Аль-Мухтасар · Тафсир · на турецком
Аль-Бакара 2:243–286
2:243Страница 39
۞ أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُواْ مِن دِيَٰرِهِمۡ وَهُمۡ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلۡمَوۡتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُواْ ثُمَّ أَحۡيَٰهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ ٢٤٣
Разве ты не знаешь о тех, которые покинули свои жилища, опасаясь смерти, хотя их были тысячи? Аллах сказал им: «Умрите!». Затем Он оживил их. Воистину, Аллах милостив к людям, однако большинство людей неблагодарны.
Ey Peygamber! Kalabalık bir topluluğun, veba hastalığı ve başka sebepten dolayı ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmalarının haberi sana ulaşmadı mı? Onlar İsrâiloğulları'ndan bir topluluktu. Allah onlara: "Ölün" dedi de, onlar da ölü verdiler. Sonra onlara bütün işlerin Allah’ın elinde olduğunu, onların kendilerine fayda ve zarar verme gücüne sahip olmadıklarını göstermek için, onları tekrar hayata döndürdü. Muhakkak ki Allah, insanlar üzerinde ihsan ve lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu bunca nimetlerine karşı Allah’a şükretmezler.
2:244Страница 39
وَقَٰتِلُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ ٢٤٤
Сражайтесь на пути Аллаха и знайте, что Аллах - Слышащий, Знающий.
Ey Müminler! Dinine yardım etmek ve kelimesini yüceltmek için Allah'ın düşmanlarıyla savaşın. Şunu iyi bilin ki; Allah sözlerinizi işitir, niyetlerinizi ve yaptıklarınızı bilir ve size bunların karşılığını verir.
2:245Страница 39
مَّن ذَا ٱلَّذِي يُقۡرِضُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضۡعَافٗا كَثِيرَةٗۚ وَٱللَّهُ يَقۡبِضُ وَيَبۡصُۜطُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٢٤٥
Если кто-либо одолжит Аллаху прекрасный заем, то Он увеличит его многократно. Аллах удерживает и щедро одаряет, и к Нему вы будете возвращены.
Kim borç veren kimsenin yaptığını gibi, kendisine kat kat artmış olarak geri dönmesi için malını iyi niyet ve gönül rahatlığıyla Allah yolunda infak eder? Doğrusu Allah, rızık, sağlık ve diğer şeylerde darlık verdiği gibi yine bütün bunlarda hikmeti ve adaletiyle genişlik verendir. Ahirette bir tek O'na döneceksiniz. O da amellerinize göre size karşılığını verecektir.
2:246Страница 40
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ مِنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنۢ بَعۡدِ مُوسَىٰٓ إِذۡ قَالُواْ لِنَبِيّٖ لَّهُمُ ٱبۡعَثۡ لَنَا مَلِكٗا نُّقَٰتِلۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ قَالَ هَلۡ عَسَيۡتُمۡ إِن كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُواْۖ قَالُواْ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدۡ أُخۡرِجۡنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبۡنَآئِنَاۖ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقِتَالُ تَوَلَّوۡاْ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنۡهُمۡۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ٢٤٦
Не знаешь ли ты о знати сынов Исраила (Израиля), живших после Мусы (Моисея)? Они сказали своему пророку: «Назначь для нас царя, чтобы мы сражались на пути Аллаха». Он сказал: «Может ли быть, что если вам будет предписано сражаться, вы не станете сражаться?». Они сказали: «Отчего же нам не сражаться на пути Аллаха, если мы изгнаны из наших жилищ и разлучены с нашими детьми?». Когда же им было предписано сражаться, они отвернулись, за исключением немногих. Аллах ведает о беззаконниках.
Ey Peygamber! Sana İsrâiloğulları'ndan olup Musa -aleyhisselam-’ın döneminden sonra gelen soyluların haberi ulaşmadı mı? Onlar kendi peygamberlerine şöyle deyince: "Bize bir hükümdar belirle ki; onunla beraber Allah yolunda savaşalım." Peygamberleri de onlara şöyle dedi: "Ben, Allah’ın size savaşı farz kılmasının ardından Allah yolunda savaşmamanızdan korkarım." Bunun üzerine onlar, kendileri hakkındaki kaygısını inkâr ederek şöyle dediler: "Allah yolunda savaşmamızı gerektiren şeylerin hepsi bizde bulunduğu halde bize ne engel olabilir? Düşmanlarımız bizi vatanlarımızdan çıkardı ve çocuklarımızı esir etti. Vatanlarımızı geri alıp esirlerimizi kurtarmak için savaşalım." Allah onlara savaşı farz kılınca da çok azı dışında vaadine vefa göstermeyerek yüz çevirdi. Allah emirlerinden yüz çeviren, kendisiyle yaptığı anlaşmayı bozan zalimleri çok iyi bilir. Bu yaptıklarından ötürü de onlara karşılığını verecektir.
2:247Страница 40
وَقَالَ لَهُمۡ نَبِيُّهُمۡ إِنَّ ٱللَّهَ قَدۡ بَعَثَ لَكُمۡ طَالُوتَ مَلِكٗاۚ قَالُوٓاْ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلۡمُلۡكُ عَلَيۡنَا وَنَحۡنُ أَحَقُّ بِٱلۡمُلۡكِ مِنۡهُ وَلَمۡ يُؤۡتَ سَعَةٗ مِّنَ ٱلۡمَالِۚ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰهُ عَلَيۡكُمۡ وَزَادَهُۥ بَسۡطَةٗ فِي ٱلۡعِلۡمِ وَٱلۡجِسۡمِۖ وَٱللَّهُ يُؤۡتِي مُلۡكَهُۥ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٞ ٢٤٧
Их пророк сказал им: «Аллах назначил вам царем Талута (Саула)». Они сказали: «Как он может стать нашим царем, если мы более достойны править, чем он, и он лишен достатка в имуществе?». Он сказал: «Аллах предпочел его вам и щедро одарил его знаниями и статью. Аллах дарует Свое царство, кому пожелает. Аллах - Объемлющий, Знающий».
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Şüphesiz Allah bayrağı altında onunla beraber savaşmanız için Tâlût'u size hükümdar kıldı.” Onların soyluları bu seçimi kınayıp itiraz ederek; “Biz hükümdarlığa ondan daha layık olduğumuz halde o, bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Çünkü o, bir hükümdarın oğlu değildir. Bu hükümdarlığında ona yardımcı olacak geniş bir servete de sahip değildir.” dediler. Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Muhakkak ki Allah, onu sizlerin üzerine hükümdar olarak seçti ve onun ilminin genişliğini ve bedensel gücünü artırdı." Allah mülkünü, hikmeti ve rahmetiyle dilediğine verir. Allah'ın lütfu çok geniştir, dilediğine verir, kullarından kimin müstahak olduğunu bilir.
2:248Страница 40
وَقَالَ لَهُمۡ نَبِيُّهُمۡ إِنَّ ءَايَةَ مُلۡكِهِۦٓ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٞ مِّن رَّبِّكُمۡ وَبَقِيَّةٞ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحۡمِلُهُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٢٤٨
Их пророк сказал им: «Знамением его царствия станет то, что к вам явится сундук с умиротворением от вашего Господа. В нем будет то, что осталось после семьи Мусы (Моисея) и семьи Харуна (Аарона). Его принесут ангелы. Это будет знамением для вас, если только вы являетесь верующими».
Peygamberleri onlara tekrar şöyle dedi: Onun sizin üzerinize hükümdar olarak seçildiğinin doğruluğunu gösteren alamet, Allah'ın, sandığı tekrar size geri döndürmesidir. -Bu, İsrâiloğulları'nın çok değer verdiği ve ellerinden alınmış bir sandıktır- Onunla beraber huzur vardır. Musa ve Harun ailesinin geriye bıraktığı asa ve levhaların olduğu bir sandıktır. Eğer gerçek Müminlerseniz, bu durumda sizin için apaçık alametler vardır.
2:249Страница 41
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلۡجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبۡتَلِيكُم بِنَهَرٖ فَمَن شَرِبَ مِنۡهُ فَلَيۡسَ مِنِّي وَمَن لَّمۡ يَطۡعَمۡهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّيٓ إِلَّا مَنِ ٱغۡتَرَفَ غُرۡفَةَۢ بِيَدِهِۦۚ فَشَرِبُواْ مِنۡهُ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنۡهُمۡۚ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ قَالُواْ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلۡيَوۡمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦۚ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُواْ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٖ قَلِيلَةٍ غَلَبَتۡ فِئَةٗ كَثِيرَةَۢ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ ٢٤٩
Когда Талут (Саул) отправился в путь с войском, он сказал: «Аллах подвергнет вас испытанию рекой. Кто напьется из нее, тот не будет со мной. А кто не отведает ее, тот будет со мной. Но это не относится к тем, кто зачерпнет пригоршню воды». Напились из нее все, за исключением немногих из них. Когда же он и уверовавшие вместе с ним перебрались через реку, они сказали: «Сегодня мы не справимся с Джалутом (Голиафом) и его войском». Но те, которые были убеждены в том, что встретятся с Аллахом, сказали: «Сколько малочисленных отрядов победило многочисленные отряды по воле Аллаха!». Ведь Аллах - с терпеливыми.
Tâlût askerleriyle beraber o beldeden çıktığı zaman onlara şöyle dedi: "Allah sizi bir nehirle sınayacak. Kim ondan içerse o benim yolum üzerine değildir ve savaşta bana eşlik edemez. Her kim de ondan içmezse şüphesiz o benim yolum üzerinedir ve savaşta bana eşlik eder. Mecbur kalıp eliyle sadece bir avuç içen kimse ise müstesnadır, ona bir günah yoktur.” Askerlerin çok azı aşırı susuzlukla beraber su içmeyerek sabretti ve çoğunluğu nehirden içtiler. Tâlût ve onunla beraber olan Müminler nehri geçtiği zaman askerlerden bazıları: "Bizim bugün Câlût ve askerleriyle savaşmaya gücümüz yok" dediler. Kıyamet günü Allah'a kavuşacağından emin olanlar ise şöyle dediler: "Nice sayıları az mümin topluluk Allah'ın izni ve yardımıyla sayıları çok olan kâfir toplulukları yenmiştir. Zaferde ölçü, çoklukla değil imanladır. Allah sabreden kullarıyla beraberdir. Onlara destek olur ve yardım eder.
2:250Страница 41
وَلَمَّا بَرَزُواْ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُواْ رَبَّنَآ أَفۡرِغۡ عَلَيۡنَا صَبۡرٗا وَثَبِّتۡ أَقۡدَامَنَا وَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٢٥٠
Когда они показались перед Джалутом (Голиафом) и его войском, то сказали: «Господь наш! Пролей на нас терпение, укрепи наши стопы и помоги нам одержать победу над неверующими людьми».
Câlût ve askerlerinin karşısına çıktıkları zaman, dualarıyla Allah'a yönelerek şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Kalbimize oluk oluk sabır akıt ve ayaklarımızı sabit kıl ki, kaçmayalım ve düşmanlarımızın önünde yenilmeyelim. Kâfirlere karşı bize kuvvetin ve desteğinle yardım et!"
2:251Страница 41
فَهَزَمُوهُم بِإِذۡنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلۡمُلۡكَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّفَسَدَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ ٢٥١
Они разгромили их по воле Аллаха. Давуд (Давид) убил Джалута (Голиафа), и Аллах даровал ему царство и мудрость и научил его тому, чему пожелал. Если бы Аллах не сдерживал одних людей посредством других, то земля пришла бы в расстройство. Однако Аллах милостив к мирам.
Allah'ın izniyle onları hezimete uğrattılar ve Dâvûd onların komutanları olan Câlût'u öldürdü. Allah da ona hükümdarlık ve peygamberlik verdi. Ona dilediği çeşitli ilimleri öğreterek dünya ve ahiret için uygun olan özellikleri onun için bir araya getirdi. Şayet Allah'ın insanların birbirinin fesadını engellemesi sünneti (kanunu) olmasa yeryüzü fesatçıların egemen olması sebebiyle bütünüyle bozulurdu. Fakat Allah, bütün mahlukatına karşı büyük lütuf sahibidir.
2:252Страница 41
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۚ وَإِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٢٥٢
Таковы аяты Аллаха. Мы читаем их тебе истинно, и ты - один из посланников.
Ey Peygamber! İşte bu sana okuduğumuz, verdiği haberlerde doğruluk, koyduğu hükümlerde adalet içeren, apaçık beyan edilmiş Allah'ın ayetleridir. Hiç şüphesiz sen de âlemlerin Rabbinin gönderdiği peygamberlerdensin.
2:253Страница 42
۞ تِلۡكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖۘ مِّنۡهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُۖ وَرَفَعَ بَعۡضَهُمۡ دَرَجَٰتٖۚ وَءَاتَيۡنَا عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدۡنَٰهُ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِۗ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخۡتَلَفُواْ فَمِنۡهُم مَّنۡ ءَامَنَ وَمِنۡهُم مَّن كَفَرَۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقۡتَتَلُواْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ ٢٥٣
Таковы посланники. Одним из них Мы отдали предпочтение перед другими. Среди них были такие, с которыми говорил Аллах, а некоторых из них Аллах возвысил до степеней. Мы даровали Исе (Иисусу), сыну Марьям (Марии), ясные знамения и поддержали его Святым Духом (Джибрилем). Если бы Аллах пожелал, то следующие за ними поколения не сражались бы друг с другом после того, как к ним явились ясные знамения. Однако они разошлись во мнениях, одни из них уверовали, а другие не уверовали. Если бы Аллах пожелал, то они не сражались бы друг с другом, но Аллах вершит то, что пожелает.
İşte sana haber verdiğimiz bu elçilerimizin bazılarını bazılarına vahiyde, kendilerine tabi olan kimselerde ve derecelerinde üstün kıldık. Onlardan kimi ile Allah konuşmuştur. Örneğin Musa -aleyhisselam-. Kimini de yüksek derecelere eriştirmiştir. Bunun misali de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in insanlara gönderilmesiyle birlikte peygamberlik sona ermiş ve onun ümmeti diğer ümmetler üzerine fazilet bakımından üstün kılınmıştır. İsa -aleyhisselam-'a ise ölüleri diriltmek, körleri ve abraşlıları iyileştirmek gibi peygamberliğine delalet eden açık mucizeler verdik. Allah Teâlâ'nın emirlerini yerine getirmeye güç yetirebilmesi için onu Cebrail -aleyhisselam- ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine gelen apaçık delillerden sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler ve fırkalara bölündüler. Onlardan bir kısmı iman etti; bir kısmı da küfre girdi. Eğer Allah dileseydi, birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat Allah, dilediğini yapar. Allah dilediği kimseleri rahmeti ve fazileti ile imana iletir. Hidayet eder ve dilediği kimseleri de adaleti ve hikmeti ile saptırır.
2:254Страница 42
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خُلَّةٞ وَلَا شَفَٰعَةٞۗ وَٱلۡكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ٢٥٤
О те, которые уверовали! Делайте пожертвования из того, чем Мы наделили вас, до наступления дня, когда не будет ни торговли, ни дружбы, ни заступничества. А неверующие являются беззаконниками.
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve O'nun resulüne tabi olun. Size rızık olarak verdiğimiz çeşitli helal şeylerden kıyamet günü gelmeden önce (Allah yolunda) harcayın. O gün, insanın hiç bir fayda elde edebileceği alışverişin olmadığı, bu zorluk zamanında arkadaşlığın ve dostluğun fayda vermediği, aracılığın herhangi bir zararı savamadığı ve bir fayda veremediği bir gündür. O gün, ancak Allah'ın izin vermesinden sonra ve kendilerinden razı olduğu kimseler için bir fayda vardır. Kâfirler, Allah'a karşı nankörlük edip küfre girdiklerinden dolayı işte asıl zâlim olanlar onlardır.
2:255Страница 42
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيۡءٖ مِّنۡ عِلۡمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ ٢٥٥
Аллах - нет божества, кроме Него, Живого, Вседержителя. Им не овладевают ни дремота, ни сон. Ему принадлежит то, что на небесах, и то, что на земле. Кто станет заступаться перед Ним без Его дозволения? Он знает их будущее и прошлое. Они постигают из Его знания только то, что Он пожелает. Его Престол (Подножие Трона) объемлет небеса и землю, и не тяготит Его оберегание их. Он - Возвышенный, Великий.
Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmayandır. O; kamil bir hayata sahip olan ve kendisine ölümün ve bir eksikliğin asla ulaşmadığı el-Hayy'dır. O, kendi nefsi ile kaim olan ve yarattıklarının hepsinden müstağni olan (onlara hiçbir şekilde ihtiyaç duymayan) ve mahlukatın tamamının ise her halinde kendisine muhtaç olup O'nun ile kaim olduğu el-Kayyûm'dur. O'nu uyuklama ve uyku almaz. Bu O'nun hayatının ve kendi nefsi ile kaim oluşunun kemâli sebebiyledir. Göklerde ve yerdeki mülk tek başına O'nundur. O'nun izni olmadan O'nun katında hiç kimse şefaat edemez. (Ancak O'nun izninden ve razı olmasından sonra biri, başka bir kimse için şefaatçi olabilir) O, yarattığı kullarının işlerinde vuku bulan her şeyi bilendir ve aynı şekilde onların gelecekte karşılaşacakları ve meydana gelecek olan şeyleri de bilendir. Kullar, Allah'ın ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar ve kuşatamazlar. Ancak Allah'ın kendilerine izin verdiği kadarını kavrayabilirler. O'nun kürsüsü -burası Rabb Teâlâ'nın ayaklarını koyduğu yerdir- bütün genişliğine yüceliğine rağmen gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak ve bunları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O, zatı, kadri ve üstünlüğü ve galip oluşu ile yüce olandır. Mülkünde ve hükümranlığında azametli olandır.
2:256Страница 42
لَآ إِكۡرَاهَ فِي ٱلدِّينِۖ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشۡدُ مِنَ ٱلۡغَيِّۚ فَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسۡتَمۡسَكَ بِٱلۡعُرۡوَةِ ٱلۡوُثۡقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَاۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ٢٥٦
Нет принуждения в религии. Прямой путь уже отличился от заблуждения. Кто не верует в тагута, а верует в Аллаха, тот ухватился за самую надежную рукоять, которая никогда не сломается. Аллах - Слышащий, Знающий.
İslam dinine girişte herhangi bir kimseye zorlama yoktur. Çünkü İslam; apaçık ve hak dindir. Hiç kimsenin (dine girmek için) zorlanmasına ihtiyacı yoktur. Hak yol batıl yoldan ayrılmıştır. Kim, Allah'ın dışında ibadet edilen her şeyi reddeder ve onlardan uzak durur ve tek olan Allah'a iman ederse kıyamet günü kurtuluşa erinceye kadar kopmayacak olan en güçlü vesile ile İslam dinine yapışmış ve tutunmuş olur. Allah, kullarının söylediklerini hakkıyla işiten, yaptıklarını hakkıyla gören (kıyamet günü kullarına) yapmış oldukları şeylerin karşılığını verecek olandır.
2:257Страница 43
ٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَوۡلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخۡرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِۗ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ ٢٥٧
Аллах - Покровитель тех, которые уверовали. Он выводит их из мраков к свету. А покровителями и помощниками неверующих являются тагуты, которые выводят их из света к мракам. Они являются обитателями Огня и пребудут там вечно.
Allah, kendisine iman edenleri dost edinir, onları başarılı kılar ve onlara yardım eder. Onları küfrün ve cehaletin karanlıklarından imanın ve ilmin nuruna çıkarır. Kâfirlerin dostları, Allah'a ortak koşulan ortaklar ve putlardır. Onlara küfrü süslü göstermişlerdir. Onları imanın ve ilmin nurundan, küfrün ve cehaletin karanlıklarına çıkarırlar. İşte bunlar cehennem ehlidirler ve orada ebedî bir şekilde kalacaklardır.
2:258Страница 43
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِي حَآجَّ إِبۡرَٰهِـۧمَ فِي رَبِّهِۦٓ أَنۡ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلۡمُلۡكَ إِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّيَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحۡيِۦ وَأُمِيتُۖ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأۡتِي بِٱلشَّمۡسِ مِنَ ٱلۡمَشۡرِقِ فَأۡتِ بِهَا مِنَ ٱلۡمَغۡرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِي كَفَرَۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ٢٥٨
Не знаешь ли ты о том, кто спорил с Ибрахимом (Авраамом) относительно его Господа, поскольку Аллах даровал ему царство? Ибрахим (Авраам) сказал ему: «Мой Господь - Тот, Кто дарует жизнь и умерщвляет». Он сказал: «Я дарую жизнь и умерщвляю». Ибрахим (Авраам) сказал: «Аллах заставляет солнце восходить на востоке. Заставь же его взойти на западе». И тогда тот, кто не уверовал, пришел в замешательство. Аллах не ведет прямым путем несправедливых людей.
Ey Peygamber! İbrahim -aleyhisselam- ile Allah'ın rububiyeti ve tevhidi hakkında tartışıp çekişen şu azgın adamın cüretkârlığından daha çok şaşılacak bir şey gördün mü? Bu azgın adamdan bu cüretkâr tavır meydana gelmiştir. Çünkü o, Allah'ın kendisine mülk verdiği bir kimsedir. İbrahim -aleyhisselam- ona, Rabbinin sıfatlarını açıklayarak şöyle demiştir: "Benim Rabbim yaratılmış olan varlıkları yaşatan ve onları öldürendir." Azgın olan o kimse ise inat ile; "İstediğimi öldürüp istediğimi bağışlayarak ben de öldürür ve yaşatırım." dedi. Bunun üzerine İbrahim -aleyhisselam- ona, daha büyük bir delil ile geldi ve şöyle dedi: "Muhakkak ki benim Rabbim güneşi doğduğu yerden getirir, sen de güneşi batıdan getirsene!" dedi. Bu güçlü ve üstün gelen delil karşısında azgın kimse şaşırdı ve kesiliverdi. Allah, zulümleri ve azgınlıkları sebebi ile zalimleri kendi yolunu tutmak hususunda muvaffak kılmaz.
2:259Страница 43
أَوۡ كَٱلَّذِي مَرَّ عَلَىٰ قَرۡيَةٖ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحۡيِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِاْئَةَ عَامٖ ثُمَّ بَعَثَهُۥۖ قَالَ كَمۡ لَبِثۡتَۖ قَالَ لَبِثۡتُ يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۖ قَالَ بَل لَّبِثۡتَ مِاْئَةَ عَامٖ فَٱنظُرۡ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمۡ يَتَسَنَّهۡۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجۡعَلَكَ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِۖ وَٱنظُرۡ إِلَى ٱلۡعِظَامِ كَيۡفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكۡسُوهَا لَحۡمٗاۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعۡلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ ٢٥٩
Или над тем, кто проходил мимо селения, разрушенного до основания? Он сказал: «Как Аллах воскресит это после того, как все это умерло?». Аллах умертвил его на сто лет, а затем оживил и сказал: «Сколько ты пробыл здесь?». Он сказал: «Я пробыл день или часть дня». Он сказал: «Нет, ты пробыл сто лет. Посмотри на свою еду и воду: они даже не изменились. И посмотри на своего осла. Мы непременно сделаем тебя знамением для людей. Посмотри же, как Мы соберем кости, а затем покроем их мясом». Когда это было показано ему, он сказал: «Я знаю, что Аллах способен на всякую вещь».
Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış, sakinleri helak olmuş ve ıssız hale gelmiş bir köye uğrayan kimsenin halini gördün mü? Bu adam şaşkınlık ile şöyle demişti: "Ölümünden sonra bu köy halkını Allah nasıl diriltecek?" Böylece Allah, bu adamı yüz yıl öldürdü ve sonra diriltip ona: "Kaç yıl ölü olarak kaldın?" diye sordu. O, cevaben şöyle dedi: "Bir gün yahut daha az" Allah, ona: "Hayır, aksine tam yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak ki değişikler en çabuk yiyecek ve içecekte olmasına rağmen o bulunduğu hal üzere kalmış ve henüz bozulmamıştır. Ve ölü eşeğine de bak. Seni insanlara onlar öldükten sonra tekrar diriltileceklerine dair açık bir delil kılacağız." dedi. "Şimdi sen eşeğinin birbirinden ayrılıp uzaklaşmış olan kemiklerine bak, onları nasıl kaldırıyor ve birbirine geçirip düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyor ve böylece ondaki hayatı nasıl geri döndürüyoruz." dedi. Adam bunu görünce onun için işin hakikati ortaya çıktı ve Allah'ın kudretini anlayıp itiraf ederek dedi ki: "Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dedi.
2:260Страница 44
وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِي كَيۡفَ تُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ قَالَ أَوَلَمۡ تُؤۡمِنۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطۡمَئِنَّ قَلۡبِيۖ قَالَ فَخُذۡ أَرۡبَعَةٗ مِّنَ ٱلطَّيۡرِ فَصُرۡهُنَّ إِلَيۡكَ ثُمَّ ٱجۡعَلۡ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٖ مِّنۡهُنَّ جُزۡءٗا ثُمَّ ٱدۡعُهُنَّ يَأۡتِينَكَ سَعۡيٗاۚ وَٱعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ ٢٦٠
Вот сказал Ибрахим (Авраам): «Господи! Покажи мне, как Ты оживляешь покойников». Он сказал: «Разве ты не веруешь?». Он сказал: «Конечно! Но я хочу, чтобы мое сердце успокоилось». Он сказал: «Возьми четырех птиц, зарежь их, прижав к себе, и положи по кусочку на каждом холме. А потом позови их, и они стремительно явятся к тебе. И знай, что Аллах - Могущественный, Мудрый».
Ey Peygamber! İbrahim -aleyhisselam-'ın Rabb’ine; "Ey Rabbim! bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster? dediğini hatırla. Allah ona: Yoksa buna inanmadın mı? dedi. İbrahim -aleyhisselam-:İnandım, kesinlikle iman ettim. Fakat kalbimin daha çok tatmin olması için istiyorum, dedi. Yüce Allah, ona emrederek şöyle buyurdu: "Yanına dört çeşit kuş al, sonra onları kesip parçala, ardından etrafındaki her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Onlara canları geri dönmüştür. Ey İbrahim! Bil ki Allah mülkünde Azîz'dir, işinde, şeriatinde ve yaratmasında hakîm olandır, buyurdu.
2:261Страница 44
مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتۡ سَبۡعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنۢبُلَةٖ مِّاْئَةُ حَبَّةٖۗ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ ٢٦١
Притчей о тех, кто расходует свое имущество на пути Аллаха, является притча о зерне, из которого выросло семь колосьев, и в каждом колосе - по сто зерен. Аллах увеличивает награду, кому пожелает. Аллах - Объемлющий, Знающий.
Mallarını Allah yolunda harcayan müminlerin örneği, bir çiftçinin verimli bir araziye ektiği yedi başak bitiren bir tane gibidir. Her başakta yüz tane vardır. Allah kullarından dilediğine sevaplarını kat kat, hesapsızca ve bol olarak verir. Allah, ihsanı bol olan ve çokça sevap almayı hak eden kullarını hakkıyla bilendir.
2:262Страница 44
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتۡبِعُونَ مَآ أَنفَقُواْ مَنّٗا وَلَآ أَذٗى لَّهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٢٦٢
Тем, кто расходует свое имущество на пути Аллаха и не сопровождает свои пожертвования попреками и оскорблениями, уготована награда у их Господа. Они не познают страха и не будут опечалены.
Mallarını Allah'a itaat etme ve O'nun rızasını kazanmak uğrunda harcayıp, bu çabalarından sonra yaptıklarının sevabını boşa çıkaracak, başa kakma ve minnet altında bırakma gibi davranışlarda bulunmayanların mükâfatları Rableri katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda da onlara bir korku yoktur. Onlar elde ettikleri yüce nimetlerden dolayı geçmişte olanlara üzülmeyeceklerdir.
2:263Страница 44
۞ قَوۡلٞ مَّعۡرُوفٞ وَمَغۡفِرَةٌ خَيۡرٞ مِّن صَدَقَةٖ يَتۡبَعُهَآ أَذٗىۗ وَٱللَّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٞ ٢٦٣
Доброе слово и прощение лучше милостыни, за которой следует обидный попрек. Аллах - Богатый, Выдержанный.
Müminin kalbine mutluluk veren güzel söz ve sana kötülük yapanı affetmen; sadaka verilen kimseye, verilen sadakanın başa kakılması ve incitme ile verilen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah'ın, kullarına ihtiyacı yoktur ve O, kullarını cezalandırmakta acele etmeyendir.
2:264Страница 44
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُبۡطِلُواْ صَدَقَٰتِكُم بِٱلۡمَنِّ وَٱلۡأَذَىٰ كَٱلَّذِي يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۖ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفۡوَانٍ عَلَيۡهِ تُرَابٞ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٞ فَتَرَكَهُۥ صَلۡدٗاۖ لَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّمَّا كَسَبُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٢٦٤
О те, которые уверовали! Не делайте ваши подаяния тщетными своими попреками и оскорблениями, подобно тому, кто расходует свое имущество ради показухи и не веруют при этом в Аллаха и в Последний день. Притчей о нем является притча о гладкой скале, покрытой слоем земли. Но вот выпал ливень и оставил скалу голой. Они не властны ни над чем из того, что приобрели. Аллах не ведет прямым путем неверующих людей.
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Başa kakmak suretiyle eziyet ederek sadakalarınızın sevabını ifsat etmeyin. Böyle yapanların misali insanların onu görmesi ve övmesi için malını sarf eden kimseye benzer. O kimse kâfir bir kimsedir. Allah'a ve Kıyamet gününe iman etmez ve Kıyamet günündeki sevap ve cezaya da iman etmez. Bunun misali; üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer. Bu kayaya sağanak bir yağmur isabet ettiğinde onun üzerindeki toprağı alıp götürür ve böylece o kaya, üzerinde hiçbir şey olmayan bir kaya haline gelir. İşte riya yapanların amellerinin ve vermiş oldukları sadakaların sevaplarının gidişi de böyledir. Böyle kimseler için Allah katında amellerinden hiçbir şey kalmaz. Allah kâfirlere hidayet etmez. Onları rızasına, onlara fayda verecek olan amellere ve infak etmeye ulaştırmaz.
2:265Страница 45
وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمُ ٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِ ٱللَّهِ وَتَثۡبِيتٗا مِّنۡ أَنفُسِهِمۡ كَمَثَلِ جَنَّةِۭ بِرَبۡوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٞ فَـَٔاتَتۡ أُكُلَهَا ضِعۡفَيۡنِ فَإِن لَّمۡ يُصِبۡهَا وَابِلٞ فَطَلّٞۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٌ ٢٦٥
Притчей о тех, которые расходуют свое имущество, чтобы снискать довольство Аллаха и укрепить себя, является притча о саде на холме. Если его оросит ливень, он приносит плоды вдвойне. Если же его не оросит ливень, то ему бывает достаточно моросящего дождя. Аллах видит то, что вы совершаете.
Nefisleri sıdk ile mutmain olmuş bir şekilde mallarını Allah'ın hoşnutluğunu talep etmek ve içlerindeki imanı sağlamlaştırmak için sarf edenlerin durumu ise, bir tepe üzerindeki bahçenin durumu gibidir. Bol yağmur isabet edince meyvelerini kat kat verir. Bol yağmur yağmazsa hafif bir yağmur yağsa, toprağının güzel olması sebebi ile bu ona yeter. İşte ihlas sahibi kimselerin harcamalarını Allah böyle kabul eder ve onların harcamaları az dahi olsa Allah onların ecirlerini kat kat verir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. İhlas sahibi kimselerin ve riya yapan kimselerin durumu Allah'a gizli kalmaz. O, herkese hak ettiğinin karşılığını verendir.
2:266Страница 45
أَيَوَدُّ أَحَدُكُمۡ أَن تَكُونَ لَهُۥ جَنَّةٞ مِّن نَّخِيلٖ وَأَعۡنَابٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ لَهُۥ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَأَصَابَهُ ٱلۡكِبَرُ وَلَهُۥ ذُرِّيَّةٞ ضُعَفَآءُ فَأَصَابَهَآ إِعۡصَارٞ فِيهِ نَارٞ فَٱحۡتَرَقَتۡۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَتَفَكَّرُونَ ٢٦٦
Захочет ли кто-нибудь из вас, если у него будет сад из финиковых пальм и виноградника, в котором текут реки и растут всякие плоды, чтобы его сад был поражен огненным вихрем и сгорел, когда его постигнет старость, а его дети будут еще слабы? Так Аллах разъясняет вам знамения, - быть может, вы поразмыслите.
Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından tatlı sular akan ve kendisi için orada her çeşit güzel meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, sonra buranın sahibine kendisi bakıma muhtaç ve çalışamayan durumda olan çoluk çocuğu varken ihtiyarlık gelip çatsın. Bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek bahçesinin tamamını yakıp kül etsin! Hâlbuki o, buna kendisinin yaşlılığında ve çocuklarının acizliğinde en çok ihtiyaç duyar bir haldedir. İşte malını insanlara gösteriş yapmak için sarf eden kimsenin durumu bu adamın durumu gibidir ki; o kıyamet günü Allah'ın huzuruna iyi amelleri olmadan gelir. Hâlbuki onun, iyi amellere en çok ihtiyaç duyduğu zaman Kıyamet günüdür. İşte Allah, bu örnekteki açıklamada olduğu gibi dünya ve ahirette size faydası olan şeyleri açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.
2:267Страница 45
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبۡتُمۡ وَمِمَّآ أَخۡرَجۡنَا لَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِۖ وَلَا تَيَمَّمُواْ ٱلۡخَبِيثَ مِنۡهُ تُنفِقُونَ وَلَسۡتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغۡمِضُواْ فِيهِۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ ٢٦٧
О те, которые уверовали! Делайте пожертвования из приобретенных вами благ и того, что Мы взрастили для вас на земле, и не стремитесь раздать в качестве пожертвования дурное, чего бы вы сами не взяли, пока не зажмурили глаза. И знайте, что Аллах - Богатый, Достохвальный.
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve O'nun resulüne tabi olun. Kazandıklarınızın helal olanların iyilerinden ve yerden size çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Sakın bunların kötülerinden infak etmeyin. Size verildiğinde, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Size verildiğinde kendinizin kabul etmeyeceği bir şeye nasıl olur da Allah için razı oluyorsunuz. Biliniz ki Allah zengindir. Sizin verdiklerinize muhtaç değildir, zatında ve fiillerinde övgüye layık olandır.
2:268Страница 45
ٱلشَّيۡطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلۡفَقۡرَ وَيَأۡمُرُكُم بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغۡفِرَةٗ مِّنۡهُ وَفَضۡلٗاۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٞ ٢٦٨
Дьявол угрожает вам бедностью и велит творить мерзость. Аллах же обещает вам прощение от Него и милость. Аллах - Объемлющий, Знающий.
Şeytan sizi, fakirlik ile korkutur ve size cimriliği telkin eder. Yine size günah işlemeyi ve masiyeti emreder. Allah ise size, büyük bir bağışlanma ve bol rızık vadeder. Allah fazlı geniş olan ve kullarının hallerini hakkıyla bilendir.
2:269Страница 45
يُؤۡتِي ٱلۡحِكۡمَةَ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُؤۡتَ ٱلۡحِكۡمَةَ فَقَدۡ أُوتِيَ خَيۡرٗا كَثِيرٗاۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٢٦٩
Он дарует мудрость, кому пожелает, и тот, кому дарована мудрость, награжден великим благом. Однако поминают назидание только обладающие разумом.
Allah, dilediği kuluna sözde doğruluğu ve amelde doğru hal üzere olmayı nasip eder. Kime bunlar verilmiş ise, ona pek çok hayır verilmiştir. Allah'ın ayetlerini ancak, kamil akıl sahipleri düşünürler ve O'nun ayetlerinden ibret alırlar. Böylece onlar, bu şekilde ayetlerin nuru ile aydınlanırlar ve doğru yola iletilirler.
2:270Страница 46
وَمَآ أَنفَقۡتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوۡ نَذَرۡتُم مِّن نَّذۡرٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُهُۥۗ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارٍ ٢٧٠
Что бы вы ни потратили, какой бы обет вы ни дали, Аллах знает об этом. Но для беззаконников нет помощников.
Allah'ın rızasını kazanmak kastı ile az ya da çok olarak yaptığınız her harcama yahut sizlere farz olmamasına rağmen kendiliğinizden, isteyerek yerine getirdiğiniz hayırlı nafile ameller yüce Allah tarafından bilinmektedir. O'nun katında bunlardan hiçbir şey zayi olmaz. O, bunların karşılığını en büyük şekilde verecektir. Üzerlerine farz olan sorumlulukları yerine getirmeyen ve Allah'ın sınırlarını aşan zalimlerin kıyamet günü kendilerinden azabı savacak hiç bir yardımcıları yoktur.
2:271Страница 46
إِن تُبۡدُواْ ٱلصَّدَقَٰتِ فَنِعِمَّا هِيَۖ وَإِن تُخۡفُوهَا وَتُؤۡتُوهَا ٱلۡفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۚ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّـَٔاتِكُمۡۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٞ ٢٧١
Если вы раздаете милостыню открыто, то это прекрасно. Но если вы скрываете это и раздаете ее неимущим, то это еще лучше для вас. Он простит вам некоторые из ваших прегрешений. Аллах ведает о том, что вы совершаете.
Sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan vermeniz güzeldir. Sadakaları gizliden vermeniz ise açıktan vermenizden daha hayırlıdır. Çünkü bu ihlasa daha yakındır. İhlaslı kimselerin sadakaları, onların günahlarının örtülmesine ve bağışlanması sebep olur. Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilir. Sizin hallerinizden hiçbir şey ona gizli kalmaz.
2:272Страница 46
۞ لَّيۡسَ عَلَيۡكَ هُدَىٰهُمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يَشَآءُۗ وَمَا تُنفِقُواْ مِنۡ خَيۡرٖ فَلِأَنفُسِكُمۡۚ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ ٱللَّهِۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِنۡ خَيۡرٖ يُوَفَّ إِلَيۡكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تُظۡلَمُونَ ٢٧٢
Вести их прямым путем - не твоя обязанность, ибо Аллах ведет прямым путем, кого пожелает. Все, что вы расходуете, идет на пользу вам самим. Вы расходуете это только из стремления к Лику Аллаха. Какое бы добро вы ни израсходовали, вам воздастся сполна, и с вами не поступят несправедливо.
Ey peygamber! İnsanların hakkı kabul etmeleri, hakka boyun eğmeleri ve buna gelmeleri için onları doğru yola iletmek sana ait değildir. Sana düşen ancak onlara bu hakkı göstermen ve onlara hakkı öğretmendir. Hakkı kabul hususundaki muvaffakiyet ve hidayete iletilmek Allah'ın elindedir. Allah, dilediğini doğru yola iletir. Hayır olarak harcadıklarınızın iyiliği size döner. Çünkü Allah'ın buna ihtiyacı yoktur. Yapacağınız hayırlar ancak Allah'ın rızasını kazanmak için olmalıdır. Gerçek müminler, sadece Allah'ın rızasını kazanmak için infak ederler. Hayır olarak verdiğiniz az ya da çok ne varsa; karşılığı size tam olarak eksiksiz bir şekilde verilir. Muhakkak ki Allah hiç kimseye zulmetmez.
2:273Страница 46
لِلۡفُقَرَآءِ ٱلَّذِينَ أُحۡصِرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسۡتَطِيعُونَ ضَرۡبٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ يَحۡسَبُهُمُ ٱلۡجَاهِلُ أَغۡنِيَآءَ مِنَ ٱلتَّعَفُّفِ تَعۡرِفُهُم بِسِيمَٰهُمۡ لَا يَسۡـَٔلُونَ ٱلنَّاسَ إِلۡحَافٗاۗ وَمَا تُنفِقُواْ مِنۡ خَيۡرٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ ٢٧٣
Милостыня полагается неимущим, которые задержаны на пути Аллаха или не могут передвигаться по земле. Неосведомленный считает их богачами по причине их скромности. Ты узнаешь их по приметам: они не выпрашивают у людей милостыню настойчиво. Какое бы добро вы ни израсходовали, Аллах знает об этом.
Allah yolunda cihat etmeleri rızık olarak bir şeyler bulmak için yolculuğa çıkmalarına engel olan fakirler için de malınızdan bir pay ayırın. Onların durumundan haberdar olmayan kimseler iffetlerinden dolayı isteyemedikleri için bu fakirleri zengin zannederler. Onları tanıyan kimseler ise, üzerlerinde ve kıyafetlerinde ihtiyaç sahibi olduklarına dair açıkça görülen işaretler ile onları bilirler. Onların özelliklerinden biri de ihtiyaçlarını insanlardan ısrarla isteyen diğer fakirler gibi değildirler. Allah, sizin mallarınızdan ve diğer şeylerinizden infak ettiklerinizi hakkı ile bilir. Allah size bu yaptıklarınızın karşılığını büyük bir ecir olarak verecektir.
2:274Страница 46
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُم بِٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ فَلَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٢٧٤
Тем, кто расходует свое имущество ночью и днем, тайно и явно, уготована награда у их Господа. Они не познают страха и не будут опечалены.
Allah'ın rızasını kazanmak için mallarını riya ve gösteriş olmaksızın gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükâfatları kıyamet günü Allah katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda onlara korku yoktur. Onlar, Allah'tan bir fazilet ve nimet olarak dünyada gelip geçen şeylere de üzülmezler.
2:275Страница 47
ٱلَّذِينَ يَأۡكُلُونَ ٱلرِّبَوٰاْ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِي يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ مِنَ ٱلۡمَسِّۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡبَيۡعُ مِثۡلُ ٱلرِّبَوٰاْۗ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلۡبَيۡعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰاْۚ فَمَن جَآءَهُۥ مَوۡعِظَةٞ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمۡرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِۖ وَمَنۡ عَادَ فَأُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ ٢٧٥
Те, которые пожирают лихву, восстанут, как восстает тот, кого дьявол поверг своим прикосновением. Это потому, что они говорили: «Воистину, торговля подобна лихоимству». Но Аллах дозволил торговлю и запретил лихоимство. Если кто-нибудь из них после того, как к нему явится увещевание от его Господа, прекратит, то ему будет прощено то, что было прежде, и его дело будет в распоряжении Аллаха. А кто вернется к этому, те станут обитателями Огня, в котором они пребудут вечно.
Faiz yiyenler ve faizle çalışanlar, kıyamet günü kabirlerinden Şeytan çarpmış kimselerin düşüp kalkması gibi kalkarlar. Bu; onların faiz yemeyi helal saymaları ve faiz ile Allah'ın helal kıldığı alım-satımın arasını ayırmamaları sebebiyledir. Onlar:"Zaten alışveriş de faiz gibidir" dediler. Çünkü bunlara göre her ikisinde de malın artması vardır. Bundan dolayı Allah, onların sözünü reddetmiştir. Allah Teâlâ onların bu kıyaslarını ve yalanlarını boşa çıkarmış ve alım-satımı, içinde genel ve özel faideler olması sebebi ile helal kıldığını açıklamıştır. Faizi ise; insanların mallarını haksız olarak ve zulüm ile bir karşılık olmaksızın yemeyi içerdiği için haram kılmıştır. Artık kime, Rabbinin katından içerisinde faizden sakındıran ve bundan yasaklayan öğüdü ulaşmışsa o kimse faize son versin ve bundan dolayı Allah'a tevbe etsin. O kimsenin tevbe etmeden önce faiz yoluyla aldıkları sebebiyle kendisine bir günah yoktur ve artık gelecekte onun işi Allah'a kalmıştır. Artık her kim de Allah'ın yasaklamasından sonra tekrar faiz yemeye dönecek olursa, bu kimseye delil ulaşmış ve hüccet ikame olunmuştur. Cehennem'e girmeyi ve ebedi kalmayı haketmiştir. Bu ebedi kalmaktan kasıt faizi helal görererek yemek ya da Cehennem'de uzun bir müddet kalmaktır. Muhakkak ki, ebedi bir şekilde kalmak sadece kâfirler içindir. Tevhid ehline gelince Cehennem'de ebedi olarak bırakılmayacaklardır.
2:276Страница 47
يَمۡحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰاْ وَيُرۡبِي ٱلصَّدَقَٰتِۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ ٢٧٦
Аллах уничтожает лихву и приумножает пожертвования. Аллах не любит всяких неблагодарных (или неверующих) грешников.
Allah, faizden gelen malı somut olarak telef eder yahut soyut anlamda içerisindeki bereketi alıp, giderir. Sadakaların ise karşılığını kat kat vererek arttırır ve sadaka verenlerin mallarını çoğaltır. Her iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık bulur. Sadaka verenlerin mallarına bereket verir. Allah, hiçbir inatçı, haramı helal sayan, isyana ve günah işlemeye devam eden kâfiri sevmez.
2:277Страница 47
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٢٧٧
Воистину, тем, которые уверовали и вершили праведные деяния, совершали намаз и выплачивали закят, уготована награда у их Господа. Они не познают страха и не будут опечалены.
Şüphesiz Allah'a iman edip resulüne tabi olanlar, salih amel işleyenler, namazı Allah'ın emrettiği gibi tam bir şekilde kılanlar ve zekâtı hak eden kimselere verenler için Rableri katında mükâfatları vardır. Karşılaşacakları şeylere dair onlar için bir korku yoktur ve onlar gelip geçen dünya ve onun nimetleri hususunda da mahzun olmayacaklardır.
2:278Страница 47
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَذَرُواْ مَا بَقِيَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓاْ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٢٧٨
О те, которые уверовали! Бойтесь Аллаха и не берите оставшуюся часть лихвы, если только вы являетесь верующими.
Ey Allah’a iman eden ve resulüne uyanlar! Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'tan korkun. Gerçekten müminler iseniz Allah'ın yasaklamış olduğu faizi ve insanların yanında size ait olan faiz mallarından geri kalanı istemeyi bırakın.
2:279Страница 47
فَإِن لَّمۡ تَفۡعَلُواْ فَأۡذَنُواْ بِحَرۡبٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۖ وَإِن تُبۡتُمۡ فَلَكُمۡ رُءُوسُ أَمۡوَٰلِكُمۡ لَا تَظۡلِمُونَ وَلَا تُظۡلَمُونَ ٢٧٩
Но если вы не сделаете этого, то знайте, что Аллах и Его Посланник объявляют вам войну. А если вы раскаетесь, то вам останется ваш первоначальный капитал. Вы не поступите несправедливо, и с вами не поступят несправедливо.
Eğer emrolunduğunuz şeyi yapmazsanız, bunun Allah’a ve elçisine karşı açılmış bir savaş olduğunu kesinlikle bilin. Şayet Allah'a tövbe eder ve faizi terk ederseniz, borç verdiğiniz ana paranız sizindir. Böylece ana paranızın üzerine ilave olarak bir şey almamak sureti ile kimseye zulmetmemiş ve malın eksiltilmemesi ile de zulme uğramamış olursunuz.
2:280Страница 47
وَإِن كَانَ ذُو عُسۡرَةٖ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيۡسَرَةٖۚ وَأَن تَصَدَّقُواْ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٢٨٠
Если должник находится в трудном положении, то дайте ему отсрочку, пока его положение не улучшится. Но дать милостыню будет лучше для вас, если бы вы только знали!
Eğer verdiğiniz borcunuzu kendisinden istediğiniz kimse darda ve borcunu ödeyemiyor ise, mal elde edip eli genişleyinceye ve borcunu ödeyinceye kadar ona mühlet verin. Verdiğiniz şeyi almayıp, istemeyi bırakmak sureti ile yahut da bir kısmını sadaka olarak bağışlarsanız, biliniz ki bunun fazileti Allah Teâlâ katındadır.
2:281Страница 47
وَٱتَّقُواْ يَوۡمٗا تُرۡجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِۖ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٢٨١
Бойтесь того дня, когда вы будете возвращены к Аллаху. Тогда каждый человек сполна получит то, что приобрел, и с ними не поступят несправедливо.
Hepiniz, Allah’a döndürüleceğiniz o günün azabından korkun. O gün; siz O'nun huzurunda duracaksınız. Sonra herkese hayır ve şer olarak kazandığının karşılığı verilir. Ne sevaplarınızın eksiltilmesi ile ve ne de günahlarınıza karşılık olan cezanızın artırılması ile zulme uğratılmazsınız.
2:282Страница 48
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيۡنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى فَٱكۡتُبُوهُۚ وَلۡيَكۡتُب بَّيۡنَكُمۡ كَاتِبُۢ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَلَا يَأۡبَ كَاتِبٌ أَن يَكۡتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُۚ فَلۡيَكۡتُبۡ وَلۡيُمۡلِلِ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبۡخَسۡ مِنۡهُ شَيۡـٔٗاۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِي عَلَيۡهِ ٱلۡحَقُّ سَفِيهًا أَوۡ ضَعِيفًا أَوۡ لَا يَسۡتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلۡيُمۡلِلۡ وَلِيُّهُۥ بِٱلۡعَدۡلِۚ وَٱسۡتَشۡهِدُواْ شَهِيدَيۡنِ مِن رِّجَالِكُمۡۖ فَإِن لَّمۡ يَكُونَا رَجُلَيۡنِ فَرَجُلٞ وَٱمۡرَأَتَانِ مِمَّن تَرۡضَوۡنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحۡدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحۡدَىٰهُمَا ٱلۡأُخۡرَىٰۚ وَلَا يَأۡبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُواْۚ وَلَا تَسۡـَٔمُوٓاْ أَن تَكۡتُبُوهُ صَغِيرًا أَوۡ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقۡوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدۡنَىٰٓ أَلَّا تَرۡتَابُوٓاْ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةٗ تُدِيرُونَهَا بَيۡنَكُمۡ فَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحٌ أَلَّا تَكۡتُبُوهَاۗ وَأَشۡهِدُوٓاْ إِذَا تَبَايَعۡتُمۡۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٞ وَلَا شَهِيدٞۚ وَإِن تَفۡعَلُواْ فَإِنَّهُۥ فُسُوقُۢ بِكُمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ ٢٨٢
О те, которые уверовали! Если вы заключаете договор о долге на определенный срок, то записывайте его, и пусть писарь записывает его справедливо. Писарь не должен отказываться записать его так, как его научил Аллах. Пусть он пишет, и пусть берущий взаймы диктует и страшится Аллаха, своего Господа, и ничего не убавляет из него. А если берущий взаймы слабоумен, немощен или не способен диктовать самостоятельно, пусть его доверенное лицо диктует по справедливости. В качестве свидетелей призовите двух мужчин из вашего числа. Если не будет двух мужчин, то одного мужчину и двух женщин, которых вы согласны признать свидетелями, и если одна из них ошибется, то другая напомнит ей. Свидетели не должны отказываться, если их приглашают. Не тяготитесь записать договор, будь он большим или малым, вплоть до указания его срока. Так будет справедливее перед Аллахом, убедительнее для свидетельства и лучше для избежания сомнений. Но если вы заключаете наличную сделку и расплачиваетесь друг с другом на месте, то на вас не будет греха, если вы не запишите ее. Но призывайте свидетелей, если вы заключаете торговый договор, и не причиняйте вреда писарю и свидетелю. Если же вы поступите так, то совершите грех. Бойтесь Аллаха - Аллах обучает вас. Аллах ведает о всякой вещи.
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Belirli bir süreye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman aranızdan bir kâtip onu doğru ve hak olarak yazsın. Kâtip, Allah'ın kendisine öğrettiği gibi şeriata uygun bir şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan kimse katibe yazdırsın. Böylece bu ondan borç aldığına dair bir onay olsun. Borçlu kimse, Rabbinden korksun ve borcunun türünden, miktarından ve sıfatından herhangi bir şeyi eksiltmesin. Eğer borçlu kimse küçük olması yahut akılsız, deli olması sebebiyle yahut da dilsiz olması ve benzeri sebeple bunu yapamıyorsa, ondan sorumlu olan velisi hak ve insaf ile bunu yazdırsın. Borcu yazmak için adil ve akıl sahibi iki erkek şahit getirin. Eğer iki erkek bulamazsanız, bir erkek ve iki kadın şahit getirin. Kendilerinden din ve emanet hususunda razı olduğunuz bir erkek ve iki kadın şahit getirin. Eğer bu iki kadından biri unutacak olursa diğeri ona hatırlatsın. Şahitlerden borç ve borca dair şahitlik etmeleri istenirse bundan imtina edip, geri durmasınlar. Borcu belirlenen süreye kadar yazmaktan üşenmeyin. Borcu yazmak; Allah'ın dininde daha adaletli olan bir davranıştır ve şahitlerin şahitliğinin eda edilmesi için de tam olanıdır. Aynı şekilde şüpheyi ortadan kaldırmak için de en güzel olan budur. Borcunun türü, miktarı ve süresi hususundaki şüpheyi ortadan kaldırmak için de en doğru olan yol bu yoldur. Ancak aranızda yaptığınız alışverişin peşin bir ticaret olması ve malın bedelinin de hazır olması halinde ihtiyaç duyulmadığı için yazmayı bırakmanızda bir beis yoktur. Şahitlere ve borcu yazan kimselere bir zarar yoktur. Kendilerinden yazmaları ve şahitlik yapmaları istenen kimselere zarar vermeniz caiz değildir. Eğer sizden böyle bir şey sadır olursa bu Allah'a taatten çıkıp masiyete girmektir. Ey müminler! Allah'ın emirlerini yerine getirip ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Allah, dünya ve ahirette sizin yararınıza olacak olan şeyleri açıklamaktadır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
2:283Страница 49
۞ وَإِن كُنتُمۡ عَلَىٰ سَفَرٖ وَلَمۡ تَجِدُواْ كَاتِبٗا فَرِهَٰنٞ مَّقۡبُوضَةٞۖ فَإِنۡ أَمِنَ بَعۡضُكُم بَعۡضٗا فَلۡيُؤَدِّ ٱلَّذِي ٱؤۡتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلۡيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥۗ وَلَا تَكۡتُمُواْ ٱلشَّهَٰدَةَۚ وَمَن يَكۡتُمۡهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٞ قَلۡبُهُۥۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمٞ ٢٨٣
Если вы окажетесь в поездке и не найдете писаря, то назначьте залог, который можно получить в руки. Но если один из вас доверяет другому, то пусть тот, кому доверено, вернет доверенное ему и убоится Аллаха, своего Господа. Не скрывайте свидетельства. А у тех, кто скрывает его, сердце поражено грехом. Аллаху известно о том, что вы совершаете.
Eğer yolculukta iseniz ve sizin için borç belgesini yazacak olan bir kâtip de bulamamışsanız, hak sahibinin borç verdiği kimse borcunu ödeyinceye kadar bir güvence olarak borca karşılık rehin alması yeterlidir ve bu onun hakkıdır. Eğer birbirinize güvenirseniz verilen borç, borç verilen kimsenin zimmetinde bir emanettir. Kendisine güvenilen kimse borcunu ödesin. Borç alan kimsenin Allah'tan korkması ve aldığı borçtan hiçbir şeyi inkâr etmemesi gerekir. Eğer borç alan kimse borç aldığını inkâr edecek olursa, bu borç alıp verme olayına şahitlik eden kimse buna dair şahitliğini yerine getirsin. Şahit olan kimsenin şahitliğini gizlemesi caiz olmaz. Kim onu gizlerse, o mutlaka günahkâr ve fâcîr bir kalbe sahiptir. Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilendir. Hiçbir şey ona gizli kalmaz. O, yaptığınız amellere göre size hak etiğiniz karşılığı verecektir.
2:284Страница 49
لِّلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَإِن تُبۡدُواْ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ أَوۡ تُخۡفُوهُ يُحَاسِبۡكُم بِهِ ٱللَّهُۖ فَيَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ ٢٨٤
Аллаху принадлежит то, что на небесах, и то, что на земле. Обнаружите ли вы то, что в ваших душах, или утаите, Аллах предъявит вам счет за это. Он прощает, кого пожелает, и причиняет мучения, кому пожелает. Аллах способен на всякую вещь.
Göklerde ve yerde ne varsa bunların yaratılması, sahipliği ve idaresi tek olarak Allah'a aittir. Sizler kalplerinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah bunu bilir. Allah, bunun üzerine sizi hesaba çekecektir. İşte bundan sonra Allah, rahmeti ve fazlı ile dilediği kimseyi bağışlar. Adaleti ve hikmeti ile de dilediği kimseye azap eder. Allah her şeye kadirdir.
2:285Страница 49
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّن رُّسُلِهِۦۚ وَقَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ غُفۡرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ ٢٨٥
Посланник и верующие уверовали в то, что ниспослано ему от Господа. Все они уверовали в Аллаха, Его ангелов, Его Писания и Его посланников. Они говорят: «Мы не делаем различий между Его посланниками». Они говорят: «Слушаем и повинуемся! Твоего прощения мы просим, Господь наш, и к Тебе предстоит прибытие».
Resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbinden kendisine indirilen her şeye iman etmiştir. Müminler de. Hepsi de Allah’a, meleklerinin hepsine, peygamberlerine indirdiği kitaplarının hepsine ve Allah'ın gönderdiği resullerinin hepsine iman etmişlerdir ve şöyle demişlerdir: "Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırmayız" Şöyle dediler: "Bize emrettiğin ve bizi yasakladığın her şeyi işittik, bize emrettiklerini yapmak ve yasakladıklarından kaçınmak hususunda sana itaat ettik. Rabbimiz! Bizi bağışlamanı dileriz. Şüphesiz her işimizde dönüşümüz ancak sanadır.
2:286Страница 49
لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَهَا مَا كَسَبَتۡ وَعَلَيۡهَا مَا ٱكۡتَسَبَتۡۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذۡنَآ إِن نَّسِينَآ أَوۡ أَخۡطَأۡنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحۡمِلۡ عَلَيۡنَآ إِصۡرٗا كَمَا حَمَلۡتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلۡنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦۖ وَٱعۡفُ عَنَّا وَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَآۚ أَنتَ مَوۡلَىٰنَا فَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٢٨٦
Аллах не возлагает на человека сверх его возможностей. Ему достанется то, что он приобрел, и против него будет то, что он приобрел. Господь наш! Не наказывай нас, если мы позабыли или ошиблись. Господь наш! Не возлагай на нас бремя, которое Ты возложил на наших предшественников. Господь наш! Не обременяй нас тем, что нам не под силу. Будь снисходителен к нам! Прости нас и помилуй! Ты - наш Покровитель. Помоги же нам одержать верх над неверующими людьми.
Allah, bir kimseyi ancak güç yetirebileceği amellerden sorumlu tutar. Çünkü Allah'ın dini kolaylık üzerine bina edilmiştir ve O'nun dininde meşakkat yoktur. Kim hayırlı bir amel yaparsa ona yaptığı amelin sevabı eksiltilmeden verilir. Kötü amel işleyen kimseye de yaptığı kötü amelin karşılığı olarak günah vardır. Bu kimsenin günahını bir başkası yüklenmez. Peygamber ve Müminler, Rabbimiz! Eğer unutursak, bir işte hata yaparsak yahut kasıtsız olarak bir söz söyleyecek olursak bizden önce zulümleri sebebiyle cezalandırdığın Yahudiler gibi bizi de cezalandırma. Rabbimiz! Emirlerden ve yasaklardan gücümüzün yetmeyeceği ve bize meşakkat verecek şeyleri bize yükleme. Günahlarımızı bağışla. Bizi affet ve fazlın ile bize merhamet et. Sen bizim mevlamız ve yardımcımızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.
Текст: Quranic Universal Library (Tarteel) через spa5k/tafsir_api (MIT), в зафиксированной версии. Аяты: Quran Foundation. Источники и лицензии