceğimizi, amellerinize karşılık hesap sormak için bir zaman ve mekân tayin etmeyeceğimizi zannediyordunuz."

18:49Страница 299

وَوُضِعَ ٱلۡكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُشۡفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيۡلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلۡكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةٗ وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحۡصَىٰهَاۚ وَوَجَدُواْ مَا عَمِلُواْ حَاضِرٗاۗ وَلَا يَظۡلِمُ رَبُّكَ أَحَدٗا ٤٩

Будет положена книга, и ты увидишь, как грешники будут трепещать от того, что в ней. Они скажут: «Горе нам! Что это за книга! В ней не упущен ни малый, ни великий грех - все подсчитано». Они обнаружат перед собой все, что совершили, и твой Господь ни с кем не поступит несправедливо.

Amel defteri ortaya konulduğunda kimisi onu sağında kimisi de solundan alır. -Ey İnsan!- Kâfirlerin, bunun içerisinde yazılı olandan korktuklarını görürsün. Çünkü önceden yapmış oldukları küfür ve isyanlarını bilmektedirler. Onlar şöyle derler: "Vay halimize ve başımıza gelen musibete! Ne oluyor bu kitaba? Yapmış olduğumuz amellerimizden küçük büyük hiçbir şey bırakmayarak hepsini sayıp dökmüş!" Onlar dünya hayatında yapmış oldukları tüm günahları sabit ve yazılı olarak bulurlar. -Ey Resul!- Rabbin hiçbir kimseye zulmetmez. Hiçbir kimseyi günahsız cezalandırmaz. Kendisine itaat etmiş kimsenin yapmış olduğu itaatin ecrinden hiçbir şey eksiltmez.

18:50Страница 299

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلۡجِنِّ فَفَسَقَ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِۦٓۗ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِي وَهُمۡ لَكُمۡ عَدُوُّۢۚ بِئۡسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلٗا ٥٠

Вот сказали Мы ангелам: «Падите ниц перед Адамом!». Все они поклонились, кроме Иблиса. Он был одним из джиннов и ослушался воли своего Господа. Неужели вы признаете его и его потомков своими покровителями и помощниками вместо Меня, тогда как они являются вашими врагами? Плохая это замена для беззаконников!

-Ey Resul!- Meleklere: "Âdem'e secde edin!" dediğimizde, hemen meleklerin hepsi Rablerinin emrine uyarak selamlama secdesi yaptılar. Ancak İblis secde etmedi. O İblis cinlerdendi, meleklerden değildi. Secde etmeye karşı kibirlendi ve Rabbine itaat etme emrinin dışına çıktı. -Ey insanlar!- Şimdi beni bırakıp da onu ve soyunu size düşman olmalarına rağmen dost mu ediniyorsunuz? Düşmanlarınızı kendinize nasıl dost ediniyorsunuz? Allah Teâlâ'nın dostluğu yerine şeytanı kendilerine dost edinen zalimlerin yaptıkları ne kötüdür ve ne çirkin bir iştir?

18:51Страница 299

۞ مَّآ أَشۡهَدتُّهُمۡ خَلۡقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَا خَلۡقَ أَنفُسِهِمۡ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلۡمُضِلِّينَ عَضُدٗا ٥١

Я не сделал их свидетелями сотворения небес и земли и сотворения их самих. Я не беру в помощники тех, кто вводит других в заблуждение.

Benden başka dost edindikleriniz, onlar sizin gibi kullardır. Oysa ben, gökleri ve yeri yarattığım zaman onları şahit tutmadım. Bilakis onlar hiç mevcut değillerdi. Ben yaratırken hiçbir yaratılmışı diğerine şahit tutmadan yarattım. Yaratmada ve tasarruf etme hususunda ben tekim. Sapıklığa götüren insan ve cin şeytanlarından yardımcı edinecek değilim. Ben yardımcılara da muhtaç değilim.

18:52Страница 299

وَيَوۡمَ يَقُولُ نَادُواْ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَجَعَلۡنَا بَيۡنَهُم مَّوۡبِقٗا ٥٢

В тот день Он скажет: «Призовите Моих сотоварищей, о существовании которых вы предполагали». Они воззовут к ним, но те не ответят им. Мы воздвигнем между ними губительное место (преграду).

-Ey Resul!- Kıyamet gününde Yüce Allah kendisine dünyada ortakları olduğunu iddia edenlere der ki: "(Ey kâfirler!) Ortaklarım olduklarını iddia ettiklerinizi belki size yardımcı olurlar, onları çağırın." Fakat onların çağrısına cevap veremezler ve onlara yardım da edemezler. Biz ibadet edenler ile ibadet edilenlerin arasında beraberce içinde helak olacakları bir çukur koyarız. O da cehennem ateşidir.

18:53Страница 299

وَرَءَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓاْ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمۡ يَجِدُواْ عَنۡهَا مَصۡرِفٗا ٥٣

Грешники увидят Огонь, и им станет ясно, что они будут брошены в него. Они не найдут от него спасения!

Müşrikler ateşi görünce, ona düşeceklerine kesin olarak anlarlar. Fakat ondan kaçacak bir yer de bulamazlar.

18:54Страница 300

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٖۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَٰنُ أَكۡثَرَ شَيۡءٖ جَدَلٗا ٥٤

Мы разъяснили людям в этом Коране любые притчи, но человек больше всего склонен препираться.

Biz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen bu Kur'an'da insanların hatırlamaları ve öğüt almaları için çok çeşitli örnekler verdik. İnsanlardan haksız yere tartışmaya en çok düşkün olanları -özellikle kâfirlerdir-.

18:55Страница 300

وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤۡمِنُوٓاْ إِذۡ جَآءَهُمُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّهُمۡ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ أَوۡ يَأۡتِيَهُمُ ٱلۡعَذَابُ قُبُلٗا ٥٥

Что же помешало людям уверовать, когда к ним явилось верное руководство, и попросить прощения у своего Господа, если не стремление к участи первых поколений и мучениям, которые предстанут перед ними лицом к лицу?

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden getirdiğine iman etmek ile inat eden kâfirlerin arasına perde olan ve Yüce Allah'tan günahları için mağfiret dilemelerine mani olan şey yapılan açıklamanın eksikliği değildir. Kur'an'da bu hususta onlar için bir çok örnekler verildi. Onlara apaçık deliller ile açıklandı. Onların iman etmelerine mani olan -inatla- kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlerin başına gelen azabın kendilerine de gelmesini ve vadedildikleri azabı da gözleriyle görmek istemeleridir.

18:56Страница 300

وَمَا نُرۡسِلُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَۚ وَيُجَٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِٱلۡبَٰطِلِ لِيُدۡحِضُواْ بِهِ ٱلۡحَقَّۖ وَٱتَّخَذُوٓاْ ءَايَٰتِي وَمَآ أُنذِرُواْ هُزُوٗا ٥٦

Мы отправляем посланников только добрыми вестниками и предостерегающими увещевателями. Однако неверующие препираются посредством лживых доводов, чтобы опровергнуть ими истину, и насмехаются над Моими знамениями и тем, от чего их предостерегают.

Gönderdiğimiz resullerimizi, ancak iman ve taat ehline müjdeci, kâfirlere ve isyankârlara karşı korkutucu olarak göndeririz. Resullerin, kalpler üzerinde onları hidayete taşıyacak hükümranlıkları yoktur. Kendilerine takdim edilen delillerin apaçık olmasına rağmen Allah'a küfredenler sürekli mücadele ederler. Batıllarıyla Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen hakkı yok etmek için mücadele ederler. Kur'an'ı ve kendilerine yapılan uyarıları gülünecek bir şey ve alay konusu yaparlar.

18:57Страница 300

وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعۡرَضَ عَنۡهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُۚ إِنَّا جَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن يَفۡقَهُوهُ وَفِيٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرٗاۖ وَإِن تَدۡعُهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ فَلَن يَهۡتَدُوٓاْ إِذًا أَبَدٗا ٥٧

Кто может быть несправедливее того, кому напомнили о знамениях его Господа, а он отвернулся от них и забыл то, что совершили его руки? Мы накинули на их сердца покрывала, чтобы они не постигли его (Коран), а их уши поражены глухотой. Если даже ты призовешь их на прямой путь, они никогда не последуют прямым путем.

Rabbinin ayetleriyle nasihat edilip onlardaki azap tehdidini önemsemeyen ve o (ayetlerde) zikredilenler ile nasihat almaktan yüz çeviren, dünya hayatında işlemiş olduğu küfürleri, isyanları unutup tövbe etmeyen kimseden daha zalim kim olabilir? Biz bu ve bunun özelliklerinde olan kimselerin kalplerine, Kur'an'ı anlamalarını engelleyen örtüler ve kulaklarına da ağırlık koymuşuzdur. Bu sebeptendir ki, Kur'an'ı kabul etmek için dinlemezler. Onları iman etmeye davet etsen bile kalplerinin üzerindeki örtüler ve kulaklarında bulunan ağırlık olduğu müddetçe senin onları davet ettiğine asla iman etmezler.

18:58Страница 300

وَرَبُّكَ ٱلۡغَفُورُ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۖ لَوۡ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُواْ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلۡعَذَابَۚ بَل لَّهُم مَّوۡعِدٞ لَّن يَجِدُواْ مِن دُونِهِۦ مَوۡئِلٗا ٥٨

Твой Господь - Прощающий, Обладающий милосердием. Если бы Он стал наказывать их за то, что они приобрели, то ускорил бы их мучения, но для них назначен срок, и они не найдут от него спасения.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisini yalanlayanların başına bir an önce azabın gelmesini istememesi için, Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: -Ey Rasûl!- Rabbin, tevbe eden kullarının günahlarını bağışlar. O rahmeti her şeyden geniş olandır. Kendisine isyan eden kulların tevbe etmelerini ümit ederek onlara mühlet vermesi de rahmetindendir. Eğer Allah Teâlâ, kendisinin emirlerinden yüz çevirenleri cezalandırmayı dileseydi onları dünya hayatında cezalandırırdı. Fakat O Halim'dir, Rahim'dir, tevbe etmeleri için onlardan azabı erteler. Bilakis küfürlerine ve haktan uzaklaşmalarına karşılık onlar için belirlenmiş bir mekân ve zaman vardır. Eğer bu yaptıklarından tevbe etmezlerse Allah'tan başka sığınılacak bir yer bulamayacaklardır.

18:59Страница 300

وَتِلۡكَ ٱلۡقُرَىٰٓ أَهۡلَكۡنَٰهُمۡ لَمَّا ظَلَمُواْ وَجَعَلۡنَا لِمَهۡلِكِهِم مَّوۡعِدٗا ٥٩

Мы погубили эти города, когда они стали поступать несправедливо, и установили для их погибели срок.

İşte size yakın olan şu kâfir ülkeler; Hûd kavmi, Salih kavmi ve Şuayb kavminin ülkeleri gibileri kendilerine küfrederek ve isyan ederek zulmettiklerinde helak ettik. Onların helak olmaları için belli bir vakit kıldık.

18:60Страница 300

وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبۡرَحُ حَتَّىٰٓ أَبۡلُغَ مَجۡمَعَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ أَوۡ أَمۡضِيَ حُقُبٗا ٦٠

Вот Муса (Моисей) сказал своему слуге: «Я не остановлюсь, пока не дойду до места слияния двух морей или пока не потрачу на путешествие долгие годы».

-Ey Resul!- De ki: Musa -aleyhisselam- hizmetçisi Yûşâ b. Nûn'a şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar yürümeye devam edeceğim veya salih kulla buluşuncaya kadar uzun zaman yürüyeceğim ve ondan ilim öğreneceğim.''

18:61Страница 300

فَلَمَّا بَلَغَا مَجۡمَعَ بَيۡنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِي ٱلۡبَحۡرِ سَرَبٗا ٦١

Когда они дошли до места их слияния, они забыли свою рыбу, и она двинулась в путь по морю, словно по подземному ходу.

Yürümeye devam ettiler. İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında kendilerine azık olarak almış oldukları balıklarını unuttular. Allah Teâlâ balığı diriltti ve ardından balık denizde suyun kapatmadığı tünel gibi bir yerden yol bulup gitti.

18:62Страница 301

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدۡ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبٗا ٦٢

Когда они прошли дальше, он сказал своему слуге: «Подавай наш обед, ведь мы утомились в пути».

O yeri geçtikleri zaman Musa -aleyhisselam- hizmetçisine şöyle dedi: Kahvaltı yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzda çok aşırı yorulduk.

18:63Страница 301

قَالَ أَرَءَيۡتَ إِذۡ أَوَيۡنَآ إِلَى ٱلصَّخۡرَةِ فَإِنِّي نَسِيتُ ٱلۡحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيۡطَٰنُ أَنۡ أَذۡكُرَهُۥۚ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِي ٱلۡبَحۡرِ عَجَبٗا ٦٣

Он сказал: «Помнишь, как мы укрылись под скалой? Я забыл о рыбе, и только дьявол заставил меня не вспомнить о ней. Она же отправилась в путь по морю чудесным образом».

Genç de ona şöyle demişti: Gördün mü? Kayaya sığınınca ben sana balık ile ilgili neler olduğunu söylemeyi unuttum. Onu hatırlamamı unutturan da şeytandan başkası değildir. Kesinlikle balık dirildi ve şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitti.

18:64Страница 301

قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبۡغِۚ فَٱرۡتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصٗا ٦٤

Муса (Моисей) сказал: «Это - то, чего мы желали!» - и они вернулись назад по своим следам.

Musa -aleyhisselam- hizmetçisine demişti ki: İşte bizim istediğimiz buydu ve salih adam ile buluşacağımızın alameti o yerdi. Bunun üzerine kaybolmamak için aynı yoldan kayaya varıncaya kadar kendi ayak izlerini takip ettiler. Oradan da balığın denize girdiği yere geri döndüler.

18:65Страница 301

فَوَجَدَا عَبۡدٗا مِّنۡ عِبَادِنَآ ءَاتَيۡنَٰهُ رَحۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَا وَعَلَّمۡنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلۡمٗا ٦٥

Они встретили одного из Наших рабов, которого Мы одарили милостью от Нас и обучили из того, что Нам известно.

Balığı kaybettikleri yere vardıklarında, orada salih kullarımızdan bir kul buldular (o Hızır -aleyhisselam-)'dır. Kendisine katımızdan rahmet verdik ve ona tarafımızdan insanların bilmediği bir ilim öğrettik. O da bu kıssanın ihtiva ettiği konudur.

18:66Страница 301

قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلۡ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمۡتَ رُشۡدٗا ٦٦

Муса (Моисей) сказал ему (Хадиру): «Могу ли я последовать за тобой, чтобы ты научил меня о прямом пути тому, чему ты обучен?».

Musa ona tevazuyla ve nezaketle şöyle demişti: Yüce Allah'ın sana öğrettiği ki, o hakka erdiren ilimdir. O ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?

18:67Страница 301

قَالَ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِيَ صَبۡرٗا ٦٧

Он сказал: «У тебя не хватит терпения находиться рядом со мной.

Hızır Musa'ya demişti ki: Şu bir gerçektir ki, sen benim ilmimden göreceklerine asla sabredemezsin. Çünkü bendeki ilim, senin yanındaki ilimle denk değildir.

18:68Страница 301

وَكَيۡفَ تَصۡبِرُ عَلَىٰ مَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ خُبۡرٗا ٦٨

Как ты сможешь терпеливо относиться к тому, что ты не объемлешь знанием?».

İç yüzünü ve doğruluğunu bilemediğin fiilleri gördüğünde nasıl sabredersin? Çünkü sen onlar hakkında kendi ilminin ulaştığı kadarıyla hükmedersin.

18:69Страница 301

قَالَ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرٗا وَلَآ أَعۡصِي لَكَ أَمۡرٗا ٦٩

Муса (Моисей) сказал: «Если Аллах пожелает, то ты увидишь, что я терпелив, и я не ослушаюсь твоего веления».

Musa Hızır'a şöyle demişti: Beni senden gördüğüm işlere karşı sabreden ve sana itaat etmeye devam eden bir kimse olarak bulacaksın. Bana emrettiğin herhangi bir şeye karşı gelmeyeceğim.

Текст: Quranic Universal Library (Tarteel) через spa5k/tafsir_api (MIT), в зафиксированной версии. Аяты: Quran Foundation. Источники и лицензии

Содержание

Аят аль-Курси36Аль-Кахфстр. 42джуз 15Бухари 1Муслим 2999

Вид

Тема
Размер текста
Вид

Read in English